Enes Atila PAY

1.3K posts

Enes Atila PAY banner
Enes Atila PAY

Enes Atila PAY

@enesati

Van, Türkiye เข้าร่วม Temmuz 2010
985 กำลังติดตาม2.3K ผู้ติดตาม
ทวีตที่ปักหมุด
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Cih bihuşt Xanî…
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
5
6
59
45.1K
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Figen Yüksekdağ imtiyazlı sınıfa yaslanarak hayatını devam ettiriyor olabilirdi. Figen Yüksekdağ ezilen kesimi görmezden gelerek.. dayanışma, ortaklaşma gibi değerleri görmezden gelerek siyaset yapıyor olabilirdi. Figen Yüksekdağ şüphesiz ki bu haysiyetli duruşun bedelini ödüyor. Kendisine başsağlığı diliyorum. Bütün siyasi ve düşünce mahkumlarının bir an önce özgürlüğüne kavuşması dileğiyle.
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
0
1
30
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
-İran yakın tarihi -İran neden yenilmiyor? -İran muhalafetinin son durumu? -Rojhilat Kürtleri -Kürtlerin aldığı kararın önemi Aktüalite’nin bu hafta konusu İran-İsrail/ABD savaşıydı. youtube.com/watch?v=r0zElH…
YouTube video
YouTube
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
1
2
252
Enes Atila PAY รีทวีตแล้ว
Hemhâl
Hemhâl@hemhalfikir·
🔴Aktüalite Yeni Bölümü Yayında! 🗣️Nurten Ertuğrul (@nurtenertugrul) 🗣️Enes Atila Pay (@enesati) 📌-İran yakın dönem siyasal tarihi, - ABD-İsrail ve İran Savaşı ve - İran Kürtleri 🔗➡️youtube.com/watch?v=r0zElH…
YouTube video
YouTube
Hemhâl tweet media
Türkçe
0
5
5
175
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Şurası muhakkak ki Federe Kürdistan Bölgesi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Başkan Neçirvan Barzani’nin evinin bombalanması bu tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Oysa Kürtler ellerindeki tüm fırsat ve imkanlara rağmen bu savaşta tarafsız kalmayı tercih ettiler. Bir miktar dolar ve petrol uğruna ABD saflarında hizalanan bazı Müslüman ülkelerin aksine, reel siyasetin kendileri için doğurabileceği imkanlara rağmen tarafsız kalmayı seçtiler. Bu haysiyetli ve onurlu duruşa rağmen Kürdistan Bölgesi’ni hedef almak ciddi bir haysiyet sorunudur. İran ya da onun vekil güçleri bu sorumsuz ve alçakça tutumdan vazgeçmelidir. Kürtleri sürüklemeye çalıştıkları durumun farkında olmalıdırlar.
Türkçe
1
2
14
1.5K
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Kürdistan Bölgesi Başkanı Sayın Nêçîrvan Barzani’nin evine yapılan saldırı hem büyük bir alçaklık, hem de büyük bir provokasyondur. Kürtleri savaşa zorlayan bu saldırılar devam ederse Kürtlerin her önlemi almak ve her ittifakı geliştirme hakkı vardır. Êrîşa li ser mala Serokê Herêma Kurdistanê Birêz Nêçîrvan Barzanî hem karekî nijadperest û hem jî provokasyoneke mezin e Ger ev êrîşên ku Kurdan dixin nava şer bidomînin wê demê mafê Kurdan heye ku her tedbîrê bigirin û her hevalbendiyê pêş bixin.
