Aleviler

3.6K posts

Aleviler banner
Aleviler

Aleviler

@dAbtvAlevi

“aşktan başka din ve iman gerekmez” Alevilik üzerine arşivlerimiz 👉 https://t.co/MBS73sUb2C

Katılım Ekim 2014
452 Takip Edilen483 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Aleviler
Aleviler@dAbtvAlevi·
Alevi tarihi üzerine canlı yayın konuklarımızla oluşturduğumuz, dünümüze VE günümüze dair video arşivimiz 👇 @alevi2014?si=Zo7oyvLp_P6Cp-6o" target="_blank" rel="nofollow noopener">youtube.com/@alevi2014?si=… Alevilik konusunda bir çok sorunuza cevap olacak kanalımıza, ücretsiz abone olup izlediğiniz videoları beğenerek destek olabilirsiniz. Aşk ile
Türkçe
0
5
13
1.8K
Aleviler retweetledi
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche@alevihakikat·
@AyferStump bizim cahil cühela işbirlikçi dedelerin üzerinden alevilik tanımı yapamazsınız Alevilik, bilgisizlik ve cehalet üzerinden tahrip edemesiniz. Kendine dede” diyen fakat yolun özünü bilmeyen, araştırmayan ve sorgulamayan kişiler yüzünden inancımız katlediliyor
Friedrich Nietzsche tweet media
Türkçe
3
7
41
1.4K
Aleviler
Aleviler@dAbtvAlevi·
Aşk ile @idgoktas #DenizGöktaş
Deniz Göktaş@idgoktas

Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım. Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın. Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler. Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş. Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın. Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum. Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım. Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı. Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN. Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.

Türkçe
0
1
10
725
Aleviler
Aleviler@dAbtvAlevi·
Ne yazdığınız zerre umurumuzda değil. gafın daniskası bu!!! Sen bir Alevi komedyen olduğunu belirtmiş olan birine ❌ atıyorsun. Alevi kapılarına bu işaret konduğundan ve katledildiğinden bi haber misin? “Mesele Üslup” demişsin bu ne? @KaranlikDosyaTR #Aleviyiz
Aleviler tweet media
Türkçe
0
2
6
186
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
#ÇorumKatliamı ve 2–3 Temmuz da, Alevi hafızasına, bir “gazetenin” yaklaşımı…👇
Ayşe Hür@HurAyse

