Lawyers In Exile

4.1K posts

Lawyers In Exile banner
Lawyers In Exile

Lawyers In Exile

@LawyersInExile

LIE, Human Rights Violations monitoring platform. Türkiye’li Hukukçularca kurulan İnsan Hakkı İhlalleri izleme platformudur. https://t.co/rK3ZHXKgZ3

Germany Katılım Temmuz 2018
382 Takip Edilen4.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Lawyers In Exile
Lawyers In Exile@LawyersInExile·
"Hukuk Mücadelenizde Yalnız Kalmayın!" #LawyersinExile olarak uzman avukatlardan oluşan ekibimiz ile sizlere hukuki destek vermeye devam ediyoruz. Destek almak için sitemizi(lawyersinexile.com) ziyaret edebilir ve bize ulaşabilirsiniz. Hukuki destek tanıtım videomuz👇
Türkçe
1
60
68
6.2K
Lawyers In Exile retweetledi
Dr. Ufuk YEŞİL
Dr. Ufuk YEŞİL@ufukyesil333·
Çok Önemli! Lütfen Herkese Duyuralım! ⚖️AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına rağmen, bazı mahkemelerin yeniden yargılama taleplerini reddettiği ve sistematik hukuksuzluğu sürdürerek eski cezayı verdikleri görülmektedir. Hukuka aykırı bu kararlara karşı, kanun yolları ve bireysel başvuru hakları sonuna kadar kullanılmalıdır. 💥Bu noktada yapılması gereken bir diğer ve önemli husus, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesine bildirimde bulunmaktır. Nitekim bugüne dek, hakkında hukuksuz karar verilen 16 kişi bu bildirimde bulunmuştur (görsel 1). ⚖️Bakanlar Komitesi usulleri gereğince Komite bu bildirimi Hükümete iletmektedir (görsel 2 ve 3) ve Hükümet de kısa bir sürede bu bildirime cevap vermek zorundadır. Bu nedenle, Bakanlar Komitesi’ne bildirim yapılmasında zaruret vardır. Aşağıda linki ve metni bulunan bildirimin ilgili kişiye göre uyarlandıktan sonra, ilgili kararlar da eklenerek ve İngilizceye çevrilerek, Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesi’nin mail adresine (dgi-execution@coe.int) gönderilmesi gerekmektedir. 📍 Bu bildirimler, hükümetin "AİHM kararlarını uyguluyoruz" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak adına en etkili yoldur. Sadece bir e-posta gönderme kolaylığındaki bu bildirimin mutlaka yapılması gerekmektedir. Konuyla ilgili destek ve bilgi almak isteyenler, doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişime geçebilirler. 🖊️Yeniden Yargılama Talebinin Reddi Bildirim Metni İçin Link: justicesquare.org/aym-basvuru-fo… 📌Bildirim Metni (İngilizceye çevrilerekBakanlar Komitesine gönderilecek metin) 👇 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcrası Dairesi’ne Konu: AİHM kararlarının icrası kapsamında bireysel önlemlerin alınmaması – yeniden yargılama talebinin gerekçesiz reddi/önceki cezanın tekrar verilmesi (Rule 9(1)) – AİHM Başvuru no:….. ve karar tarihi. Sayın Yetkili, İşbu yazı, Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ve dostane çözüm şartlarının icrasının denetimine ilişkin Kuralları’nın 9(1). maddesi uyarınca, yararlanan tarafın (başvurucunun) vekili sıfatıyla, bireysel önlemlerin alınmamasına ilişkin bir gelişmeyi Komite’nin dikkatine sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Başvurucu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli kararıyla, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … yıl … ayhapis cezası ile cezalandırılmıştır. Mahkûmiyet, esas itibarıyla ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri, KHK ile kapatılan dernek/sendikalara üyelik, kapatılan kurumlarda çalışma, bağış faaliyetleri, tanık/itirafçı beyanları ve benzeri yasal ve görünürde meşru faaliyetlere dayandırılmış ve suçun maddi ve manevi unsurları yönünden somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmamıştır. Söz konusu mahkûmiyet kararı, sırasıyla istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiş; ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru, … tarihli kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmıştır. İç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, … ve Diğerleri/Türkiye kararında, başvurucunun da dâhil olduğu dosyalar bakımından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve/veya 7. