KaganDagtekin
427 posts


@yalcinarsan Eline sağlık. Çok karmaşık bir konuyu ustaca yalın şekilde aktarmışsın.
Türkçe
KaganDagtekin retweetledi

Takip ediyor olabilirsiniz: İçten yanmalı bir motoru olan (hibrid dahil) her araç belirli bir emisyon standardına göre sınıfılandılırıyor: Euro 4, 5, 6 ve son olarak bugün de geçerli olan Euro 7 standardı. Bu standartlar geçtiğimiz 30 yıl boyunca sırayla devreye girdiler ve her birinde otomobillerimiz onay almak için çevreye biraz daha az salım (eksoz ve diğer partikül salımı) yapacak şekilde tasarlanmak durumunda kaldı.
Bunun pratik anlamı şu: Daha az salım yapabilmek için otomobillerimiz daha komplike hale geldiler. Hem emiş, hem yanma hem de eksoz donanımları çevreye daha az partikül salabilmek için çok sayıda filtre(ler), geri dönüş mekanizmaları (yanan hava-yakıt karışımını daha da iyi yakmak için geri yollayan sistemler), eksoz sisteminin üzerine takılan konvertörler gibi eklemeler yapmak zorunda kaldık. Bu da işleyişi karmaşıklaştırdı, bakımı zorlaştırdı, maliyetleri arttırdı, (muhtemelen) ömürlerini kısalttı. Çok detaya girip sıkmak istemiyorum ama modern motorların (özellikle de küçük hacimli - yüksek beygirli olanlar) eski motorlara göre daha kısa ömürlü, bakımı zor + maliyetli ve arızaya çok daha açık olduklarını düşünüyorum.
Bu anlamda analizimi emisyon standartlarının devreye girdiği yıllara göre yapacağım. Ömür, bakım kolaylığı - maliyeti ve arıza yapma potansiyeli açısından en anlamlı kriter bu. Pratikte 2000 yılı sonrasında üretilmiş araçlara sahip olduğumuzu varsayarak başlayalım:
1. Grup: Eğer 2009 ve öncesinde üretilmiş bir otomobiliniz varsa geçerli bir teknik neden olmadığı sürece bu araçlarınızı asla satmayın. Bu argümanın bir çok nedeni var: Muhtemelen 150bin ve üzeri kilometrede ve 15-20 yaşında olan bu aracınızı satarak elde edeceğiniz gelir, modern araçların fiyatlarının yakınına bile yaklaşamayacak. Diğer taraftan aracınıza iyi baktıysanız (kompresyon kaybı yoksa, yağ eksiltimiyor, eksozdan duman atmıyorsa) muhtemelen çok uzun ömürlü bir otomobile sahipsiniz: 2009 ve öncesinde üretilmiş olan yani Euro 4 emisyona göre tasarlanmış araçlar son derece basit ama bir o kadar da olgunlaşmış, verimli içten yanmalı motorlara sahip otomobillerdi. Eğer çevresel faktörler sizin için önemliyse (benim için öyle) bu araçlarla uzun kilometreler yapmayın ama elektrikli otomobille çözmeyi göze alamadığınız durumlar için her zaman elinizin altında olsun.
2. Grup: Eğer 2009 - 2016 arası üretilmiş bir otomobiliniz varsa, ilk grup kadar olmasa da yine de nispeten korumalı alandasınız. Marka ve modele göre değişmekle beraber Euro 5 seviyesi emisyon standardına sahip olan aracınız (özellikle de 1400 cc ve üzeri hacimde olanlar) hala (adblue vb) katkı maddeleri olmada çalışabilen dizel motorlar ve dizele göre çok daha temiz bir teknolojiye sahip benzinli motorlu bir araca sahipsiniz. Motor ve aktarma organları iyi durumdaysa size uzun yıllar hizmet edecektir; muayeneden sorunsuz geçiyorsa bence yola devam. Bu araç grubu için satın diyeceğim yıllar 2035 - 2040 arası olabilir. O tarihlere kadar makul fiyatlara alıcı bulacaktır.
