Kayhan Kaya

13.5K posts

Kayhan Kaya banner
Kayhan Kaya

Kayhan Kaya

@KayhanKaya

“İnsan gerçek dostlarını felaket anında tanır. Yenilgi yılları, iyi bir okuldur.” Lenin (Modern köle!)

Katılım Ağustos 2009
1K Takip Edilen193 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
Memleket…
Türkçe
0
1
2
3.3K
Kayhan Kaya retweetledi
Rıdvan Özturgut 🇹🇷
Rıdvan Özturgut 🇹🇷@ridvanozturgut·
Bu köfteci yusuf bizim ülkeye çok fazla. Gerçekten reklam falan değil bir yola çıkıyorsun kazıklanmamak için tek seçenek burası oluyor. Sabah kahvaltısı, tostu, çayı çorbası başka memlekettesin ama kendi evin gibi hem hijyen hem ucuz. Allah razı olsun.
Rıdvan Özturgut 🇹🇷 tweet media
Türkçe
448
671
10.1K
248.2K
Kayhan Kaya retweetledi
TavırDergisi(Resmi Hesap)
TavırDergisi(Resmi Hesap)@TavirYeni1982·
26 Temmuz 1996 yılında Ayçe İdil Erkmen dünyanın ilk kadın ölüm orucu şehidi olarak ölümsüzleşti. Dergimizin emekçilerindendi, kültür-sanat alanındaki emperyalist kuşatmayı yarmak için nasıl yazıları, tiyatro oyunları ile mücadele ettiyse,tecrite karşı da mitralyöz olup savaştı
TavırDergisi(Resmi Hesap) tweet media
Türkçe
1
26
166
4.6K
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@fbhaini Ya yürü git, kız sıradan lets clubda dançıydı. Bir yarışma ile yürüdü gitti ne çok mana yüklüyorsunuz yalandan…
Türkçe
0
0
0
238
Kayhan Kaya retweetledi
Tanur Oğuz Gündüzalp
Tanur Oğuz Gündüzalp@TanurGndzalp·
Şiirlerinin nehir gibi sürekli ileri doğru akan yapısı da buradan gelir. Geçmiş zaman önemlidir; Adnan Yücel’de unutulmaz, fakat geçmişin içinde donup kalınmaz da. Şiirlerinde acı vardır ama acı, şiirin hareketini durdurmaz, dinamiktir. Ölümler, işkenceler, yengiler-yenilgiler ve ayrılıklar hayata kapanan bir son koymaz. Bilirsiniz, Türk şiirinde romantizmi derinleştirmek adına ağlak bir sese yaslanmak belirgin bir yöntemdir, çünkü duygusallık çekicidir. Adnan Yücel’de bu bulunmaz. Acı kadar kayıp da vardır şiirlerinde; fakat her kaybı geleceğe doğru açılan yeni bir sorumluluğa dönüştürür. Bunu okurun önüne bir hatıra albümü gibi koymaz; onun şiirlerinde sürmekte olan bir yürüyüş vardır. Adnan Yücel geride kalanlara bakarken başını geçmişe çevirmiş bir insan gibi de konuşmaz; onları kendi yanında, yürüyüşün içinde hisseder. Bu yüzden dizelerinde geçmişle bugün arasındaki mesafe ortadan kalkar. Ölenler tarihin gerisinde bırakılmaz, yaşayanların iradesine katılır; böylece şiir, hem geçmişi hem bugünü aynı akışın içinde birleştiren kolektif bir hafızaya dönüşür. Adnan Yücel’in şiirlerindeki ses de tek başına konuşan bir insanın sesi değildir. Daha en başından kolektif bir sese yaslanır hep. Bunun nedeni yalnızca toplumcu şiir geleneği olmasa gerek; hayatının da şiirleri gibi ortak bir mücadelenin içinden şekillenmesidir. Aynı devlet terörünü yaşayan, aynı bedelleri ödeyen, aynı geleceğe inanan yoldaşların deneyimi onun dizelerinde ortak bir sese dönüşür. Bu yüzden