Sezgin Tanrıkulu@MSTanrikulu
VERGİ DENETİMLERİYLE ESNAFI "İLLALLAH" ETTİRDİNİZ.
15 maddelik bir torba yasa var. Vergi politikaları ve denetim uygulamaları nedeniyle yurttaşlarımız adeta “illallah” etmiş durumda.
Özellikle küçük esnaftan bu konuda çok yoğun şikayet alıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da bir kasap dükkânına gittim. İçeride iki kişinin saatlerdir oturduğunu gördüm. Kim olduklarını sordum; vergi denetmeni olduklarını söylediler. Sekiz saat boyunca dükkanda oturup, kasaba geleni gideni izliyorlar. Adeta esnafın ortağı gibi dükkanda bulunuyorlar.
Bu yoksul esnaftan ne istiyorsunuz? İnsanlar zaten büyük bir geçim sıkıntısı içinde. Bu yalnızca Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında yaşanıyor. Küçük esnaf üzerinde adeta bir “denetim terörü” uygulanıyor.
Binlerce küçük esnaf geçmişte götürü usulde vergi veriyordu. Berberler, terziler, kalaycılar ve benzeri meslek sahipleri; çoğu yaşlı, mesleğini sürdürmeye çalışan, vergisini düzenli ödeyen insanlardı. Gerçek usule geçilmesiyle birlikte bu işletmeler ayakta kalamaz hale geldi.
Diyarbakır’da ve bölgede istihdamın en önemli kaynaklarından biri tekstil sektörüdür. Organize sanayi bölgelerinde ve ihtisas sanayi alanlarında on binlerce kişi bu sektörde çalışıyordu. Bunun sonucunda erken yaşta evlilikler azalmıştı. Ancak yaşanan ekonomik kriz ve yanlış politikalar nedeniyle tekstil sektörü ciddi bir darboğaza girdi; birçok işletme kapandı, binlerce genç kadın işsiz kaldı.
Şimdi karşımıza dokuzuncu kez “Varlık Barışı” düzenlemesi getiriliyor. Ancak hukuk devleti olmadan, yargı bağımsız ve tarafsız olmadan, mülkiyet hakkı güvence altında olmadan hiçbir yatırımcı bu ülkeye güven duymaz.
Türkiye’de soruşturmalar yoluyla şirketlere el konulan, kayyum atanan bir düzen kurulmuştur.
Bunun en güncel örneklerinden biri TELE1'dir.
Şirketin sahibi dahi olmayan, yalnızca yöneticisi konumundaki Merdan Yanardağ üzerinden şirkete kayyum atanmış; henüz iddianame düzenlenmeden şirkete el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış süreci başlatılmıştır.
Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmayan bir şirkete nasıl el koyarsınız? Nasıl satışa çıkarırsınız? Bu yalnızca küçük işletmeler için değil, Türkiye’de birçok büyük şirket için de uygulanmıştır ve hepimizin bildiği örnekler vardır.
Böyle bir hukuk düzeninde siz istediğiniz kadar teşvik yasası çıkarın, istediğiniz kadar “Varlık Barışı” ilan edin; hiçbir yatırımcı, hiçbir sermaye sahibi mal varlığının güvende olmadığı bir ülkeye güvenerek yatırım yapmaz.
Kendi yurttaşlarının şirketlerine mahkeme kararı olmadan el koyan bir sisteme kim güvenebilir? Böyle bir ülkeye kim sermaye getirebilir?