3. Grup: eğer 2015 ve sonrası üretilmiş bir otomobil sahibiyseniz (hibrid dahil) çok oyalanmadan, en geç 2030'a kadar satıp elektrikliye geçin: Yine marka ve modele göre değişmekle beraber bu araçlar (binek olarak kullandığınız Pick-up'lar hariç) 100bin km'yi aştıktan sonra her geçen gün daha çok sorun çıkarmaya, bu sorunlar gitgide komplikeleşmeye (komple motor/şanzıman değişimleri vb arızalarla karşılaşmaya) ve periyodik bakım maliyetleri artmaya başlayacaktır.
Bu argümanın biraz radikal olduğunun farkındayım. Açıklayayım: Öncelikle Euro 6 ile beraber sektör emisyonları düşürmek için ister istemez küçük hacimli motorlardan yüksek beygirler almak zorunda kaldı. Teorik olarak bu bir tasarım kısıtıdır. İçten yanmalı bir benzinli motorda volumetrik (hacimsel) verim ortalama 1/16'dır - yani 1600 cc motorun karmaşık emme sistemleri ya da aşırı (turbo vs) besleme yöntemleri kullanmadan verebileceği sağlıklı beygir gücü 100 HP civarıdır. Bunun üzerine çıkmak için turbo/süperşarj gibi bir yöntemle havayı sıkıştırarak emme manifolduna vermek ya da motorun yüksek devirleri çevirebilmesine uygun tasarımlar yapmak zorunda kalırsınız. Bizim sektörümüz genel olarak aşırı beslemeyi tercih etti ve böylece 1000 - 1200 cc hacme sahip motorlara turbo uygulayarak 120 - 160 HP güçler elde eder durumda bulduk kendimizi. Ve maaselef turbo beslemeli sistemler son derece kırılgan, fazladan soğutma isteyen, emisyon dürürmek için türlü cambazlıklar yapan, kullanım şartları ve sürücü alışkanlıklarına göre çok değişken ömürleri olan yapılar. Bu motorların er ya da geç sorun çıkaracağını, çıkarmayacak kadar dikkat etseniz de gücün ve torkun motor komponentleri üzerine büyük yük bindiren tasarımları nedeniyle eskiye göre daha kısa ömürlü olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Hele hibrid araçlar (iki motoru içeren tasarım komplikasyonları nedeniyle) çok daha kırılgan olacaklar.
Aslında konu teknik olarak çok basit: Bir an önce daha verimli, uzun ömürlü ve ekonomik bir teknoloji olan elektrikliye geçmeliyiz. Diğer taraftan her şey teknik değil: Çalışarak kazandığımız birikimizle satın aldığımız otomobillerimizle ilgili de anlamlı bir yaklaşıma ihtiyacımız var, yani bir geçiş süreci yaşayacağız. Bu mesajın amacı bu geçiş konusundaki alternatifleri değerlendirmek.
Bana göre doğru yaklaşım en geç 2030'a kadar uzun kilometrelerimizi tamamen elektrikli araçlarımızla yapacağımız bir otomobil sahipliği yaklaşımı benimsemek. Yani eve en azından bir elektrikli oto almak. İçten yanmalı araçlarımızla ilgili olarak da yukarıda bahsettiğim gruplara göre davranmak ve onları kısa mesafeler, planlayamayacağımız ani seyahatler ve acil durumlar için kullanmak.
Not: İlla motor sesini duyarak otomobil kullanmak isteyen eski toprak otomobilciler; ben de sizlerdenim ve eğer hayat boyu sahip olmak isteyeceğim kadar sevdiğim bir otomobilim varsa bu apayrı bir konu; bu mesaj sizin için değil ;)
Türkçe
KaganDagtekin retweetledi

