Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi

1.1K posts

Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi banner
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi

Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi

@KurtulusKadinDK

Katılım Mayıs 2021
88 Takip Edilen361 Takipçiler
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ Ablukaya karşı Küba halkıyla dayanışmamızı Küba'daki hastanelere güç verecek güneş panellerini göndererek gösterelim. "Küba'ya güneş topluyoruz" kampanyasına hep birlikte destek olalım. Kampanyaya bağışlarınızla destek olun, Küba halkına yanlarında olduğumuzu hissettirelim. Her fırsatta başka halkların yardımına koşmayı ödev bilmiş Küba halkıyla dayanışma sırası şimdi bizde. kubadostluk.org/kubaya-gunes-t…
Türkçe
2
259
595
25.7K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
Türkiye Komünist Partisi’nin Özgür Özel ve arkadaşlarına, bir bütün olarak CHP’ye dönük değerlendirmeleri ortadadır. Hiçbir ideolojik, siyasal yakınlığımız olmadığını her defasında tekrarlamak durumunda değiliz. Ayrıca kimseye kefil de olmayız. Ancak… Şu anda “hukuken” CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkan olarak kabul etmemiz de, yalnız bugün değil gelecekte de imkansızdır. Bu “atama” işlemi iktidar olanakları kullanarak bir başka parti tarafından gerçekleştirilmiştir. AKP diğer partileri doğrultu ya da yönetici tayin edemez. Kendi meşruiyeti bu kadar zedelenmiş bir partinin siyaset alanını tasarlama girişimleri, bu girişimlere ortak olanların da meşruiyetini sıfırlar. CHP tabanının bu operasyonu kabullenmeyeceği açıktır. Bir siyasi parti programı, örgütsel yapısı ve toplumsal ağırlığı ile bir bütündür. Daha önce birçok adımı kendi partisinin tabanındaki hoşnutsuzluklara rağmen dayatıp yoluna devam eden Kılıçdaroğlu’nun bu defa şansı yoktur. Bizi en fazla ilgilendiren ise siyasi partilerin iç dinamiklerine müdahalenin önünü tamamen açan bu uygulamanın toplum tarafından kararlılıkla mahkum edilmesidir. Bu büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Protesto gösterilerine katılımın az ya da çok olmasının bu aşamada bir önemi bulunmamaktadır. AKP, medyasından vekiline, bürokratından trolüne başka partilere akıl ve yön verme konusunda kendini kaybetmiş durumdadır. Yandaş köşe yazarları sürekli olarak muhalif parti ve siyasetçilere not vermektedir. Burada siyaset alanının daraltılması isteğinin yanı sıra kadar ideolojik ve kültürel bir sorun da vardır. Her şeyin sahibi olma dürtüsü iktidar için artık bir davranış kalıbı haline gelmiştir. CHP tabanının bunu kabullenmemesi iyi bir şeydir. İlginç olan, AKP’nin diğer partileri kendisine benzetmeye çalıştıktan sonra kendi alanında beliren rakiplerden şiddetle rahatsız olmasıdır. Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenler bu açıdan çok öğreticidir. Velev ki, Kılıçdaroğlu yönetimi tutsa, parti AKP’yle uyumlu bir biçimde güçlenip ona rakip haline gelse, iktidar aynı operasyonu ona da çekecektir. Ancak bu imkansızdır. Kılıçdaroğlu’nun da bunun farkında olduğu ve CHP’nin yönetilmesinden çok yönetilemez hale gelmesi doğrultusunda adımlar attığı görülmektedir. Biz CHP gerçeklerini siyasal ve ideolojik zeminde halkımıza anlatmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin Genel Başkanı olarak görmemiz mümkün değildir.
