KAPATALIM MI BU KADINI EVE?
Zuhal Gözüküçük…Aslında ziraat mühendisi. Eşini kaybettiğinde Tarım Bakanlığında çalışıyordu. Eşinin makine üretim atölyesi vardı. Bilmiyordu Zuhal makine işini. Eşi ölünde, atölye kapandı. Ama eşinin açtığı işyerinin kapanmasını içine sindiremedi. 47 yaşında üniversiteye girdi; Makine Bölümü’ne. Gece gündüz çalışarak Makinelerin nasıl çalıştığını öğrendi.
Bir usta ile yola çıktı. Usta iki ay sonra ayrılınca, tek başına sıfırdan başladı, Zuhal. Kısa sürede, 20 metrekarelik bir atölyeden, 2.300 metrekarelik bir tesise ulaştı.
Ne mi yapıyor orada? TÜBİTAK için askeri dizüstü bilgisayarların kasalarını. Otomotiv sanayi, demir yolları ve şeker fabrikalarına, yurt dışına otomotiv parçaları üretiyor. Ürettiği otomotiv parçaları yoğunlukla İtalyan arabalarında kullanılıyor.
Ama daha da önemlisi, CERN deneyinde kullanılan 3 farklı tipte, 4 bin 480 adet parça üretiyor. CERN Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'ne savunma kalkanları üretimi yapıyor. Yaptığı anlaşmaya göre, CERN’e 2027 yılına kadar parça üretmeye devam edecek.
Bugüne kadar Türkiye’den CERN’e tedarikçilik yapan 11 firma arasında, tek kadın girişimci.
Kayseri'yi ve ülkemizi uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil eden Gözüküçük diyor ki;
-“Sözüne güvenilirlik, sadakat, sabırlı olmak, istikrarlı olmak önemli kavramlar. Bunlar iş hayatında başarılı olmanın temel anahtarları. Bir de olmazsa olmaz kavram eğitim. İnsan sürekli öğrenmeli ve kendini geliştirmeli. Ülkemizin kalkınmaya ihtiyacı var. Kadın erkek demeden hep birlikte omuz omuza çalışmalı ve üretmeliyiz. Ekonomi seferberliği ancak kadın ve erkeğin güç birliği ile mümkün.”
2000 yılında Dünya Gazetesinin Kayseri’nin En Başarılı İş Kadını Ödülünü, 2005’te Kayseri Ticaret Odasının Girişimci Kadın Ödülünü, 2010’da Kayseri Sanayi Odasının otomotiv ve savunma sanayisine katkılardan dolayı Özel Ödülünü, 2012’de ise Kayseri Kadın Ahilik Ödülünü aldı.
NE DERSİNİZ;
• KAPATALIM MI KADINLARI EVE?
YOKSA,
• “ÇALIŞAN KADIN AHLAKSIZ OLUR,” DİYEN YOBAZLARIN GÖZÜNE Mİ SOKALIM?
• BENCE, HER ŞEYDEN ÖNCE VE HER FIRSATTA ELLERİNDEN ÖPELİM.
İfral Turgut.
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Canım @irfansayar bir süredir hastanede tedavide (akut böbrek yetmz, lenfoma?), ben de refakatçiyim 5 gündür. Ama manyak ailesi olarak burada da çalışıyoruz. Orderlar fısıldayarak veriliyor, tansiyonlar sessizce ölcülüyor. Hastane değil milli kütüphane :) @npistanbul
@ZetLorento@LorentLabs Siber Suçlar hakaret(!) davası açmak için araştıracaklarına bu tarz terör öven, özendiren kişilerin yazışmalarını araştırsa fena mı olur. Belki bu sayede pek çok suç ve terör olayı engellenebilir. Sadece ebeveynlerin değil devletin de amacına uygun hareket etmesi gerekir.
@MilenyumKahin Yüksek olsun diye her yaptığını hoş görürsen, toz kondurmazsan, o çocuk her istediğini yapma hakkını kendinde görür. Eskiden bizi öğretmene "eti senin, kemiği benim" diye teslim ederdi. Gayet de makul insanlar olduk.
@MilenyumKahin Öğretmenin saygınlığının azalmasının nedenleri, öğretmenin evde aile tarafından eleştirilmesi ve öğretmenin en ufak bir uyarısında velinin okul basıp öğretmeni dövmeye kalkması sayılabilir. Artık veliler çocuğunun eksiklerini görmüyor, tarafsız olamıyor. Sen çocuğunun özgüveni ++
Öğretmeni şikayet etmek bu kadar kolay olmamalıydı.
Evde baş edilemeyen çocuk öğretmene saygı duyacak öğretmen çocuğa disiplin verecek.
Öğretmen çocuğa gerekirse ceza da verecek.
Çocuk eğitiliyor okulda biblo değil.