Türkçe
0
2
16
809
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
İsrail işgalciliği ve katliamcılığına karşıtlığımız asla İran yanlısı olmayı sağlamaz. İran, elinde Kürt kanı taşıyan bir rejim ile idare ediliyor. Kürtler karşıtlığı bile onurlu ve haysiyetli yapıyor. Tepelerinde bombalar patlarken biz bu savaşta yokuz diyen Kürtleri katledecek kadar zalim ve ahmaktır İran yönetimi. Başkasının mazlumu ama Kürdün zalimi…
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
0
5
276
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Üstad Bediüzzaman; üç farklı devri görmüş, her dönemin yönetimiyle farklı gerekçelerle fikri çatışmalar yaşamış; zindanlar, hapishaneler, sürgünler ve tımarhanelerle yüzleşmiş bir şahsiyet.. Maruz kaldığı tüm bu eziyetler onu davasından vazgeçirmek bir yana, davasına daha büyük bir iştiyak ve gayretle sarılmasına vesile olmuştur. Bediüzzaman, Yıldız Sarayı’na çekilerek idaresi altında vuku bulan haksızlıklara karşı sessiz kalan ve çevresi dalkavuklarca kuşatılan dönemin padişahı Abdülhamid’e dahi boyun eğmemiş, onu eleştirmekten geri durmamıştır. Bediüzzaman’ın tarihi uyarıları ve istibdada karşı tavrı şu sözlerle şekillenmiştir: "Elhasıl: İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın dinde hissesi, beytü'l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür. Zira itimad-ı nefsin fıkdanı ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükûmetin cebinden zannettiğinden; kalbini, aklını da hükûmetin kesesinden tahayyül eder, korkar." Hürriyetine olan düşkünlüğünü ise şu sözlerle haykırmıştır: “Ben hür yaşamışım. Hürriyet-i mutlakanın meydanı olan Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Bana hiddet fayda vermez, nafile yorulmayınız.” Dönemin padişahı, hizmetkârları vasıtasıyla Bediüzzaman’ın savunduğu Medresetü’z-Zehra projesinden vazgeçmesi karşılığında kendisine para teklif ettiğinde, Bediüzzaman’ın cevabı sarsıcı olmuştur: “Ben maaş dilencisi değilim, bin lira da olsa kabul edemem. Kendim için gelmedim, milletim için geldim. Hem de bu bana vermek istediğiniz rüşvet ve hakk-ı sükûttur (sus payıdır).” Padişahın gazabından ve sonuçların vahametinden bahseden saray görevlilerine karşı ise şu tarihi resti çekmiştir: “Neticesi deniz olsa geniş bir kabirdir. İdam olunsam bir milletin kalbinde yatacağım. Hem de İstanbul’a geldiğim vakit hayatımı rüşvet getirmişim; ne ederseniz ediniz!” Rahmet, hürmet ve minnet ile...
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
1
7
299
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Newroz alanları bir kez daha gösterdi ki sokaktaki duygu ve düşünce dünyasıyla sosyal medyanın tartışma zemini aynı yerden konuşmuyor. Bir yankı odasına dönüşmüş sosyal medyanın rağmına saha olduğu yerde duruyor. Bu sosyal gerçekliğin farkında olunmadan havanda su dövmenin ötesine geçmez sosyal medya siyaseti. Kürt alternatif siyaseti salt kimlik temelli siyaset üzerinden yürütülerek inşa edilemez. Bu bağlamda yapılan eleştiriler haklılık payı olsa dahi “hareket” ile ciddi bir kopuşu sağlayacak kadar etkili değildir. Zira Kürtler için verilmiş bedeller ve yürütülmüş mücadele milli kimliğe içkindir. Bu bedeller ve bu mücadele geçmişi heybesinde olan bir hareket sosyal medya eleştirileri ile yok olacağını beklemek kimilerin tercihi olabilir. Ama bu beklenti üzerine bir hakikat inşa edilemez. Alternatif bir inşa Kürt sokağın sosyal meselelerini en az kimlik meselesi kadar önemseyerek, bedelleri hiçleştirmeden ve dahi sahip çıkarak, değerleri tahkir etmeden ve dahi hakkını teslim ederek, gece gündüz sadece ama sadece Kürt siyasetini eleştirmek değil ortaklıklar tesis ederek inşa edilebilir. Evet Kürt siyasetinde demokratikleşme ve çeşitliliğe ihtiyaç var. Ama Kürt siyasetinde sosyal medya romantizmine ihtiyaç yok.