Türkçe
43
505
1.9K
86.3K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
soL Haber
soL Haber@solhaberportali·
soL’a karşı Bayraktar, Demirören ve diğerleri: Sermaye hukukunun saldırısıyla karşı karşıyayız 📌Forbes’un Türkiye’nin en zenginleri listesine giren patronlara “sömürücü” dediğimiz haber, Selçuk Bayraktar’ın açtığı davada tazminata mahkum edildi. Mahkeme, Soğuk Savaş yıllarında bile yapılmayanı yaparak marksizm ve komünizmi fiilen yasadışı ilan etti. ✍️Yiğit Günay (@yigittgunay) yazdı haber.sol.org.tr/haber/sola-kar…
Türkçe
18
137
450
221.5K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
Parti binasına polis marifetiyle girmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş biri CHP’yi yönetemeyeceğine göre iktidar bir süre ana muhalefetsiz bir siyasi yapıyla yola devam etmeye karar vermiş demektir. Bu da toplumsal açıdan kendi altındaki halıyı çekmekten başka bir anlam ifade etmez. Bunun sonuçları zaman içinde ve sürprizlerle kendini gösterecektir. Beri yandan CHP yönetimine “dışarıdan” akıl veren çok. Ancak anlaşılmayan nokta kafalardaki “direniş” hattı için CHP’nin uygun bir zemin sunmadığıdır. Özgür Özel ve arkadaşlarının eli tarihsel, sınıfsal, ideolojik ve de hukuki açıdan bağlıdır. Bu bağın çözülmesi imkansızdır.
Türkçe
70
762
2.8K
283.9K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
İktidarın kadroları ancak bir devrimin elde edebileceği güç, destek ve meşruiyete sahip oldukları yanılsamasıyla hareket ediyor. Kendilerini “tarih yazan” yüce insanlar olarak görüyorlar. Oysa tanık olduğumuz çürüme ve karşı-devrimdir. Hükümsüzdür! CHP’yi mahkeme kararları ile yönetmeye kalkarken AKP yerel yönetimlere dönük operasyonlar sırasındaki kirli görüntüye güveniyor olabilir. İtiraflar, parti değiştirmeler, servis edilen video ve fotoğraflar kuşkusuz kamuoyunda belli bir etki yaratmıştır. Ancak toplumun geniş bir kesimi bu operasyonların AKP’yi iktidarda tutmak için icat edildiğinden o kadar emindir ki, asıl kirlenmeyi haklı olarak seçme ve seçilme hakkına dönük müdahalenin kendisinde görmektedir. Bugün CHP’ye yönetim atamak için yapılan hamle de aynı sonucu verecektir. AKP’nin tabanını bile ikna etmekten uzak bu ve benzer hamlelerin iyi düşünülmüş bir stratejinin ürünü olduğunu düşünmek yanlıştır. İktidar, inisiyatifi elinde tutsa bile bütünlüklü, tutarlı bir planlama ile hareket etme yeteneğine sahip değildir. Kaldı ki, hep söylediğimiz gibi, bu sistem CHP’yi dışarıda tutarak, CHP’nin katkısını almadan işleyebilecek bir sistem değil. AKP içinde bunun farkında olan birçok unsur olduğu biliniyor. Öte yandan AKP’nin bu tür hamleleri, “halk bunları yutmaz” kolaycılığı ile karşılanmamalı. “Saldırı CHP’ye” denerek CHP’ye endeksli bir “direniş hattı”nın da başarı şansı yok.

Bugün toplumda iktidarın meşruiyetini daraltan asıl konu yoksulluk ve bu yoksulluğa neden olan toplumsal adaletsizliklerdir. CHP’ye dönük operasyonların ikna edici olmamasının derindeki nedeni budur. İktidarın çaresizlik içinde attığı bazı adımlara yanıt mutlaka ve mutlaka sınıfsal bir eksende verilmek durumundadır. Diğer türlü, dar anlamıyla “CHP savunusu” üzerine kurulu bir stratejiyi AKP, ne kadar zayıf ve inandırıcılıktan uzak olursa olsun, kısa sürede dağıtır.
