kerim barut nag-retweet
kerim barut
11.6K posts

kerim barut
@kerimbaruts
Belki bahtiyarlık değildir artık, boynunun borcudur fakat. Düşmana inat, bir gün fazla yaşamak…
İzmir, Türkiye Sumali Mayıs 2015
1.7K Sinusundan381 Mga Tagasunod
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet

Özgür Özel’in açıkladığı tapu kayıtlarını gördükten sonra aklıma Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe geldi. Evi olmadığı için “halasının evinde” köhne bir yerde halasıyla yaşıyordu. Daha seçileli 1 sene bile olmamıştı. “Yolsuzluktan” tutuklandı. Daha iddianamesi bile yazılmadı. Halen cezaevinde. Unutma, unutturma! @BahcetepeHakan

Türkçe
kerim barut nag-retweet

“BU NASIL HUKUK? SAVUNMA HAKKIM KULLANDIRILMIYOR”
Tutuklu gazeteci Alican Uludağ (@alicanuludag ), cezaevinden mesaj gönderdi:
“Tutukluluğumun 26. gününde (17 Mart 2026) aylık tutukluluk incelemesi için cezaevinden SEGBİS aracılığıyla İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldım. Bu hukuka aykırı tutukluluğa karşı itirazlarımı dile getirmek için günlerce hazırlık yaptım. SEGBİS ekranına baktığımda birçok cezaevinden onlarca tutuklu da hazır bekliyordu. Görevli hakimin bana söz vermesini beklerken bir anda tek tek isimler okuyarak ‘Tutukluluğun devamına…’ dedi. ‘Herhalde onlardan sonra beni dinler’ diye düşündüm. Hakim isimleri sayarken ‘Alican Uludağ tutukluluk halinin devamına...’ dedi. Söz alıp itiraz ettim. Savunmamı almadan tutukluluğumun devamına karar verdi. Aramızda şu yönde diyalog geçti:
Hakim: Beyanlarınız için savcılığa dilekçe verin.
Alican Uludağ: Bir yargı muhabiri olarak beni dinlemeniz gerekiyordu.
Hakim: Savcı zaten mütalaasında tutukluluğun devamını istedi. Dosyada yeni bir durum yok.
Alican Uludağ: Ama savunmamı almadan karar vermeniz hukuka, savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına aykırı.
Hakim: Alican Bey, dilerseniz şimdi beyanınızı tutanağa ekleyebilirim.
Alican Uludağ: Bu durum tutukluluk halimi değiştirecek mi? Siz önce infaz ediyorsunuz, sonra ‘Savunmanızı verin’ diyorsunuz. Bu nasıl hukuk?
Daha sonra hakime, savunmam alınmadan tutukluluk halimin devamına karar verdiğini beyanım olarak eklemesini söyledim. Yazdı mı bilmiyorum. SEGBİS odasından çıktım. Hücreme döndüm. Noterde miydim, mahkemede miydim anlamadım.
Gözaltına alınmama neden olan tweetlerden biri de ‘Çürümüş yargı düzeni’ ifadesiydi. Yaşadığım olaydan sonra aklıma bu söz geldi. Hukuka aykırı bir kararla tutuklandığım yetmiyormuş gibi şimdi de savunma hakkım kullandırılmıyor. Açıkça Anayasa’daki temel haklar ihlal ediliyor. Bu nasıl bir yargı düzeni? Orta Çağ’da mı yaşıyoruz? Hukuk nerede?
Silivri 9 No’lu Cezaevi”