HAKİKATİN TERSYÜZ EDİLMESİ Kendine "haber sitesi" diyen, 126 bin takipçisinin de muhtemelen doğru haber almak için izlediği THS Haber'in "bir polisimizin şehit edilmesi ve bir polisimizin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar" diye tarif ettiği 1980 ÇORUM KATLİAMI, 1976'dan beri Anadolu'nun Alevi nüfusun yoğun olduğu şehirlerinde MHP'ye bağlı Ülkü Ocakları, Esir Türkleri Kurtarma Ordusu (ETKO) ve Türk Yıldırım Komandoları (TYK) gibi örgütlerin yürüttüğü kanlı pogromlar kuşağının sonuncusuydu. Bu pogromlar, Aralık 1968'de Malatya-Hekimhan Lisesi’nde görevli sol görüşlü öğretmenlere ve öğrencilere “vurun Alevilere, komünistlere” sloganı eşliğinde, cop ve şişelerle saldırması ve çok sayıda öğrenci yaralanmasıyla başlamış, 1970'lerin ilk yarısında Milli Türk Talebe Birliği, Yeniden Milli Mücadele Derneği, Kültür Ocakları, Milli Gençlik Vakfı, Ülkü Ocakları ve nihayet Aydınlar Ocağı gibi örgütler Türk-İslam Sentezi’ni formüle ederken, Alparslan Türkeş’in liderliğini yaptığı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) giderek güç kazanmasıyla örgütlü hal almış, Şubat 1975'te Malatya, Kahramanmaraş, Amasya, Adıyaman, Bingöl, Tokat ve Afyon’da kendine "milliyetçi gençler" diyenler tarafından cana ve mala yönelik saldırılarla tırmanışa geçmiş, Ocak 1976'da Kahramanmaraş-Pazarcık’ta 1 ölü, 15 yaralı, Nisan 1977'de yine Pazarcık'ta 40 yaralı, Mayıs 1977'de Kahramanmaraş 3’ü polis 20 yaralı, Nisan 1978'de Kahramanmaraş'ta bir Alevi dedesinin ölümü, Malatya'da sekiz kişinin ölümü, 100 kişi yaralanması, Eylül 1978'de Sivas’ta dokuz ölü, 350 yaralı, binlerce tahrip edilmiş ev ve işyeri, Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta resmi karamlara göre 111 ölü, yüzlerce ağır yaralı, Aralık 1980'de Hatay-Kırıkhan'da altısı çocuk sekiz kişilik Kürt-Alevi ailesinin evlerinin yakılması suretiyle öldürülmesiyle zirveye ulaşmıştı. Tedavi gördüğü kanser hastalığı yüzünden ölmesi an meselesi olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın bilinmeyen kişilerce 27 Mayıs 1980 günü Ankara’da öldürülmesiyle doğan gerilimin "hasadı" da Çorum'da yapılmıştı. İktidarda Süleyman Demirel’in çoğunluk hükümeti vardı. Haziran ayı boyunca Çorum kent merkezinde ve çevre köylerde gerginlik tırmandırılmış, 4 Temmuz Cuma günü “Komünistler Alaaddin Camii’ne bomba attılar” söylentisinin yayılması ve bunun TRT’nin 19.00 bülteninde yer almasıyla başlayan saldırıda saldırganlar ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Kana kan, intikam’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları eşliğinde çoğu Alevi 50’den fazla kişiyi öldürmüş, 100 civarında kişiyi de yaralamıştı. 100’den fazla işyeri de tahrip edilmişti. Ardından Alevi nüfusunun can havliyle şehirden göçü başlamıştı. 12 Eylül 1980 günü silahlı kuvvetler yönetime el koyduğunu açıklamış, 13 Eylül günü, Süleyman Demirel'in deyimiyle kanlı olaylar bıçak gibi kesilmişti. Çorum'da yaşananları "olaylar" diye niteleyen bir haber sitesinin Deniz Göktaş'ın babasını "olaylarda aktif rol alan ve terör olaylarından dolayı cezaevinde yatan" diye nitelemesi yukarda sadece ana hatlarıyla sıraladığım korkunç ve kanlı hakikatin devletin en kirli unsurları lehine tahrif edilmesinin en uç örneklerinden biri olmalıdır.

Türkçe
0
2
10
343
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
bu yüzeyselleştirmenin bir örneğidir; rızalık alanının, daha geri bir siyasetin gösteriye dönüşmesidir. Alevilik rızalık yaşamının alanıdır. #Aleviyiz Aşk ile Not: kamuoyuna diyince “bir havalar bir havalar” sormayın:)
Türkçe
0
1
8
124
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Bu asimilasyonun devamıdır. Ayrıca: “Yas-ı Matem” ifadesinin iki kelimesi de aynı anlama gelir; bu tekrar bile Aleviliğin kavramlarının nasıl yüzeysel kullanıldığını gösteriyor. Özgür Özel’in cem evindeki konuşması da +
Türkçe
1
1
8
132
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Kamuoyuna Alevilikte “inanç–siyaset ayrımı” diye bir şey yoktur. Çünkü cem evi, dini bir mekân değil; rızalık yaşamının, yani maddi ve toplumsal adaletin kurulduğu yerdir. Cem, rızalık alınıp verilen; eşitlik, paylaşım ve sorumluluğun somutlaştığı alandır.+
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media
Türkçe
4
4
15
429
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Aleviliği “insan merkezli” değil CAN MERKEZLİ (tüm canlı) görmek gerekir. o yüzden her şeye can gözü ile bakmak esastır. “İnanç, bireyin ruhsal ve ahlaki yolculuğudur” ile Aleviliği de sadece buradan görmek TARİHİNE HAKSIZLIK OLUR. Dilimiz döndüğünce👇 x.com/hydrceylan/sta…
Çağdaş Altun@cagdas_altun35