Türkçe
16
584
1.6K
58.7K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez İktidar CHP yönetimini değiştirdi! Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu. CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez. Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir. Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.

 CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Türkçe
44
1.6K
5.8K
171.2K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
Emperyalist işgale ve çürümüş saltanata karşı verilen büyük mücadelenin ilk adımı, 19 Mayıs’ı selamlıyoruz! Bundan 107 yıl önce 19 Mayıs 1919’da başta Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’na öncülük eden kadrolar Anadolu’daki işgal güçlerinin sökülüp atılması ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile sonuçlanan büyük bir adım attılar. Emperyalizm ve çürümüş saltanat halkımıza ve bağımsızlığımıza kastediyordu. Emperyalizm ülkeleri yıkıma, halkları sefalete sürükleyen bir illet, saltanat ise bir avuç asalağın menfaatleri ve zenginliği için halkı ve onun iradesini hiçe sayan aşağılık bir düzendi. Kurtuluş Savaşı emperyalist işgalle birlikte saltanat düzenine de son verdi. Bugünse Türkiye’de holdingler ve tarikatlar düzeni hüküm sürüyor. Ülkeyi yönetenler holdinglerin menfaatlerini gözetmeyi her şeyin üstünde sayarken, bu yolda ülkenin bağımsızlık ve egemenliğini de ayaklar altına almakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Bir asır sonra ülkemiz tekrar aynı karanlık tabloyla karşı karşıya. Savaş ve işgallerin, sömürü ve yoksulluğun, ülkenin talanı ve halkın iradesinin hiçe sayılmasının karşısında yapılacak bellidir: Emperyalizmin ve onun terör örgütü NATO’nun topraklarımızdaki varlığına son verilmeli, NATO’dan çıkılmalı, NATO üsleri kapatılmalıdır. Çokuluslu tekellerin, holdinglerin, tarikatların saltanatı sonlandırılmalıdır. Türkiye bağımsızlık ve egemenliğini bir Emekçi Cumhuriyeti ile, Sosyalist Cumhuriyet ile yeniden ve mutlaka kazanacaktır. Kurtuluşu yaratan halkımıza, mücadeleye önderlik eden kadrolara ve Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla.
TKP tweet media
Türkçe
19
321
828
76.1K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
soL Haber
soL Haber@solhaberportali·
Münih'te Küba ile dayanışma gecesi: 'Küba'ya Güneş Topluyoruz' kampanyasına destek büyüyor haber.sol.org.tr/haber/munihte-…
Türkçe
0
27
93
3K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Kurtuluş Semt Evi
Kurtuluş Semt Evi@kurtulussemtevi·
20 Mayıs Çarşamba günü saat 19.30’da Maden filmini izlemek için bir araya geliyoruz. Özel şirketlerin ve holdinglerin işlettiği madenlerde ölüm ve sefalet arasında bir hayata mecbur bırakılan madencilerin kurtuluşunu ve ülkemizin kaynaklarının nasıl sömürüldüğünü konuşacağımız etkinliğe tüm dostlarımız davetlidir. Madenlerde holdinglerin sömürü ve yağması son bulmalıdır!
Kurtuluş Semt Evi tweet media
Şişli, İstanbul 🇹🇷 Türkçe
0
3
17
256
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Kemal Okuyan
Kemal Okuyan@OkuyanKemal·
Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek NATO zirvesinin açılışında Beethoven’ın 9. Senfonisi’nin çalınacağı söyleniyor. AKP iktidarı bu zirveyi Avrupa Birliği’ne eklemlenme konusunda bir fırsat olarak görüyor. ABD’nin Avrupa’dan askeri olarak çekilme niyetleri üzerine Avrupa Birliği’nin “savaş stratejisi”nin değiştirilmesi gerektiği konuşulurken bir yeniden yapılanmanın Türkiye’siz gerçekleşmeyeceğini dillendiren ülkelerin sayısı artıyor. Bu açıdan İspanya ve İtalya’nın son aylardaki tutumu dikkat çekici AKP de bunu fırsata çevirip Avrupa Birliği ile ilişkileri “güvenlik ve savunma” politikaları aracılığıyla geliştirmek istiyor. Böylece yıllarca AB uyum yasaları adı altında sanayi ve tarımda halkın ve ülkenin zararına yürütülen ekonomi politikaların ardından AB’nin savaş makinesinin ihtiyaç duyduğu kara gücünü sağlamaya talip oluyoruz. 9. senfoni Avrupa Birliği’nin resmi marşı. Ne zaman AB’ye selam çakılmak istense, bu senfoniye başvurulur. Güzelim eserden nefret ettirecekler sonunda.
