
Aleviler
3.6K posts

Aleviler
@dAbtvAlevi
“aşktan başka din ve iman gerekmez” Alevilik üzerine arşivlerimiz 👉 https://t.co/MBS73sUb2C







@HydrCeylan Tipik siyasal Alevici

Kemal Göktaş (Deniz Göktaş’ın babası), Çorum Katliamı sırasında bir Alevi olarak halkını savundu ve tutuklandı. Katliamın emrini verenler ve yapanlar ise tek bir ceza almadı. Bugün Deniz ve babası üzerinden Alevi katliamına yaklaşımın aymazlığına da maruz kalıyoruz. #DenizGöktaş


Yazarımız ve çalışma arkadaşımız Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz. Mizahı ters kelepçe ile susturamazsınız; o kelepçeler ne Deniz’in cesaretini ne de mizahın özgürlüğünü tutsak alabilir. Arkadaşımız Deniz Göktaş’ın yanındayız, derhal serbest bırakılsın!


Alevi İnancını Bir Kimliğe İndirgemek: Tehlikeli Bir Siyasal Refleks Günümüz siyasetinde sıkça karşılaştığımız bir sorun, inançları etnik veya siyasal kimliklere indirgeyen dar bir söylemdir. Özellikle Alevi inancını “tek bir kimlikle” özdeşleştiren, başka aidiyetleri dışlayan dil, hem tarihsel gerçeklere aykırıdır hem de Alevi öğretisinin özüne ihanet etmektedir. Bir siyasal partinin yetkili ismi, Alevi kimliğine sahip olsa da, Alevi inancını adeta “etnik bir aidiyet” gibi sunarak, “Alevi olmanın” başka kimliklerle bağdaşmadığını ima eden bir üslup kullandığında, bu yaklaşım kabul edilemez. Alevi inançlı bir Kürt, Alevi inançlı bir Türk, Alevi inançlı bir Arap, Arnavut veya başka herhangi bir etnik kökenden insan olabileceği gerçeği, inancın evrensel doğasıyla örtüşür. İnancı tek bir kimliğe hapseden anlayış, Aleviliği zengin bir inanç sistemi olmaktan çıkarıp, dar bir siyasal araca dönüştürme riski taşır. Bu tür bir dil, maalesef 1990’lı yılların güvenlik bürokrasisinin ve JİTEM’in kullandığı “böl-parçala-yönet” mantığını hatırlatmaktadır. O dönemde inanç ve etnik aidiyetler, toplumları birbirine düşürmek için bilinçli olarak karşı karşıya getirilmişti. Bugün aynı refleksi siyasal aktörlerin, üstelik kendi inancına mensup olduklarını iddia ederek kullanması, hem ironiktir hem de tehlikelidir. Alevi Öğretisinin Temel İlkesi: Önce İnsan Alevi-Bektaşi geleneğinin en temel argümanı, “insan”dır. “72 millete aynı gözle bakmak”, “eline, beline, diline sahip olmak”, sevgi, hoşgörü ve eşitlik ilkeleri, Aleviliğin çekirdeğini oluşturur. Bu öğreti, etnik kökeni, dili veya milliyeti önceleyen bir sistem değildir; aksine bunları aşan bir insanlık idealini savunur. Bir inancı siyasal simge haline getirip, onu belirli bir kimlikle yan yana koyma refleksi, bu evrensel özü yok saymaktır. Böyle bir tutum ya derin bir bilgisizlikten ya da belli siyasal odaklara (ağalara, çıkar gruplarına) hizmet etme arzusundan kaynaklanır. Aleviliği “sadece bize ait” bir kimlik olarak pazarlamak, inancı araçsallaştırmaktır. Bu, ne Aleviliğe ne de Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü gerçekliğine hizmet eder. İnanç ve Kimlik Ayrımı İnanç, bireyin ruhsal ve ahlaki yolculuğudur; kimlik ise toplumsal, kültürel ve siyasal bir aidiyet katmanıdır. Bunları birbirine karıştırmak, hem inancı yoksullaştırır hem de toplumsal barışı zedeler. Alevi inancı, Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın, Yunus Emre’nin mirasıdır. Bu miras, “gelin canlar bir olalım” diyen bir birleştirici ruha sahiptir; ayrıştırıcı bir kimlik siyasetine değil. Siyasetçilerin bu gerçeği tez zamanda öğrenmesi ya da kendilerine hatırlatılması gerekmektedir. Aksi takdirde, iyi niyetli görünen “Alevi hassasiyeti” adı altında, toplumda yeni fay hatları oluşturma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Ez cümle, Alevi inancını herhangi bir etnik veya siyasal kimliğe indirgemekten vazgeçilmelidir. İnanç, tüm insanlığa açık bir kapı olmalıdır.. Sevgi ve saygılarımla. Çağdaş Altun Kent ve Demokrasi Derneği Başkanı..