İki yıl önce Behramkale köyünde küçük bir kitapçı açtım. Ticari bir beklentiyle değil, tamamen hobi amaçlı, biraz da köyümde geçirdiğim zamanı daha anlamlı geçirmeye imkan vermesi umuduyla. Bu süreçte ister istemez kitap sektörünü de biraz tanımam gerekti: Toplu olarak nereden / nasıl alınır, kâr marjları ne civardadır, tipik bir kitapçının maliyet yapısı nasıl oluşur vs.
Ticari açıdan epey zararlı bir operasyon oldu benim için 😅 Ama aldığım keyif ve öğrendiklerim açısından da tam tersi, çok mutluyum. Belki bir gün detayları anlatırım...
Geçenlerde online kitap fiyatlarını karşılaştıran bir gönderiye rastladım: Genellikle Amazon en uygun fiyatlı kitap temin edilen yer olarak görünüyor. Son iki senede yaşadıklarım aklıma geldi ve canım sıkıldı; bu konuda biraz dertleşmek istiyorum.
Şöyle ki:
Kitapçımı açarken en çok uğraştığım konu tedarik konusu oldu: Kitapları indirimli olarak nereden alabilirdim? Kadıköy'de en sevdiğim kitapçım Orfe Moby Dick'e gidip sahibi Fatih'den yardım istedim; dedi ki "sen küçük işletme olacaksın, bir sürü yayıneviyle uğraşma, en iyisi (bir çok yayınevini bünyesinde barından bir dağıtıcı olan) Prefix'den al". Bir de kontak telefonu verdi. Sağ olsunlar çok yardımcı oldular, adetlerim az olmasına rağmen bana bir indirim tanımladılar ve ilk stoğumu onlardan aldığım kitaplarla oluşturdum. Zamanla bilim kurgu edebiyatının önemli kısmını kapsayan @ithakiyayinlari, Alfa gibi yayınevleri ile de temas kurmayı başardım. Çok mutluydum.
Ta ki Amazon'a bakana kadar: Bazı kitaplar, benim indirimle aldığımdan da daha ucuza müşteri satış fiyatı olan kitaplar vardı, hem de hiç azımsanmayacak kadar çok sayıda!.. Hemen Prefix'deki kontağımı arayıp durumu anlattım. Yanıt: "Sorma Yalçın abi, adamlar hiç anlayamadığımız bir mantıkla zaman zaman inanılmaz indirimler yapıyorlar, aklımız ermiyor!..." Bu gidişle bizi birkaç seneye batırır bunlar diye de ekledi :(
Zamanla bu durumu farklı açılardan da teyit ettim: Amazon büyüklüğünün gücüyle ve finansmanı yönetmenin kritik olduğu bir ekonomik düzende radikal indirimler yapıyor ve küçük rakiplerine hiç şans tanımıyordu.
Bunu neden anlattım? Aşağıda favori yazarlarımdan Ursula K. Le Guin'in bir videosunu bulacaksınız. Bu video 2014 yılında aldığı hayat boyu başarı ödülünü aldığı gece yaptığı konuşma. Le Guin konuşmasında kitabın sadece bir meta (mal) olmadığını, kültürel bir değeri olduğunu, onu bu ölçüde ticarileştiren büyük oyuncuların aslında sanata ve edebiyata uzun vadede zararı dokunduğundan bahsediyor.
Konunun uzmanı değilim; ben sadece bir köy kitapçısıyım. Yirmi metrekare dükkanımda toplam 350 adet kitabım var. Ama Ursula ile aynı fikirdeyim.
Açıklayayım: Sanılanın aksine kitap Türkiye'de son derece ucuz bir ürün: Bugün ortalama bir kitabın 400TL olduğunu düşünelim (kaldi ki bu bile bir çok kişiye pahalı geliyor). Aynı anda bir de ortalama hamburger fiyatına bakalım: O da yaklaşık 400TL diyebiliriz. Şimdi düşünelim: 400TL verip yaklaşık 1 ay size keyif verecek bir kitap ile, 3-4 dakika içinde yiyip tükettiğiniz bir Hamburger'in parasal değeri nasıl aynı olabilir?
Elbette "daha ucuzu varken neden esnaftan alayım?" sorusunu tatminkar olarak yanıtlayamam. Ama şunu net olarak söyleyebilirim: Amazon ve benzeri yapılar o kadar büyük miktarlarda alım yapıyor, o kadar geniş bir ürün yelpazesiyle ticaret döndürüyor ki istediği her an her ürününü zararına satacak kadar esnek olabiliyor. Bu hiç bir zaman tek konuda (kitap satmakta) uzmanlaşmış esnafın ya da diğer adıyla zanaatkârın yapabileceği bir şey değil. Er ya da geç küçük oyuncular bu mücadeleden vazgeçecek, benim gibi sadece keyif için bu işi yapan bir kaç kişi dışında küçük kitabevi kalmayacak sevgili dostlar. Bizler de düşük erişimizle siz kitapseverlerin taleplerini hızlı karşılayamayacak ve zamanla bizim de varlığımız anlamsız hale gelecek.
Mesajım şu: Lütfen kitaba verdiğiniz parayı, diğer para harcadığınız ürün ve hizmetlerle karşılaştırmayı unutmayın. Eğer gücünüz yetiyorsa bütün kitaplarınızı Amazon'dan almayın. Elinizle seçtiğiniz kitabı, muhabbetle donattığınız mahalle kitapçınıza uğrayarak, ya da en azından ve hiç değilse, işi sadece kitap satmak olan özel zincirlerden (Remzi, Nezih vs'den) alın. Biliyorum biraz daha pahalı olacak. Ama inanın çevrimiçi alışverişi, kitap gibi ürünlere de yayarak uzun vade için çok kıymetli bir insani değeri kaybediyoruz: Bir şeyin ederinin sadece para olmadığı gerçeğini...
youtu.be/Et9Nf-rsALk?si…