Türkçe
2
0
7
428
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Bir bayramı bile paylaşamayan bir coğrafyada, ortak bir kurgu peşindeyiz. Bu kadar iç içe geçmiş bir kültürel havzada kimin kimden neyi “arakladığının” hesabını yapmak ne kadar anlamlı? Oysa denklem oldukça basit: Egemen olan, ezilenin kültürel değerlerini de istimlak eder. Ezilen toplumun elindeki aidiyetler ehlileştirilmeye çalışılır, ehlileştirilemeyenler değersizleştirilir. Kürtler ve Kürt değerleri üzerine bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar okuma yapmış olanların Kürtlere bilmişlik taslaması ise ayrı bir dram. Oysa Kürt düşünce ve edebiyat dünyasında Newroz üzerine yazıp çizmemiş neredeyse hiçbir yazar yoktur. Newroz kaynağından bağımsız olarak Kürtler için her zaman özgün bir anlam taşımıştır. Başka toplumlar için yalnızca bir bayram olabilir. Ancak Kürtler açısından tarih boyunca bir direnişin, mücadelenin ve yeniden doğuşun simgesi olmuştur. Gelin, Newroz hakkında 1650’lerde yaşamış olan Ahmedê Xanî’ye kulak verelim: Xanî Mem ile Zin’in ilk karşılaşma yeri olan Newroz’u anlattıktan sonra Zin ile Siti’nin Newroz’dan dönüşünü şöyle resmediyor; Ew jî vegerîn bi wî lîbasî Hazir şêlîyan ku kes nenasî Her çendî kirin lîbasî tebdîl Emma nedibûn ji halê tehwîl Işqâ kiribûn wisan mubeddel Êdî nediçûne halê ewwel Qet kes nedigo Sitî û Zîn e Xelqê we dizanî ecnebî ne Dayîneke wan hebû zemanî Teşbîhâ belayê asîmanî Zala felekê li ber zebûn bû Wê navi ji pîrî Heyzebûn bû Bu vesileyle bir daha; Newroz Pîroz be…
Emrah Gülsunar@emrahgulsunar

Nevruz esas olarak İrani halkların bayramıdır. Oradan Orta ve Batı Asya'daki Türki halklara da yayılmıştır. Kürtlerin tarihsel deneyimi nedeniyle Kürtler özelinde politik bir anlam kazanmıştır. Tarihsel gerçekler oldukça net, buna rağmen ideolojik saiklerle bir "Nevruz aslında kimin" tartışmasıdır gidiyor.

Türkçe
0
2
10
1K
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Toprağın altında çürümeden filizlenmez tohum. Zahiren çürür, hakikatte ise hayat bulur, çiçek olur, ekmek olur, can olur. Kışın zahmeti, baharda bir umuda dönüşür. Bir milletin yarınları için toprağa düşen on binlerce genç fidan… Zor ve zahmetli günlerin çilesini çeken her bir Kürt, bu Newrozların müjdecisi oldu. Bediüzzaman’ın dediği gibi: “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.” Evet, kararan gecelerin ardından doğan şafağı müjdeleyen Newroz’u yaşıyoruz. Allah bu baharı mazlumların özgürlüğüne, kurtuluşuna, huzuruna, birlik ve beraberliğine vesile kılsın. Newroz bê guman mizgîniya rizgariyeke mezin e. Bila ev bihar bibe sedema azadî, wekhevî, aramî û bextewariyê. Newroz Pîroz be. #NewrozPîrozBe #Newroz
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
0
6
274
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
