DENIZ

488.6K posts

DENIZ banner
DENIZ

DENIZ

@TC_TOPRAK_

Atatürkcü, Laik, Cumhuriyetci, Vatansever CAGDAS BIR TURK KADINI 🇹🇷Haksızlığın önünde eğilmeyin, Çünkü hakkınızda beraber Şerefinizide kaybedersiniz.Hz. Ali✌️

เข้าร่วม Aralık 2011
7.3K กำลังติดตาม64.3K ผู้ติดตาม
ทวีตที่ปักหมุด
DENIZ
DENIZ@TC_TOPRAK_·
Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben özgürlükçüyüm. Ben Bağımsız Türkiye'den yanayım. pic.twitter.com/lsVd2cTw7L
Türkçe
423
1.6K
5.4K
0
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
🇭 🇦 🇾 🇮 🇷 🇱 🇮 🇲 🇺 🇹 🇱 🇺 🇦 🇰 🇸 🇦 🇲 🇱 🇦 🇷🇹🇷🌹☕️🇹🇷🌹☕️ MUTLULUK" Sahip olduğunuz Değerlerdir. Kıymetini bilin. EŞSİZ biri olduğunuzu , Asla unutmayın; 🇹🇷♥️💙💛❤️☕️🌹🍃🍁🌼🌾 Çünkü birileri için ÖZELSİNİZ. Yeter ki fark edin. Tesadüflere inanın. Onlar sizin UMUT ışığınızdır. `Kırılganlıklarınız GEÇİCİ, DOSTLUĞUNUZ kalıcı olsun.. Şans yakanızı bırakmasın, Mutluluk hep başucunuzda olsun, Umut Yüreğinize yuva kursun Ve SEVGİ Hayatınızın her anında, her adım atışınızda, Her Sözünüzde, Her tebessümünüzde çiçek açsın Kötülükler size çok uzak, iyilikler ise yanı başınızda bulunsun. Akşamın Mutlu Kalbiniz Huzur Dolu Olsun. S e v g i l e r i m i z l e
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
3
2
5
176
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Tek #çare Direnmek..Yok Öyle Kolaycılık.. @eceuner12 @halktvcomtr "Buğdayın ekmek olabilmek için aldığı yola bir bak... Var mı öyle değirmen taşında ezilmeden, elden ele yoğrulmadan, ateşlerde yanmadan oluvermek? Kolay mı öyle adam olmak?" Taptuk Emre
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
1
4
17
288
DENIZ
DENIZ@TC_TOPRAK_·
Ben bu devrin insanı değilim, Bu dönemin epeyce gerisindeyim .. Benim ruhum hala mektupları seviyor .. Hala mahcubiyet nedir yüreğinde hissediyor .. Plakları görünce tuhaf bir hüzne dalıyorum Ve en önemlisi , Ben hala sevgiye inanıyorum .. Ve ne olursa olsun inanmaya devam edeceğim ... Richard Clayderman 🌼🌹 ,, BELKİ "dedim bekledim, KEŞKE diyerek ömrüm geçti. ,, AMAN neyse diyerek elimi Sallamayı çok ama çok geç öğrendim. MEĞERSE MUTLULUK, Muhteşem manzara eşliğinde bir bardak çay içimi, kadar çok ama çok kısaymış...!!! 《 SELMA KONUK 》Akşamınız sevgiyle huzurla ve neşeyle geçsin..Güzel yarınlar diliyorum..🌹🌼🌹🌼🌹🌼🌹 Akşamınız Huzurla Geçsin 💫💞💫
DENIZ tweet media
Türkçe
0
0
0
7
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
İYİ Partili vekil 10 kilogram altını kaptırdı milyonlarca lira dolandırıldı İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz'ı telefonla arayarak kendisini polis olarak tanıtan dolandırıcı, yaklaşık 10 kilogram altın, 2 milyon 375 bin lira, 68 bin dolar ve 1900 avroyu (yaklaşık 73 milyon TL) aldı. 14 Haziran tarihinde Burhanettin Kocamaz'ı telefonla arayan bir kişi, kendisini Mersin Terörle Mücadele Şube Müdürü olarak tanıttı. Şüpheli, Mersin'de FETÖ'ye yönelik bir operasyonda Kocamaz'a ait kimlik çıktığını iddia ederek, yürütülen çalışma kapsamında bazı işlemler yapılması gerektiğini ifade etti. Ardından para ve değerli eşyaların güvenlik amacıyla teslim edilmesini talep etti. Bu görüşmeden sonra Kocamaz, 16 Haziran'da belirtilen banka hesabına 2 milyon 375 bin lira gönderdi. Öte yandan yaklaşık 10 kilogram altın ve ziynet eşyası ile 68 bin dolar ve 1900 avroyu Ankara'daki Başkent Üniversitesi girişinde bir kişiye elden teslim etti. Yaşananlardan şüphe duyan Kocamaz, Ankara Emniyet Müdürlüğüne giderek şikâyetçi oldu. Başlatılan soruşturma kapsamında çalışma yapan ekipler, şüpheliyi İstanbul'da bir taksi içerisinde altın ve paralarla birlikte yakaladı. VEKİL OLMUŞ SEÇİLMİŞ AMA ZEKA DÜZEYİ TARTIŞILIR!!!
