𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.

30.6K posts

𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. banner
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.

𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.

@HydrCeylan

Diplomasız araştırmacı, kitapsız yazar, hadsiz felsefeci (!) Bildiği: #ÖzneSensin ve “değişmeyen tek şey değişim” #BörklüceHareketi

The Netherlands Katılım Mayıs 2013
3.2K Takip Edilen4K Takipçiler
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
TheDayı
TheDayı@TheDayi2024b·
İnsan kibirden besleniyorsa, başkasına ancak hikâye anlatır.. çünkü bildiği tek şey “her şeyi bildiğidir. #KibriniSevdiğimi
TheDayı tweet media
Türkçe
0
1
4
46
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Futbol gerçekten çok kirli ve insanların ağzından lağım akıyor. Kara para aklama, şike vs ciddi şeyler dönmesinin yanısıra, insanları kirleten bir araç. Ne yazık en çok da ezilen kesim bunun müşterisi.. #DünyaKupası maçıda dahil izlemek bitti..
Türkçe
0
0
12
244
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
TheDayı
TheDayı@TheDayi2024b·
Toplum “muhtaç” bırakılıp bunu kanıksıyorsa gerisi teferruat. Deprem, Haluk Levent, yardımlar… Sorunu çözmek yerine sorunu havale eden bir düzenin özeti değil mi?
TheDayı tweet media
Türkçe
1
1
4
190
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche@alevihakikat·
Bu sembol Alevilerin sembolü mü Büyük Akedemisyenin refaransi da sağlammış @AyferStump
Friedrich Nietzsche tweet media
Türkçe
3
1
39
1.3K
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
fond🌈
fond🌈@FondCaa·
"..sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.." gerçekçiliğinden aklından alnından öpülesi.. #DenizGöktaş #Aşkile
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.@HydrCeylan

Komedi hakkını korumak adına “Selam selam” #DenizGöktaş @idgoktas 🍻atışı yapalım iki kelime..✊✌️ Aşk olsun çocuk💕 Ve Alevi selamı ile sana bırakalım sözü Aşk ile 👇

Türkçe
0
1
8
775
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Komedi hakkını korumak adına “Selam selam” #DenizGöktaş @idgoktas 🍻atışı yapalım iki kelime..✊✌️ Aşk olsun çocuk💕 Ve Alevi selamı ile sana bırakalım sözü Aşk ile 👇
Deniz Göktaş@idgoktas

Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım. Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın. Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler. Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş. Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın. Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum. Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım. Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı. Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN. Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.

Türkçe
0
2
15
1.2K
fond🌈
fond🌈@FondCaa·
kedileri sevmeye ne var örümcekleri de seviyor adam.. çaresizim 🤗😁😳
Türkçe
1
0
13
395
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
EKİMSongül62
EKİMSongül62@ekim_songul·
Akromegali hastası #EkimPolat'ın insani koşullarda TEDAVİ hakkı sağlansın diye oturma eylemimin 1385.günündeyim @adalet_bakanlik @saglikbakanligi @TBMMinshakkom Arjantin Karısını Yargıtay #pazar Erden Timur Bülent Ersoy #ÖğretmenlerAcilÇöxümBekliyor
Türkçe
5
12
23
623
Murat Baltacı 🇹🇷
Murat Baltacı 🇹🇷@munes135·
@HurAyse Derdiniz sınırsız ifade özgürlüğü, ahlak, saygı, manevi değerlere saygı duyma zorunluluğu olmayan; alkışlayanı olduğu müddetçe sanat koruması altında bir sahne dokunulmazlığı ise. Hadi buyrun kendini sanatçı zanneden şu kadını da destekleyin! x.com/malikejder/sta…
Malik Ejder@malikejder

"Deniz Göktaş komedi mi yapıyor inançlara hakaret mi ediyor?" Gelin hep beraber Pınar Fidan vakasına bakalım ve kıyaslayalım. Pınar Fidan Aleviler ve siyasiler hakkında şakalar yaptı. CHP'liler ve Alevi dernekleri kadını linç etti. Yargılanmasını istedi. Ve kadın yargılandı. Not: Pınar Fidan Alevi

