
Kimin İçin Yönetiliyorsun?
Erdoğan'ın itirafı: “Türkiye’yi çokuluslu şirketler için yönetim merkezi haline getirmeye çalışıyoruz.”
Bu bir hedef açıklaması değildir, bir yönetim anlayışının itirafıdır.
Erdoğan’ın bu sözleri, Türkiye’yi bir üretim gücü olmaktan çok, küresel sermayenin, küresel şirketlerin operasyon merkezi haline getirme niyetini ortaya koyuyor.
Daha da dikkat çekici olan ise zamanlamadır.
14 trilyon dolarlık varlık yöneten dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan BlackRock'ın başkanıyla yapılan görüşmenin hemen ardından gelen bu açıklama, akıllarda çok ciddi sorular oluşturuyor.
Bu sadece bir tesadüf müdür? Yoksa çok daha büyük bir planın parçası mıdır?
Çünkü mesele sadece ekonomi değildir.
Bir ülkeye gelen çokuluslu şirketler ya da küresel yatırım fonları, BlackRock gibi dev yapılar dahil olmak üzere, asla “o ülkenin halkı daha iyi yaşasın” motivasyonuyla hareket etmez. Küresel sermaye “iyi niyetli bir kurtarıcı” değildir.
BlackRock gibi dev yatırım fonları ve çokuluslu şirketler için mesele basittir:
Para nerede daha hızlı büyür, nerede daha güvenli hareket eder, nerede öngörülebilir kalır?
Onların dili nettir: kâr, maliyet, risk ve kontrol edilebilirlik
Asıl soru şudur:
Gelen yatırım, o ülkenin kurallarını mı güçlendiriyor, yoksa o kuralların zayıflığından mı besleniyor?
Bir ülke kendi sistemini güçlü mü tutuyor, yoksa dış sermayenin oyun alanına mı dönüşüyor?
Gerisi sonuçtur, sebep değil.
Mesele; kararların nerede alındığı, kimin çıkarlarının önceliklendirildiği meselesidir.
Eğer bir ülke, kendi halkının refahını değil de çokuluslu şirketlerin ihtiyaçlarını merkeze alıyorsa, orada artık ekonomi politikası değil, öncelik değişimi vardır.
Ve bu değişim, sessiz ama derin sonuçlar doğurur.
Soruyorum:
Türkiye, kendi vatandaşları için mi yönetilecek, yoksa küresel sermaye için mi konumlandırılacak?
Bir ülke, kendi halkı için yönetilmiyorsa, başkaları için yönetiliyordur.
Milletin iradesi yerine, planlar var. Bu planların kime hizmet ettiği ortaya çıkıyor

Türkçe
























