Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: "Kendi icat ettiğin bir laikliği bana dayatıyorsun.
Sizin laiklikten anladığınız şey şu: Camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kur’an öğrenmesini yasaklamak."
İnsanların %90’ı bu soruyu yanlış cevaplıyor.
Hatta çoğu kişi hiç düşünmeden hataya düşüyor.
50 kişinin olduğu bir odaya giriyorsun.
Bir katil içeri giriyor ve 30 kişiyi öldürüyor.
Odada hâlâ kaç kişi var?
Çok kolay sanıyorsan büyük ihtimalle yanlış bulacaksın
Sayın Timur Soykan, bir gazetecinin sermayesi belgedir, haberdir, hakikattir; sizin gibi hakaret, sığ yakıştırmalar ve "tetikçilik" değildir. Ortada binlerce sayfalık itirafçı beyanı ve ciddi iddialar dururken bunları görmezden gelip, sadece bir siyasetçiye şahsi kin kusmanız gazetecilik değil, bir operasyon aparatlığıdır.
Şu ayrımı net yapalım: Siz bu siyasi partinin bir mensubu değilsiniz ama o partinin içinde odaklanmış belli bir yapının "aparatı" gibi, hatta onlardan daha ateşli bir nefer gibi davranıyorsunuz. Bir gazeteciyi, kendi mesleğine ihanet edercesine bir siyasi grubun kalemşörlüğüne soyunduran motivasyon nedir?
Tarafsızlık zırhını kuşanıp, bir yapının içerisinden nemalanan bir figür gibi sahneye çıkmanız; kaleminizin iradesini hangi odaklara teslim ettiğinizin en açık kanıtıdır.
Bizim için Zübük yakıştırması yapanlara şunu hatırlatalım: Eğer zübük olsaydık, sizin o canhıraş savunduğunuz "yönetemeyenlerin" yanında saf tutar, rüzgara göre eğilir, koltuğumuzu ve konforumuzu garantiye alırdık. Eğer ihanet içinde olsaydık, bugün sizin gibi birilerinin "hizmetkarı" haline gelmiş kalemlerin hedefinde değil, o çıkar ağlarının sofrasında başköşede olurduk.
Gerçek zübüklük; elindeki basın kartını, fonlandığı veya nemalandığı çevrelerin siyasi operasyonlarına kalkan yapmaktır.
Bir siyasetçiyi "koltukçu" diye suçlamadan önce, o koltuklarda oturanların savunuculuğunu yaparak kendinize nasıl bir ikbal devşirdiğinizi açıklayın.
Sizin bu üslubunuz ne bir özel habercilik başarısıdır ne de bir yolsuzluk ifşası; bu sadece, bir yerlerden beslendiği belli olan bir üslubun dışa vurumudur.
Unutmayın ki belgeler susar ama kalemini satanların bıraktığı o kirli iz, tarihin sayfalarından asla silinmez.
♦️ Edersen, maçta kameraya vurdu!..
― Kayserispor-Fenerbahçe maçında sarı-lacivertlilerin kalecisi Ederson, yaşadığı sakatlığın ardından kendisini çeken kameraya tepki göstererek cihaza vurdu. #KYSvFB
İstanbul’da itfaiye ekiplerinin bir köpeği kurtarmaya çalıştığını gören iki arkadaş, denize giremeyen itfaiye ekiplerini görünce hiç tereddüt etmeden üzerlerindekileri çıkarıp denize atlayarak zavallı köpeği kurtarmaya çalışıyor.
small act of kindness can save your life. 🕊️ He stopped to clean the statue, and the universe returned the favor when he needed it most. Never underestimate the power of respect
Bu foto daha aptalca. O kişi VIII. Edward değil, mekan Dolmabahçe değil, kıyafet o tür ziyaret kıyafeti değil... Saçma sapan. Arkadaşlar bunlarla uğraşmayın. Komik duruma düşüyorsunuz. Üç beş cahil inanacak da RP edecek diye değmez.
@eonurcanakci Sayın Çanakçı, “reel sektör” tabirini kullanıyorsunuz. Demek ki bu durumda bir de gerçek olmayan- sahte sektör var. Bu tabiri özel sektör için kullandığınıza göre, kamu sektörü sahte mi? Reel sektör, özelleştirmecilerin uydurduğu bir tabirdir, size yakışmıyor.
Provokatör Fatih Tezcan:
“Kemalist Terör Örgütü, her yere sızmış vaziyette! FETÖ, zaten Kemalisttir!
Eşiniz Atatürk’ü seviyorsa, o yattıktan sonra izleyin bu videoyu savcı kalemiyseniz savcı Kemalist ise gizli izleyin videoyu.”
@gokceekatunn 3,5 milyon kişiyi sokağa attırdın, iş vercen mi. Devlet şirket değildir. Seni, doğru düşünen biri sanırdık. Devlet vatandaşına iş bulmakla yükümlüdür, eğer sosyal devletse. Sen bilmezsin.
Rahmi Koç, Devlette çalışanlar azaltılmalı:
“Devlette 5.5 milyon kişi çalışıyor. Buna askerler dahil değiller. Azaltılması gerekiyor. Dolayısıyla 2 milyon kişiyle bu devlet döner. 600 milletvekili var, 200’le rahatlıkla hallolur.”