İran’da yönetici olmak sıradan bir siyasi pozisyonun ötesinde neredeyse her gün ölüm ihtimaliyle birlikte yürütülen bir varoluş biçimidir de. Listeye alınmış isimler yarın hayatta olmayabileceklerini bilerek görevlerini sürdürüyorlar. Bu durum yalnızca bir güvenlik zafiyetini değil aynı zamanda güçlü bir ideolojik zemin ve köklü bir medeniyet tasavvurunu ihtiva ediyor. Çünkü insan ancak anlam dünyası ölüm korkusunu aşacak kadar derinleştiğinde bu tür bir sürekliliği mümkün kılabilir. Bu gerçeklik İran siyasal aklının beslendiği damarı da açığa çıkarıyor. Şehadet fikriyle harmanlanmış direnç kültürü.. Bu kültür yalnızca yöneticilerde değil toplumun geniş kesimlerinde de karşılık buluyor. Dolayısıyla bugün İran’da yaşanan şey sadece bir devlet refleksi değil aynı zamanda bir toplumun tarihsel varoluşunu koruma içgüdüsüyle verdiği çok katmanlı bir sınavdır. Şurası açık ki hem İran halkı hem de İran yönetimi ağır ve karmaşık bir süreçten geçiyor. Bu süreç aynı zamanda bir dayanıklılık testi ve belki de yeni bir güç dengesinin habercisidir de. İlk günlerde oluşan İran karşıtı hızlı ve sert uluslararası tepkinin zamanla yerini daha temkinli hatta saldıran güçlere karşı eleştirel bir dile bırakması da dikkat çekici. İran’ın beklenenden daha güçlü bir direnç göstermesi ABD ve İsrail’in stratejik hesaplarını tartışmaya açarken küresel kamuoyunda da yeni bir sorgulama başlattı. Zira dünya bir yanda iki büyük askeri ve ekonomik gücün arkasına geniş bir uluslararası destek alarak hareket ettiğini ve diğer yanda ise uzun yıllardır yaptırımlarla izole edilmiş bir ülkenin bu baskıya karşı koyduğunu izliyor. Bu asimetrik tablo bir tarafta teknolojik üstünlük, ekonomik kapasite ve küresel ağları diğer tarafta ise ideolojik bütünlük, tarihsel direnç ve kaybedecek daha az şeye sahip olmanın getirdiği sertliktir. Eğer ABD ve İsrailbu süreçten açık bir kazanımla çıkamazsa ortaya çıkacak tablo yalnızca bir başarısızlık hikayesi olmayacaktır. Aynı zamanda İran’ın yeni bir güç merkezine evrilmesinin de önünü açabilir.
Türkçe
0
0
2
325
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Bi hêvîya jiyaneke azad, bi hêvîya paşerojek bi rûmet, bi hêvîya cîhanek bi aştî û silamet, bi hêvîya rojên xweş. Xwedê Teala rojî û nîmêjên we qebûl bike. Xwedê wan rojên bimbarek bike wesileya xweşî û serfirazîyê. Ez cejna we û ya hemû malbata we bî dil û can pîroz dikim. Ramazan bayramınızın hayırlara vesile olması dileğiyle. Bayramınız kutlu olsun.
Türkçe
0
0
2
187
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Kürdistan’ın Güney parçasında 1987’de bir nüfus sayımı yapıldı. Etnik kimlik tercihi ikiye ayrılmıştı. Ya Kürt ya da Arap olmayı tercih edeceklerdi. Bu nüfus sayımı daha sonra uygulanacak bir stratejinin saha çalışması gibiydi. Kürtlerin yaşadığı coğrafya tespit edilmiş uygulanacak stratejinin sınırları çizilmişti. 1983 yılında Barzan bölgesi ablukaya alındı. Varılan karar neticesinde bölgeye Baas Partisi’nin Kuzey Bürosu Genel Sekreteri ve Saddam'ın yeğeni Ali Mecid gönderilmiş ve kendisine olağanüstü yetki verilmişti. ‘23 Şubat 1987 sabahı gün ağarırken hükümete bağlı kara kuvvetleri, her yönden saldırıya geçti. O gün Sergelî'de bulunan bir peşmergenin hatırladığına göre, "Karargâhı kuşatan ordu o kadar büyüktü ki, sanki bölgeyi Kürdistan'ın diğer kısımlarından ayıran bir çit vardı." Dokan Gölü'nün doğu yakasındaki Bingird'den başlayıp, Süleymaniye'ye ve Mawat ve Çwarte kasabalarına kadar uzanan cephe hattı tam 64 kilometre uzunluğundaydı.’ Verilen emir doğrultusunda ilk kimyasal silah 16 Nisan 1987’de Balîsan Vadisi’ne atıldı. Harekâtı komuta eden Ali Macid’in Kerkük’teki evinde ele geçirilen belgelerde operasyon ile ilgili şöyle bir strateji öngördüğü anlaşılıyor “Bu benim niyetim ve sizlerden bunu ciddi şekilde not almanızı istiyorum. Bizler en kısa sürede sürgünleri tamamlarken, onlara sistematik askeri plana göre her yerde onlara saldıracağız. Hatta en güçlü oldukları merkezlerde de. Biz saldırılarımızla onların kontrolündeki yerlerin üçte birini veya üçte ikisini alacağız. Eğer üçte ikisini alabilirsek daha sonra onları küçük bir alana sıkıştırıp, kimyasal silahlarla saldıracağız. Ben onlara yalnızca bir günlük kimyasal silahlarla saldırmayacağım. 15 gün sürecek kimyasal saldırılar düzenleyeceğim. Daha sonrada silahlarıyla teslim olmak isteyenlere izin vereceğimi ilan edeceğim. Geri dönmek isteyen herkese hoşgeldin diyeceğim ancak dönmek istemeyenlere karşı yeni ve yıkıcı kimyasallar ile tekrar saldırılar düzenleyeceğim. Kimyasalların ismini veremem çünkü bu bilgiler gizlidir. Ancak, ben onlara yeni yıkıcı silahlarımızın sizleri yok edeceğini söyleyeceğim. Bu yüzden onları tehdit edeceğim ve teslim etmeye zorlayacağım”. "Kürtlere iyi mi bakmalıydım?... hayır! onları buldozerle toprağa gömeceğim!" İkinci kimyasal saldırı 22 Mart’ta Şanexşé’ye yapıldı. Tanıklarından biri şunları anlatıyor. "Biriktirdiğimiz her şeyi bıraktık da kaçtık. Halk paniklemiş sığır sürüsü misali dağlardan İran'a doğru ilerliyordu. Bir taraftan tepemizde gezen savaş uçaklarından saklanıyorduk, diğer taraftan yağan yağmura rağmen ilerlemeye çalışıyorduk. Bu yürüyüşte, Sergelîli altı kişi yolda donarak öldü. Diğer köylerden ise otuz kişi öldü" Halepçe: 16 Mart sabahı, baharın güzel bir günü havadan bombalar yağmaya başlıyor. Ne olduğunu anlamadıkları bir koku kaplıyor her yanı. Saatler ilerledikçe ciğerlerini bir acı kaplıyor, herkes kör oluyor. Bazıları kusmaya başlıyor, bazıları koltuk altlarında, kadınlar ise göğüslerinin altında acı veren kabarcıklar hissetmeye başlıyor. Daha sonra sarı ve sıvı bir akıntı gözlerinden ve burunlarından akmaya başlıyor. Herkes olduğu yere yığılıyor. Ortalığı bir feryat kaplıyor. Anneler kucaklarındaki bebekler ile yığılıyor. Tarlalar, bağlar ve bahçeler cesetle doluyor. Halepçe’de tam 5 bin ceset sağa sola dağılıyor. Halepçe katliamı yalnızca uygulanan stratejilerin bir parçasını oluşturmaktaydı. Enfal Operasyonu kapsamında yaklaşık 180 bin insan katledildi. ‘4000 köy yerle bir edildi ve en az 1 milyon insan göç etmek zorunda kaldı. 860 kadın dul kaldı, daha fazla çocuk ise yetim.’ Siyah giyimli Barzan kadınları yaslı coğrafyanın tanıklığını 1988 yılından beri hayatlarının her alanına yaymışlar. Kimi yerlerde katliamın yası için müzik bile çalınmamaktadır. Enfal Katliamı şimdi yaşları ilerlemiş çocukların sinesinde canlılığını koruyor. ‘’Dul Barzanlı’’ kadınların sinesinde hala bir Halepçe acısı devam ediyor.