Türkçe
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet

kerim barut nag-retweet

“SEGBİS odasından çıktım. Hücreme döndüm. Noterde miydim, mahkemede miydim anlamadım”
Gazeteci Alican Uludağ bugün, tutukluluğuna devam kararı veren hakimle arasında geçen diyaloğu yazdı:
Hakim: Beyanlarınız için savcılığa dilekçe verin.
Alican Uludağ: Bir yargı muhabiri olarak beni dinlemeniz gerekiyordu.
Hakim: Savcı zaten mütalaasında tutukluluğun devamını istedi. Dosyada yeni bir durum yok.
Uludağ: Ama savunmamı almadan karar vermeniz hukuka, savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına aykırı.
Hakim: Alican Bey, dilerseniz şimdi beyanınızı tutanağa ekleyebilirim.
Uludağ: Bu durum tutukluluk halimi değiştirecek mi? Siz önce infaz ediyorsunuz, sonra ‘Savunmanızı verin’ diyorsunuz. Bu nasıl hukuk?

Türkçe
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet
kerim barut nag-retweet

@nasuhbektas Geçmiş olsun.
+50 yaş üçün standart.
Bu stresin neresiyle baş edebiliyoruz ki?
Türkçe

Şu an hastanedeyim. Yine de aklım fikrim Silivri’de. O yüzden asla ama asla boyun eğmeyeceğiz her zaman Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yanındayız
@dk_imamoglu @eczozgurozel @CAOIletisim1 @ozgurcelikchp
Türkçe

@daimagzt Bir bıyığım olsun istedim, Mahir’in tarzı.
Bir de oğlum; adı Mahir.
Türkçe
kerim barut nag-retweet

@Dede38__ O çocuklardan biri de benim.
Tesadüfen ölmeyenlerden ama.
Türkçe
kerim barut nag-retweet

Ayni zamanda usta bir oyuncu olan,değerli sanatçımız Dr. Ercan Kesal'ın 'Peri Gazozu' adlı kitabında yer alan bir anısını paylaşmak istiyorum.
23 yaşında genç bir hekimsiniz. Anadolu'nun ortasında, bozkırın tüm hüznü ve yakıcılığıyla sarıp sarmaladığı bir kasabaya tayininiz çıkar.
Elinizde titrek reçetelerle ortalık yerde kalakalırsınız. Uzayda kaybolmuş gibisinizdir.
Sağlık ocağındaki beşinci ya da altıncı ayınızı bitirdiğiniz bir günün sabahı, 'ölü defin raporunu' yazmanız için cenaze sahibi bir adam gelir.
Kasabanın epeyce dışında, yoksul bir mahalleye yürüyerek gidersiniz. Ailenin ne arabası ne de taksiye verecek parası vardır.
İnanılmaz bir yoksulluğun ortasında, sessizce bekleyen insanların arasından, bir odanın köşesindeki sedirde yatan ölü çocuğun yanına varırsınız.
Çocuğun yüzü size çok tanıdık gelir. Bir ara gözünüz, sedirin yanındaki komodinin üzerinde duran şişeye ve altındaki reçeteye takılır.
Kendi yazınızı hemen tanırsınız. Reçetenin üzerinde yarısı içilmiş öksürük şurubu... Tamam.
Bu, geçen hafta muayene ettiğiniz zatürreli çocuk. Epeyce bir antibiyotik de yazmıştınız ama onlar nerede?
Antibiyotikler işe yaramadı mı acaba?
Defin raporunu yazmak için kapının girişindeki çekyatta otururken babaya yavaşça sorarsınız:
İlaçların hepsini kullandınız değil mi?
Baba önce duraksar, sonra özür diler gibi konuşur:
Biraz durumumuz yoktu Doktor Bey. Öksürük şurubunu alalım da iğneleri sonra yaptırırız dedik.
İşte o günden sonra yazdığınız her reçete elinize yapışır. Özellikle çocuk hastaların reçeteleri. Geceleri sıkıntıyla uyanır, gündüz yazdığınız reçeteleri bir kez daha geçirirsiniz zihninizden.
Yazdığınız ilaçları alıp almayacaklarını, nasıl alacaklarını sormadan artık hastayı gönderemezsiniz.
Artık hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Ercan Kesal

Türkçe
















