Sabitlenmiş Tweet
Zeynep Ertekin
395 posts

Zeynep Ertekin retweetledi

Yineliyoruz: İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na Yönelik Saldırıları Derhal Sona Ermelidir.
İsrail'in Global Sumud Filosu'na yönelik saldırısı, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bir kez daha, 18 Mayıs'ta yaklaşık 05:00 UTC itibarıyla İsrail; Gazze kıyılarından 250 deniz mili uzakta, açık denizde, Filo’ya hukuka aykırı biçimde müdahale ederek el koymuş ve meşru bir insani yardım misyonuna katılan 428 sivil aktivisti kaçırmıştır. Filo; meşru bir sivil direniş eylemi olarak soykırım makinesine dönen İsrail'e karşı durmuştur. Bu duruş, İsrail'in Gazze'ye yönelik Akdeniz'in derinliklerine doğru genişletilen ve Barış Kurulu'nun sömürgeci idaresiyle pekiştirilen bu hukuka aykırı ablukasına karşı bir yanıttır.
Katılımcılar; uluslararası örf ve adet hukukundan doğan seyir serbestisi ve insani geçiş haklarını kullanmış; Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 23. ve 55. maddeleri ile Uluslararası Adalet Divanı'nın kararları uyarınca insani yardım ulaştırmaya çalışmıştır. Divan; İsrail'in insani yardımı kolaylaştırması ve engellememesi gerektiğini son derece açık bir biçimde ortaya koymuştur.
Daha önceki saldırılarına benzer bir şekilde İsrail, Filo’ya ait teknelerin makinelerinin durdurmasını emretmiş; katılımcıların bu emri reddetmesi üzerine Filo'nun Gazze'ye ulaşmasını engellemek için her türlü yola başvurmuştur. 4 büyük İsrail askeri gemisiyle Filo'nun çevresini sararak hukuka aykırı bir deniz kordon hattı oluşturma, hız botlarla saldırı düzenleme, gemilere el koyma, Filo’nun iletişimini keserek karartma uygulama, insansız hava aracıyla gözetim ve taciz faaliyetleri, yelkenleri yırtma ve su ikmalini sabote etme; İsrail'in hukuka aykırı müdahalesi sırasında başvurduğu zor kullanma yöntemleri arasındadır.
18 Mayıs'ta 07:40 UTC'de Polonya bayraklı Cactus gemisiyle başlayan ve 19 Mayıs'ta 17:51 UTC'de Fransız bayraklı Wave Song'un 50. gemi olarak müdahaleye maruz kalmasıyla son bulan süreçte İsrail, 50 insani yardım gemisine şiddet uygulayarak hukuka aykırı müdahalede bulunmuştur. İsrail'in insani yardımı ve insani yardım misyonlarını engellemesi; “Cenevre Sözleşmeleri kapsamında öngörüldüğü üzere yardım malzemelerinin ulaştırılmasının kasıtlı olarak engellenmesi” eylemini oluşturmakta ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama müzekkeresi çıkardığı savaş suçu kapsamına girmektedir.
İsrail'in Filo katılımcılarına karşı gerçekleştirdiği zorla alıkoyma eylemi; Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 6., 7. ve 9. maddelerinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2., 3. ve 5. maddelerinde ifade edilen insan hakları hukuku normlarını ihlal etmektedir. İsrail, uluslararası sularda Filo’yu tahrip etmiş ve Filo katılımcılarına terör estirmiştir. Plastik mermi kullanımı da dahil olmak üzere gerçekleştirilen şiddet içerikli bu saldırı, yolcuların yaşam hakkını ve bedensel bütünlüğünü tehlikeye atmıştır. Katılımcılar; uluslararası sularda seyreden ve yüzen bir cezaevinde, elleri sürekli olarak arkadan kelepçe takılmış biçimde ve kasıtlı olarak sürekli ıslak bırakılan alanlarda toplu hâlde zorla tutulmuştur. Sivil katılımcılara uygulanan bu insanlık dışı muamele işkence yasağını açıkça ihlal etmekte; katılımcıların zorla tahliye edilmesi ve uluslararası sularda yüzen bir cezaevine kaçırılması ise kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin uluslararası örf ve adet hukuku normlarını çiğnemektedir. İsrail, 29 Nisan'daki müdahalede olduğu gibi Nahshon gemisini yüzen cezaevi olarak kullanmış ve zorla alıkoyduğu tüm katılımcıları önce Aşdod Limanı'na sonra da Necef çölündeki Ketziot hapishanesine nakletmiştir.
WOLAS; devletleri ve uluslararası kuruluşları zorla alıkonulan sivillerin güvenli biçimde iade edilmesini sağlamaya ve İsrail'in bu kişilere daha fazla zarar vermesini önlemeye davet etmektedir. Başta bayrak devletleri (Polonya, İspanya, İtalya, Birleşik Krallık, Fransa, San Marino, Portekiz) olmak üzere tüm uluslararası aktörler ve vatandaşları İsrail tarafından zorla alıkonulan devletler (toplamda 40 farklı devlet); İsrail'i hukuka aykırı eylemlerinden dolayı sorumlu tutmak ve insani yardım misyonlarına yönelik saldırılarına son verdirmek için mevcut tüm uluslararası mekanizmaları kullanmalıdır. Tüm ilgili devletler, hususen bayrak devletleri, iç hukuk süreçlerini başlatmalı ve meseleyi Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk etmelidir. Mahkeme Savcısı da resen bir soruşturma başlatmalıdır.
@globalsumudtr @gbsumudflotilla
#GlobalSumudFlotilla #InternationalLaw #Gaza #HumanRights

Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

İsrail'in Açık Denizlerdeki Yapısal Cezasızlık Rejimine Hukuki Bir İtiraz: Küresel Sumud Filosu Raporumuz Yayımlandı
Şu günlerde Akdeniz'in uluslararası sularında sivil insani yardım misyonlarına karşı fiilen icra edilen askerî müdahaleler, İsrail'in hukuk tanımaz tahakkümünün en güncel tezahürüdür. Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) olarak Küresel Sumud Filosuyla işbirliğinde, mevzubahis şiddet sarmalını uluslararası hukuk normları bağlamında inceleyen ve eylemlerin asıl mahiyetini deşifre eden kapsamlı raporumuzu kamuoyunun ve karar alıcıların dikkatine sunuyoruz.
Açık denizlerde sivil gemilere yönelik bu saldırılar, uydurma bir "deniz güvenliği" tedbiri zırhı ardına gizlenemez. Aksine bu fiiller; İsrail'in Filistin üzerindeki hukuka aykırı işgali ve Gazze’deki sivil nüfusa karşı yürütülen kasten aç bırakma, yoksunlaştırma ve soykırım politikasının ayrılmaz bir parçasıdır.
Raporumuz, uluslararası ceza hukuku ve deniz hukuku ışığında üç sarsılmaz gerçeği tescillemektedir:
1. Filo'nun misyonu bütünüyle meşru, sivil ve insanidir; gemiler ve yolcular serbest, zararsız ve insani geçiş haklarının mutlak koruması altındadır.
2. İsrail'in deniz ablukası, uluslararası insancıl hukuku ağır biçimde ihlal eden bir toplu cezalandırma (kolektif cezalandırma) yöntemidir.
3. Gemilerin hukuka aykırı biçimde zapt edilmesi, sivillerin alıkonulması ve kötü muameleye maruz bırakılması; savaş suçları ile insanlığa karşı suçların yanı sıra bayrak devletlerine karşı bir saldırı fiili teşkil etmektedir.
Bu rapor, yalnızca İsrail'in değil; söz konusu ihlallerin işlenmesine iştirak eden, kolaylaştıran veya sessiz kalarak bu suçların sürdürülmesine katkı sunan tüm üçüncü devletlerin uluslararası sorumluluğunu açıkça kayda geçirmektedir.
Hak ihlallerinin kanıksatılmasına müsaade etmeyecek, sivil direnişin ve insani erişimin uluslararası hukuk nezdindeki meşruiyetini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Raporun tam metnine web sitemizden ulaşabilirsiniz.
🔗wolas.org/tr/kuresel-sum…
#WOLAS #KüreselSumudFilosu #UluslararasıHukuk #SavaşSuçları #DenizHukuku #Gazze

Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

Adalah avukatları, haydut İsrail’in kaçırdığı Sumud Filosu aktivistleriyle görüştü.
Avukatların aktardığına göre:
Kaburgası kırılan ve nefes almakta zorlanan onlarca aktivist var.
İsrail güçleri aktivistlere sık sık elektroşok ile müdahalede bulunuyor.
Filoya saldırı anında ve sonrasında plastik mermi nedeniyle yaralananlar var.
Fiziksel şiddetin yanı sıra aktivistler aşağılanma, cinsel tacize maruz kalıyor.
Kadın katılımcıların başörtüleri İsrail güçleri tarafından zorla çıkarıldı.

Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi
Zeynep Ertekin retweetledi
Zeynep Ertekin retweetledi

İsrail tarafından kaçırılan Global Sumud Filosu Yönetim ekibimizden Thiago Avila ve Saif Ebu Keshek’in sözde İsrail mahkemelerinden görüntüsü yayınlandı.
Hukuk ekibimiz tarafından Thiago Avila’nın başına aldığı darbeden dolayı iki kez bilinç kaybı yaşadığı tarafımıza ulaştı.
Ayrıca iki arkadaşımızda şuan tepki olarak açlık grevine başladı.
Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

İSRAİL'İN AÇIK DENİZLERDEKİ SOYKIRIMCI İHLALLERİNE DERHAL SON VERİLMELİDİR
İnsani yardım misyonları bir kez daha saldırı altındadır. Soykırımcı rejim, Akdeniz'in ortasında, Girit Adası açıklarında Küresel Sumud Filosu'nu hedef almıştır. 30 Nisan 2026 tarihinde 22 insani yardım gemisi İsrail'in saldırısına uğramıştır. İsrail’deki soykırımcı rejimin pervasız ihlalleri, artık üçüncü devletlerin kıyılarına çok daha fazla yaklaşmakta ve Akdeniz'deki açık deniz alanlarının giderek daha derinlerine nüfuz etmektedir.
İsrail’in mesnetsiz zaruret iddiaları ile yürüttüğü karalama kampanyalarının hiçbiri, doğrudan Gazze'ye insani yardım ulaştırma gayesi taşıyan sivil misyona ve Filo'ya yönelik şiddet eylemlerini hukuka uygun kılamaz. Uluslararası sularda seyrüsefer hakkını meşru biçimde kullanan gemilere karşı sergilenen ve giderek tırmanan saldırgan eylemler ile yolcu ve mürettebatın alıkonulması, soykırımcı şiddetin açık denizlerdeki devamı niteliğindedir. Bu şiddet içerikli tutum, uluslararası insancıl hukukun temel normlarını ve sivil misyonda yer alan bireylerin insan haklarını açıkça ihlal etmektedir. Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 6., 7. ve 9. maddeleriyle kati surette güvence altına alınan yaşama hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği; soykırımcı İsrail rejiminin gece vakti gerçekleştirdiği yasadışı ve saldırgan müdahaleyle tehlikeye atılmış ve ihlal edilmiştir. İsrail'in hukuk dışı şiddet eylemleri, kaçırılan bireylere reva görülen aşağılayıcı muameleyle daha da ağır bir boyuta ulaşmıştır. Bilhassa bu kişilerin işkenceye, fiziksel ve psikolojik tahribata maruz bırakılması ile asgari gereksinimleri karşılanmaksızın nakliye konteynerlerine hapsedilmesi yoluyla temel insan hakları açıkça çiğnenmiştir.
İsrail’in sivillere yönelik saldırgan tutumunun nasıl genişlediğine tanıklık etmekteyiz. Bu durum, İsrail'in sivil misyonlara karşı öne sürdüğü asılsız iddiaların herhangi bir dayanak noktasından ne derece uzaklaştığını somutlaştırmaktadır. Gerçekleştirilen şiddet yüklü müdahale, sivil halklara yönelik katıksız saldırganlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. İnsan kaçırma eylemleriyle vücut bulan bu saf saldırganlık, Uluslararası Adalet Divanı tarafından hükme bağlanan "acil ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını mümkün kılmak için derhal ve etkili önlemler alma" yükümlülüğüyle taban tabana zıttır. Alıkoyma fiillerinin yasadışılığı bir yana, insani yardımın sistematik olarak engellenmesi İsrail'in yükümlülükleriyle doğrudan çelişmektedir. Divan, 1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 23. ve 55. maddelerinde de ifade edilen hayat kurtarıcı yardımların serbest geçişine izin verme mecburiyetini defaatle hatırlatmıştır. Ne var ki İsrail, bu yükümlülükleri ihlal edebileceği yeni sahalar bulmaktan öteye geçmemektedir. Yasadışı ablukasından bağımsız olarak İsrail, Gazze'ye yardım ulaştıran sivil misyonların serbest ve kesintisiz insani geçişine müsaade etmek zorundadır.
