TC.HANİFE ERHAN
99.6K posts


Sosyal medya kullanıcısı, Kürt olduğunu söylediğinde karşılaştığı mikro ırkçılık kalıplarını anlattı: - Pazarda memleketini soran bir kadına Diyarbakırlı olduğunu söylediğinde "Olsun, hepimiz insanız" yanıtını aldığını söyledi. - Benzer şekilde ev kiralamak isterken Diyarbakırlı olduğunu öğrenen ev sahibinin de kendisine "Olsun, bu memleket hepimizin" dediğini belirtti. - Bu cümlelerde geçen "olsun" kelimesinin, doğulu olmayı tolere edilmesi gereken bir durummuş gibi göstererek insanları ötekileştirdiğini vurguladı. - Kürt olduğunu öğrenen kişilerin "Benim de Kürt arkadaşlarım var" demesinin de aynı şekilde sinir bozucu ve samimiyetsiz bir yaklaşım olduğunu ifade etti.



Erdoğan: "Türkiye ekonomisiyle, altyapısıyla, tecrübeli kurumları, liyakatli kadrolarıyla göz dolduruyor."

🔴 DM'den Geldi 🔴 15 YAŞINDAKİ çocuk kardeşimize acil kana kana ihtiyaç var Elden ele paylaşır mısınız çok acil dediler Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören Tuğçe ÖZBOLAT için A Rh(+) Trombosit kan ihtiyacı vardır. ÇOK ACİL İletişim: 0(534) 767 44 17

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, bugün yaptığı paylaşımda şehrin 4000 farklı noktasında içme suyu sebilleri olduğunu ve sayının artması için çalışmalarını sürdürdüğünü duyurdu. Peki ya bizim büyükşehirlerimiz? @MayorofLondon @istanbulbld @ankarabbld @izmirbld







Amasra'da 13 yaşındaki kız çocuğunun 36 erkek tarafından uğradığı istismarın detayları: — İkili-üçlü istismar yaşandı. — İstismarcılar kızın 'çocuk' olduğunu biliyorlar. — Erkeklerin 26'si yetişkin, 10'u 18 yaşından küçük. — Eşinden boşanan anne, çocuğun geceleri çıkıp yaşı büyük insanlarla ilişki yaşadığını biliyor.


Evet Sayın AKİT mensupları soruyorum sizlere; İBB davasında sahte faturalarla ve kaçak dökümden gelen paraları akladığı iddia edilen, etkin pişmanlıktan yararlanan Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinden seçimlerden sadece 2 ay önce hangi sponsorluk için 5 Milyon 700 bin TL aldınız? Kalemini namus bilen gazeteciler öyle miş,müş diye yalan haber yapmaz.Bak böyle ortaya belge koyar . 30.01.2024 tarihli e-faturada; “Kuzey İstanbul Modern İnşaat A.Ş.” tarafından, “AKİT TV SPONSORLUK HİZMETİ” açıklamasıyla, AKİT TV’ye 5 milyon 700 bin TL ödeme yapıldığı açıkça görülüyor. Madem bu kadar büyük bir sponsorluk anlaşması yapıldı; Hangi program için? Hangi organizasyon için?Hangi yayın karşılığında? Kamuoyuna açıklayın.

German club Hoffenheim player Ozan Kabak became the target of racist circles in Turkey because of an interview he gave. The footballer, who is also part of Turkey’s #2026WorldCup squad, was targeted by far right groups after saying in an interview published today that he is Kurdish and listens to Kurdish songs. Calls for Kabak to be removed from the national team are being made on social media.