Alevi İnancını Bir Kimliğe İndirgemek: Tehlikeli Bir Siyasal Refleks Günümüz siyasetinde sıkça karşılaştığımız bir sorun, inançları etnik veya siyasal kimliklere indirgeyen dar bir söylemdir. Özellikle Alevi inancını “tek bir kimlikle” özdeşleştiren, başka aidiyetleri dışlayan dil, hem tarihsel gerçeklere aykırıdır hem de Alevi öğretisinin özüne ihanet etmektedir. Bir siyasal partinin yetkili ismi, Alevi kimliğine sahip olsa da, Alevi inancını adeta “etnik bir aidiyet” gibi sunarak, “Alevi olmanın” başka kimliklerle bağdaşmadığını ima eden bir üslup kullandığında, bu yaklaşım kabul edilemez. Alevi inançlı bir Kürt, Alevi inançlı bir Türk, Alevi inançlı bir Arap, Arnavut veya başka herhangi bir etnik kökenden insan olabileceği gerçeği, inancın evrensel doğasıyla örtüşür. İnancı tek bir kimliğe hapseden anlayış, Aleviliği zengin bir inanç sistemi olmaktan çıkarıp, dar bir siyasal araca dönüştürme riski taşır. Bu tür bir dil, maalesef 1990’lı yılların güvenlik bürokrasisinin ve JİTEM’in kullandığı “böl-parçala-yönet” mantığını hatırlatmaktadır. O dönemde inanç ve etnik aidiyetler, toplumları birbirine düşürmek için bilinçli olarak karşı karşıya getirilmişti. Bugün aynı refleksi siyasal aktörlerin, üstelik kendi inancına mensup olduklarını iddia ederek kullanması, hem ironiktir hem de tehlikelidir. Alevi Öğretisinin Temel İlkesi: Önce İnsan Alevi-Bektaşi geleneğinin en temel argümanı, “insan”dır. “72 millete aynı gözle bakmak”, “eline, beline, diline sahip olmak”, sevgi, hoşgörü ve eşitlik ilkeleri, Aleviliğin çekirdeğini oluşturur. Bu öğreti, etnik kökeni, dili veya milliyeti önceleyen bir sistem değildir; aksine bunları aşan bir insanlık idealini savunur. Bir inancı siyasal simge haline getirip, onu belirli bir kimlikle yan yana koyma refleksi, bu evrensel özü yok saymaktır. Böyle bir tutum ya derin bir bilgisizlikten ya da belli siyasal odaklara (ağalara, çıkar gruplarına) hizmet etme arzusundan kaynaklanır. Aleviliği “sadece bize ait” bir kimlik olarak pazarlamak, inancı araçsallaştırmaktır. Bu, ne Aleviliğe ne de Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü gerçekliğine hizmet eder. İnanç ve Kimlik Ayrımı İnanç, bireyin ruhsal ve ahlaki yolculuğudur; kimlik ise toplumsal, kültürel ve siyasal bir aidiyet katmanıdır. Bunları birbirine karıştırmak, hem inancı yoksullaştırır hem de toplumsal barışı zedeler. Alevi inancı, Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın, Yunus Emre’nin mirasıdır. Bu miras, “gelin canlar bir olalım” diyen bir birleştirici ruha sahiptir; ayrıştırıcı bir kimlik siyasetine değil. Siyasetçilerin bu gerçeği tez zamanda öğrenmesi ya da kendilerine hatırlatılması gerekmektedir. Aksi takdirde, iyi niyetli görünen “Alevi hassasiyeti” adı altında, toplumda yeni fay hatları oluşturma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Ez cümle, Alevi inancını herhangi bir etnik veya siyasal kimliğe indirgemekten vazgeçilmelidir. İnanç, tüm insanlığa açık bir kapı olmalıdır.. Sevgi ve saygılarımla. Çağdaş Altun Kent ve Demokrasi Derneği Başkanı..