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
4
4
11
1K
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
📍 Bitlisli Belkıs, 1960'lı yıllarda Bitlis'in Mutki ilçesinde yaşayan ve doğaüstü güçlere sahip olduğu rivayet edilen bir kadındır. 🔹 Belkıs'ın hikayesi, o dönemde Bitlis'in bazı köylerinde yeni doğan bebeklerin sakat doğmasıyla başlar. Köylüler, bu durumun nedenini anlayamayınca çareyi Belkıs'ta aramaya karar verirler. 🔹 Belkıs'ın, büyücülük ve cinlerle iletişim kurma yeteneğine sahip olduğuna inanılıyordu. Köylüler, Belkıs'tan yardım istediklerinde, o da bebeklerin İyileşmesi için çeşitli ayinler ve ritüeller uyguladı. 🔹 Belkıs'ın uyguladığı yöntemler arasında, bebeklerin etrafında dua ve ayetler okumak, üzerlerine muska yazmak ve gölgelerle iletişim kurmak yer alıyordu. 🔹 Belkıs'ın bu yöntemlerinin işe yarayıp yaramadığına dair kesin bir bilgi yoktur. 🔹 Ancak, bazı köylülerin bebeklerinin iyileştiğini, bazılarının ise sakatlıklarının devam ettiğini söylediği bilinmektedir. 🔹 Belkıs'ın hikayesi, yıllar içinde kulaktan kulağa yayılarak bir efsaneye dönüşmüştür. 🔹 Bazıları onu bir cadı olarak görürken, bazıları ise onu bir şifacı olarak nitelendirmektedir. 🔹 Belkıs'ın gerçekte kim olduğu ve ne gibi güçlere sahip olduğu hala bilinmemekle birlikte, hikayesi hala Türkiye'de gizemli ve ürkütücü hikayelerden biri olarak anlatılmaktadır. . #bitlis #gizem #tarih #nostalji #belkıs
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
4
5
19
8.8K
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
İBB YÖNETİCİSİ EVİNİN ÖNÜNDEN KAÇIRILDI, 34 SAAT SONRA KURTARILDI İBB Kültür AŞ Mali İşler Müdürü Erhan Karaal, Maltepe’de çuval geçirilip darp edilerek kaçırıldı. Polis 8 şüpheliyi gözaltına aldı İstanbul – İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında tutuksuz yargılanan İBB Kültür AŞ Mali İşler Müdürü Erhan Karaal, 17 Haziran Salı akşamı saat 21.00’de Maltepe’deki evinin önünde film sahnelerini aratmayan bir operasyonla kaçırıldı. Saldırı anı kamerada Ailesiyle sahile gitmek için aracına yürüyen Karaal, yanına yanaşan sarı Renault van’dan inen 3 kişinin saldırısına uğradı. Başına siyah çuval geçirilen ve darp edilen Karaal, “Polis, polis” diye bağırarak direnmeye çalışsa da zorla araca bindirilerek uzaklaştırıldı. Dehşet anlarına Karaal’ın küçük kızı ve komşuları tanık oldu. Eşi konuştu: Hasmımız yoktu Halk TV’ye konuşan eşi, “Aracın içinde 4-5 kişi vardı. Bizim hasmımız, düşmanımız yoktur. Eşim karıncayı incitmez. 20 yıllık evliyiz, sesini yükselttiğini bile görmedim” diyerek yardım çağrısı yaptı. 34 saatlik kabus bitti İstanbul Emniyet Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği’nin yürüttüğü operasyonla Karaal, 19 Haziran sabahı Tuzla’da atıl bir prefabrik yapıda elleri kolları bağlı halde bulundu. Sağ olarak kurtarılan Karaal hastaneye sevk edildi. Operasyonda 8 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin 22 ayrı suç kaydı olduğu belirlendi. Başsavcılık: Soruşturma titizlikle sürüyor Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, “Mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için kolluğa gerekli talimatlar verildi” açıklaması yaptı. Kimdir? 1 Kasım 2019’da İBB Kültür AŞ’de Mali İşler Müdürü olarak göreve başlayan Erhan Karaal, 12 Mayıs 2025’te Mali ve İdari İşler Genel Müdür Yardımcısı Vekili olmuştu. İBB davasında tutuksuz yargılanıyordu. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürüyor.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
1
13
18
699
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
Ey vatandaş! Tayyip başarısız artık gör. Tayyip geldiğinde Türkiye dünyada 17. sıradaydı şimdi 22. sıraya düşmüş durumda. Tayyip geldiğinde Türkiye Müslüman ülkeler arasında açık ara birinciydi. Şimdi Endonezya birinci. O gelmeden önce bir emekli toplu ikramiyesi ile ev ve araba alabiliyordu şu anda hava gazı alabilir ancak. Her Allah'ın günü zam kazığı var. Tayyip başaramadı başaramayacak. Şimdiye kadar kandırdı bundan sonra kandırmasına izin verme. Endonezya 2014 yılında din satıcısı partiye tekmeyi vurdu kendi CHP'sini başa getirdi ve Müslüman ülkeler arasında birinci olmayı başardı. Deprem deme, orada deprem oldu 230.000 kişi öldü. Ona rağmen. Türkiye'de eğitimli insanlarına artık bir fırsat tanı, şu anda Özgür Özel etrafında toplanmış durumdalar. Özgür Özel halihazırda zaten birinci ve gerçekten demokrasi olsaydı şu anda zaten lider o olacaktı. Son seçimi kazanmış durumda, ülkenin gerçek lideri olarak da görülmeli. O nedenle CHP'yi bölmeye çalışıyor. Özgür Özel Türkiye'nin son seçimini kazanmış gerçek lideri olarak kapısı herkese açık, bazıları gücü seviyor, al sana güç. Öyle ya da böyle Tayyip kaybedecek bunu bil. Çeyrek asır yani 25 sene bütün Ömür demek, herkesin ülkeyi yönetme hakkı vardı bunu gasp ettirdin ey vatandaş. Tüm ülke insanları ona ders vermeli Tayyip kendisi kalsın istiyor, mümkün olmasa bile yerine kuklasını bırakacak bu saltanat zinciri demek, 86 milyon o zinciri kırmalı. Sıra yedi sülalelerinize gelsin artık. Demokraside bir zincir vardır o zincirde herkes başkan olma hakkına ve şansına sahiptir. Geçtiğimiz çeyrek asır o zinciri zaten darma duman etti. Çocukların, torunların ülkeyi yönetme hakkını gasp ettirme. Gelecekte aşağılık nesil olarak anılırsın ona göre... Casusluğu kesinleşmiş ve ceza almış bir CIA ajanı rahip vardı. Bu can bu tende oldukça o rahibi benden alamazsınız demişti, Trump esip gürleyince ertesi gün teslim etmişti. Şimdi de dünyanın en zengin kişisi ABD vatandaşı Elon Musk, Recep Tayyip Erdoğan'ı kendi suçlarını gizlemek için masumları hapse atmakla suçluyor. İsmail Hakkı Demirtaş..