Türkçe
8
204
537
32.5K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi
Cafer Beydilli derhal istifa etmeli ve paylaşımı dolayısıyla yargılanmalıdır!
Kadın Dayanışma Komiteleri@kadindayanismak

Devlet kurumlarından laiklik düşmanlarını söküp atacağız! Kızılay Kayseri Şube Başkanı @caferbeydilli’nin paylaştığı video bir kez daha kamu kurumlarına çöreklenen yağmacı ve dinci gerici zihniyetle yüzleşmemizi sağladı. Yapay zekanın zekasızlık örneği olarak da kullanılabileceğini bizlere gösteren, laiklik ve kadın düşmanı bu videonun depremde vatandaşa çadırı parayla satan @Kizilay’ın şube başkanı tarafından paylaşılmasına şaşırmıyoruz. Bu zihniyette daha pek çok kurumda pek çok “yetkili” olduğunu maalesef biliyor ve mücadeleyi bu karanlığı memleketten sökmek için yükseltiyoruz. Çağrımızdır: Cafer Beydilli derhal istifa etmeli ve paylaşımı dolayısıyla yargılanmalıdır!

Türkçe
0
0
4
153
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
soL Haber
soL Haber@solhaberportali·
🔴soL’un 20’inci yılı gelirken: Saldırılar yoğunlaşıyor, sinmiyoruz, atılıma hazırlanıyoruz Yirminci yılımızı geride bırakacağız. Yeni bir atılıma hazırız. Okurlarımızın, sizin desteğinize ihtiyacımız var. haber.sol.org.tr/haber/solun-20…
soL Haber tweet media
Türkçe
1
188
363
16.4K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
ABD’nin saldırganlığı karşısında Küba’nın yanındayız! Amerikan emperyalizmi Küba Devrimi’nden bugüne, 67 yıldır, Küba halkını teslim almak için akla gelebilecek her türlü kötülüğe başvurdu. 67 yıla, Domuzlar Körfezi işgalini, CIA operasyonlarını, sabotajları, tarım arazilerine dönük biyolojik saldırıları, Küba liderliğine yönelik yüzlerce suikast girişimini, paramiliter güçlerin terörist faaliyetlerini, diplomatik kuşatmayı, medya operasyonlarını, ticari, finansal ve ekonomik ablukayı, ülke içinde karşı devrim yaratma girişimlerini sığdırdı. Hepsinde başarısız oldu. Amerikan egemenlerinin Küba’yı çökertmek için koparttıkları onca gürültü, tahsis ettikleri onca kaynak çöpe gitti. Çünkü karşılarında makbul bulmadıkları bir “rejim” değil, bağımsızlığını devrimle kazanmış örgütlü bir halk vardı. Ancak yıkıcı politikalarından vazgeçmediler. Çünkü burunlarının dibinde, uyduları olarak gördükleri bir adada egemen, kamucu, planlamacı ve sosyalist bir iktidarın altmış yılı aşkın süredir ayakta kalmasını tarihsel bir yenilgi olarak görüyorlar. Çünkü Küba Devrimi, Latin Amerika halklarına başka bir yolun mümkün olduğunu gösterdi; emperyalizmin “arka bahçe” düzenine meydan okudu. Vaşington’un bitmeyen öfkesi ve kuyruk acısı tam da buradan kaynaklanıyor. ABD yönetimleri bu kuyruk acısıyla Küba karşısında başarısız oldukça vites yükseltti, saldırganlığın dozunu arttırdı. Sovyetler Birliği çözülürken de, Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro hayatını kaybettiğinde de Küba’yı boğabileceklerini düşündüler, ama olmadı. Bugün ABD emperyalizmi zayıflayan uluslararası hegemonyasını