Türkçe
2
3
14
602
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
Hangi taşı kaldırırsanız kaldırın, altında bir emek var, üstü örtülmeye çalışılan..Gericilik ile dinle asimilasyon ile yok edilmek istenen.. “Bir sanata kaç sarıldım kim bilir” (Gufrani) İşte o biziz..Alevilik! Katre bile olamamış, merhemini zaman da arayan bir garip.. #Aleviyiz
Türkçe
0
1
7
99
Aleviler retweetledi
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M.
“Katre idim umanlara karıştım” (Gufrani) Dün #DünyaMüzikGünü ‘ydü Alevilerin dünya müziğine olan katkılarını Ozan ve nefesleri ile hatırlatmak için bir kaç satır olsun. Çünkü hep öteleniyoruz. Oysa Türkiye de sanatın kültürün mayasıdır Alevilik.
𝐻𝑎𝑦𝑑𝑎𝑟 𝐶 (Kızılbaş) Börklüce M. tweet media
Türkçe
1
2
13
338
Aleviler retweetledi
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche@alevihakikat·
KADİR BOZ’un 40 ERKANI PİR Ibrahim Kılavuz yürütüyor Aşk ile Pirime Canımızın Devridaim Mekanı gönüller olsun anıları gönüllerde saklı kalsın Toprağı bol, suyu pak menzili Zühre Ana ola Işıklara gelişi tez olsun
Türkçe
1
8
42
1.2K
Aleviler retweetledi
fond🌈
fond🌈@FondCaa·
“Biz yakarsak söndüremezler.” Bu sözde nereden başlamak lazım? Önce soruyu soralım: Neden yakıyorsunuz? Neden yıkıyorsunuz? Yakmak tehdit değil mi? Nefret söylemi değil mi? Bu ülkede insanlar gerçekten yakılmışken, bu kelimeyi slogan yapmak nasıl bir rahatlıktır? Bir şarkıdan alıntıymış… Kendine demokrat diyen, değişim isteyen, devrimci olduğunu iddia eden insanlar… Sonra da çıkıp “mafya dizileri gençleri bozdu” diyorlar. Peki dil? Dilin seçtiği kavramlar? Nereden beslendiği, neyi çağırdığı, neyi hedeflediği? Bunlar hiç mi önemli değil? Oysa “Daha yeni başladık, mücadelemiz sürecek” dense ne kaybederlerdi? Bir ülke düşünün: İnsanlar yakılmış, mallar talan edilmiş. Siz de siyasetten bunu değiştirme iddiasındasınız. Ama sizi destekleyenler hâlâ yakmak, vurmak, kırmak üzerinden slogan atıyor. Siz de bunu görmüyor, görmezden geliyor ya da destekliyorsunuz. --- Trabzon’da CHP’li Özgür Özel karşılanırken açılan o pankart… Bir anda ortaya çıkıp, tepkiler yükselince aynı hızla ortadan kaybolan o cümle… Kimse bana bunun “masum bir şarkı sözü” olduğunu anlatmasın. Masum olsaydı, neden apar topar toplandı? Neden kameraların göremeyeceği bir köşeye itildi? Neden kimse çıkıp “Bu söz yanlış anlaşılabilir” deme ihtiyacı hissetmedi? Çünkü herkes biliyor: Bu ülkede “yakmak” kelimesi Alevilerin üzerine gölge gibi düşer. Bu kelime bir şarkıdan daha ağırdır. Bir slogan olmaktan daha derindir. Bir hafızayı tetikler. Bir travmayı çağırır. Ve bunu en iyi bilenler, o pankartı kenara çekenlerdir. --- Kılıçdaroğlu sürecinde Alevilik zaten yeterince siyasetin malzemesi yapıldı. Alevi kavramları sağa sola savruldu. Alevi kurumları birbirine düşürüldü. Alevi sanatçıları bile Alevilik üzerinden mesaj taşımaya zorlandı. Alevilik, CHP içi hesaplaşmaların fon müziği haline getirildi. Şimdi aynı tartışmanın ortasında “Biz yakarsak söndüremezler” pankartı açılıyor. Ve bazıları hâlâ “Ne var bunda?” diyebiliyor. Ne mi var? Alevilerin yaşadığı hiçbir şeyin telafi edilmemiş olması var. Bir özrün bile edilmemiş olması var. Bir davanın bile sonuçlanmamış olması var. Bir failin bile hesap vermemiş olması var. Bu ülkede Aleviler için hiçbir yara sarılmadı. Sadece üzeri örtüldü. Ve örtünün altından hâlâ duman çıkıyor. --- Sözde herkes demokrat, herkes devrimci, herkes özgürlükçü. Ama iş dile gelince, şiddetin dili normalleşmiş. Yakmak, yıkmak, kırmak… Sanki bunlar birer metafor değil de, birer karakter özelliği. Ve bu dili kullananlar, Alevilerin itirazına “abartıyorsunuz” diyebiliyor. Bu ülkede insan yakılmışken… Aleviler abartmıyor. Aleviler hafızasını koruyor. Aleviler unutmuyor. Unutursa insanlığından olur. --- Siz unutmuş olabilirsiniz; biz unutmadık. Siz normalleştirmiş olabilirsiniz; biz normalleştirmeyeceğiz. Siz ateşi slogan yaptınız; biz ateşten geçtik. Siz yakmayı güç sandınız; biz küllerimizden doğmayı öğrendik. Ve belki bir gün… Yaktığınız ateşin utancı da söner. Aşk ile Haydar Ceylan 12.Haziran.2026 @HydrCeylan @dAbtvAlevi
fond🌈 tweet media
Türkçe
6
7
41
2.1K