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. AİHM, söz konusu kararda; mahkumiyetlerin otomatik ve kategorik bir yaklaşımla, yasal ve dolaylı olgulara dayanılarak kurulduğunu; ulusal mahkemelerin suçun özellikle manevi unsurunu kişi bazında ortaya koymadıklarını, ayrıca ByLock verileri gibi belirleyici dijital delillerin elde edilme yöntemi ve güvenilirliğinin savunma tarafından etkin biçimde tartışılamadığını tespit etmiştir. AİHM, ayrıca Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (BD) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarına atıfla, başvurucuların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduklarını ve ihlalin giderilmesi bakımından yargılamanın yeniden başlatılmasının en uygun bireysel önlem olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı] Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Ancak söz konusu talep, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1(f) paragrafındaki açık düzenlemeye rağmen, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Bu karara karşı yapılan itiraz da [itirazı inceleyen mahkeme adı yazılmalı] tarafından, yalnızca kararın “yasaya uygun olduğu” belirtilerek, yine kanunun açık hükmüne aykırı olarak ve gerekçesiz biçimde reddedilmiştir (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Mahkeme yeniden yargılama talebini reddederken aynı zamanda yine gerekçesiz biçimde infazın durdurulması talebini de reddetmiştir. [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu paragraf da yazılmalı] (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı]Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Talep kabul edilerek yargılama yeniden başlamış, ancak mahkeme AİHM'in ihlal kararına neden olan önceki kararı onaylamış ve aynı cezayı tekrar vermiştir. ( Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, aynı cezanın verilmesine karar verildiyse bu paragraf yazılmalı ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin yukarıdaki paragraflar metinden çıkarılmalıdır). Bu suretle, başvurucunun dosyasında AİHM kararlarının gerektirdiği bireysel önlemler alınmamış; Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal iç hukukta giderilmemiş ve AİHM kararının icrası fiilen engellenmiştir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı biçimde [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu cümlenin devamındaki hususlar yazılmalı]cezaevinde özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmekte; adli sicil kaydında hükümlü statüsü sürmekte ve söz konusu mahkûmiyetin yol açtığı ilave ve sürekli olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda bırakılmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır). İşbu iletişim, yukarıda anılan AİHM kararlarının icrasının Denetimi kapsamında, tespit edilen ihlallerin giderilmesi amacıyla başvurucu yönünden bireysel önlemlerin, özellikle yargılamanın yenilenmesi yoluyla alınmasının sağlanmasına yönelik olarak, Rule 9(1) çerçevesinde Bakanlar Komitesi’nin bilgisine ve değerlendirmesine saygıyla sunulmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır). Saygılarımla, İMZA [Ad – Soyad] Başvurucu Vekili [Baro / Sicil No – isteğe bağlı] [Şehir / Ülke] [İletişim bilgileri] EK: İletişime konu mahkeme karar/ları (Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi için hem ret, hem de bu ret kararına karşı yapılan itirazın reddi kararı eklenmeli. Aynı cezanın verilmesi halinde de verilen bu karar eklenmeli).