Türkçe
2
0
2
1.7K
Ayşe Hür
Ayşe Hür@HurAyse·
CLADIUS'UN TUZAĞA DÜŞMESİ Mizah sanatçısı Deniz Göktaş, "cumhurbaşkanına hakaret" ve "dini değerleri aşağılama" suçlamalarıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. "Eğer diktatörlük olsaydı, Deniz Göktaş bu sözleri edemezdi" diyenler aslında bu tutuklama ile boşa çıktı ama ben her zamanki gibi uzun yoldan gidip tiyatro tarihinden bir kıssa anlatacağım size. William Shakespeare'in Hamlet oyununda, Hamlet amcası Claudius'un babasını öldürüp öldürmediğinden emin olmak için saraya gelen tiyatroculara (oyun içinde) bir oyun oynatır. Amcasının vicdan azabını yüzünden suçunu itiraf etmesini amaçladığı bu sahnenin sonunda (2. perde, 2. sahne) kendi kendine şu ünlü sözü söyler: "The play's the thing wherein I'll catch the conscience of the king." (Sabahattin Eyüboğlu Çevirisi: "Oyun dediğin şey bir kapandır ki, onunla yakalarım kralın vicdanını.") Bu repliğin açılımı şudur: Hamlet babasının hayaletinden duyduğu cinayet suçlamasını doğrudan kanıtlayamadığı için bir strateji geliştirir ve sarayda canlandırılacak tiyatro oyununa tıpkı babasının zehirlenmesine benzeyen bir sahne ekletir. Sahnede, ölü kralın ruhu Hamlet'e, Claudius'un onu bir meyve bahçesinde uyurken kulağına zehir dökerek öldürdüğünü açıklar. Cinayetin imgeleri oyun boyunca yankılanır. Claudius, ölü kralın kulağına zehir döktüğü gibi, başka bir tür zehir olan yalan ve aldatmayı da herkesin kulağına döker. Bu sahne aracılığıyla Hamlet "eğer bu zehirlenmede kral suçluysa, bu sahneyi görünce mutlaka kendini ele veren bir tepki (vicdan azabı) gösterecektir" diye düşünmüştür. Nitekim (oyun içinde) oyun sahnelendiğinde Kral Claudius vicdan azabına ve korkuya dayanamayarak salonu terk eder ve cinayeti düşünmek için özel bir odaya çekilir. Ancak sancılı bir tefekkür seansından sonra samimi bir şekilde tövbe edip kurtuluşu aramak yerine, Tanrı'nın gözünde asla affedilmeye veya merhamete layık olmayacağına inanır. İşlediği suçtan dolayı affedilmeme ihtimalini düşünerek büyük bir umutsuzluğa kapılan Claudius, kalbini katılaştırır ve Hamlet'i öldürmeye karar verir. Shakespeare'in bir başka oyunun kahramanı olan III. Richard gibi o da "kan içinde o kadar ilerledim ki, günah günahı sökecek" sonucuna varmıştır çünkü. Deniz Göktaş'ın "Ölü Deniz" temsili ve ona tepkiler tam bu minvalde ilerlemektedir.
Ayşe Hür tweet mediaAyşe Hür tweet media
Türkçe
25
148
1.1K
372.9K
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
Aleviler
Aleviler@dAbtvAlevi·
Ne yazdığınız zerre umurumuzda değil. gafın daniskası bu!!! Sen bir Alevi komedyen olduğunu belirtmiş olan birine ❌ atıyorsun. Alevi kapılarına bu işaret konduğundan ve katledildiğinden bi haber misin? “Mesele Üslup” demişsin bu ne? @KaranlikDosyaTR #Aleviyiz
Aleviler tweet media
Türkçe
0
2
6
186
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. retweetledi
Erdal Erzincan
Erdal Erzincan@erdalerzincan·
İşte size düşünce özgürlüğü. Nokta!…
Türkçe
10
9
167
20.7K
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
@hypatiacan @ZaferDiker3 Aslında bunu iddia eden makama, tamda bu gerekçe ile Denizin avukatı dava açması gerekir(!) çünkü denizin söylediğinin tersini düşünen onlar(!) zihin yapıları böyle(!) Birde “diktatör olan bir ülke de olsaydın bu sözleri söyleyemezdin” diyenleri “yalan ve suça teşvikten”😂
Türkçe
0
0
4
61
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Kemal Göktaş (Deniz Göktaş’ın babası), Çorum Katliamı sırasında bir Alevi olarak halkını savundu ve tutuklandı. Katliamın emrini verenler ve yapanlar ise tek bir ceza almadı. Bugün Deniz ve babası üzerinden Alevi katliamına yaklaşımın aymazlığına da maruz kalıyoruz. #DenizGöktaş
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media
Türkçe
2
8
34
1K
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
#ÇorumKatliamı ve 2–3 Temmuz da, Alevi hafızasına, bir “gazetenin” yaklaşımı…👇
Ayşe Hür@HurAyse