tahkim etmek için başlattığı saldırganlık dalgasının parçası olarak bir kez daha Küba’yı teslim almayı deniyor. İnsan hakları ve demokrasi sosuyla süslenmiş eski diplomatik dili tamamen bir kenara bırakıp vahşi bir sömürgeci ağzıyla Küba’ya tehditler savuran Donald Trump 67 yıllık “Amerikan rüyasını” gerçekleştiren başkan olarak tarihe geçmek istiyor. Trump yönetiminin Küba politikası kamuoyunca bilinmektedir. Son aylarda özellikle enerji alanına yoğunlaşan yaptırımlar, yakıt tedarik zincirlerini hedef alan müdahaleler, üçüncü ülkelere uygulanan baskılar ve finansal kuşatma araçlarının genişletilmesi; Küba’yı ekonomik felç noktasına sürüklemeyi amaçladı. Gerçekten de, uzun elektrik kesintileri, ulaşım krizleri, üretimde aksamalar ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde yaşanan güçlükler Küba’da gündelik hayatı olağanüstü zorlaştırdı, ülke insanının sağlığını, geleceğini tehdit eder bir noktaya getirdi. ABD yönetiminin hesabı Kübalıların haklı olarak “soykırım” olarak nitelendirdiği bu politikalarla Küba halkına boyun eğdirmek, Küba’daki devrimci iktidarı bu şekilde yok etmektir. Kübalı kardeşlerimizin bu saldırganlık karşısında havlu atmak yerine, ablukanın sebep olduğu karmaşık sorunlarla var güçleriyle mücadele ettiklerini, toplumsal seferberlik ve dayanışma içinde yaratıcı çözümler ürettiklerini, günü kurtarmanın ötesinde uzun vadeli planlar çerçevesinde ülke ekonomisini ve enerji güvenliğini Amerikan emperyalizminin cenderesinden kurtaracak stratejik adımlar attıklarını biliyoruz. Küba Komünist Partisi ablukaya rağmen kamusal sağlık sistemini, eğitimini ve sosyalizmin diğer kazanımlarını savunmaya devam ediyor. Emperyalizmin beklediği toplumsal çözülme gerçekleşmedi. Küba halkı diz çökmedi. Bunun en açık ifadesi milyonlarca Kübalının imzasını verdiği “İmzam Vatan İçin” kampanyası ve Adanın her yerinde halkın kararlı direnişini gösteren kitlesel 1 Mayıs mitingleri oldu. İstediği sonucu elde edemeyen Trump yönetimi bu kez doğrudan askeri müdahale tehdidini daha şiddetli dile getirmeye başladı. Özellikle siyasi kariyerini Küba düşmanlığı ile şekillendirmiş Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve çevresinde kümelenen Küba düşmanı çevre, Amerikan devletinin zaten tarihsel olarak saldırgan olan Küba politikasını daha kontrolsüz, daha intikamcı ve daha savaşçı bir çizgiye itmektedir. Miami merkezli ilhakçı çevrelerle, Cumhuriyetçi Parti’nin aşırı sağ kanadıyla ve devlet bürokrasisi içindeki müdahaleci odaklarla iç içe geçmiş bu yapı; ekonomik soykırımın yetmediği yerde doğrudan askerî seçeneklerin tartışılmasını teşvik etmektedir. Amerikan gericilerinin Küba’ya askeri bir saldırıya yeltenmesi durumunda, Küba halkı devrimin bütün tarihsel birikimiyle, örgütlülüğüyle ve anti-emperyalist bilinciyle ülkesini savunacaktır. Böyle bir saldırı durumunda, Amerikalılar karşılarında yalnızca Küba’nın silahlı kuvvetlerini değil, devrimci anavatanlarına sahip çıkan