
“En derin kölelik biçimi, anlaşılma açlığıdır.” — Fyodor Dostoyevski
M. Sait Bilgin
23.5K posts

@saitbilgin
F5Haber - Teknolojioku - Bilgin PRO

“En derin kölelik biçimi, anlaşılma açlığıdır.” — Fyodor Dostoyevski


Bizim ekibimizde de Ankara Kömür İşletmeleri'nden madenci abilerimiz vardı. Bir gün uzun uzun anlatmak isterim size onlarla yaşadıklarımızı. Zaten zayıf noktamdı madenciler ve yaşadıkları, iyice hayran oldum onlara. Çok ama çok güzel insanlar, hepsini bir ömür saygıyla anacağım.





@saitbilgin Ne mutlu hala sakin ve aklı selim kalabilemen Sait . Benim içimden geçen hisler ile muhtemelen Silivri de en az 10 senem var ….


Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Ailemi kaybettiğim apartmanın davasında 20 yıldır orada müteahhitim diyerek yaşayan adam davada ben müteahhit değilim diyor. Bankalar kusurlu bize suç yükleniyor diyor ve tahliye ediliyor. O enkazda bizzat çalıştım ben. Oradaki tüm mühendisler be ustalar betonun berbat olduğuna şahit. Vinçle kaldırırken dökülüyordu betonlar. Bu kusur bile tek başına yeterken nasıl bir Ali Cengiz oyunu işe dava sabahı dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporu ile tahliye oldu Özcan Çakmak? Sn. Adalet Bakanı @Akingurlek_ bu istismarlara fırsat vermeyeceğinize ve bu yanlıştan dönüleceğine inancımız tam. Sessiz sedasız serbest kalmasın onlarca canın katilleri ve seneler sonra açılmasın bu davalar da tekrar. Penta Park ve Ezgi Apartmanı davaları Kahramanmaraş depreminde sembol davalardır. Şehrin en bilinen ve en sağlamları diye satılan bu projeler yüzlerce cana mezar oldu. Ne bu davalar oldu bittiye gelemeyecek kadar önemsiz, ne de yiten canların yakınları adaletsizliğe sessiz kalacak insanlar. Adaletin tesisini ve raporlarda hatalar varsa raporları hazırlayanların da ayrıca görevi istismardan yargılanmasını talep ediyoruz.


Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Şişli'de gördüm bugün. İsmail adındaki balığa mezar yaparak ona veda etmişler:

Deprem davalarında bilirkişi raporları kişileri aklamak ya da suçu hafifletmeye yönelik olmamalı.Bu şekilde nasıl caydırıcılık sağlanacak. Bir binanın yıkımına bir çok faktör sebep oluyor, bu faktörlere sebep olanlar ayrı ayrı en üst sınırdan ceza almalı. Ve en önemlisi yıkımda sorumluluğu bulunan kamu personelleri de üst sınırdan ceza almalı ki bir daha bu yıkımlar yaşanmasın.

115 cana mezar olan Penta Park davasında şok tahliye! Depremde eşini ve ikiz çocuklarını kaybeden Sait Bilgin'den Bakan Akın Gürlek'e açık mektup "Faillerin hukuktan kaçmasına izin vermeyin!" superhaber.com/115-cana-mezar…

Sayın Adalet Bakanım, Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum. Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır. Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur. Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu. Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Sayın Bakanım @abakingurlek, Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda. Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu. Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir. Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır. Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir. Saygılarımla arz ederim.

Ailemi kaybettiğim apartmanın davasında 20 yıldır orada müteahhitim diyerek yaşayan adam davada ben müteahhit değilim diyor. Bankalar kusurlu bize suç yükleniyor diyor ve tahliye ediliyor. O enkazda bizzat çalıştım ben. Oradaki tüm mühendisler be ustalar betonun berbat olduğuna şahit. Vinçle kaldırırken dökülüyordu betonlar. Bu kusur bile tek başına yeterken nasıl bir Ali Cengiz oyunu işe dava sabahı dosyaya eklenen yeni bilirkişi raporu ile tahliye oldu Özcan Çakmak? Sn. Adalet Bakanı @Akingurlek_ bu istismarlara fırsat vermeyeceğinize ve bu yanlıştan dönüleceğine inancımız tam. Sessiz sedasız serbest kalmasın onlarca canın katilleri ve seneler sonra açılmasın bu davalar da tekrar. Penta Park ve Ezgi Apartmanı davaları Kahramanmaraş depreminde sembol davalardır. Şehrin en bilinen ve en sağlamları diye satılan bu projeler yüzlerce cana mezar oldu. Ne bu davalar oldu bittiye gelemeyecek kadar önemsiz, ne de yiten canların yakınları adaletsizliğe sessiz kalacak insanlar. Adaletin tesisini ve raporlarda hatalar varsa raporları hazırlayanların da ayrıca görevi istismardan yargılanmasını talep ediyoruz.