Türk Ortodoks Topluluğu@TurkOrthodox
Aslıhan Hanım haklıdır.
Hayvanlar Tanrı’nın güzel yaratıklarıdır; ancak hiçbir hayvanın hayatı, bir insanın, hele ki masum bir çocuğun canıyla eşdeğer tutulamaz.
Tanrı insanı tüm yaratılış üzerinde ontolojik olarak üstün kılmıştır.
Kutsal yaratılış hiyerarşisini (taxis) bozmak ancak kaos ve yıkım getirir.
Köpekler, insanın sadık dostu ve hizmetkârı olarak evcilleştirilmiştir.
Başıboş, sahipsiz köpek diye bir kavram, medeni alemde yoktur. Köpeğin yeri sokaklar, parklar veya çocukların oyun alanları değil; sahibi olan insanın yanıdır.
Başıboşluk, bir özgürlük değil, bir "düşmüşlük" (fallenness) belirtisidir. Kedilerin aksine köpekler başıboş kaldığında özellikle savunmasız insanların can güvenliği için tehdit oluşturabiliyorlar. Bu nedenle sokaklarda kontrolsüzce gezen köpekler olmamalıdır.
Ortodoks Hristiyan inancına göre her can kıymetlidir, ancak her şey kendi yerinde ve hiyerarşisinde güzeldir.
Köpekler kulübesinde, sahibinin yanında olmalıdır, başıboş olmamalıdır.
Bir toplum, köpeğin "yaşam hakkını" bir çocuğun yaşamından üstün tutuyorsa, o toplum yalnızca yasaları değil, Tanrı'nın koyduğu kutsal hiyerarşiyi de (Taxis) yıkmıştır.
Akşam kuzu eti yiyip sabah başıboş köpekleri savunan sözde hayvanseverlerin aksine, ömrünü bütün dünyevi zevklerden arındırarak oruçla geçiren, bu nedenle hayvansal gıda yemeyen münzevi Aziz Kilisr babalarımız bile bu konuda şöyle buyurmuştur;
"Merhamet, bir kurdun bir kuzuyu ya da bir insanı parçalamasını izlemek değil; mazlumu zalimden korumaktır."
"Tanrı'nın Ruhu, her canlıyı sevmeyi öğretir; öyle ki, ağaçtaki bir yaprağın solmasını bile istemez, ona acır. Tanrı’nın sevgisiyle dolan bir can, tüm dünyayı kucaklar ve hiçbir hayvanın, hiçbir canlının incinmesini istemez. Ancak bir hayvan, insanın can güvenliğini tehdit ediyorsa, onun ortadan kaldırılması dini bir ihlal değil, kaçınılmaz düzenin gereğidir. Bir çocuğun hayatı söz konusu olduğunda, hayvanın öldürülmesi def-i mefasedettir (kötülüğü durdurmaktır)."