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
0
3
6
741
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
İran, adım adım ABD’nin Ukrayna’sı olmaya doğru gidiyor. ABD’nin mutlak zafer için kara operasyonu dışında şansı yok. Kara operasyonu için de rasyonel, reel bir zemin yok. ABD bu savaşta mutlak zafer ile çıkmazsa bir devrin sonuna gelebiliriz. Herkes hesabına buna göre yapmalı
Türkçe
0
0
0
233
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Trump, yalnızca Amerikan iç siyasetinin ürünü olan bir figür değildi. O aynı zamanda değişen küresel güç dengelerinin ABD’yi zorladığı tarihsel bir kavşağın siyasal sonucuydu. Asya-Pasifik’in yükselişi, Çin’in dünyayı saran devasa bir ekonomik ağ kurması, ABD’nin üretim kapasitesinin giderek zayıflaması ve yeni teknolojik devrimlerin ortaya çıkarabileceği alternatif güç merkezleri.. Bütün bu gelişmeler ABD’nin küresel üstünlüğümü ilk kez ciddi biçimde tartışmaya açtı. Bu nedenle sürece karakter olarak uyan Trump seçildi. Ve ABD sahip olduğu süper güç avantajını kullanarak yeni bir küresel stratejiyi devreye soktu. Bu strateji artık eski liberal düzenin kurallarıyla işlemiyor. Daha nobran, daha kaba, daha sert ve daha kuralsız bir güç siyaseti üzerine kurulu. Bu yeni siyasetin amacı ise şudur; Bazı küresel güçleri çevrelemek, bazı bölgesel güçleri tasfiye etmek ve ortaya çıkan boşlukları kendisine bağlı yeni “meşru” aktörlerle doldurmak. Yani ABD yine ve yeniden dengeleri kurmaya çalışıyor. Çünkü ABD iyi biliyor ki eğer bu yeniden düzenleme hamlesi bugün yapılmazsa yarın çok geç olabilir. Zira yükselen güçlerin ekonomik, teknolojik ve askeri kapasitesi birkaç on yıl içinde Amerikan üstünlüğünü geri döndürülemez biçimde aşındırabilir. İsrail ise bu tarihsel momenti kendi klasik stratejisi için bir fırsata çevirmiş durumda. ABD’nin daha saldırgan ve kuralsız küresel siyaseti İsrail’e Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme imkanı veriyor. Bu nedenle İsrail bölgeyi gelecekte kendisine meydan okuyamayacak şekilde yeniden düzenlemeye çalışıyor. Ortadoğu’daki potansiyel tehditleri zayıflatmak, parçalamak veya etkisizleştirmek bu stratejinin temelini oluşturuyor. İşte gelinen noktada bu büyük stratejinin en kritik kavşağı İran. Ancak İran meselesi diğerlerinden farklı bir risk taşıyor. Çünkü İran yalnızca tasfiye edilmesi planlanan bir bölgesel güç değildir. Yanlış hesaplanmış bir İran savaşı ABD’nin kurmaya çalıştığı bütün stratejiyi çökertebilir. Dahası böyle bir savaş ABD’yi yeni bir bataklığa sürükleyebilir. Eğer ABD İran’da hızlı ve kesin bir sonuç alamazsa bu savaş yalnızca Ortadoğu’yu değil küresel güç dengelerini de altüst edebilir. Enerji hatları, ticaret yolları, ittifak sistemleri ve bölgesel dengeler zincirleme biçimde sarsılabilir. Bu nedenle İran, ABD için sıradan bir cephe değildir. İran aslında bir kavşaktır. Burada elde edilecek bir başarı ABD’nin küresel üstünlüğünü bir süre daha tahkim edebilir. Ama burada yaşanacak bir başarısızlık ABD’nin bütün stratejik denklemlerde kaybettiği bir sürecin başlangıcı da olabilir. Ve eğer savaş mevcut yöntem ve şiddetle devam ederse İran yalnızca bir cephe olmaktan çıkabilir. O zaman bu savaş Amerikan gücünün tükendiği tarihsel bir kırılma haline gelebilir.
Türkçe
0
0
3
377
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Birêz Salih Muslim bi ked u kedera xwe di têkoşîna Kurdan de cihekî girîng girt. Rihma Xwedê lê be.
