Dilek Timsal Kalkancı retweetledi

Son günlerde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin üzerinden alevlenen ve müfredattan "Kurtuluş Savaşı" ibaresinin çıkarıldığı iddialarıyla büyüyen tartışma, ne yazık ki tarihi gerçeklerden kopuk, çarpıtılmış bir zeminde ilerliyor.
Bir gazeteci olarak meselenin özüne ve kavramların tarihi yolculuğuna baktığımızda, ortada bir "silme" veya "unutturma" değil, aksine tarihi aslına döndürme çabası olduğunu görüyoruz.
Bugün birçok kişinin geleneksel ve değişmez sandığı "Kurtuluş Savaşı" ifadesi, aslında Türkiye'nin kuruluş yıllarındaki ders kitaplarında veya resmi kurumlarda 1960 yılına kadar hiç yer almamıştır.
Bu destansı süreç, bizzat o dönemi yaşayanlar ve o destanı yazanlar tarafından her zaman "Milli Mücadele" veya "İstiklal Harbi" olarak anılmıştır.
Hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı Nutuk’un ilk baskılarında ve meclis konuşmalarında "Kurtuluş Savaşı" ifadesi geçmez; Atatürk bu varoluş savaşını "Milli Mücadele" kavramıyla tanımlar.
Peki, "Kurtuluş Savaşı" ifadesi ne zaman bu denli yaygınlaştı?
Bu kavram, 1960'lardaki askeri darbeler sonrasında Türk Dil Kurumu'nun (TDK) dilde sadeleşme çalışmaları kapsamında literatüre sokulmuş ve zamanla ders kitaplarına yerleştirilmiştir.
Yani bugün "kaldırılıyor" diye kıyamet koparılan kavram, aslında sonradan üretilmiş ve 1960 sonrasında yaygınlaştırılmış bir ifadedir.
Bakanlığın yeni Maarif modeli ve söylemleri analiz edildiğinde hedeflenen şey tarihi olayları kendi döneminin ruhunu, anlam dünyasını ve orijinal kavramlarını kullanarak yeni nesillere aktarmaktır.
Bakanlık, Atatürk'ün kendi eseri Nutuk'ta kullandığı, dönemin resmi belgelerinde yer alan orijinal terminolojiye (Milli Mücadele) geri dönerek tarihsel bir hassasiyet sergiliyor.
Bu tercih doğrudur, dönemin ruhunu, fedakarlığını ve millet olma şuurunu yansıtır. "Milli Mücadele" demek; o günün şartlarına ve vatan uğruna verilen mücadelenin kendi tarihi bağlamına sadık kalmaktır.
Sonuç olarak; Bakan Yusuf Tekin'e yönelik başlatılan bu linç kampanyası, maalesef tarihi belgelerden ve kavramların evriminden bihaber bir çarpıtmanın ürünüdür.
Tarihi olayları, siyasi kutuplaşmaların malzemesi yapmak yerine belgelerin ve gerçeklerin ışığında okumak, her şeyden önce bu büyük mücadeleyi veren ecdadımıza karşı en büyük sorumluluktur.
Türkçe





