şiirlerinde yalnız kendisi konuşmaz; bir kuşağın, bir mücadelenin ve yoldaşlığın sesi konuşur. Şiirleri içine kapanık da değildir; hep birilerine seslenir, birileriyle söyleşir. Bir yoldaşa, bir halka, bir sevgiliye, bazen de henüz kurulmamış o umutlu geleceğe… İşte bu yüzden Adnan Yücel’i okurken tek bir şairin sesinden ziyade ortak bir yürüyüşün sesini duyarız. O ses, örgütlü-kolektif yaşamın yolunu yürüyenlerin ayak sesidir. Bu ayak seslerinin hangi yollardan geçtiğini söylemeden şiirinin gerçek kaynağına ulaşabilir miyiz? Zira Adnan Yücel’in şiirindeki kolektif ses, kimliği belirsiz, tarihsiz bir kalabalığın sesi değildir. İçinde yaşadığı, bağlandığı, yoldaşlık ettiği somut bir devrimci dünyanın içinden yükselir. O yüzden “Adnan Yücel partili bir şair gibi yaşadı ve yazdı!” denilmesi boşuna değildir. Partililiği, şiirinin üzerine sonradan iliştirilmiş bir kimlik ya da biyografisinde geçilecek sıradan bir ayrıntı hiç değildir. Dünyayı hangi taraftan gördüğünü, insanı ve yoldaşlığı nasıl kavradığını, geleceğe neden böylesine sarsılmaz bir güvenle baktığını belirleyen hayat biçimidir! Şiirinin omurgasını oluşturan kolektif ses de bu hayatın içinden doğar; mücadele edenlerin ortak iradesiyle beslenir ve onların tarihsel yürüyüşüne eşlik eden bir bilinç haline gelir. Bu nedenle onun Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği’yle (TİKB) kurduğu bağı sessizce geçiştirmek, şiirlerinin beslendiği en güçlü damarlardan birini görünmez bırakmak olur. Adnan Yücel yoldaş TİKB’liydi ve TİKB’li yoldaşlarına şiirler yazdı. Onların yaşamlarını, işkence karşısındaki dirençlerini, ölümlerini, özlemlerini ve yarım bıraktıkları kavgayı şiirlerine ve geleceğe taşıdı. Bu, kaba bir örgüt bağlılığının dizelere geçirilmesi olarak görülmemeli. Yazdığı yoldaşları birer simgeye dönüştürme amacı taşıdığını söylemek de doğru olmaz. Onların etten kemikten hayatlarında insanın değiştirici gücünü gördü. Bir insanın kendi korkularını aşmasını, yoldaşı için sorumluluk üstlenmesini, yenilgi karşısında yeniden ayağa kalkmasını yazdı. Şiirlerine konu olan devrimciler bizim için uzaktan hayranlık duyulan kusursuz kahramanlar değillerdi şüphesiz; hayatın içindeki bütün çelişkileriyle değişen ve dünyayı değiştirmeye girişen nadide insanlardı. Bu nedenle Adnan Yücel’in şiirlerinde yoldaşlık, soyut bir idealden ziyade somut bir tarihsel deneyimin, birlikte yürünmüş zorlu yolların da hatırlatılmasıdır. tanurgndzalp.blogspot.com/2026/07/siire-…
Tanur Oğuz Gündüzalp tweet media
Türkçe
0
1
1
131
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@Rubiconugec Yahu niye uydursun allah aşkına, popülariteye vs ihtiyaç mı var. Anısını anlatıyor, arkadaşı/dostunun anısına…
Türkçe
1
0
3
822
eylembilim
eylembilim@Rubiconugec·
İyi ki ucundan kenarından Dev-Yol'a filan bulaşmamış.Ayrıntı'dan kaç cilt hatıra;uydur uydur bas,ne kafa ütülerdi.
Alen Markaryan@AlenMarkaryan