@SedaSelek1 Bir diğer yüzü psik. sorunları olan çocukların aileleri bu durumu kabul etmiyor, hatta rehberlik öğretmenleri veliye durumu bildirdiği zaman sözlü şiddete uğruyor, korkuyor, tespitlerini paylaşamıyor. Ailesi öğretmene şiddet uygulayan çocuk bu hakkı kendinde görüyor.
Savaşın bitmesi üzerine 3 kişiye rüya eğitimi derslerini ücretsiz olarak hediye edeceğim. Bu programı tamamlayıp sınavı geçerlerse sertifika vereceğim. Gönderiyi beğenip, takip etmek ve bir smiley bırakman seni seçmeme yardımcı olacak. Katılım göre 5 kişiye de verebilirim. ❤️
@Fparrhesia Birebir yaşadım, sen yapamazsın, sen beceremezsinlerle büyüdüm. Ortalamanın üzerinde bir zekam olduğunu 45 yaşında bir komşumun söylemesiyle idrak ettim. Ama oğlumu hep destekliyorum, zekasını, becerilerini övüyorum. Anneme olan kırgınlığımı ise aşamıyorum.
Sevgiyle büyümemiş bir anne için çocuğun başarısı, güzelliği ya da gördüğü ilgi bazen gururdan çok bir iç sızıya dokunur. Çünkü çocuğunda gördüğü şey, kendi çocukluğunda hiç yaşamadığı bir değerin hatırlatıcısıdır. Bu yüzden bazı anneler çocuklarının parladığı yerde onları desteklemek yerine küçümseyebilir, eleştirebilir ya da gölgede bırakmaya çalışabilir. Bu davranış çoğu zaman bilinçli bir kötülükten değil, yıllardır taşınan değersizlik ve yetersizlik duygusundan beslenir. Kıskanç anne dinamiğinde çocuk çoğu zaman şu duyguyla büyür: "Parlarsam annemi kaybederim." Bu nedenle kendi başarılarını küçültmeyi, geri planda kalmayı ya da sürekli onay aramayı öğrenebilir. Oysa sağlıklı bir ilişkide anne, çocuğun ışığından tehdit hissetmez; aksine o ışığın büyümesine alan açar. Unutulmaması gereken şey şu: Bir annenin kendi yaraları, çocuğun taşıması gereken bir kader değildir. Çocuklar, ebeveynlerinin duygusal eksiklerini telafi etmek zorunda değildir. İyileşme çoğu zaman bu gerçeği fark etmekle başlar.
Annesi tarafından yeterince sevgi görmemiş bir kadın, çoğu zaman anneliği de o eksikliğin gölgesinde deneyimler.
Çünkü insan, çocukken alamadığı duygusal besini yetişkinlikte de taşımaya devam eder. Bu durum bazı annelerde fark edilmeden bir rekabet, kıyaslama ya da kıskançlık duygusuna dönüşebilir.
@DrGunerSonmez@kafadoktor Prof. Dr. Murat Yayla, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Perinatoloji uzmanı, 2012'de hamileyken kendisine ulaştık. Bizi çok zor bir karardan kurtardı ve sonraki tetkiklerimizde her sorunumuzda bıkmadan bize destek oldu. Kendisine yeterince teşekkür edemedim ama daima dualarımda.
Sizin veya bir yakınınızın hayatına dokunan, bir süredir çektiği hastalığı hünerli elleriyle tedavi eden, ismini unutmadığınız ve hep hayırla yad ettiğiniz bir doktorun adını yazar mısınız?
@aysekarahasan Gece 3 civarı annem düştü, ayağında hafif bir şişliķ vardı, Şehir hast.acile gittik. Röntgen çekildi, çatlak var dendi, yarım alçı yapıldı(atel) ve sürmesi için krem(!) yazıldı, eve geldik.Sonra özel bir dr. röntgeni gösterdim, çatlak yok dedi. Annem iyi, bu da sağlık sistemimiz
Dün, kolunun üstüne düşen annemi Liv Hospital'a götürdük, röntgen çekildi ve "kırık yok" denilerek herhangi bir tedavi uygulanmadan eve gönderildik. Ancak şikayetlerinin devam etmesi üzerine bugün Acıbadem Hastanesi’ne gittik daha yakın diye. Burada çekilen röntgen sonucunda kırık tespit edildi ve kol alçıya alındı.
Eğer ikinci bir sağlık kuruluşuna başvurmasak, 83 yaşındaki bir hastada mevcut kırık fark edilmeyecek ve bu durum çok daha ciddi bir soruna yol açmayacak mıydı?
Aynı bölge için çekilen röntgen sonuçlarının farklı değerlendirilmesinin sebebinin cihazlardan mı yoksa doktor yorumundan mı olduğunu düşünüp duruyoruz...
@MilenyumKahin Bence olmalı, ancak kişinin kendisi karar vermeli, akıl sağlığı gerekçe gösterilip aile bireyleri karar vermemeli ve bir heyetle bu karar kesinleştirilmeli. Aksi takdirde pek çok kişi bu seçeneği kendi çıkarları için istismar edecektir.