Burcin Halacli
1.7K posts

Burcin Halacli
@halaclimd
Internist and Intensivist, Associate Prof @Hacettepe1967 University, Department of Internal Medicine, Deputy chair of @husepsis










Levent Gültekin: Mansur Yavaş kötü bir sınav veriyor. Su sorunu, belediyenin birinci öncelikli sorunudur. 2025’e gelmişsin, Başkent’te su sorunu yaşıyorsun. Ana sorun kuraklık değil; belediye yanlış boruları değiştirmiş. Değiştirdikleri borular patlamış, şimdi de çelik boru döşüyorlarmış. İşte yolsuzluk böyle bir şey. 'Çorba dağıtacağım, konser yapacağım, insanların bakkala borcunu ödeyeceğim...' Bu belediyecilik değil ki. Korkunç bir başarısızlık, vizyonsuzluk.


📣 KAMUOYUNA DUYURU

Türkiye'de akademisyen olmak artık bir tutku mesleği değil, hayatta kalma mücadelesi. 1/ Maaşlar: Araştırma görevlsii maaşı (2025 itibarıyla) yaklaşık 70 bin TL civarında. İstanbul’da ve Anadolu'da kiraların ne seviyede olduğu ortada... Aile geçindiren, çocuk okutan bir akademisyen ayın 15’inden sonra "bu ay nasıl dönecek" hesabı yapıyor. 2/ Bilimsel toplantılar: Eskiden kongre, sempozyum yol+konaklama üniversitelerce karşılanırdı. Artık çoğu kurum "bütçe yok" diyor. Sonuç? Akademisyen cebinden ödüyor ya da gitmiyor. Gidemeyince network yok, işbirliği yok, atıf yok, yükselme yok. 3/ Yayın masrafları: İyi dergiler artık açık erişim istiyor, APC (makale yayın ücreti) 1000-5000 dolar arasında. TÜBİTAK’ın proje desteği zaten yıllardır aynı, kur farkı yuttu. "Değerli yayın" yapmak isteyen ya kendi cebinden ödüyor ya da Q1 yerine ulusal dergiye yöneliyor → kariyer intiharı. 4/ En kötüsü: Zihin sağlığı. Ay sonunu düşünen, çocuğunun okul taksidini ödeyemeyen, "acaba özel sektöre mi geçsem" diye uykuları kaçan insanlardan "özgür düşünce, eleştirel bilim" bekliyorsunuz. 5/ Bu şartlarda hâlâ gece gündüz ders hazırlayan, öğrenci yetiştiren, yayın kovalayan on binlerce akademisyen var. Ama ne kadar daha dayanır? Beyin göçü rakamları ortada: 2024’te sadece YÖK istatistiklerine göre 1500’den fazla doktoralı akademisyen istifa etti veya yurt dışına gitti. Biz "dünya ile yarışacağız" diyoruz ama yarış atlarını aç bırakıyoruz. Akademiye gerçek bir maaş artışı, bilimsel faaliyet desteği ve itibarın iadesi lazım. Yoksa birkaç yıla "üniversite" diye boş binalar kalır. #Akademi #Bilim #Üniversite



Mansur Yavaş: "Allah nasip ederse 1000 yeni otobüs alıp, Ankara halkını bedava taşıyacağım. Trafiği böyle çözeceğiz. Hükümet enerji maliyetini kaldırsın, suyu da bedava veririz."

Full video: youtu.be/E2umllRh04U?si…

Akademik yayıncılık en yüksek kar marjına sahip sektör. Akademisyenler yayınları için ödeme yapar, üniversiteler bu yayınlar için ciddi par öder. Hakemlik ücretsiz emektir.Yayınlar büyük ölçüde dijital ortamda.Bu sistem akademisyenler üzerinde yoğun bir sömürü oluşturuyor



Anadolu liseleri, 1980’ler ve 1990’larda Türkiye’de sosyal hareketlilik ve kamusal başarının simgesi haline gelmişti. Yabancı dilde eğitim, sınavla öğrenci alımı ve güçlü öğretmen kadrolarıyla bu okullar uzun süre “fırsat eşitliğinin kapısı” olarak görülüyordu. Fakat eğitim sistemindeki değişimlerle birlikte birçok Anadolu lisesi sınavsız okullara dönüştü. Bugün “eski Anadolu lisesi ruhu”, özellikle 90’larda bu okullarda okuyan kuşaklar arasında bir nostalji unsuruna dönüşmüş durumda. Bu nostalji, sadece bir okul türüne değil, aynı zamanda kamusal eğitimin saygın ve sınıfsal geçişkenliğin mümkün olduğu bir döneme duyulan özlemi yansıtıyor.