Haldun Alagaş'da Fener maçına gittik... Klasik bi'ton mevzu Harala gürele derken Optik'e sardılar koridorda... Orayı kontrol edelim derken başka bir yerde başka bir mevzu kopuyor Çarşı flaması var o zaman büyük Bizimkilerle Fenerli'lerin binbir hengame içinde git gellerinden sonra flamanın yarısı onlarda yarısı bizde kalıyor Çocuklar gelip kusuyorlar işi... Optik hasta baya bu arada yine gelmiş atmosfer farklı Diyor ki flamanın yarısı onlarda mı kalmış evet diyor çocuklar Eyvah eyvah Dedim ki sen dur Memur arkadaşlara rica ettim Fener tarafına geçmem lazım diye Sahaya indim Fener tribününün olduğu yere gittim Bak o da şimdi rahmet aldı Sefa kafada... Flamanın sizde kalan yarısı demeden daha çocuklara seslenip yarım flamayı verdi bana Sefa Vermezse vermezdi yok derdi en azından Tek ses etmedi... Mekanı cennet olsun onun da Helalleştik Aldım flamayı bizim tribüne çıktım tekrar Arkadan koridora... Dışarıda olanları koridorda takılanları tribüne çağırıyorum Optik gelip yanıma dedi ki (Acaip detaycı biriydi) o kadar kalabalığın içinde Mevzu nasıl olmuş kim kaptırmış akşam valla uyuyamazdım diye kafamı 🤦‍♂️😅... Neyse Maç bitti milleti otobüse bindiriyoruz Dedim hadi bende binip Beşiktaş'a geçeyim Nereden bindim niye bindim kim bindirdi beni🤦‍♂️ Yol da tıkalı mı? Abi Beşiktaş'a gelene kadar Flama da flama Oturuyor kalkıyor flama Dedim Optik azad et beni aldık işte flama bizde Yedi bitirdi beni gelene kadar Eyyy gidi Optik be.... Eski mevzuların hastasıydı Otur sabaha kadar konuşurdu... Bir Çolak iki bu.... İkisinin de ruhu şâd olsun Sefa kardeşimizi de andık Onun da ruhu şâd olsun