İsrail’in şiddet içeren yasadışı müdahalesi, Gazze kıyılarından yaklaşık 660 deniz mili açıkta gerçekleşmiştir. Mevcut mesafe; İsrail'in kendi yasadışı ablukasını, Gazze'ye hayat kurtaran yardımlar taşıyan insani misyonlara karşı hukuki bir kalkan olarak kullanma girişimlerinin temelsizliğini ve geçersizliğini tescillemektedir. Bu mesafe aynı zamanda, San Remo Kuralları'nın 102. maddesi gibi uluslararası düzenlemeler uyarınca halihazırda hukuka aykırı ve yasadışı nitelik taşıyan İsrail ablukasının hukuksuzluğunu da bir kez daha teyit etmektedir. Bu fütursuz ve yayılmacı şiddet, İsrail'in dünyanın neresinde olursa olsun soykırımcı eylemlerine karşı duran bireyleri sindirme politikasının bir parçasıdır. Filo'ya yönelik yasadışı saldırı, söz konusu politikayı açık denizlerin çok daha derin noktalarına taşımaktadır. İsrail bir kez daha; seyrüsefer serbestisini, bireylerin insani yardım ulaştırma hakkını ve bizzat kendi yükümlülüğü olan insani erişime izin verme ve dahi bu süreci kolaylaştırma sorumluluğunu ihlal etmiş ve yok saymıştır.
Barış Kurulu'na (Board of Peace) yapılan atıflar ve bu yapının geriye dönük (ex post facto) bir mazeret olarak kullanılması, İsrail'in insani yardım misyonlarına yönelik şiddet eylemlerini meşrulaştıramaz. İsrail'in Kurul'a yönelik atıfları; bu yapının bir vesayet kurumu olduğuna, Uluslararası Adalet Divanı kararlarıyla çeliştiğine ve Filistin'in kendi kaderini tayin hakkını ihlal ederek yasadışı İsrail işgalini yeniden ürettiğine işaret etmektedir. Kurul'un insani yardımı siyasi şartlara bağlaması kabul edilemez. Bu tutum, yasadışı bir işgali kendi yükümlülüklerinden muaf tutma girişimidir. İsrail'in hukuksuz ablukası, uluslararası hukuk kapsamında halihazırda bir tür toplu cezalandırma teşkil etmektedir. Küresel Sumud Filosu, uluslararası toplumun sömürgeci kurumlarca desteklenen bu hukuksuz ablukaya karşı Filistin halkıyla sergilediği doğrudan sivil dayanışmayı temsil etmektedir. Tüm BM Üyeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı Kararı'nın hukuka uygunluğunu sorgulamalı ve bu konuya ilişkin Uluslararası Adalet Divanı'ndan bir danışma görüşü (advisory opinion) talep edilmesi hususunda destek vermek üzere bir araya gelmelidir.
İsrail'in uluslararası hukuka yönelik bu dizginlenemeyen ve süreklilik arz eden ihlallerine derhal son verilmelidir. Açık denizlerde gerçekleştirdiği yasadışı eylemlerin sorumluluğu doğrudan İsrail'e aittir. Gazze'ye yardım ulaştırmayı amaçlayan hiçbir insani misyona bir daha müdahale etmemeli ve Küresel Sumud Filosu'nun 22 gemisini yasadışı yollarla engellemesinin yol açtığı zararları tazmin etmelidir. İsrail'in bu yasadışı müdahalesine yönelik olası her türlü işbirlikçi katılım, sürece dahil olan aktörün uluslararası sorumluluğunu doğuracaktır.
Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS); bayrak devletlerini, vatandaşları saldırıya uğrayan veya yaralanan ülkeleri, kıyı devletlerini, üçüncü devletleri ve uluslararası örgütleri bu soykırımcı rejime baskı kurmaya ve soykırımcı eylemlerinin hesabını sormaya çağırmaktadır. Bu küresel aktörler ayrıca, yasadışı bir biçimde kaçırılan ve an itibarıyla İsrail'de zorla rehin tutulan iki Sumud aktivistinin derhal ve sağ salim geri dönüşünü temin etmekle mükelleftir.

Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

İnsanın ruhu bazen kırılmaz; ama yine de eksik yaşar.
Sessizce eksilir canlılık, varlık yavaşça solar.
‘Yaşamıyor gibi’ yaşarsın.
Bu, büyük acıların, derin çöküşlerin hikâyesi değildir. Daha sinsi, daha gündelik bir kayboluştur. Ruha canlılık veren şey azar azar kaybolur.
Sabah uyanırsın hayat devam eder. Yapılması gerekenler yapılır, konuşulması gerekenler konuşulur. Fakat bütün bunların ortasında insan, kendi varlığına dokunamaz hâle gelir. Ne dibe vurmuşsundur, ne de suyun yüzüne çıkabilmişsindir. Bir araf, bir arada kalma hâli: Nehirde sürüklenen bir dal parçası gibi, yönsüz, ağırlıksız.
Ruh sağlığı yalnızca hastalıkların yokluğu değildir. İnsanın iç dünyasında yeşeren bir “iyi oluş” hâli vardır ki, onu beslemediğimizde hayat sessizce solmaya başlar. Varlığın cevherini daima diri tutmak gerek.
Modern zamanların en büyük yanılgısı da burada: Kötü hissetmiyorsak iyi olduğumuzu sanıyoruz. Oysa insan, sadece acı çekmeyerek değil; anlam bularak, bağ kurarak, bir şeye kalbini vererek iyileşir.
Bugünün dünyası, insanı fark ettirmeden yoruyor. Gürültü çok ama temas az. İlişkiler var ama derinlik yok. Pek çok insan, kendi hayatının seyircisi gibi yaşıyor. Hayat yanı başımızdan geçip gidiyor.
Her şey yerli yerinde görünür, ama hiçbir şey tam olarak hissedilmez. Adeta, yaşanmamış bir hayattan ölürüz.
Çare ise büyük devrimlerde değil, küçük uyanışlarda. İnsanın yeniden bir şeye yönelmesinde, bir heves, bir tutku, bir ülkü sahibi olmasında.
Bir işe dalıp zamanın akışını unutmasında.
Bir dostun gözlerinde kendini hatırlamasında.
Kendinden büyük bir anlamın çağrısına kulak vermesinde.
Çünkü insan, ancak bağ kurduğu ölçüde vardır.
Ve hayat, ancak içine karıştığımızda, onunla alış verişe girdiğimizde, varoluşun sevincini hissettiğimizde başlar.
Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

İçişleri Bakanlığı Müşaviri Sayın Recep Taha Engin beyefendiyi derneğimizde ağırladık.
Uzun istişarelere yer verilen toplantıda ülkemizin göç yönetiminde yaşanan problemler ile çözüm önerilerini detaylıca değerlendirme imkanı bulduk.
Derneğimizce yapılan çalışmaların, analizlerin ve raporların paylaşıldığı toplantıda bakanlık düzeyinde çözüm üretilmesi gereken konulara ağırlık vererek sahadaki tecrübelerimizi aktardık.
İstişarelerimizin hayırlara vesile olmasını, ülkemizin göç yönetiminde etkin ve başarılı politikalar üretilmesini temenni ederiz.


Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

Göç Hukuku İdare Mahkemesi Karar Okumaları – II başlıyor!
Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (IRRA) olarak, teorik bilgiyi yargı pratiğiyle buluşturduğumuz program serimizin ikinci döneminde yeniden birlikteyiz.
Bu programda; 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun ilk 49 maddesi kapsamında, idare mahkemesi kararlarını analiz ederek göç hukukunun uygulamadaki yansımalarını ele alıyoruz. Katılımcılar, idari işlemlerin hukuka uygunluk unsurlarını (yetki, şekil, sebep, konu, amaç) güncel yargı kararları üzerinden değerlendirme imkânı bulacaktır.
📍 Program Yeri: Neslişah Kültür Merkezi
📅 Program Takvimi:
* 14 Nisan Salı | 20:00 – 22:00
* 21 Nisan Salı | 20:00 – 22:00
* 28 Nisan Salı | 20:00 – 22:00
* 5 Mayıs Salı | 20:00 – 22:00
* 12 Mayıs Salı | 20:00 – 22:00
* 19 Mayıs Salı | 20:00 – 22:00
🎯 Kimler Katılmalı?
Göç ve mülteci hukuku alanında uzmanlaşmak isteyen avukatlar, stajyer avukatlar ve hukuk fakültesi öğrencileri.
📜 Program sonunda katılımcılara katılım belgesi verilecektir. (Minimum %70 devam şartı aranır.)
📝 Başvuru Linki:
umhd.org.tr/forms/d8e8c1fb…

Türkçe

Uzun çalışmaların, derin ve dertli düşüncelerin ürünü olan çalıştayımıza ve raporumuza katkı sunan tüm meslektaşlarımıza ve kurumlara teşekkür ederiz, istifadeli olsun.
Merhum Sezai Karakoç’un dediği gibi;
‘Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız’
Uluslararası Mülteci Hakları Derneği@multecihakder
📌 Çalıştay Sonuç Raporu 📄 Özgürlük ve Güvenlik Hakkı Kapsamında Yaşanan Hak İhlalleri Uluslararası Mülteci Hakları Derneği tarafından gerçekleştirilen bu çalıştay; aylar süren hazırlık, istişare ve kolektif emeğin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Farklı illerden katılımcıların katkılarıyla; geri gönderme merkezleri, idari gözetim süreçleri ve sahada karşılaşılan hak ihlalleri çok yönlü şekilde ele alınmış, çözüm önerileri ortak akıl çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu rapor, sahada biriken deneyimin, mesleki dayanışmanın ve hak temelli yaklaşımın somut bir çıktısıdır. 🗓️ Kasım 2025 🔗 Raporun tamamına aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz. umhd.org.tr//page/ozgurluk…
Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi
Zeynep Ertekin retweetledi

Göç hukuku ve Savunuculuk Akademisi Kademe Eğitiminin altıncı dersi Tahdit kodları ve Giriş Yaskalarının uygulama yöntemleri ve bu idari yaptırımlara karşı davalama usulleri konuları ile gerçekleştirildi.
Altı haftalık eğitim sürecinde katılımcılar tarafından yapılan ödevlerin değerlendirilmesi ve tecrübe paylaşımı oturumu ile birinci kademe eğitimlerinin sonuna gelinmiştir.
Katılımcı, eğitmen ve gönüllülerimizle eğitim sonunda iftarda bir araya gelerek birinci kademenin değerlendirmesi yapılmıştır.
Altı hafta boyunca kademe eğitimine emek veren eğitmen, gönüllü ve katılımcılarımıza teşekkür ederiz.



Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi
Zeynep Ertekin retweetledi

Kademe eğitiminin ikinci dersi, Uluslararası Koruma Statüsü, Başvuru Prosedürleri ve Mülakat Teknikleri başlıkları kapsamında yapıldı. Eğitim kapsamında, senaryo tabanlı mülakat aşamalarına yönelik uygulamalı bir dersin yanı sıra, halihazırda uluslararası koruma başvuru sahibi olan Dağıstanlı bir başvurucu ile gerçek bir mülakat gerçekleştirildi.


Türkçe
Zeynep Ertekin retweetledi

Zeynep Ertekin retweetledi
Zeynep Ertekin retweetledi






