Ezgi Akgül@fosyolojik
arkadaşlarımın yarısı bekar. otuz yaşını aşmış, her biri ayrı donanımlı, ahlaklı, ne istediğini bilen, farkındalığı yüksek şahane kadınlar. yaşama sevinçleri yerinde, inançlarına, ahiret bilincine tutunarak yürüyorlar. çoğu evlenmek, yuva kurmak niyetinde ama karşılarına “denk” olduklarını düşündükleri uygun birileri çıkmıyor.
madalyonun diğer yüzüne, erkeklerin dünyasına bakınca da manzara pek değişmiyor aslında.
kendilerine bunca yatırım yapıp onca emek verince, insan haliyle yanına kendi ruhuna denk birini arıyor. haksız da sayılmazlar. insan kendi yorgunluğuna değecek bir yoldaş arzuluyor.
herkesin kalbinde ve aklında kusursuz bir şablon var galiba. hiç hata yapmasın, ruhu da cebi de dolsun taşsın, en az bir üniversite diploması bulunsun, birkaç dil konuşsun. sanat galerilerinde dolaşsın, entelektüel sohbetlerde teklemeden sohbet etsin, spor salonunu ihmal etmesin, modaya uygun giyinsin falan.
gerçek hayat kafamızdaki kusursuz senaryolara pek benzemiyor ama.
hayatın gerçeğiyle yüzleşirken, bize neşemizi, huzurumuzu ve anlamımızı geri veren şey birbirimize duyduğumuz koşulsuz kabul oluyor genelde. kusurları, eksikleri bağrımıza basmadan yaşadığımız bir ömür, gökyüzü kurak bir yalnızlıktan öteye geçemiyor.
aramamız gereken kusursuz bir masal kahramanı değil, yolda ayağımız tökezlediğinde elimizden tutacak sahici bir yol arkadaşı olmalı belki de. zaaflarıyla, bazen yersiz öfkeleriyle, bazen suskunluklarıyla karşımızda duran eksik insanı sevebilmektir belki de asıl marifet. mükemmeli ararken aslında kendimizi ne kadar yorduğumuzu, ne çok ihtimali elimizin tersiyle ittiğimizi fark etmiyoruz bile. evlilik, iki tam ve kusursuz insanın birleşmesi değil, iki eksik insanın birbirinin yarasına merhem olma çabası.
beklentilerin ağır yükünü omuzlarımızdan bir atabilsek, belki yanı başımızda duran ama yüksek standartlarımızın gölgesinde kalan sade güzelliği göreceğiz. birlikte çay demlerken yapılan bir sohbetin, entelektüel tartışmalardan çok daha doyurucu olabileceğini anlayacağız. yeter ki kalbimizi gösterişe değil, insanın kırılgan, sahici, kusurlu ama ham haline açalım.
ezgi akgül
ankara/ 22 mayıs 2026