Türkçe
4
0
33
12.6K
Kayhan Kaya retweetledi
Ahmet Açan
Ahmet Açan@Ahmtacan·
Bu ahlaksızların kafalarına vura vura tekrar etmeliyiz: 130 dilin konuşulduğu SSCB’de Ruslar dışında çeşitli azınlıklardan (1934-1954 arası yirmi yıl içinde) çıkan ve Rusça’ya çevrilen yazarların sadece kaynakçası 750 sayfa tutmaktadır. Tüm ülke, ulusal dillerde kitaplar yayınlayan yayınevleri ağıyla kaplandı. Sadece 1934 yılında Tatarca 145 yeni eser yayımlanmıştır. 1961’de bu sayı 2057’ye çıkmış, bu kitaplar toplam 24 milyon baskı yapmıştır. Gürcü yazar Cagaşvili şöyle yazar: “Son on-on beş yılda yayınlanan Gürcü eserlerinin toplamı, Gürcü halkının üç yüz yıllık tarihi boyunca yayınladığı eserlerden fazladır.” Hatta 1930’lardan önce yazıları bile bulunmayan Büryatlılar, Tüvalılar, Nenet, Oset, Çihan, Gülyak edebiyatı ortaya çıkmıştır. Düşünün ki biz bir Kürtçe’yle bile başa çıkamazken! Ekim Devrimi’nden sonra dilsiz bırakılan halklar konuşmaya başladı. Mesela Sukhet – Alin dağlarında yaşayan Udege kabilesinden Cansi Kimonko, Leningrad Kuzey Halkları enstitüsünü bitirmiş bir öykücüdür. Genç bir Mansi şairi olan ve üç şiir kitabı çıkarmış olan Yuvan Şestelov başka bir örnektir. Mansiler, Sibirya’nın kuzey batısında yaşayan, nüfusları 7 bini aşmayan bir halktır. Ya da Uzak Doğu’da tayga ırmağı boyunca yaşayan küçük kabilerden biri olan Nanay şairi Akim Samara. Yine bir Nanay olan Grigori Koçer’in Büyük Bir Evin Sonuadlı romanı iki buçuk milyon nüsha basılmıştır. Mesela Dağıstan Cumhuriyeti’nde yaşayan kabilelerden Kubaçi boyu kendi dilinde gazete çıkarmaktadır. Yine Avarlar, Lazgiler gibi onlarca halkın edebiyatı sayılabilir. Halbuki bir asır önce Kafkas adlı şiirinde Şevçenko Çarlık Rusya’sında ‘Moldovyalıdan Finliye kadar tüm dillerde herkesin sustuğunu” yazıyordu. Bir Tacik şair olan Gassem Lahuti, 1935 yılında Paris’te yapılan bir kongrede şunları söylemiştir: “Muhammet ve İsa’nın ölüleri dirilttikleri kuşkusuz masal ve efsanedir. Ama onlardan söz edilir, üzerlerine masallar, efsaneler düzülür. Ekim Devriminin yeniden hayata kavuşturduğu halklar ise gerçek bir olgudur. Ama kimse onlardan söz etmez. Bu halkların adları sözlüklerde bile geçmez. Steplerde ve tundurularda, dağlarda vadilerde, Türkmenler, Tacikler, Nenetler, Uygurlar, Kara Kalpaklar ve irili ufaklı, yerleşik veya göçebe, daha pek çok halk unutulmuş olarak yaşıyordu.” Sovyet halklarının tümünün kültür gelişmelerini anlatabilmek için ünlü yazar Hafız’ın sözlerini tekrarlamakta yarar var: “Bu çocuk sadece bir günlük. Ama bazılarının ancak bir yüzyılda alabileceği kadar yol gitti." Sıkı bir antikomünist olan Prof. Dr. Stephen Kotkin şunları yazıyor: “Sovyetler Birliği’nde Rusça öğrenmeye dahi gereksinim duyulmuyordu ve çoğu Rus olmayan öğrenci bu dile yabancıydı. Rusya Cumhuriyeti Eğitim Komiseri eğitimin her yerde Rusçalaşmasını önerdiğinde, Stalin buna karşı çıkmış, Rusça’nın sadece bir ders olmasında ve yerel dillere rağmen eğitim dili haline gelmemesinde ısrar etmişti. Yine de bir kaçınılmazlık hissediliyordu. Bir Merkez Komite genel kurulun da (12 Ekim 1937) Stalin, ‘Tüm SSCB vatandaşlarının kendilerini belli ölçüde ifade edebilecekleritek bir dil var – o da Rusça’ diyordu. ‘Dolayısıyla vardığımız sonuç zorunlu olması gerektiği. Orduya katılan herkesin kendisini biraz da olsa Rusça ifade edebilmesi iyi olur, böylelikle şu veya bu tümen başka bir bölgeye intikal ettiğinde, mesela Özbek olan Samara’ya gittiğinde yerel halkla konuşabilir.” Dolayısıyla Rusça ancak 1938 yılında yani devrimden tam 21 yıl sonra 2. dil olarak zorunlu oldu! Yıl 1979 Gazeteci Varlık Özmenek anlatıyor: “5,5 milyon nüfuslu Gürcistan’da 100’e yakın dil konuşuluyor, Türkçe dahil. Başta Gürcüce olmak üzere Rusça, Azerice ve çeşitli dillerden 35 gazetenin yayınlandığı Tiflis’te meslektaşlara bunları söylerken amacım fantezi yapmak değil. Şarkiyat enstitüsü 20 yaşında. Türkiye, İran, Arap tarihi ve dilleri inceleniyor. Yazarlarımızın romanları, hikayeleri burada çok tutuluyor, çok okunuyor, çok seviliyor. Evliya Çelebi’den, Nasreddin Hoca’dan, Orhan Kemal’lere, Aziz Nesin’lere kadar...
Clash Report@clashreport