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
5
28
53
1.4K
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Kıyas olarak algılanmadan okuyun yazıyı, YAHUDİLER VE TÜRKLER... ARADAKİ FARK...! Ticaret açısından Yahudilerle Türklerin farkları! Türkiye'nin 1 numaralı emlak ve konut editörü Tebernüş Kireçci, "Ticaret açısından Yahudilerle Türklerin farkları" başlıklı analizini kaleme aldı... İşte Kireçci'nin 16 maddelik analizi... 1. Yahudiler 10 liraları varsa en fazla 5 liralık iş yaparlar. 5 lirayı yedekte tutarlar. Türkler ise 10 liraları varsa 100 liralık hatta -imkan bulurlarsa- 1.000 liralık iş yapmaya kalkarlar. Yahudiler ticareti sermayenin gücüyle yapmaya çalışırlar. Yedek akçeleri hatta yedeğin yedeği akçeleri vardır. Türklerde ise varsa yoksa tüm para ticarethane, şirket veya fabrikadadır. Yedek akçe sermayenin onda biri kadar bile yoktur. Yedeğin yedeği ise hak getire... 2) Yahudiler babalarının, dedelerinin veya büyük dedelerinin yaptığı işi yapmaya özen gösterirler. Yani yaptıkları işte ailelerinin bilgi birikimi vardır. Kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir Yahudi eczacıysa muhtemelen babası da dedesi de eczacıdır. Çocukları ve torunları da eczacı olur. Biz de baba evladı, evlat babayı beğenmez. Evlatlar özellikle babalarının yaptığı işi yapmamaya özen gösterir. Babasının yaptığı işi yapmayı "ayıp" kabul eder. Türkler ataerkil görünümlü anaerkil bir toplumdur. Çocuklar amcadan daha çok dayıya yakındır. Çocukluğundan itibaren annenin de etkisiyle tüm kurgusu babayı beğenmemek üzerinedir. Bunların doğal sonucu olarak Türk ailelerinde ticaret bilgi birikimi oluşmaz. Oluşsa bile kuşaklardan kuşaklara aktarılmaz. Servet, kazananla toprak olup gider. Çoğu kişi servetini ömrünün sonuna kadar koruyamaz. 3) Yahudiler 10 liraları varsa 1 liralık hayat yaşarlar. Gösterişten genel olarak kaçınırlar. Dikkatleri üzerlerine çekmemek için uğraşırlar. Mütevazilik öncelikli tercihleridir. Türkler ise parayı ve serveti gösteriş için kazanır. Harcar. 10 lirası varsa "100 lirası var" havası oluşturmayı sever. Gösterişte kullanılmayacak serveti "lüzumsuz" olarak görürler. Arapların ticaret yetenekleri Yahudilerden aşağı kalmaz. Bir Arap atasözü der ki: Bir baba kudretinden aşağı derecede, çocukları kudreti nisbetinde, kadını da kudretinin fevkinde giyinmelidir. 4) Yahudiler aile içi eğitime çok önem verirler. Milattan Sonra 70 yılında Romalılar İsrail'i yerle bir ettikten sonra Yahudileri dünyanın dört bir tarafına dağıtmışlar. Yahudiler ayakta kalabilmek için her aileyi okul haline getirmişler. Çocuklarına 3 -4 yaşında İbranice'yi 7 yaşında Yidişçe'yi öğretmişler. Bir de yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmişler. Evrensel dillerden en az birini de bilirler. Yani bir Yahudi en az 3-4 dil bilir. Türkler eğitime önem vermezler. Anadillerine bile hakim değillerdir. Dünyanın her yerinde el-kol ile anlaşırlar:) Evrensel dillerden sadece el-kol ile anlaşmayı bilirler. Ana dilden sonra nüfusun tamamı bu dili bilir:) 5) Yahudiler ticaretten kazandıkları parayı genelde nakitte ve nakite kolay dönüşecek varlıklarda tutarlar. Türkler ise parayı nakite en zor dönüşecek varlık grubu olan taşa toprağa yatırırlar. 6) Yahudiler çocukları öğrenciyken hafta sonları ve yaz tatillerinde çocuklarını çalıştırırlar. Burada ince bir detay vardır. Kendi iş yerlerinde değil. Başka Yahudi ailelerin iş yerlerinde... Niye? Başka ailelerdeki ticaret kültürünü görsün. Kendi ailesindeki ticaret kültürü ile karşılaştırsın. Eksiklikleri ve yanlışlıkları tamamlasın diye... Türklerde ise çocuklar babalarının iş yerlerinde "prens" ya da "prenses" ünvanıyla iş hayatına atılır. Sonrası malumunuz:) 7) Yahudilerin önceliği komisyonculuktur. Yani sermaye koymadan para kazanmaktır. Bir Yahudi oğluna ticareti öğretiyormuş. Tavsiyesi şu olmuş: Oğlum çok para kazanmak istiyorsan bir şeyler yap-sat. Üret-sat. Daha çok kazanmak istiyorsan al-sat. Daha daha çok kazanmak istiyorsan almadan sat. Önce sat. Sonra al. Türklerde ise komisyonculuk muteber bir iş değildir. Yapılacak işe sermaye bağlanır. Sermaye bağlanmadan iş yapmayı Türklerin hafsalası almaz. 