Mesut Özbilir@mesutozbilir
Birkaç gündür sık sık önüme düşen bu görüntü ve "Torba kavram" metoduyla döndürülen pek çok manipülasyon hakkında yorumum soruluyor.
“Çalışan kadın” şeklinde bir torba kavramımız var. Bunun içine tarlada çalışan kadını atıyorlar, hemşireyi, doktoru atıyorlar, market kasiyerini, öğretmeni, terziyi, askeri, polisi, itfaiyeciyi, otobüs şoförünü atıyorlar... Aklınıza ne gelirse hepsinin içine boca edildiği bir “çalışan kadın” torbası oluşturmuşlar ve bu torba üzerinden argüman, daha doğrusu manipülasyon üreterek gelenekçi insanları hedefe koyuyorlar.
Şimdi bu torbayı bırakalım ve biz neye karşıyız, neye karşı değiliz netçe konuşalım:
I) Biz kadınların "para kazanmak zorunda olduğu" bir sosyo-ekonomiye karşıyız. 18-20 yaşlarında genç kızların sınavı kazanamadığı, atanamadığı, gelecek kaygısı güttüğü bir senaryoyu reddediyoruz.
II) Biz kadınların idareci ve yönetici olmasına karşıyız. Hz. Muhammed (s.a.s.) ve dört halifesi (r.a.) hiçbir kadını idare ve yönetim makamına getirmemiş, bundan sakındırmıştır. (Bu konuda getirilen üçüncül bile denmeyecek rivayetlerin hiçbir delil değeri yoktur.)
III) Kadınların erkeklerden daha yüksek sosyal ve ekonomik statü sahibi olması -şekil A'da görüldüğü üzere- evlilik müessesini çökertir. Hiçbir kadın kendisinden daha düşük statüde erkekle evlenmek istemez, hiçbir erkek de kendisinden daha yüksek statüde bir kadınla evlenmek istemez. Erkekler yoğunlukla daha ağır, kirli, riskli işlerde çalıştığından kadınlar daha kalbur üstü pozisyonlarda yükseldiğinden aradaki bu makas zorunlu olarak açılır. Konunun erkeklerin kendisini geliştirememesiyle ilgisi yoktur. (Dişil enerji- eril enerji mevzuu da büyük ölçüde çalışmakla değil, sosyal ve ekonomik statüyle ilgilidir.)
IV) Çocuklar aile ortamında ve anne maiyetinde büyümelidir.
V) İş ortamları kadın erkek karışık olup mahremiyet ihlal edilmekte, pek çok kurumda halvet meydana gelmektedir.
VI) Kadınların top yekûn iş hayatına girmesi ailelerin tek maaşla geçinmelerini muhal hale getirmiş, çalışmak istemeyen kadınları dahi iş hayatına zorlamıştır.
vs...
Gerekçelerimizi saydıktan sonra torbayı dökelim ve konumuzla ilgili olan tarlada çalışan kadınları konuşalım:
Kırsal hayattaki bu çalışma biçimi, modern plazalardaki veya yabancı ortamlardaki çalışma modelinden tamamen farklıdır. Bu kadınlar genellikle aile içi yardımlaşma, kolektif üretim veya mevsimlik yevmiye usulü çalışmaktadır. Dolayısıyla yukarıda saydığımız yapısal tehlikelerin (mahremiyet, halvet, aileden kopma vb.) çoğu burada mevcut değildir. Mevcut olduğu durumlar varsa, ona da karşıyız; bu kadar basit. Biz hiçbir kadının geçim derdiyle tarlada da ağır yükler altında ezilmesini istemeyiz.
Bizim kadın tasavvurumuz dinî ölçülerle sınırlıdır ve son derece açıktır; torba kavram manipülasyonu yaparak sağa sola atlamaya gerek yok.
Son olarak bu kadınların durumu sabah 6:30'da durakta bekleyen ve tıklım tıklım dolu bir vasıtayla itişe kakışa işe giden kadınlar kadar kötü değildir. Hatta kötü bile değildir. Biz de iki senedir tarla ekmeye başladık, ihtiyacımız yok ama hareket etmek, üretmek, toprakla iştigal etmek insanın ihtiyaç duyduğu temel şeylerdir. Spor salonuyla falan olmuyor, motive edici doğal bir şeylerle uğraşmak lazım. Böyle ortamlarınız varsa değerini bilin, sitedeki aklı evvellere uyup kötü hissetmeyin. Bugün ben de fideleri suladım yarın yengenizle çapa yapmaya gideceğiz inşallah. ;)
Bunun dışında bazı kadınların mizacı, kabiliyeti, mahareti, soy ve kültür durumu farklıdır. Sanat, ticaret, entelektüel faaliyet yapmaya yatkındır. Kadınlar bu alanlarda da makul ölçülerde olabilmelidir, ki bu nitelikler az sayıda insana nasip olan bir şey. Bazı yerlere kadın eli, kadın gözü, kadın zihni değmesi toplum için faydalıdır. Biz sadece üniversitelerin Kezban kolejine, iş hayatının yetişkin kreşine dönmesine karşıyız. Geride saydığım birey, aile ve toplum mekanizmasını temelden sarsan mevcut zemini onaylamıyoruz. Onun için torbayı döküp içindekileri iyice birbirinden ayırmak gerekir.
Evet, fikrim sorulduğu için küçük bir pencere açmaya çalıştım. Umarım faydalı olmuştur. Vesselam...