Enes Atila PAY tweet media
Türkçe
3
0
22
659
Cafer Solgun
Cafer Solgun@CaferSolgun·
Ayrıntılar, çoğu zaman bağıranların perdelemek istedikleri gerçeklerin aynasıdır Bu kitap, Kürt sorunu başta gelmek üzere ikinci yüzyılına devreden cumhuriyetin temel sorunlarına cesurca ayna tutuyor. Görmek ve anlamak isteyenler için… #YENİKİTAP #ResmiveÖtekiCumhuriyet
Cafer Solgun tweet mediaCafer Solgun tweet mediaCafer Solgun tweet media
Telakki Yayınları@telakkikitap

📘 Resmî ve "Öteki" Cumhuriyet 🖋️ Cafer Solgun 📚 Telakki Yayınları @CaferSolgun Detaylı bilgi ve satın almak için: telakki.com.tr/product/resmi-…

Türkçe
6
14
50
11.2K
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
Rojhilat Kürtleri bir karar aşamasına geldiklerinde kendi özgün güçlerini ve kapasitelerini esas alarak karar vermelidir. Kürdistan’ın diğer parçalarına fazla bel bağlamamak gerekir. Özellikle Güney Kürdistan’ın sağlayabileceği yardım çoğu zaman gerçek kapasitesinin üzerinde abartılmaktadır. Hatta bazı senaryolarda Federe Kürdistan Bölgesi için ortaya çıkabilecek tehlike Rojhilat’takinden daha büyük olabilir. Kürdistan Bölgesi’nin Haşdi Şabi benzeri paramiliter yapılar ile İran’ın olası asimetrik saldırı ihtimallerine karşı hazırlıklı olması gerekmektedir. Bunca yıldır kendi içinde dahi tam bir birlik kuramamış olan Kürdistan Hükümeti en fazla moral ve psikolojik açıdan bir motivasyon sağlayabilir. Bunun yanında belli bir diplomasi yürütme kapasitesine de sahiptir. Ancak fiili desteğinin oldukça sınırlı kalacağı kanaatindeyim. Hasılı Rojhilat kendi kapasitesinin farkında olarak hareket etmeli. Ne yapacaksa kendi gücünü esas alarak yapmalıdır.
Enes Atila PAY@enesati

Rojhilat Kürtlerinin önünde bugün iki temel yol görünüyor. Acele etmek mi, yoksa ağırdan alarak diplomasiye ağırlık vermek mi? Birinci seçenek hızla hareket edip muhalefetin öncülüğünü üstlenmeyi sağlayabilir. Bu yol ilk bakışta cazip görünebilir. Çünkü sahada erken davranan aktörler çoğu zaman siyasal denklemde de söz sahibi olurlar. Ancak bu seçeneğin büyük bir riski de var. İran’daki rejimin kısa sürede çökeceği kesin değil. Hatta büyük ihtimalle kolay düşmeyecektir. Böyle bir durumda erken ve açıktan pozisyon alan Kürtler rejimin bütün sertliğini doğrudan üzerlerine çekebilir. İkinci seçenek ise acele etmeden diplomasiye yaslanarak daha temkinli ilerlemektir. Bu yaklaşım çatışma riskini azaltabilir ve Kürtlerin uluslararası alanda meşruiyet üretmesine yardımcı olabilir. Fakat bunun da başka bir tehlikesi var. Sahayı başkalarına bırakmak. Ortadoğu siyasetinde sahada olmayanın masada da yer bulamadığı defalarca görülmüştür. Bu nedenle ağırdan almak eğer dikkatli yönetilmezs Kürtlerin tarihsel fırsat anlarında yine başkalarının belirlediği bir kaderle karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Rojava deneyiminin yarattığı travma da tam olarak buradan kaynaklanıyor. Bu nedenle mesele yalnızca acele etmek ya da etmemek meselesi değildir. Rojhilat Kürtleri için en doğru yaklaşımın şu olduğunu düşünüyorum. -Diplomasiyi azami ölçüde işletmek. Bölgesel ve uluslararası aktörlerle temas ağını genişletmek, yalnız kalmamak. -Çatışma denklemine mümkün olduğunca sınırlı biçimde dahil olmak. Savaşın ön cephesi haline gelmemek. -Hiçbir gücün inisiyatifine körü körüne güvenmemek. Kürtlerin son yüz yıllık tecrübesi bize şunu öğretiyor: Sadece sahada olan siyaset kırılgan olur, sadece diplomasiye yaslanan siyaset ise etkisiz kalır. Dolayısıyla Rojhilat için hız değil, denge kurabilmek daha stratejiktir.