😎 Yahudilerde iş yaptıkları insanları kalkındırmak esastır. İş yaptıkları insanlar ne kadar kalkınırsa kendilerinin de kazançları o oranda artacağına inanırlar. Türkler ise iş yaptıkları insanları düşman olarak görür. İş yaptıkları insanların kendileri için yaptığı işte zarar etmesinden keyif alır. 9) Yahudiler yılın belli bölümlerden dünyayı dolaşır. Yenilikleri görür. İnceler. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki yeni ürünleri gelişmemiş ülkelere götürerek para kazanır. İnovasyona açıktır. Türkler ise işlerinden başlarını kaşıyacak vakitleri yoktur. Değişime kapalıdır. Bir yol tuttururlar. Tutturdukları yolun sonsuza kadar gideceğine inanırlar. 10) Dünyada seks endüstrisinde para harcayan 4 millet vardır. Bunlar sırasıyla; Araplar, Yahudiler, İtalyanlar ve Türklerdir. Yahudiler her ne kadar çapkınlık ve kaçamak yapsalar da aile birliğini ayakta tutmaya çalışırlar. Yattıkları fahişelerle evlenmeyi düşünmezler. Türkler ise parayı bulduktan sonra yaptıkları ilk iş ya boşanmak ya ikinci evlilik ya da metres ilişkisidir. Ailenin önemini genelde serveti kaybettikten sonra anlarlar. 11) Yahudilerde aile birliği ve dirliği esastır. Aile huzuru önemlidir. Aile içi çatışmalardan kaçınılır. Sorunlar yaşanmaz mı? Mutlaka yaşanır. Ama çözülmesi için aile üyeleri elinden geleni yapar. Türklerde ise servet oluşmaya başladıktan sonra aile içi gerginlikler artar. Kim kime dum duma psikolojisine girilir. Aile içi savaşlar servetin bitmesine neden olur. 12) Yahudiler tüm anlaşmaları yazılı olarak yaparlar. Sözleşmeye önem verirler. Sözleşme işin parçasıdır. Türklerde ise her şey güvene dayalıdır. Sözleşme istemek karşısındakine hakaret olarak kabul edilir. Durumun özeti 80 yaşın üstündeki bir avukata atfedilen şu sözü hatırlayın: Yaklaşık 60 yıla yakın meslek hayatımda baktığım davaların yüzde 90'ından fazlası güvene ve güvene dayalı ilişkilerden kaynaklanıyordu. 13) Yahudiler bir işi araştırıken olumlu ve olumsuz tüm yönlerini didik didik incelerler. Öncelikle olumsuz yönlerine dikkat kesilirler. Matematiksel düşünceden hiç ayrılmazlar. Kesin kazancı görmeden kolları sıvamazlar. Türkler ise bir işe inanmaları yeterlidir. İnandıktan sonra işin hep olumlu taraflarını düşünürler. Olumsuz taraflarını söyeleyenleri sevmezler. 14) Yahudilerde tasarruf kültürü vardır. Günlük, aylık veya yıllık kazancın belirli bir kısmını "yedek akçe" olarak ayırırlar. Türkler geçmişte tasarrufa önem verirdi. Tencere pişirip kapağında yedi. 1980 sonrasında tasarruf kültürünü bir yana bıraktı. Şimdilerde borçla yaşıyorlar. 15) Yahudiler girecekleri işlerde başkalarının deneyimlerine önem verirler. Başkalarının deneyimlerini önemserler. Kendilerine ders çıkartırlar. Türkler ise deneme yanılma yöntemiyle öğrenirler. Bir şeyi anlamaları için illa ki damdan düşmeleri gerekir. Damdan düşmeden öğrenmeyi bilmezler. 16) Yahudilerde dayanışma kültürü vardır. İş yaparken birbirleriyle dayanışma içindedirler. Birbirlerine el verirler. Ticarette birlik ve beraberlik içinde hareket ederler. Türklerde ise dayanışma yerine savaş vardır. Birbirlerinin kuyusunu kazmaya meraklıdırlar. Hasetle hareket ederler. Başarana çamur atarlar. Başaranın tepesi üstü çakılması için elinden geleni yaparlar. Alıntıdır.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
3
40
113
6.4K
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