milyonları bulacaktır. Biz Türkiye Komünist Partisi olarak bu konuda en küçük bir tereddüt taşımıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de Küba’nın yanındayız. ABD emperyalizminin her türlü saldırısına, kuşatmasına ve askeri müdahale tehdidine karşı Küba halkıyla dayanışmayı büyütmeyi tarihsel bir görev kabul ediyoruz. Ve açıkça ilan ediyoruz: Emperyalist bir saldırı durumunda, Küba’nın savunulması için elimizdeki tüm siyasal, örgütsel ve toplumsal imkanları seferber etmeye hazırız. Küba’yı yalnız bırakmayacağız. Emperyalist zorbalık, insanlığın onurunu ve sosyalizmin bayrağını taşıyan Küba halkının direncini aşamayacak. TKP, dünyanın dört bir yanında bu direnci desteklemek için büyüyen enternasyonalist dayanışmanın öncü kuvvetlerinden olmaya devam edecek. Yaşasın Küba!
 Kahrolsun emperyalizm!
TKP tweet media
Türkçe
1
258
521
19.4K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP
TKP@tkpninsesi·
Ülkemiz de halkımız da satılık değil! Madencilerin yaşam hakkı için madenler devletleştirilsin! Soma’da 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 12 sene geçti. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş isimli özel bir şirket tarafından işletilen Eynez Sahası Karanlıkdere mevkiindeki maden sahasında yaşandı katliam. 2014 yılında yaklaşık 3 bin maden işçisi çalışıyordu madende ve 301 maden işçisi bu katliamda yaşamını yitirdi. Özelleştirilen benzer yüzlerce maden ve maden sahasından biri, özel bir şirketin zenginliğine zenginlik katmak için aldığı ve işlettiği bir madende yaşandı bu katliam. Türkiye’de her yıl onlarca maden işçisi özel şirket ve holdinglerin işlettiği madenlerde yaşanan iş cinayetlerinde hayatını kaybetmeye devam ediyor. Madenciler ölüyor. Maden katliamlarında, iş cinayetlerinde ölmeyen madenciler ise sağlık ve güvenlik tedbirlerinin asla yeterli düzeyde alınmadığı ağır koşullarda çalışmaya devam ediyor. Hem de her an işsiz kalma riskiyle, sosyal haklarını ve insanca bir geliri asla elde edememe pahasına. Üstüne verilmeyen haklar... Patronlar, özel maden şirketleri böyle devam etsin istiyorlar. Madenciler ölümle sefalet koşulları arasında gidip gelen bir hayata boyun eğsin istiyorlar. Soma katliamının sorumlusu piyasa düzenidir. Piyasa düzeninin semirttiği holdingler, onların kural tanımayan arsızlıkları ülkenin madenlerini yağmalamakta, işçilerin ekmeğine el koymakta, hayatına kastetmektedir. Bir avuç asalak Türkiye’nin üstüne çökmüş, yedikçe yemekte, halka ait olana el koymakta, ülkemizin tüm kaynaklarını, halkın alın terini, işçilerin yaşamlarını yiyip bitirmektedirler. İş cinayetlerinin son bulduğu, madencilerin ölmediği bir ülke istiyoruz. Madenlerde insanca ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalı, madencilerin çalışma hakkı güvence altına alınmalıdır. Madenlerde holdinglerin sömürü ve yağması son bulmalıdır! Madencilerin yaşam hakkı ve ekmekleri için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!
