Erkeklerle ilgili boy kriteri olduğunu söyleyen kadın, sosyal medyada tartışma konusu oldu.
“Boyu 1.75’le 1.79’a kadar olan aradaki hiçbir erkeğe selam bile vermem!”
İnsan yaş aldıkça şunu daha iyi anlıyor: Gerçek sandığımız, uğruna hayatımızı bozduğumuz şeylerin çoğu gerçek değil bir vehim, bir aldanış, bir yanılsama: sesler, sözler, sûretler, hisler, yeminler, ahitler, aslalar, hiçler... Hayat, içi dolmayan bir boşluk yalnızca.
o kadar çok duygularımı bastırdığımı fark ettim ki artık bilgi tutamıyorum, hafızam bana ihanet ediyor, konsantre olmakta zorlanıyorum ve konuşurken kelimeleri unutuyorum.
Okullarda doğru düzgün spor yok; müzik yok, yabancı dil yok, resim yok, tiyatro yok. Eleştiri yok, edebiyat yok. Doğayla, tarihle, toplumla kurulan sahici bağlar yok. Yerine, leş gibi bir sınav düzeni, yalancı ilişki ağı ve eşitsizliğin rutin hali var.
Çok güzel bir alıntı okudum az önce. “Kendine değer veren insanlar bir saygısızlık gördüklerinde oradan uzaklaşırlar. Diğerleri ise kalıp mücadele etmeye çalışırlar” diye. Bazen hiçbir açıklama ve drama yapmadan ördüğünüz duvar kendinize duyduğunuz saygının net göstergesidir.
İnsan bazen hiçbir şey yapmak istemez, ne konuşmak ister ne de anlatmak.. sadece oturmak ister. çünkü bilir ki, anlatmaya kalksa kimse tam olarak anlamayacaktır. ve o an anlar ki, insanın en büyük yalnızlığı, aslında anlatamadıklarında saklıdır.
yeterince olgunlaşınca, artık kimseye kendini ispat etme gereği duymuyorsun. beni bir ben bilirim, bir de Allah, diyorsun. bu kadarı kâfi geliyor sana. burada bir vazgeçiş de yok düşünürsen, kabullenme var.
Yaşam kalitenizi büyük oranda çevreniz belirliyor. İyi konuşan insanlarla iyi konuşuyor, iyi giyinen insanlarla iyi giyiniyor, vizyonlu insanlarla gelecek planları yapıyorsunuz. Hayat kısa: kontrolcü, kompleksli, kibirli kimselerle kaybedecek vakit yok. İyi çevre iyi hayattır.
hissizleştim sanki, beni üzebilir dediğim şeylere eskisi kadar üzülmüyorum, vazgeçemem dediğim kişileri silebiliyorum, dönemem dediğim yollardan dönebiliyorum, kimseyle ne uzun planlar yapıyorum ne de bir şey vadediyorum; içime kapanıklığın ferah zirvesinde oturuyorum.
Son zamanlarda sadece ben mi böyleyim bilmiyorum ama.. Aşırı yorgun, zihni bulanık, kaygılı ve fazlasıyla tahammülsüz, tuhaf bir şekilde çökmüş hisseden var mı? Sanki hayattayım ama tam değilim... Bir şeyler ağır, içim dar ve normalden biraz daha fazla tükenmiş gibiyim.
Hayatı her şeyiyle çözmüş birine denk gelmeyi diliyorum. Yeterince bıkmış, yeterince görmüş, yeterince anlamış ve sonunda hayatın aslında bomboş olduğunu bilen birine… Ama bütün bu boşluğa rağmen mücadeleyi sürekli sürdüren, umutsuzluğa teslim olmayan birine..