FnkDml
5 posts


Doğduğu gün ailesi tarafından bir çöplüğe bırakılarak terk edilen Murat Akman, çocukluğunu çocuk esirgeme kurumunda geçirdi.
Kurumu evi gibi benimsemişti, fakat 18 yaşına geldiğinde, istemese de, yasalar gereği ayrılmak zorunda kaldı.
Yine de oradaki öğretmeniyle bağını hiç koparmadı ve elinden geldiğince kurumda kalan çocuklara destek olmaya devam etti.
Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken, devletten aldığı maaşı yine çocuk esirgeme kurumundaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için gönderdi.
Her operasyona çıkmadan önce, hayatını kaybetme ihtimaline karşı, “son mektubu” olabileceğini düşündüğü bir yazıyı kaleme alıyor ve çocukluk arkadaşı olan birine ulaştırılmak üzere bir silah arkadaşına emanet ediyordu.
Bir gün, Murat Akman’ın geri dönmediği bir operasyon sonrası, mektubu emanet ettiği asker arkadaşı, onu vasiyet edildiği kişiye teslim etti.
Murat’ın birlikte büyüdüğü o arkadaşı, şehidin isteği üzerine mektubu bir medya kuruluşuna belirli bir bedel karşılığında devretti.
Gazetenin ödediği bu ücret, Murat’ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlandı.
Ve Murat Akman’ın mektubu, şehit olduktan sonra gazetede yayımlandı.
“Bu yazı bir komando erin mektubudur.
Eğer bu satırları bir gazetede okuyorsanız, ben artık hayatta değilim demektir.
Bir ailem olsaydı, bu mektubu onlara gönderirdim ama benim kimsem yok.
Şu anda koğuştaki ranzamda oturuyorum.
Yanımda Adana’dan, Ağrı’dan, Sivas’tan, Edirne’den, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, Antalya’dan, İzmir’den, Urfa’dan, Trabzon’dan…
Kısacası Türkiye’nin dört bir yanından gelen, birbirini tanımayan ama birbirinin canını korumaya ant içmiş birçok asker var.
Birazdan göreve çıkacağız, tek dileğimiz kimseye zarar gelmeden geri dönmek.
Ölme ihtimalini düşünerek mektup yazmak çok zor.
İnsan ölümü aklına getirmek istemiyor; hep bir umut var ya hani, “belki sağ dönerim” diye.
Askerliğim bitince bu mektubu yırtıp atacaktım ama eğer bu satırları okuyorsanız, demek ki atamadım.
Zaten kalem tutmakta pek iyi değilimdir; ben silah tutmayı daha iyi bilirim.
Siz öğrettiniz bana o silahı tutmayı — sizi korumak için.
Garip olan şu ki, siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım.
Belki bir mayına bastım, belki de kurşunlara hedef oldum.
Soruyorum size: Bilen var mı, ben ne uğruna öldüm?
Kışlada her televizyona baktığımda, insanların birbirini öldürdüğünü, birbirine zarar verdiğini gördüm.
Müziğin sesi yüksek diye komşusunu vuranlar,
Gücü sadece kadına yetenler,
On lirası için adam öldürenler,
Kız arkadaşına baktı diye bıçak çekenler…
Söyleyin bana, ben kimi korumak için öldüm?
Eti az pişti diye garsona bağıran adam;
Ben sen rahat uyu diye kurşunların arasında yaşadım.
Arabasını solladılar diye öfkeyle levye kapıp inen adam;
Beni doğurduğu gün çöp bidonuna atan annem;
Söyleyin, ben kimin uğruna öldüm?
Yetimhanede de, askerde de, en güzel şeyin ekmeği paylaşmak olduğunu öğrendik biz.
Peki size ne paylaşmayı öğrettiler?
Ben sizleri önce Allah’a, sonra birbirinize emanet ediyorum.
Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.
Murat Akman – 1996
Bu yazıyı sık sık paylaşırım.
Neden mi?
Belki birilerinin vicdanı sızlar diye…
Ama nedense bir kaç kişi dışında okuyan yoktur....🙏💓😨
Sonuna Kadar Okuduysan LÜTFEN PAYLAŞIM YAPMAYI UNUTMA Kİ GÖRMEYEN OKUMAYAN KALMASIN🙏🙏

Türkçe

@kabak_omur Ne güzel.O anki sevincinizi ben de yaşadım sanki bir anne olarak.
Kızım 12.sınfta,üniversiteye hazırlanıyor.Umarım bir gün böyle bir şeyi ben de yaşarım.Hayali bile çok güzel.
Türkçe

Geçen gün kızımı, “dr. öğr. üyesi” olduğu hukuk fakültesine arabamla bıraktım, o da beni odasına kahve içmeye davet etti, sonra ders saati geldi, 3.sınıfların ceza hukuku hocası, derse ben de girdim, amfide 100den fazla öğrenci ile birlikte kızımın “mesken masuniyetini ihlal” dersini dinledim, aynı dersi 1981’de Ankara Hukukta almıştım.
Babalar için kızları en büyük sevinç kaynağıdır. Yaşayan bilir.
lamper@listenreadeat
Kızımın doktora kabulü ile ilgili sevincimi paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Ancak bu paylaşıma bile yazacak kötü şeyler bulan hesaplar var.😀 O yüzden paylaşımı kaldırdım. Herkesin gönlüne göre olsun. 😉
Türkçe

@daktilock İfadede bile kibir var.13 yaşındaki oğlun seri katil olmuş arladaşlarını taramış hala hatalıyım diyemiyorsun.Her çocuk ailesinin aynasıdır.Masum bir bebek 13 yılda seri katile dönüşürken aynı evin içinde değil miydiniz?
Türkçe

Kahramanmaraş’taki okul saldırganının öğretmen annesi Peyman Pınar Mersinli’nin verdiği ifade:
"Her şeyden önce anneliğimin yanı sıra bir eğitimciyim. Dolayısıyla bir annenin çocuğuna karşı nasıl davranması gerektiğini bilecek eğitime, bilgi ve beceriye sahibim. Olanlardan dolayı çok üzgünüm.
Evde birden fazla silah bulundurulması tamamen eşimin emniyet müdürü olmasıyla alakalıdır. Ancak bu silahların kesinlikle oğlumun kolaylıkla ulaşabileceği açıkta değildi. Sandık içinde muhafaza altındaydı. Sadece babasının gözetiminde onunla birlikte bakabiliyordu ve atışa gidiyordu.
Elips Haber'de yer alan habere göre, Oğlumun sağlık kuruluşlarından alınan tedavi süreciyle ilgili psikiyatri kliniğince tutulan raporlar ve içerikler doğrudur. Bu da bizim ona karşı ne denli sorumluluk içinde olduğumuzun kanıtıdır. Ancak tedaviyi geri çevirdiğimiz, tıbbi desteğe ihtiyacı olduğu halde bu önerileri dikkate almadığımız iddialarını kabul etmiyorum."

Türkçe