BEDENİMDEN ÇOK İÇİMİ ACITTI! Mektubu olduğu gibi paylaşıyorum. Kimliğin bilinmemesi için gerekli değişimleri yaptım. Okuyun ve lütfen paylaşın. Geleceğin ana babaları çocuklarına bu acıları yaşatmasınlar. Lütfen! *** Doğan Bey daha önce isminizi çok duymama rağmen ne bir yazınızı ne de kitabınızı okumuştum; ama geçen hafta bir yazınıza denk geldim ve o yazı öyle yerlere dokundu ki benim bile farkında olmadığım şeyleri dışarı çıkardı. Aç bir hayvan gibi yazılarınıza saldırdım; okuduğum her yazınızda kendimi tutamadım ve hüngür hüngür ağladım. Hayatımın pişmanlıklarla dolu olduğunu görmemi sağladınız. Teşekkür ederim. Ben Güneydoğulu büyük bir ailenin ferdiyim; otuz yaşında, evli, üniversite mezunu birisiyim. Beş yaşında annemi kaybettim. Annemin ölümünden aradan altı ay geçmeden babam görücü usulü birisiyle evlendi. Küçük olduğumdan veya yaşamış olduğum travmadan dolayı o günlere dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Üvey annem arada döverdi beni ve babama söylememem için, “ben seni sevdiğimden kızıyorum yoksa seni çok seviyorum,” derdi. İki tane canımdan çok sevdiğim kardeşim oldu; ama hayatım boyunca onlar hep kayırıldı, maddi manevi olarak. Ben bu durumdan rahatsızlık veya kıskançlık duymuyordum, benim yaşadığım şeyleri onlar yaşamasın istiyordum, ama bende onlar gibi olmak istiyordum. Ben 18 -19 yaşıma gelene kadar babamdan ve abimden sürekli dayak yedim! Yediğim dayaklardan canım yanmıyordu; sadece babamın ettiği hakaretler içimi öyle yakıyordu ki! Kaç kere intihar, evden kaçma gibi düşüncelerim oldu. Ama ALLAH korkusu her şeyi bastırdı, çok şükür. Şimdi bile bunları yazarken ağlıyorum; büyük ihtimal ölene kadar da böyle olacak. Bir erkek çocuğunun gece 10 da üst komşunun evinde arkadaşıyla oyun oynamasının terlikle dövülecek kadar bir kabahat olduğunu düşünmüyorum. Üstelik üst komşu da babamın samimi arkadaşı. Neymiş; “bu saatte milletin evinde ne işim varmış!” Öyle dayak yedim ki, ertesi gün okula babamı çağırdılar; her tarafıma kan oturmuştu; benim söylemememe rağmen müdür anladı ve babamı çağırıp bunun tekrarlanması halinde polise bildireceklerini söyledi ve iki ay sonra dönem sonunda babam beni okuldan aldı. Ben evin içinde dolaşamazdım bile. “Odana git ders çalış,” derdi tuvalete giderken bile görürse, “ne işin var, defol odana, ders çalış,” diye bağırırdı. Bir insan düşünün on beş, on altı yaşında küçük tuvaletini odasında sakladığı pet şişeye yapıyor. Ömrü yaptığı en ufak yaramazlıklarda bile yediği dayaklarla geçiyor. Abim liseyi yurtta üniversiteyi de başka şehirde okuduğundan benden uzaktaydı; hep yalnız kaldım. Yapacak bir şeyim yoktu kimseye bir şey söyleyemiyordum. Şimdi bakıyorum da benim yaptıklarımdan dolayı cezalandırılmama anlam veremiyorum. Kendi yaptıklarıma bakıyorum, kardeşlerimin yaptıklarına bakıyorum; cezalandırılmamam lazımdı. Onlar cezalandırılmadı ben çok dayak yedim. Ben yetimim diye, çaresizim diye mi yapıldı bana bunlar? Sesimizi çıkaramadık, arkamızda kimse durmadı diye mi oldu bütün bunlar? Geçmişle yaşanmaz biliyorum ama insanın aklı hep orda kalıyor işte elinde olmadan. Şimdi hayatta tek hedefim çocuklarım olursa ALLAH’IM nasip eder de çocuklarım olursa çocuğumu özgür ve mutlu yetiştirmek, onlarla bir bağ kurmak istiyorum. Ben hala babamın yüzüne bakamıyorum şu an. Herkes için unutulmuş gözükse de ben unutmadım ve unutmamak istiyorum. Bunları kendi çocuğuma yasatmamak için unutmak istemiyorum. Kendime bir günlük aldım ve her akşam yarım sayfa bir sayfa doğmamış çocuğuma yazılar yazıyorum; olurda ilerde şimdiki düşüncelerimi unutursam hatırlamak maksadıyla. Bunları inanın neden, niçin yazdım bilmiyorum; insana dair öyle güzel şeyler paylaşıyorsunuz ki öyle derinlere dokunuyorsunuz ki bilmenizi istedim. Her şey için çok teşekkür ederim umarım her şey güzel olur. *** Erich Fromm, “Dünyadaki bütün kötülüklerin ve savaşların temelinde yaşanmamış yaşamlar yatar,” der. Benim ülkemin güzel insanlarının çocuklarına yaşamlarını insanca yaşatması için birlikte çabalayalım. Ne kadar başaracağız, bilmiyorum, ama yürekten, var gücümüzle, elimizden gelenin en iyisini yapmak için çabalayabiliriz. Son olarak şunun altını çizmek istiyorum; bana mektup yazan otuz yaşındaki bu kişi, hayata küsmüş değil, tam aksine çocuğuna insanca bir yaşam yaşatmak için elinden gelen en iyi babalığı yapmaya azmetmiş biri. Bu tavrı alkışlıyorum. Geçmişinden dolayı yaşama küsmek yerine, geleceğini daha bilinçli inşa etmeye azmetmiş biri var şimdi. Kutluyorum. Kendisine sevgi ve selamlarımı yolluyorum. Doğan Cüceloğlu (13 Aralık 2015)