Dr. Ufuk YEŞİL tweet mediaDr. Ufuk YEŞİL tweet mediaDr. Ufuk YEŞİL tweet media
Türkçe
15
669
1.2K
89.1K
Lawyers In Exile retweetledi
Av. Hakan R. KUCUK
Av. Hakan R. KUCUK@BayerischerLeo·
📝AİHM YASAK/TÜRKİYE KARARI SONRASI YENİDEN YARGILAMA DİLEKÇE TASLAĞI ⚖️AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı, TCK 314/2 kapsamındaki mahkûmiyetler için dönüm noktası niteliğindedir. Bu karar; şahsi kusur ve suç kastı (mens rea) somut olarak ispatlanmadan verilen hükümlerin m. 7 ihlali olduğunu tescil etmiştir. ❓ Hangi Aşamada Kullanılır? ‼️‼️YEREL MAHKEMEDEN YENİ CEZA ALMIŞ VE İSTİNAF SÜRESİ İÇİNDE OLANLAR‼️ ‼️‼️DOSYASI HALİHAZIRDA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ(BAM) İLGİLİ CEZA DAİRESİNDE BEKLEYENLER (EK BEYAN OLARAK)‼️‼️ 🏛️ Nereye Sunulur? Kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi’ne hitaben sunulur. 👇ÖRNEK ŞABLON DİLEKÇE: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE SUNULMAK ÜZERE İSTİNAF / EK İSTİNAF DİLEKÇESİ TASLAĞI … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ … CEZA DAİRESİ’NE Gönderilmek Üzere … AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE DOSYA NO: …/… E., …/… K. SANIK: … MÜDAFİİ: KONU: AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak/Türkiye kararı doğrultusunda, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi; aksi kanaatte olunması halinde eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi talebimize ilişkin istinaf/ek istinaf dilekçesidir. AÇIKLAMALAR Sayın Daire,istinaf İlk derece mahkemesince müvekkil hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü, ceza yargılamasının en temel ilkeleri olan suçta ve cezada kanunilik, şahsi kusur, masumiyet karinesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, gerekçeli karar hakkı ve delillerin hukuka uygun biçimde tartışılması yükümlülüğü bakımından ağır hukuka aykırılıklar içermektedir. Bu dilekçede özellikle AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı ışığında dosyanın yeniden değerlendirilmesi talep edilmektedir. Zira anılan karar, 15 Temmuz sonrası yürütülen TCK m. 314/2 kapsamındaki davalarda mahkûmiyet kurulabilmesi için, sanığın yalnızca belli kişilerle irtibatının, belli kurumlarla ilişkisinin, belli tanık anlatımlarında adının geçmesinin, geçmiş sosyal veya eğitimsel faaliyetlerinin ya da mali/iletişimsel kayıtlarının bulunmasının yeterli olmadığını; suçun manevi unsurunun yani bilerek ve isteyerek örgüt üyeliği kastının bireyselleştirilmiş şekilde ortaya konulması gerektiğini kabul etmiştir. AİHM, Yasak kararında Sözleşme’nin 7. maddesinin yalnızca kanunilik ilkesini değil, şahsi kusur ilkesini de koruduğunu belirtmiş; ceza sorumluluğunun kolektif suçluluk veya ilişki yoluyla suçluluk şeklinde kurulamayacağını açıkça ifade etmiştir. Mahkeme’ye göre kişisel ceza sorumluluğu, yalnızca maddi fiillerin ortaya konulmasını değil, aynı zamanda bu fiillerle fail arasında manevi bir bağın, yani mens rea unsurunun gösterilmesini de zorunlu kılar.   İlk derece mahkemesi kararında ise bu zorunluluk yerine getirilmemiştir. Karar, büyük ölçüde genel yapı anlatımı, soyut kabuller ve müvekkile isnat edilen bazı delillerin arka arkaya sıralanmasından ibarettir. Ancak mahkeme, bu delillerin müvekkilin suç kastını nasıl ortaya koyduğunu, müvekkilin iddia edilen yapının silahlı veya şiddet içeren amaçlarını ne zaman ve nasıl öğrendiğini, buna rağmen hangi somut davranışlarla üyelik iradesini sürdürdüğünü açıklamamıştır. Bu haliyle gerekçeli karar, mahkûmiyet hükmüne dayanak oluşturabilecek nitelikte değildir. Çünkü bir ceza mahkemesi, yalnızca “sanığın irtibatı vardır”, “tanıklar sanığın adını vermiştir”, “kayıtlar mevcuttur”, “faaliyetlerde bulunmuştur” gibi ifadelerle mahkûmiyet kuramaz. Mahkeme, her delilin suçun hangi unsurunu nasıl ispatladığını göstermek zorundadır. Özellikle TCK m. 314/2 gibi ağır sonuçlar doğuran bir suçta, suçun manevi unsurunun gerekçede açıkça tartışılması zorunludur. AİHM Büyük Dairesi, Yasak kararında bu eksikliği doğrudan Sözleşme’nin 7. maddesi ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, iç hukuk mahkemelerinin başvurucunun mens rea unsuruna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmamasını, bireyselleştirilmiş ceza sorumluluğu ilkesine aykırı bulmuştur.   