YouTube
Türkçe

@gokhan_ozkan Gökhan bey merhaba. Tam ne kast ettiğinizi anlamadım. İsmart yüklemelerini adım adım başladık. Arkadaşlarımdan rica ettim size en kısa sürede ulaşacağız. Yapılabilecek aracınız ne varsa hızlıca organize ederiz
Türkçe

@Dagtekin paylaşıyor bunun iletişim hatası olduğunu düşünmek istiyorum. Zira ismart ile bu özellikleri kullanmak firmanıza, ticaretini yaptığınız markaya ve kurumsal profesyonellerinize inanan tüm MG dostlarının ivedi talebidir.
Türkçe

Bugün 66 gündür ilk kez gökyüzünü tel örgüsüz gördüm.
Haftada 1 saat açık spor sahasını kullanma hakkım var. Ama bugüne değin kullanmam mümkün olmamıştı. Avukat görüşmeleri saatine yansıdığı için açık spor alanına çıkamamıştım. 50 X 50 m genişliğinde, yapay çimle kaplı mini bir futbol sahası bu alan. Ve en önemlisi avlunun tepesine asılı tel örgü yok. Gökyüzünü görebiliyor insan.
Allah’a şükürler olsun suçsuz bir şekilde Silivri zindanındayım. Lise öğrencisi iken rahmetli Çetin Altan’ın “Bir Avuç Gökyüzü” adlı romanını okuduğumu hatırlıyorum.
Bugün bir avuç gökyüzünü gördüm.
@zaferpartisi @AliSehirlioglu

Türkçe

@mahfiegilmez @_jeanreno Mahfi bey sizi hep keyifle takip ettim, yazılarınızdan çok istifade ettim ama bu vatanperver tutumunuzdan ötürü şimdilerde hayranlıkla taktir ediyorum. İyi ki sizler gibi değerli insanlar var.
Türkçe

@_jeanreno 1960'larda 70'lerde yani bizim üniversitede olduğumuz dönemlerde bizim kuşağı da dövmüşler, göz altına almışlar, tehdit etmişlerdi. Ülkeyi terk etmedik. Atatürk'ün mirasına ve ülkemize sahip çıkmak en onurlu yoldur.
Türkçe

@Berkan_Bayram 3. Son tahlilde, gerekli ekipmanlar ve yazılım bu hafta itibarı ile artık Türkiye’de ve bu hafta araçlarımız üzerinde gerekli testleri tamamlamayıp pilot denemelere başlayacağız.
Türkçe

@Berkan_Bayram Berkan bey merhaba.
İSmart için müşterilerimizi ne yazık ki çok beklettik. Eleştirmekte ve sabırsızlanmakta haklılar…
Ne kadar kaliteli bir müşteri grubuna sahip olduğumuzu da bu güzel, esprili klip ile kanıtlamışlar. #MGAilemiz
Türkçe