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
1
7
27
1.5K
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Öğrencilerini Korumak İsterken Şehit Olmuş, Son Nefesinde 'Oğlumu Okuldan Alın' Demişti. Fatmanur Öğretmen'i Yaşamdan Koparan Sanığa 37 yıl 6 Ay Hapis Cezası Verildi İstanbul'da okulda öğrencisi tarafından yaşamdan koparılan öğretmen Fatma Nur Çelik'in son sözleri, 'Oğlumu Okuldan Alın' olmuştu. Türkiye'nin yüregini acıtan olayda Fatma Nur Öğretmenin öğrencilerini korumak isterken şehit olduğu öğrenilmişti. Öğretmen Fatma Nur Çelik'in hayatını kaybetmesine neden olan, ayrıca bir öğretmen ve çeşitli öğrencileri ya*alayan sanık hakkında mahkeme kararını verdi. Sanık Furkan Samet B., Fatma Nur Çelik'e yönelik eylemi nedeniyle 24 yıl, diğer suçlardan ise 13 yıl 6 ay olmak üzere toplam 37 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
3
30
81
787
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
Dağıstan’da çarşıdan eve dönen bir çift, 1936… Dağıstan, Rusya'ya bağlı bir cumhuriyettir. Kuzey Kafkasya'da, Rusya sınırları içinde yer alır ve doğusunda Hazar Denizi bulunur. Komşuları: Güneyde Azerbaycan Güneybatıda Gürcistan Kuzey ve batıda Rusya'nın diğer Kafkas cumhuriyetleri Başkenti: Mahaçkale Dağıstan, çok sayıda etnik halkın yaşadığı bir bölgedir. Avarlar, Lezgiler, Kumuklar, Darginler ve diğer birçok Kafkas halkı burada yaşar. Tarih boyunca Türk, Pers, Arap ve Rus etkilerinin kesiştiği önemli bir bölge olmuştur. 🤖: ChatGPT
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
0
3
5
203
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
Kimin ülkeyi yönettiğinden haberi yok… Yürüyen cehalet...
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
10
16
57
965
DENIZ
DENIZ@TC_TOPRAK_·
Yürüdüğüm yol zordur . O yolda yürürken olmazsa olmaz dediğim . Pahalı alışkanlıklarım vardır ; Dürüstlük .Şeref .Ahlak .Onur .Vefa .Parayla satın alınamayacak ilkeler gibi. Yürüdüğüm yol zordur bilirim ama o yolda ölmek de bir şereftir Onu da bilirim . Cesaretin varsa sol göğsümün altında yaşamaya Yüreğin varsa benimle ölümüne yürümeye Düş peşime ...! Ayten BENLİ .
DENIZ tweet media
Türkçe
0
0
0
9
DENIZ
DENIZ@TC_TOPRAK_·
Becerebiliyorsan Üniversiteden 3 Arkadaş Göster. Diplomasiz birinin Cumhurbaşkanı Aday olmasına izin veren CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu'ydu..! Bunları sakın unutmayın CHP'liler ise asla unutmasın.. O günler bu günleri getirdi..! Ve güçlendikçe güçlendiler bugün ne Demokrasi nede Adalet kaldı..!
DENIZ tweet media
Türkçe
0
0
0
7
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
- Aşk, eğri bacaklıyı doğru bacaklı görme sanatıdır diye bir espri duymuştum seneler önce... Aşk, ilüzyondan başka bir şey değildir.. Neden biliyor musunuz? Sizin "dünya bir yana, o bir yana" dediğiniz insan, sâdece size öyle geliyor. Başkaları için herhangi biri... Seneler önce bir arkadaşım şöyle ilginç bir şey demişti: “Tam 3 kez âşık oldum. Öldüm, bittim, harap oldum. Sonra da iyileştim. Hatırlayınca o günleri, sanki sâdece aklımda kalmış bir film gibi. Ama sana bir şey diyeyim mi? 3 kez âşık oldum ama hiç sevmedim!” Sevgi, aşktan daha üstündür. Çünkü aşk idealize bir rolü giydirmekken; sevgi karşındakini olduğu gibi benimsemektir.. Bu yüzden aşkı değil, sevgiyi isteyin. Sevgi, insan olarak da benimsemektir. Aşk ise idealize ettiğin bir siparişin var olduğuna inanma tutkusudur. Ahmet Altan'ın Kristal Denizaltı kitabında, Pygmalion başlıklı yazıyı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.. Aşk şöyle der: “ Senden güzelini görmedim.” Sevgi ise şöyle der: “El âlemin güzelinden banane! Benim çirkinim dünya güzeli!” - Aşk, eğri bacaklıyı doğru bacaklı görme sanatıdır diye bir espri duymuştum seneler önce... Aşk, ilüzyondan başka bir şey değildir.. Neden biliyor musunuz? Sizin "dünya bir yana, o bir yana" dediğiniz insan, sâdece size öyle geliyor. Başkaları için herhangi biri...
