ทวีตที่ปักหมุด

Ben de bir Hıristiyan okulunda okudum.
Haftada iki gün Religion, (din) dersi olurdu. 1. Sınıfa başladığım zaman, o derste öğretmen yanıma gelip,
gülümseyerek şöyle demişti:
“Sen hobi dersine geçebilirsin. Bu ders sana zorunlu değil.”
Ya o yaşımda bile Müslüman kimliğime saygı duyulurdu.
Ben o yıllarda İslamofobi nedir, bilmezdim.
Ta ki kendi ülkemde, kendi milletimden, bana tepeden tırnağa tiksinir gibi bakan gözlerle karşılaşana dek.
Yine ortaokuldaydım.
Almanya'da bir okul kampına gitmiştik.
Kayıt formunda muhafazakar olan ailem "Müslüman" seçeneğini işaretlemiş,altına da bir not düşmüştü;
“Domuz eti yemesi yasak.”
Kampın ilk günü..
Gelen yemeği tavuk sanıp yemeye başlamıştım.
Ama o an uzakta bir öğretmen beni görmüş, elindekileri bırakıp koşa koşa yanıma gelmişti;
“Hayır, hayır! Sen bunu yiyemezsin!
Sen Müslümansın.
Sana bu yasak!
Merak etme, siz müslümanlar için başka menü hazırlanıyor.”
Şaşırmıştım.
O bir Hristiyandı.
Ama benim inancıma benden daha çok sahip çıkmıştı.
Ve bugün..
Türkiye’de bir üniversitenin mezuniyet töreninde,
Kur’an’dan bir ayet taşıyan gençlere “Bunu burada açamazsınız!” diyen, Müslüman kimlikli başka gençler..
Gerçek İslamofobi'yi ben Almanya’da değil,
İslam’ın adını çokça anan, ama ruhunu hiç tanımayanlar arasında gördüm..
Ne garip… Hristiyan okulunda Müslüman kimliğim korunurdu; Müslüman memlekette bir okulda, Kur’an’a savaş açılır oldu.
Sonuç olarak laikliğin geldiği noktada, Avrupa’da yaşadığım özgürlükleri, Türkiye’de arar oldum..
Türkçe