Türkçe
1
209
421
10.7K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Patronların Ensesindeyiz
Patronların Ensesindeyiz@pensendeyiz·
Sene 2026. Yine bir haber, bugün tarihli. Komşu Fırın gitti, Panista geldi. Şirketler değişti, biri diğerine aktarıldı. PATRONLAR AYNI: Doruk Un patronları. HİLE YİNE AYNI HİLE. Yine işçiler kapının önüne kondu. Tüm alacaklarımız, 10-15 yıllık kıdem tazminatlarımız gasp edildi. Kimimiz arabulucuya gittik, anlaştık. Kimimiz dava açtık. Ancak ödemelerimiz yine yapılmadı. Doruk Un patronları tarafından Panista başka şirkete geçirildi, Panista fırınları çalışmaya devam ediyor. Ancak Panista işçileri olarak hukuken de kazandığımız haklarımızı alamıyoruz. Doruk Un ve Panista patronu Gürsel Erbap @GerbapGursel ise, Panista’nın kendisi ile alakası olmadığını ileri sürüp, hakları için eylem yapan işçilere: Gerekirse tabelayı yine değiştiririm diyor. 15 yıllık emeğimizin karşılığını alabilmemiz için ne olması gerekiyor? Göz göre göre, tekrar tekrar patronlar tarafından bu hilenin yapılmasına izin vermeyeceğiz. 🔴Açıkça ilan ediyoruz: YAPILAN SUÇTUR. 🔴Açıkça ilan ediyoruz: SUÇ İŞLEYEN PATRONLARIN ENSESİNDEYİZ. 🔴Açıkça ilan ediyoruz: HAKLARIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ. @csgbakanligi @adalet_bakanlik @hubuder
Türkçe
3
60
128
2.2K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Patronların Ensesindeyiz
Patronların Ensesindeyiz@pensendeyiz·
Haber pandemi döneminden. Bahsi geçen fırının ismi KOMŞU FIRIN. Patronları Doruk Un sahipleri. Küçülme bahanesiyle işçileri işten atıp, tabela değiştirdiler. Yeni açılan fırın zincirinin adını ise biz söyleyelim: PANİSTA. Spiker haberi anons ederken söylüyor: Kiminin 10, kiminin 15 yıllık tazminatı yandı. Mahkeme işçileri haklı buldu. Ama yasal boşluktan yararlanan şirket onlara bir kabus daha yaşattı. 🔴ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI’na @csgbakanligi SORUYORUZ: Aynı filmin tekrar etmesine izin verecek misiniz? Bu ülkede patronlar düzenli olarak, işçilerin tazminatlarına el koyacak ve yoluna yeni bir tabela, yeni bir isimle devam edebilecek mi? 🔴ADALET BAKANLIĞI’na @adalet_bakanlik SORUYORUZ: İşçiler hakkını mahkemede arayacak, hem de davalara, icralara, avukatlara para harcayarak davayı kazanacaklar. Ama iş parayı tahsil etmeye geldiğinde patronun ayak oyunlarıyla yola devam etmesine ses çıkarmayacak mısınız? Dışarıdan gözle bile anlaşılan bir hile ile 10-15 yıl kıdem tazminatı hiç edilmiş işçilere; boşa uğraşmayın, hakkınızı, hukukunuzu aramaya mahkemeye gelmeyin mi diyeceksiniz? Haberde işçiler anlatıyor: İlk başta kıdem tazminatınızı ödeyeceğiz dediler, bu esnada da şirketi başka bir şirkete taşımışlar. Sadece tabela değişikliğine gidilmiş. Ticari ünvan aynı şekilde kalmış. İsmi değiştiriyorlar, çıkarılan işçiler mağdur oluyor. Battık diyorlar ama hayır batmadılar yola devam ediyorlar. Belki yine isim değiştirecekler, o zaman da mevcut çalışan işçiler mağdur olacak. Spiker ekliyor: Savcılığa suç duyurusunda bulundular, Dava açıldı. Mahkeme de onları haklı buldu ama tazminatlarını hala alamadılar. ❗️PATRONLAR AYNI. AYAK OYUNLARI AYNI. YAŞANAN MAĞDURİYET AYNI. ŞİMDİ DE PANİSTA İŞÇİLERİNİN HAKLARINI GASP EDİYORLAR. 🔴HUBUBAT TEDARİKÇİLERİ DERNEĞİ’ne @hubuder SORUYORUZ: Başkanınızın yaptığı usulsüzlüğe ses çıkarmayacak mısınız? Yoksa bir yolunu bulsak da biz de kendi işçilerimizin kıdem tazminatına çöksek mi diyorsunuz? 🔴PATRON GÜRSEL ERBAP’a @GerbapGursel SORUYORUZ: Panista işçilerini muhatap alıp, haklarımızı ödeyecek misiniz? Yoksa yine telefonu suratımıza mı kapatacaksınız?