Zelensky: The USSR killed all the languages. They occupied the territories, killed the traditions, and destroyed the churches. They killed religion, traditions, and language for 70 years. Source: @LauraLoomer

Kızılören, Afyonkarahisar 🇹🇷 Türkçe
11
174
741
46.4K
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@pool9ball Kendi kendine düşman yaratıp, kendi kendine yeniyor abimiz :)
Türkçe
1
0
0
87
pool9ball
pool9ball@pool9ball·
seçmece kelimelerle entellektüel görünme çabası içinde olan, müthiş derecede boş muhalefet yapan bi adam bu. ahmet ercanlar bundan daha kaliteli. bazen daha da gıcık olmak için dinlediğim/izlediğim oluyor. biri ciddiye alıp şuna laf sokamadı yıllardan beri
HT Spor@HTSpor

🦅 Italiano: "Sahadaki 12. adam gibiyim" 🎙️ Cem Dizdar: Tribünde kalabalık, 12. adam var. Bir tane de orada var; olduk 13. Bu propagandist dili soğukkanlılıkla, eğlenceye, süslemeye ve hafif edebî bir anlatıma atfederek dinlersek işin içinden çıkarız. Bir takım, burada tezahürat var diye bizden niye korksun? ▶️ Canlı izlemek için: youtu.be/gcWaPe_LBMc

Türkçe
13
3
159
26.9K
Dünyadan Molotoflar
Dünyadan Molotoflar@dunydanmltf181·
24 Temmuz 2015’de Bağcılar’da ikamet ettiği aile evine yapılan baskında Halk Cepheli Günay Özarslan katledildi. Günay Özarslan’ın katledilmesi sonrası yapılan eylemlerden kareler. 25 Temmuz 2015 | Gazi Mahallesi
Dünyadan Molotoflar tweet mediaDünyadan Molotoflar tweet mediaDünyadan Molotoflar tweet mediaDünyadan Molotoflar tweet media
Türkçe
2
25
295
45.1K
Kayhan Kaya retweetledi
bir yıldızı tüketen karadelik
evde haftada 2 gün okuma 2 gün film izleme 1 günü bağlama dersi ve tartışma günü yapılıyo haftalık eve giren insan sayısı 20yi buldu ev yanlışlıkla dernek oldu kopucam
Türkçe
4
0
217
9.5K
Kayhan Kaya retweetledi
Kramponlu Pisagor
Kramponlu Pisagor@KramponluPisago·
Ağlattın bizi de Cucurella… Cucurella: “Otizmli bir oğlum var, keşke hiç param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı. Saçlarımı o sevdiği için uzatıyorum; bir de bir an beni unutursa tanıyabilsin diye…”
Türkçe
374
3.2K
40.9K
2.5M
Kayhan Kaya retweetledi
xilouris efe
xilouris efe@XilourisEfe·
Hastanelerin kronik hasta bölümleri hep bekar anne doludur. Dünyanın her yerinde engelli çocuğunu annesine bırakıp kaçan erkek çoğunluktatır. Otizmli çocuğu kendisini tanısın diye saçlarını kesmeyen herifler ise azınlıkta. Olması gerekeni yaptıkları için bi teşekkür beklemiyorlar ama bence başta şahsi babam olmak üzere engelli çocuğuna hakettiği gibi davranan her babanın önünde minnetle eğiliyorum. Çocukluğunu hastanelerde, fizyoterapistlerde, belki bir ilahi müdahale olur diye hocalarda geçirmiş biri olarak söylüyorum. İyiki varsınız!
NO CONTEXT HUMANS@HumansNoContext

My hate contract against Cucurella is over, he is a great player and also a good person

Türkçe
13
134
3.4K
235.5K
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@Ahmetosen111 @varoslardangel O dönemin güzel bir sloganı vardı; “34 milyonu hapsedemezsiniz” 34 milyon hapiste değildi sonuçta. En basiti; gezi olayları bitti ve berkin elvan cenazesine milyonlar katıldı, katılımı için çağrılar organizasyonlar düzenlendi. Ki o zamanın sendikal ve örgütlü insan sayısı başka…
Türkçe
0
0
0
98
Ahmet O. Şen
Ahmet O. Şen@Ahmetosen111·
@KayhanKaya @varoslardangel Aftan orta ve alt kademe direkt faydalanabilmişti, geri kalanlar (idam veya müebbet yiyenler) 1986'ya kadar peyderpey tahliye edildi. Yani halen ilk kuşağın çoğu hapisteyken oluyor bunlar.
Türkçe
1
0
0
66
getto solcusu
getto solcusu@varoslardangel·
Ziya Sümer 1974 yılında cezaevinden çıkınca Mustafa Kemal Kaçaroğlu ve Mahir Sayın’a Mahir’in kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü söyler. Bunun üzerine emniyete dilekçe verilerek Mahir’in şu an ki mezarına taşınması istenir. Mustafa Kemal Kaçaroğlu, Naciye Çayan’ın evine giderek
Emre@Emre_Kabartas