HAKİKATİN TERSYÜZ EDİLMESİ Kendine "haber sitesi" diyen, 126 bin takipçisinin de muhtemelen doğru haber almak için izlediği THS Haber'in "bir polisimizin şehit edilmesi ve bir polisimizin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar" diye tarif ettiği 1980 ÇORUM KATLİAMI, 1976'dan beri Anadolu'nun Alevi nüfusun yoğun olduğu şehirlerinde MHP'ye bağlı Ülkü Ocakları, Esir Türkleri Kurtarma Ordusu (ETKO) ve Türk Yıldırım Komandoları (TYK) gibi örgütlerin yürüttüğü kanlı pogromlar kuşağının sonuncusuydu. Bu pogromlar, Aralık 1968'de Malatya-Hekimhan Lisesi’nde görevli sol görüşlü öğretmenlere ve öğrencilere “vurun Alevilere, komünistlere” sloganı eşliğinde, cop ve şişelerle saldırması ve çok sayıda öğrenci yaralanmasıyla başlamış, 1970'lerin ilk yarısında Milli Türk Talebe Birliği, Yeniden Milli Mücadele Derneği, Kültür Ocakları, Milli Gençlik Vakfı, Ülkü Ocakları ve nihayet Aydınlar Ocağı gibi örgütler Türk-İslam Sentezi’ni formüle ederken, Alparslan Türkeş’in liderliğini yaptığı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) giderek güç kazanmasıyla örgütlü hal almış, Şubat 1975'te Malatya, Kahramanmaraş, Amasya, Adıyaman, Bingöl, Tokat ve Afyon’da kendine "milliyetçi gençler" diyenler tarafından cana ve mala yönelik saldırılarla tırmanışa geçmiş, Ocak 1976'da Kahramanmaraş-Pazarcık’ta 1 ölü, 15 yaralı, Nisan 1977'de yine Pazarcık'ta 40 yaralı, Mayıs 1977'de Kahramanmaraş 3’ü polis 20 yaralı, Nisan 1978'de Kahramanmaraş'ta bir Alevi dedesinin ölümü, Malatya'da sekiz kişinin ölümü, 100 kişi yaralanması, Eylül 1978'de Sivas’ta dokuz ölü, 350 yaralı, binlerce tahrip edilmiş ev ve işyeri, Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta resmi karamlara göre 111 ölü, yüzlerce ağır yaralı, Aralık 1980'de Hatay-Kırıkhan'da altısı çocuk sekiz kişilik Kürt-Alevi ailesinin evlerinin yakılması suretiyle öldürülmesiyle zirveye ulaşmıştı. Tedavi gördüğü kanser hastalığı yüzünden ölmesi an meselesi olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın bilinmeyen kişilerce 27 Mayıs 1980 günü Ankara’da öldürülmesiyle doğan gerilimin "hasadı" da Çorum'da yapılmıştı. İktidarda Süleyman Demirel’in çoğunluk hükümeti vardı. Haziran ayı boyunca Çorum kent merkezinde ve çevre köylerde gerginlik tırmandırılmış, 4 Temmuz Cuma günü “Komünistler Alaaddin Camii’ne bomba attılar” söylentisinin yayılması ve bunun TRT’nin 19.00 bülteninde yer almasıyla başlayan saldırıda saldırganlar ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Kana kan, intikam’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları eşliğinde çoğu Alevi 50’den fazla kişiyi öldürmüş, 100 civarında kişiyi de yaralamıştı. 100’den fazla işyeri de tahrip edilmişti. Ardından Alevi nüfusunun can havliyle şehirden göçü başlamıştı. 12 Eylül 1980 günü silahlı kuvvetler yönetime el koyduğunu açıklamış, 13 Eylül günü, Süleyman Demirel'in deyimiyle kanlı olaylar bıçak gibi kesilmişti. Çorum'da yaşananları "olaylar" diye niteleyen bir haber sitesinin Deniz Göktaş'ın babasını "olaylarda aktif rol alan ve terör olaylarından dolayı cezaevinde yatan" diye nitelemesi yukarda sadece ana hatlarıyla sıraladığım korkunç ve kanlı hakikatin devletin en kirli unsurları lehine tahrif edilmesinin en uç örneklerinden biri olmalıdır.

Türkçe
0
2
10
343