Türkçe
3
99
199
4K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
Madenler Devletleştirilsin
Ülkemiz de Halkımız da satılık değil! Madenler Devletleştirilmelidir Türkiye doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Bu minerallerin üretimi ile sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin arzı sağlanıyor. Doğal kaynaklarımız ve madencilik faaliyeti ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı açısından hayati önem taşıyor. Bugün ülkemizde adına serbest piyasa ekonomisi denilen, sermayenin ihtiyaçlarını ve kârlılığını esas alan bir düzen hüküm sürmekte. Madenler ve madencilik de arama faaliyetlerinden çıkarma ve zenginleştirme aşamalarına kadar neredeyse tüm süreçleriyle piyasa düzeninin akılsızlık ve plansızlığı tarafından belirlenir durumda. Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; Geldiğimiz yer ortada: Doğası yıkıma uğratılmış, kaynakları yağmalanmış, çarçur edilmiş bir ülke; her tür bilimsel tanım ve teknik olanak mevcutken maliyet ve kâr hesaplarına kurban edilen, hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler…fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi. Ülke topraklarının yarıdan fazlasını kapsayan maden arama ruhsatları ile binlerce işletme ruhsat ve izninin sermayeye devredildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, doğal zenginliklerimizin fiilen ipotek altına alınması anlamına geliyor. Türkiye’de madencilik faaliyetinin milli gelir içersindeki payı ise hala %1’ler civarında. Belli ki maden arama ve işletme ruhsatları sermayedarlar için bir rant kapısı olarak kullanılıyor. Halka ait olan madenleri daha toprağın altındayken alıyorlar, satıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Yasaları, yönetmelikleri değiştiriyor, arkalarından dolanıyor, pek çok durumda ne yasa ne de kural tanıyorlar. Köy, tarım alanı, orman, zeytinlik, yerleşim çevreleri, tarihi veya doğal sit alanı demiyor talan ediyorlar. Türkiye Komünist Partisi halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza, madenlerimize, emeğimize sahip çıkmaya çağırıyor! Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir! 1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve iznler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır. 2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir. 3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir. 4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır. 5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır. 6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır. 7.  İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir. 8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir. 9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir.
Madenler Devletleştirilsin tweet media
Türkçe
0
201
321
9.6K
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP - İstanbul
TKP - İstanbul@istanbul_tkp·
@tkpninsesi @BesSendikas Eşitlik ve özgürlük işçilerle gelecek! Hep birlikte yüzümüzün güleceği, geleceğe umutla bakacağımız bir ülke kuracağız! Yaşasın #1Mayıs, yaşasın Sosyalist Cumhuriyet!
TKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet media
Türkçe
0
7
31
437
Kurtuluş Kadın Dayanışma Komitesi retweetledi
TKP - İstanbul
TKP - İstanbul@istanbul_tkp·
@tkpninsesi Emeklileri devletin sırtında bir yük olarak gören bu sömürü düzenini hep birlikte yıkacağız! Birleşik Emekliler Sendikası Kartal Meydanı’nda bizimleydi. Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül, kürsüden emeklilerin sorunlarını dile getirdi. @BesSendikas #1Mayıs
TKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet mediaTKP - İstanbul tweet media
Türkçe
1
11
54
900