Mahir Çayan Toprağa Veriliyor... ------------------------------------------- Niksar Devlet Hastanesinden alınan Mahir Çayan'ın cenazesi, akşam saat 21:00 civarında Ankaraya getirilir. Ankara'nın hemen girişinde yol kontrolü yapılan yerde araç durdurulur. Araçtakiler kendilerini tanıtırlar. Kısa bir süre sonra Merkez Kumandanı Tümgeneral Tevfik Türüng, Enver Çayan'ın yanına gelerek "Siz Ankarada ki birtakım kişileri harekete geçirmek istiyorsunuz. Bu nedenle cenaze şimdi gömülecek" der. (Bazı kaynaklarda Tevfik Türüng'ün Mahir Çayan'ın cenazesini taşıyan aracın şoförünü tekme-tokat dövdüğünü yazmaktadır.) 20-25 dakika sonra bir sürü asker ile MİT tarafından 2 otomobil gelir. Mahir'in cenazesini taşıyan araç, askeri güvenlik güçlerinin kontrolünde konvoy halinde Karşıyaka Mezarlığına doğru 22:00-22:30 sıralarında ağır ağır yola koyulur. Gece yarısı saat 01:00 civarında Mezarlığa varılır. Enver Çayan ilgililere "Paralı bir yere gömmek istiyoruz" diyerek isteğini dile getirir. Fakat ilgililer "Hayır. Bizim istediğimiz yere gömeceksiniz" der. Karşıyaka Mezarlığında araba farlarının ışığında, yarım metre derinliğinde yeni kazılmış çukurlardan birine Mahir'in cesedi, tabutsuz gömülmek istenir. Yakınları, "Tabutla gömülsün" diyerek karşı çıkarlar. Kürekle çukurun sağ ve sol tarafları biraz genişletildikten sonra Mahir'in cesedi, 2 Nisan 1972 Pazar günü, Karşıyaka Mezarlığına defnedilir. Ertesi sabah, Mahir'in cesedinin nereye gömüldüğünü öğrenmek için Karşıyaka Mezarlığına giden Enver Çayan, Naciye Çayan ve Avukat Yalçın Öztürk, görevlilerden, Mahir'in mezarının L-3 No'lu ada 29 No'lu mezarda bulunduğunu öğrenir...

Türkçe
2
8
90
31K
Can
Can@CandeBoer·
Carrefour’da kasaptan bonfile aldım 190 gr 480 tl ek para almadan pişirdiler yanında da pilav 130 tl. Ben bunu nasıl daha önce keşfetmedim. Et tavuk köfte ne ararsan var
Türkçe
126
46
4.4K
875.5K
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@okaaanozer Umut birazda da burada, bu kopuşun bu sahte umudun yok olması lazım. 70 lerden beri sosyalistler chp nin ne olup ne olmadığını anlattı hepsi gerçekleşti, hepsini de yaşadık/yaşıyoruz. Aydınlığa yaklaştığımızı gösterir bu tutan beddua 🤲
Türkçe
1
0
0
176
Etkili Haber
Etkili Haber@etkilihaberyeni·
Nikaragua Cumhurbaşkanı Daniel Ortega: "Muhalefet iktidarı ele geçiremesin diye artık seçim yapmayacağız."
Etkili Haber tweet media
Türkçe
377
186
1.5K
405.3K
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
Arjantin, Türkiye’nin galatasarayıdır.
Türkçe
0
0
0
64
Kayhan Kaya
Kayhan Kaya@KayhanKaya·
@ozenali816 En efsanesi Zaynutdinov, sahanın her yerinde oynuyor diye savunan gazetecileri de sık sık yayınlamak lazım…
Türkçe
0
0
0
17
ORKUN JK
ORKUN JK@ozenali816·
Şu transferleri hangi akılla yaptın be adam.
ORKUN JK tweet mediaORKUN JK tweet media
Türkçe
161
63
2.9K
656.8K