MG sahipleri MG Türkiye yönetimine sitem dolu bir o kadar da dikkat çekici eğlenceli bir klip hazırladılar 😀
Tek istekleri I- SMART uygulamasının artık Aktif hale gelmesi...
Haydi MG @Dagtekin
instagram.com/stories/berkan…
Türkçe

@Berkan_Bayram 5. Güncelleme süreci hakkında, adım adım sizleri bilgilendireceğiz. Sabrınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz.
Türkçe

@Berkan_Bayram 4. Önümüzdeki 1 ay içinde MG Yetkili Servislerimizde güncelleme işlemlerine başlıyoruz. Kademeli olarak müşterilerimizi servislerimize davet ederek, MG iSmart’ı araçlarınıza entegre edeceğiz.
Türkçe

@Berkan_Bayram 2. Hem teknik olarak öngördüğümüzden daha zorlu bir çalışma gerekli oldu hem de sizlere makul fiyatla hizmet sunmaları için yerli GSM operatörleriyle pazarlık süreci yaşadık.
Türkçe

@Berkan_Bayram 1. MG iSmart Türkiye aktivasyonu için uzun süredir çalışıyorduk. BTK kaidelerine uyum için her iki tarafta da teknik mühendisler özel geliştirme yaptılar.
Türkçe

@yalcinarsan @f_aykacofficial Yalçın merhaba. Yönlendirme için teşekkür ederim. Benim cep telefonunu verebilir misin acaba kendisine ya da bana iletirsen ben de ulaşabilirim. Nasıl yardımcı olabiliriz bakalım. Maxus ile elektrikli ticaretin lideri olarak mutlaka bir çözüm üretiriz diye düşünüyorum
Türkçe

@f_aykacofficial Haklısın ticaride ürün sunumu henüz kısıtlı. Maxxus markasına baktın mı?
Bilgi: @Dagtekin
Türkçe

@Geostr101 @kaanthewest @DoluBatarya Merhaba. Aracımızı beğenmiş olmanıza çok memnun oldum. Siz hangi şehirdesiniz?
Türkçe

MG4 Luxury'yi ciddi düşündüm, kendi fiyatında en hızlı şarja da sahip, hatta 1.920'ye kadar olanlar içinde Hyundai Kia grubu hariç en hızlı şarj olabilir. Fakat bagajının küçük olması, yere biraz daha yakın olması, cam tavanı olmaması ve firmanın Türkiye'deki geleceğinin soru işareti olması durumları var. He bir de, MG Ready'den 1.470'e alınabiliyor, 250 sıfır faizi de var ama 30 Bin TL nakliye ücreti istiyor bayiler. Orasına gıcık oldum. @mgmotorturkiye @Dagtekin
Türkçe

🔋Bu otomobil yarı katı hâl batarya ile tam 1.002 kilometre menzile ulaşıyor!
Çinli IM Motors, dünyanın ilk yarı katı hâl bataryalı otomobilini bu ay müşterilere teslim etmeye başlıyor.
47.600 dolar fiyat ve 123,7 kWh bataryayla bugün açıklanan sertifikaya göre 1.002 kilometre menzil vaat edecek IM L6, sadece dev kapasitesine rağmen ağırlığı 2,3 ton seviyesinde tutan bataryası değil; tasarımı, elektrik mimarisi ve termal yönetim sistemiyle de bu menzil rekoruna hazırlanmış.
900 voltluk elektrikli sedan, -18 derecede bile verimli şekilde çalışabilen ısı pompalı termal sistem ve 0,226 Cd sürtünme katsayısına sahip tasarımla geliyor.
IM Motors'un yarı katı hâl bataryası, hissedarı SAIC Motor tarafından desteklenen QingTao Energy tarafından geliştirilip üretiliyor. Sıvı elektrolitin yaklaşık %10 kütleye sahip olduğu bu hücre teknolojisi 2025'te daha sık karşımıza çıkacak.




Türkçe