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
7
17
580
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
TOPAL MOLLA VE ALDATILMAK... * 1920 yılında Topal Molla lakabıyla tanınan bir zat, Afganistan’da tekke kurmuş. Topal Mollanın müritleri 3 yıl içinde 200 bine ulaşmış. * Müritlerin sayısı 1925’te 300 bini aşan Topal Molla, krala k arşı ayaklanma başlatmış. * Bir yıl boyunca Afganistan‘da kan gövdeyi götürmüş. O yıllarda Afgan kralı olan Emanullah Han, ülkesini terk etmek zorunda kalmış. * Emanullah Han ülkesinden ayrılırken Afgan sınırına geldiğinde yanına bir adam sokulmuş ve çok güzel konuştuğu Urduca’sıyla sormuş: “* Beni tanıdın mı? Ben meşhur Topal Mollayım. Afganistan’daki görevimi bitti, İngiltere’ye dönüyorum.” “Seni tanıdım !” demiş kral * “Ben senin İngiliz casusu olduğunu biliyordum. Fakat halkıma o kadar çok tesir etmiştin ki, senin casus olduğuna onları bir türlü ikna edemedim ve inandıramadım.“ Sarıklı ve sakallı Topal Molla sakalını kesmiş, sarığını atmış, başına silindir şapkasını oturtmuş ve İngiltere yoluna koyulmuş. * Ülkemizde de her zaman Topal Molla’lar olmuştur. Kimisi politikacı, kimisi din adamı, kimisi de ilim adamı olarak kendisini tanıtır ve toplumu o göreviyle zehirleyerek birlik ve beraberliği bozar. * Her şeyin bir fitneden ibaret olduğunu ve aslında O’nun zehirli biri, yani bir hain olduğunu anlatırsın ama ya anlayan çıkmaz, ya kimse anlamak istemez, ya da anlamasalar bile seni hain ilan ederler. * Cahil toplumlarda doğruları söylemek insanı yalnız bırakır. ama onurunla başbaşasın . Düşünmek, sorgulamak, eleştirmek ve bunların sonucunda hainlere biat etmemek, çok önem arz etmektedir. Çünkü Topal Molla’lar, sorgulayıp eleştiren beyinlere üşüşemezler.! MERAKLISINA NOT: Emanullah Han, kurtuluş savaşımız esnasında Türkiye’ye büyük maddi yardımda bulunmuş, O’nun teşviki ile Afgan kadınlar da altın takılarını göndermişti. Emanullah Han Atatürk hayranıydı ve O’nu örnek alıyordu. Bu durum İngilizleri rahatsız etti ve meşhur İngiliz üç kağıtları, dalavereleri başladı. Sonuç olarak: İslamı kullanarak (!) darbeyi yapan aslında bir İngiliz ajanı “TOPAL MOLLADIR...”
DENİZ_TOPRAK2 tweet mediaDENİZ_TOPRAK2 tweet mediaDENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
4
39
72
7.6K
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
___ Bakıyorum da sürekli cenneti arıyorsunuz; Tekkede, Manastırda, Camide, Kilisede... Tek korkunuz Cehenneme gitmek... Korkma! Dürüst ol! Ekme bu tohumu yüreğine, Varsa sana yetecek kadar yiyeceğin, bir de başını sokacak evin, İnsanoğluna kulluk etmiyorsan, eğilmiyorsan iki büklüm karşısında, Sevin be kardeşim, Zaten Cennettesin... Ömer HAYYAM Anısına Saygıyla 📚📚📚📚📚📚📚📚📚
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
3
22
52
1.1K
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
ÜNLÜ DÜŞÜNÜR ÖMER HAYYAM... Ömer Hayyam ilim irfan sahibi olmasının yanısıra, pek çok insana zamanında yol göstermiş önemli düşünürlerden biridir. Bu sebepten dolayı günümüze kadar ulaşmış onun birçok farklı şiiri ve özlü sözü bulunur. Evreni anlamak için, içinde yetiştiği İslam kültüründeki hakim “BİAT” anlayışından ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmelerini, eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır. Hayyam aynı zamanda çok iyi bir matematikçiydi. Üçüncü dereceden bilinmeyen denklemlerle ilgili yazdığı cebir adlı eserinde; bilinmeyen rakamın yerine Arapçada "şey" anlamına gelen kelimeyi kullanmıştır. Daha sonra bu eseri diğer dillere çevrilirken, İspanyolcaya "Xay" olarak geçmiştir. L Bu kelime ilk harfine indirgenerek bilinmeyen rakamın simgesi "x" olarak kullanılmaya başlamıştır. Binom açılımını ilk kullanan bilim insanıdır... İçin temiz olmadıktan sonar, Hacı hoca olmuşsun, kaç para! Hırka, tesbih, post, seccade güzel, Ama Tanrı kanar mı bunlara? = Celladına aşık olmuşsa bir millet, İster ezan, ister çan dinlet. İtıraz etmiyorsa sürü gibi illet, Müstehaktır ona her türlü zillet.
DENİZ_TOPRAK2 tweet mediaDENİZ_TOPRAK2 tweet mediaDENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
2
7
35
2.1K
DENIZ รีทวีตแล้ว
ihtiyar_33_
ihtiyar_33_@Dede38__·
-- Gerek yaşayan gerekse de bu dünyadan Ahirete intikal eden Tün Anne Babaların her günü kutlu olsun dostlar. Anne ile baba arasında sadece duygusal nüansalar vardır Dünyada karşılıksız tek seven varlık annelerdir ha babalar aynı değilimdir elbette aynıdır sadece babalar her zaman belli edemeye bilirler. - Anne ile baba arasındaki farklar aslında hiç bir fark yoktur ama!. Dünyaya gözünü açtığın ilk andan itibaren seni seven annendir, seni sevdiğini saklayıp belli etmeyen ise babandır. Annen seni aleme sunar, Baban ise alemi sana sunar. Annen sana hayat verir, Baban ise bu hayatı nasıl yaşarsın onu öğretir, yönlendirir, rehberlik yapar. Annen seni karnında 9 ay taşır, Baban ise hayatı boyunca seni sırtında taşır. -- Annen seni doğururken ağlar ama sen duymazsın, Baban ise sen doğduktan sonra sen hiç ağlamayasın diye hep o' ağlar ama sen görmezsin. Sen hasta olduğunda annen ağlar, Baban ise sen hasta olduğun için hasta olur. Annen aç olup olmadığını sorar, Baban ise sana aç kalmaman ve de kimseye muhtaç olamaman için nasıl kazanacağını öğretir. Annen seni kucağında taşır, Baban ise sırtında taşır ama sen göremezsin. Anne rahmet kaynağı, Baba ise hikmet kaynağıdır. Annen sorumluluğu senin yerine taşır. Baba ise sana sorumluluk nedir onu öğretir seni yaşamın boyunca hayata hazırlar. Annen seni düşmekten korur baban ise düştükten sonra nasıl ayağa kalkarsın onu öğretir. Annen iki ayak üstünde nasıl yürürsün onu öğretir, Baban ise bu hayatta nasıl ayakta durulur ve de emin adımlarla nasıl yürünür ve de yürürsün hatta koşarsın onu öğretir. Annen sana güzellik ve mükemmelliği akseder öğretir. Baban ise sana gerçek hayatı ve ciddiliği akseder ve de aşılar öğretir. Annen sevgisini doğduğun andan itibaren anlarsın, Baba sevgisini ise Baba olduktan sonra anlarsın. Anne paha biçilmez bir mücevherdir, Baba ise zamanın tekrar getiremeyeceği en güzel varlıktır....! Bir gün değil Her Gün Hem Anneler Günü hem de Babalar günüdür Tüm Ahirete intikal eden Annelerin ve de Baların ve dahi yaşayan Anne ve Babaların her günleri kutlu olsun.
