
Modern Mollalar ve Sarıklı Mollalar
Beyaz Saray’da dua halkası oluşturan papazlar ile İran’da ellerini semaya kaldıran mollalar ilk bakışta birbirinden çok farklı görünür. Biri seküler Batı’nın merkezinde, diğeri teokratik Doğu’nun kalbinde durur. Ama ikisinin de ortak noktası aynıdır: Tahakkümü kutsal bir dil ile meşrulaştırmak.
Bugün sarıklı mollaların karşısında yeni bir ruhban sınıfı yükseliyor: Big Tech uleması.
Google, Meta, Amazon, Apple ve Microsoft artık yalnızca teknoloji şirketleri değildir. Bunlar aynı zamanda neyi göreceğimizi, neye inanacağımızı ve nasıl davranacağımızı belirleyen yeni iktidar merkezleridir.
Eskiden baskı daha görünürdü. Devlet yasaklar koyar, polis müdahale eder, mahkemeler sustururdu. Şimdi ise algoritmalar konuşuyor. Bir haberin görünmesi ya da kaybolması, bir hesabın büyümesi ya da gölgelenmesi artık teknik değil, siyasî bir tercihtir.
İnsanlar ücretsiz hizmet aldığını sanıyor; oysa asıl bedeli verileriyle ödüyor. Arama geçmişleri, korkuları, arzuları, öfkeleri ve alışkanlıkları dev bir dijital pazarda metaya dönüşüyor.
İran’daki ahlak polisi sokakta nasıl davranacağınıza karışır. Big Tech ise ekran başında ne düşüneceğinize, ne hissedeceğinize ve neye inanacağınıza karışır.
Fark sadece ambalajdadır. Birinde sarık ve cübbe vardır, diğerinde takım elbise ve algoritma. Biri din adına konuşur, diğeri özgürlük, güvenlik ve demokrasi adına.
Ama sonuç çoğu zaman aynıdır: İnsan üzerinde denetim kurmak.
Gerçek özgürlük, yalnızca bir tahakküm biçiminden kaçıp diğerine sığınmak değildir. Ne sarıklı şeriata ne de algoritmik vesayete teslim olmamaktır.
Çünkü insanı özgür bırakmayan her sistem, sonunda kendi mabedini ve kendi mollalarını üretir.

Türkçe