ABD'NİN KÜRESEL ELİT-YÖNETİCİ ÜRETME FABRİKASI: "500'DEN FAZLA DEVLET VE HÜLKÜMET BAŞKANI AYNI TORNADAN ÇIKTI!" Fransa’nın efsanevi lideri Charles de Gaulle’ün torunu Pierre de Gaulle, Avrupa siyasetini sarsan bir ifşada bulundu. Siyasetçilerin büyük kısmının CIA destekli "Young Leaders" (Genç Liderler) programı tarafından yetiştirildiğini belirten de Gaulle, "Rusya’nın Avrupa’ya müdahale ettiğine dair iddialar, elitlerimizin Fransız halkına gerçekleri söylemesini engelleyen bir kurgudan ibaret" dedi. Uluslararası ilişkiler uzmanları ve stratejistler, egemenlik yapılarını hedef alan bu kurumsal modelin, Türkiye dahil pek çok gelişmekte olan ülkede farklı isimler ve vakıflar altında on yıllardır sistematik olarak işletildiğine dikkat çekiyor. "Bilişsel Sızma" ve Ortak Kimlik Üretimi Uluslararası ilişkiler uzmanları, Pierre de Gaulle’ün dikkat çektiği bu yapıları birer "bilişsel sızma" ve "insan kaynakları avcılığı" merkezi olarak tanımlıyor. Fransız-Amerikan Vakfı bünyesinde 1981 yılından beri yürütülen "Young Leaders" programı, her yıl iki ülkeden geleceğin bakanı, başbakanı, CEO’su veya medya patronu olmaya aday 30'lu ve 40'lı yaşlardaki parlak isimleri radarına alıyor. İki yıl boyunca kapalı kapılar ardında, Pentagon, CIA ve Beyaz Saray çevrelerinin de dahil olduğu üst düzey seminerlerde "eğitilen" bu isimlerin zihnine, ulusal çıkarlardan ziyade "Transatlantik ittifakın ve Amerikan liderliğinin küresel bekası" fikri kalıcı olarak yerleştiriliyor. Programın başarısı ise mezunlar listesinde gizli: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, eski Cumhurbaşkanı François Hollande, IMF eski Başkanı Christine Lagarde gibi küresel sistemin sadık uygulayıcıları bu tezgahtan geçen isimlerden sadece birkaçı. Aynı Tezgah Yıllardır Türkiye’de de Devrede! Fransa’da Macron gibi figürleri üreten bu sistemin bir benzerinin, Türkiye’nin yönetim kadrolarını, medyasını ve iş dünyasını dönüştürmek için de uzun yıllardır kesintisiz çalıştığı biliniyor. Türkiye’deki "genç lider devşirme" operasyonları temel olarak dört büyük saç ayağı üzerinden yürütülüyor: American Turkish Society (ATS) - Young Society Leaders: Fransa’daki modelin birebir kopyası olan bu yapı; Türkiye’nin dev holdinglerinin genç veliahtlarını, parlak start-up kurucularını ve ana akım partilerin yükselişteki genç siyasetçilerini New York odaklı bir networkün içine dahil ediyor. Atlantic Council - Millennium Leadership Program: Doğrudan NATO ve ABD Dışişleri Bakanlığı stratejilerini fonlayan bu düşünce kuruluşu, Türkiye’deki savunma, enerji ve dış politika bürokrasisindeki "geleceği parlak" isimleri keşfedip Washington’a taşımakla görevli. Marshall Memorial Fellowship (MMF): Soğuk Savaş yıllarından beri kesintisiz çalışan bu fon, Türkiye’deki genç parlamenterleri ve gazetecileri haftalarca ABD kurumlarında ağırlayarak, kriz anlarında kendi ülkelerinin milli reflekslerini törpülemeyi hedefliyor. International Visitor Leadership Program (IVLP): Doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bu resmi program; hedef ülkelerde gelecekte bakan, başbakan veya kritik bürokrat olma potansiyeli taşıyan genç siyasetçileri daha kariyerlerinin en başında keşfedip Amerikan devlet mekanizması ve vizyonuyla tanıştırmanın en etkili resmi aracı olarak çalışıyor. İdeoloji Fark Etmiyor: Sağcı, Solcu, İslamcı... Bu küresel ağların en tehlikeli