ihtiyar_33_ tweet media
Türkçe
0
4
8
375
DENIZ รีทวีตแล้ว
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
ZÜBÜKLER VE DEVRİMCİLER… “Zübük,” devrimci sanatçı, gülmece yapıtları ustası Aziz Nesin’in bir romanının ve romanda kazanmak için kendisine her yolu mubah gören, yalancı, dalavereci politika kahramanının adı… Filme çevrilmiş ve kültürbilimci Mihail Bahtin’in “karnaval dobralığı” diye tanımladığı, hak gülmece kültürüne ait o davranış biçimini sanatıyla bütünleştirmiş Kemal Sunal’ın oynadığı başrol ile toplumda büyük yankılar uyandırmış, ölümsüz film yapıtları arasına katılmıştı. Devrimci sanatçılar, halk kültürünün derin dip akıntıları içinden o kültürün devrimci, değişimci yanını, gülmeceye dayalı yıkıcılığını ustaca alıp kurgularına katarlar. Tam yerine denk geldi “Zübük”ün günlük politikada kullanılması… Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle yapılan konuşmalarda başkalarını “Zübük” olmakla suçlayan öyle politikacılar var ki, tam da Zübük’ün kendisi olarak çıkıyor kürsülere, ekranlara… Bir daha okuyun Zübük romanını, bir daha izleyin Zübük filmini; günümüz politikacılarının birçoğunun, en ünlülerinin kişiliğini orada görün. Devrimci sanatçılar, yazarlar, şairler çok çektiler bu ülkede. Çile çekmeye, ezilmeye de devam ediyorlar. Kışkırtılmış kalabalıklar saldırtılıyor üzerlerine. “Zübük”ün yazarı Aziz Nesin, Sivas’ta Zübük politikacıların başarıyla kullandığı cemaatçi-tarikatçı din bezirgânlığının kışkırttığı kalabalıkların elinden son anda, zor kurtulabilmişti. Otuz iki aydını, sanatçıyı yaktılar, dumana boğdular orada. Aziz Nesin, kırklı yılların sonlarında yıllarca hapis yatmış, çıkardığı Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa (biri kapatılınca diğerini çıkarırdı) vb dergileri kapatılmış, soruşturmalara uğratılmış bir yazardı. Sabahattin Âli, Zübüklerin kışkırttığı bir tetikçi tarafından öldürüldü. “Aldırma Gönül Aldırma” diyen şarkılar, “Kürk Mantolu Madonna”lar, “İçimizdeki Şeytan”lar anı ve armağan olarak kaldı bize. “Hababam Sınıfı Yazarı” Rıfat Ilgaz da çok çekti o Zübüklerin elinden. Zindanlarda yattı, sürüldü, aç ve işsiz kaldı. Nazım Hikmet, cezaevinde en çok yatanlardandı; yurduna hasret öldü gurbet ellerde. Onun yüreğinde taşıdığı, uğruna savaştığı ideolojiye ağzı köpürerek küfredenler hiç utanmadan onun ölümsüz şiirlerini okudular kürsülerden. Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Bedreddin Cömert, Ümit Doğanay, Uğur Mumcu, Turan Dursun; daha niceleri kurşunlandı, bombalandı, yaşamdan koparıldı. Arama motorlarına baktım öldürülenlerin listesi için; hiçbirisi tam değil, öldürülen birçok bilim insanının, sanatçının, yazarın, gazetecinin adı unutulmuş… Dünya hiç durmadan dönüyor ve sınıflı toplumun çıkar ve iktidar çarkları durmaksızın yalancı, talancı Zübükler üretiyor… Devrimciler ise kendileri için değil, davaları için, mazlum halkları için, hep güzel gelecekler için, iyilikler, güzellikler, adalet için savaşıyor. Devrimcilerin adlarına savaştığı, kendilerini adadığı halk yığınları ise, çoğu kez devrimcilere değil inançlarını istismar eden, onları sadakaya mahrum bırakıp küçük çıkarlarla yemleyen Zübüklerin ardına takılıyor. Zübükler kazanıyor görünüyor ama kazanan devrimcilerdir; adları, anıları kalan, şiirlerine uyarlanmış şarkıları söylenen, kitapları okunan onlardır… Ne demiştik; devrimciler ölür, devrimler sürer… Selam olsun devrimcilere; selam olsun doğan güne… 10 Mart 2024, Alper Akçam
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
0
7
9
434