“Şüphesiz ki insanlar duada haddi aşacaklardır.”
Şöyle demen (dua etmen) sana yeter:
Allah’ım senden cenneti ve ona yaklaştıracak söz veya ameli isterim. Cehennem’den ve ona yaklaştıracak söz veya amelden sana sığınırım. Sonra şu ayeti okudu:
Ebu Ubeyd dedi ki: Bize Ebu’n Nadr, Şu’be’den, o da Ziyad bin Mihrak’tan tahdis etti ve dedi ki: Kays bin Abaye’yi Sa’d’ın oğlundan bahsederken/tahdis ederken işittim: Sa’d’ın bir oğlu namazda şöyle dua ediyordu:
Katade (ra) dedi ki, Ömer İbnu’l Hattab (ra) şöyle demiştir:
Ben, bâah (evlilik) yoluyla zenginlik isteyen bir adam gibisini görmedim. Allah şöyle buyuruyor: (Şayet fakirlerse, Allah onları lütfundan zengin kılacaktır.)
Şayet fakirlerse, Allah onları lütfundan zengin kılacaktır. (Nur,32)
Ebubekir (ra) dedi ki:
Size evlilikle ilgili emrettiği şeyde Allah'a itaat edin ki, O da size vaad ettiği zenginliği yerine getirsin. Allah şöyle buyuruyor: (Nur,32)
Ömer bin Abdulaziz (rh) dedi ki:
"Ey oğlum! Müslüman bir kimseden bir söz işittiğinde, hamledecek başka mana bulamayıncaya kadar onu en güzele hamlet."
Ebu Kılabe Abdullah İbn Zeyd el-Curmi (rh) dedi ki:
Kardeşin hakkında çirkin gördüğün bir şey sana ulaştığında onun için mazeret bulmaya çalış!
Eğer bir mazeret bulamazsan kendine de ki: "Belki kardeşimin benim bilmediğim bir mazereti vardır."
İmam Ahmed bin Hanbel (rh) dedi ki:
Sünnet ehlinden büyük günah işleyenlerin kabri (cennet) bahçesidir. Bid'at ehlinden zahidlerin kabirleri ise (cehennem) çukurudur.
Sünnet ehlinin fasıkları Allah'ın evliyasıdır. Bid'at ehlinin zahidleri ise Allah'ın düşmanlarıdır.
Hanbeliler üç kısımdır: Bir kısmı oruç tutan ve namaz kılan zahidlerdir. Bir kısmı (Hadis, fıkıh) yazan ve öğrenenlerdir. Bir kısmı ise senin gibi her muhalifini tokatlayanlardır dedi ve onu tokatladı.
İbn Batta (rh) diyor ki:
Şeyh Berbehari’yi (rh) seven ve onun meclisine katılan insanlardan biri sarhoştu, bir bid’atçının yanından geçerken (bid’atçı) dedi ki: “İşte bunlar hanbelilerdir.”
(Sarhoş) ona döndü ve dedi ki:
Ebu’d Derda (ra) dedi ki:
"En çok korktuğum şey hesap için (Allah’ın huzurunda) durduğum zaman bana, “Muhakkak ki sen öğrendin, fakat öğrendiklerinle ne amel ettin? denilmesidir."
Abdullah bin Ukeym (ra) dedi ki;
Abdullah bin Mes’ud’u (ra) işittim, o sözüne yeminle başlayarak şöyle dedi: " Sizden hiç kimse yoktur ki dolunay vakti ayla baş başa kaldığı gibi Rabbiyle baş başa kalmasın. Sonra (Allah) şöyle buyurur:
Muaz (ra) dedi ki:
Kulun ayağı (kıyamet gününde) şu dört şeyden soruluncaya kadar hareket etmez: Ömrünü nerede/nasıl harcadı? İlmiyle ne amel etti? Malını nereden kazandı ve onu nasıl harcadı? Ve vücudunu nerede/nasıl yıprattı?
İbn Kuteybe şöyle dedi:
"İnsanlar birbirini takip eden kuş sürüleri gibidir. Rasulullah (sav)’in peygamberlerin sonuncusu olduğunu bilmelerine rağmen, içlerinden biri peygamberlik veya ilahlık iddiasında bulunsa, yine de bunun için takipçiler ve taraftarlar bulur."