özelliği, tek bir siyasi ideolojiye bağlı kalmamaları. Sistemin mimarları için adayın sağcı, solcu, seküler veya muhafazakar olmasının hiçbir önemi bulunmuyor; tek kriter "gelecekte güç sahibi olma potansiyeli." İktidardan da muhalefetten de potansiyelli aktörler aynı havuzda toplanıyor. Nitekim Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında; Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi Soğuk Savaş döneminin sembol liderlerinden, AK Parti kurmayları Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Ömer Çelik gibi muhafazakar aktörlere; sivil toplum, akademi ve medyaya yön veren İlber Ortaylı, Kemal Derviş, Ruşen Çakır ve Aslı Aydıntaşbaş gibi seküler/liberal figürlere kadar çok farklı çizgideki birçok isim, kariyerlerinin erken dönemlerinde IVLP, Eisenhower veya Fulbright gibi Amerikan hükûmeti ve vakıfları tarafından fonlanan liderlik ve vizyon programlarında ağırlanmıştır. Küresel Bilanço Çok Daha Çarpıcı! Oyunun dünya genelindeki bilançosu ise çok daha ürkütücü boyutlarda. ABD hükûmetinin resmi verilerine göre, bugüne kadar sadece IVLP programından geçmiş 500’den fazla eski veya mevcut devlet ve hükûmet başkanı bulunuyor. Kariyerlerinin henüz en başında "keşfedilip" daha sonra ülkelerinde tepe noktalara tırmandırılan sembol isimler, küresel çarkın nasıl döndüğünü açıkça kanıtlıyor: Avrupa Tornası: İngiltere’de Margaret Thatcher, Tony Blair, Gordon Brown ve Theresa May gibi birbirine zıt kutuplardan gelen başbakanların tamamı daha koltuğa oturmadan önce bu ağa dahil edildi. Fransa’da ise göreve gelir gelmez ülkesini yeniden NATO’nun askeri kanadına döndüren Nicolas Sarkozy, henüz genç bir politikacıyken 1985 yılında aynı tornadan geçirildi. Kritik Coğrafyalar ve Küresel Kurumlar: Orta Doğu tarihini kökten değiştirerek Mısır’ı Sovyet ekseninden çıkarıp ABD-İsrail çizgisine çeken Enver Sedat; küresel sol/liberal rüzgarın sembolü haline getirilen Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern ve hatta bugün Birleşmiş Milletler’in en tepesinde oturan Genel Sekreter António Guterres gibi yüzlerce isim, küresel elitlerin bu erken fark etme ve yetiştirme programlarının birer mezunudur. Ajanlık Değil, "Kültürel Uyum" Operasyonu Şunun altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var: Bu programlara katılan isimlerin hepsinin "birebir Amerikan ajanı" olduğu anlamına gelmiyor elbette bu yazdıklarımız. Buradaki asıl tehlike ve mekanizma çok daha örtülü işliyor. Bu tarz küresel ağlar; katılımcılarına küresel sistemle kültürel uyum, ortak çalışma zeminleri, birbirini anlama ve uluslararası projelerde/krizlerde birbirini tercih etme gibi konularda muazzam bir avantaj ve refleks birliği sağlıyor. Doğrudan bir talimata gerek kalmadan, aynı vizyon penceresinden bakılması hedefleniyor. Böylece, ülkelerindeki seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, tepe yönetimlere daima küresel sistemle uyumlu, Washington eksenli ajandalara itiraz etmeyecek ve kriz anlarında "uluslararası dengeleri" kendi ülkesinin milli çıkarlarının önünde tutacak "tornadan çıkmış" liderler getirilmiş oluyor. Pierre de Gaulle’ün Fransa özelinde yaptığı bu ifşaat, aslında tüm ulus devletlerin karşı karşıya olduğu "egemenlik devri" tehlikesini ve küresel elitlerin yazdığı tiyatronun arkasındaki görünmez mekanizmayı bir kez daha gözler önüne seriyor. x.com/CitoyenInitie/…