Türkçe
0
0
9
2K
Enes Atila PAY
Enes Atila PAY@enesati·
@Sidkizilan2 Bu durumun 20-30 milyon kürde rağmen devam ediyor olması da bir dram olarak yeter bize.
Türkçe
0
0
0
69
SİDKİ_ZİLAN (YENÎ)
SİDKİ_ZİLAN (YENÎ)@Sidkizilan2·
Türkiye engeli olmasaydı; Kürdler Suriye'de, Irak'ta, İran'da da özgür olurdu. Türkiye Kürdistan düşmanlığını bir tarafa bırakarak, Kürdistan'ın müttefiki olmalıdır. Bu hem Türkiye'ye, hem de Kürdlere kazandırır; Kürd siyaseti bunu önüne koymalı ve başarmanın yolunu bulmalıdır.
SİDKİ_ZİLAN (YENÎ) tweet mediaSİDKİ_ZİLAN (YENÎ) tweet mediaSİDKİ_ZİLAN (YENÎ) tweet media
Enes Atila PAY@enesati

Rojhilat Kürtlerinin önünde bugün iki temel yol görünüyor. Acele etmek mi, yoksa ağırdan alarak diplomasiye ağırlık vermek mi? Birinci seçenek hızla hareket edip muhalefetin öncülüğünü üstlenmeyi sağlayabilir. Bu yol ilk bakışta cazip görünebilir. Çünkü sahada erken davranan aktörler çoğu zaman siyasal denklemde de söz sahibi olurlar. Ancak bu seçeneğin büyük bir riski de var. İran’daki rejimin kısa sürede çökeceği kesin değil. Hatta büyük ihtimalle kolay düşmeyecektir. Böyle bir durumda erken ve açıktan pozisyon alan Kürtler rejimin bütün sertliğini doğrudan üzerlerine çekebilir. İkinci seçenek ise acele etmeden diplomasiye yaslanarak daha temkinli ilerlemektir. Bu yaklaşım çatışma riskini azaltabilir ve Kürtlerin uluslararası alanda meşruiyet üretmesine yardımcı olabilir. Fakat bunun da başka bir tehlikesi var. Sahayı başkalarına bırakmak. Ortadoğu siyasetinde sahada olmayanın masada da yer bulamadığı defalarca görülmüştür. Bu nedenle ağırdan almak eğer dikkatli yönetilmezs Kürtlerin tarihsel fırsat anlarında yine başkalarının belirlediği bir kaderle karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Rojava deneyiminin yarattığı travma da tam olarak buradan kaynaklanıyor. Bu nedenle mesele yalnızca acele etmek ya da etmemek meselesi değildir. Rojhilat Kürtleri için en doğru yaklaşımın şu olduğunu düşünüyorum. -Diplomasiyi azami ölçüde işletmek. Bölgesel ve uluslararası aktörlerle temas ağını genişletmek, yalnız kalmamak. -Çatışma denklemine mümkün olduğunca sınırlı biçimde dahil olmak. Savaşın ön cephesi haline gelmemek. -Hiçbir gücün inisiyatifine körü körüne güvenmemek. Kürtlerin son yüz yıllık tecrübesi bize şunu öğretiyor: Sadece sahada olan siyaset kırılgan olur, sadece diplomasiye yaslanan siyaset ise etkisiz kalır. Dolayısıyla Rojhilat için hız değil, denge kurabilmek daha stratejiktir.

Türkçe
4
7
28
1.4K