Somut dosyamızda da aynı sorun bulunmaktadır. Müvekkil hakkında kurulan mahkûmiyet, suçun unsurlarını tek tek tartışan, fiil ile kast arasındaki bağı kuran, müvekkilin bireysel sorumluluğunu açıklayan bir gerekçeye dayanmamaktadır. Mahkeme, müvekkilin üzerine atılı suçu hangi bilinç ve iradeyle işlediğini göstermemiştir. Oysa örgüt üyeliği suçunda yalnızca dış dünyaya yansıyan bazı temas veya ilişkiler değil, bu temas ve ilişkilerin suç kastıyla yürütüldüğü hususu da ispatlanmalıdır. Burada özellikle vurgulanması gereken husus şudur: Bir yapının sonradan terör örgütü olarak nitelendirilmesi, geçmişte bu yapıyla herhangi bir şekilde temas etmiş olan herkesi otomatik olarak suçlu hale getirmez. Ceza hukuku, geriye dönük kolektif sorumluluk üretme aracı değildir. Bir kişinin geçmişte hukuken suç olarak tanımlanmayan sosyal, mesleki, eğitimsel veya dini faaliyetleri, sonradan yapılan genel nitelendirmeler üzerinden ağır ceza sorumluluğuna dönüştürülemez. AİHM Büyük Dairesi de Yasak kararında, dini/sosyal görünümde var olan bir yapının daha sonra terör örgütü olarak nitelendirilen bir yapıya dönüştüğünün ileri sürüldüğü hallerde, başvurucunun bu dönüşümün farkında olduğunun, buna rağmen bilinçli şekilde bağını sürdürdüğünün ve bunu suç kastıyla yaptığının gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir.   İlk derece mahkemesi kararı bu değerlendirmeyi yapmamıştır. Müvekkilin iddia edilen fiillerinin tarihleri, bu tarihlerdeki hukuki ve fiili bağlam, müvekkilin bilgi düzeyi, iddia edilen yapının niteliği hakkındaki farkındalığı, şiddet amacını bilip bilmediği, buna katılıp katılmadığı ve örgüt hiyerarşisine bilinçli şekilde dahil olup olmadığı denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya konulmamıştır. Bu eksiklik, yalnızca şekli bir gerekçe eksikliği değildir; doğrudan mahkûmiyetin esasına etki eden bir hukuka aykırılıktır. Çünkü suçun manevi unsuru ispatlanmadan mahkûmiyet kurulamaz. Ceza hukukunda failin kusuru, mahkûmiyetin asli unsurudur. Kusur yoksa ceza olmaz. Bilme ve isteme yoksa TCK m. 314/2 kapsamında örgüt üyeliği oluşmaz. Mahkeme kararında yer verilen tanık beyanları da bu sonucu değiştirmemektedir. Zira tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınabilmesi için, bu beyanların somut, tutarlı, denetlenebilir, çelişkiden uzak ve başka delillerle desteklenmiş olması gerekir. Özellikle etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen veya kendisi de soruşturma/kovuşturma baskısı altında bulunan kişilerin beyanları bakımından mahkemelerin daha titiz davranması gerekir. Tanığın bir kişiyi belirli bir unvanla anması, o kişinin silahlı terör örgütü üyeliği kastıyla hareket ettiğini kendiliğinden ispatlamaz. Aynı şekilde HTS kayıtları, banka işlemleri, sosyal güvenlik kayıtları, dernek/sendika/kurum ilişkileri veya benzeri veriler de tek başına suçun manevi unsurunu ispatlamaya elverişli değildir. Bu deliller, ancak somut bağlam içinde, kişinin suç kastını gösteren açık ve kesin diğer delillerle birlikte anlam kazanabilir. Aksi halde masum sosyal, mesleki veya ekonomik davranışlar, ceza hukuku alanında geriye dönük olarak kriminalize edilmiş olur. Bu durum, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkesi bakımından kabul edilemez. Kişi, işlendiği tarihte suç oluşturmayan veya suç kastını göstermeyen davranışlarından dolayı, sonradan yapılan yorumlarla cezalandırılamaz. Ceza kanunlarının genişletici ve öngörülemez yorumu, Anayasa m. 38’e ve AİHS m. 7’ye açıkça aykırıdır. İstinaf incelemesinin görevi, yalnızca ilk derece mahkemesi kararını şeklen onamak değildir. Bölge Adliye Mahkemesi, maddi vakıa ve hukuki nitelendirme yönünden dosyayı yeniden değerlendirmekle yükümlüdür. Bu kapsamda, müvekkil hakkında verilen mahkûmiyet kararının, AİHM Büyük Dairesi’nin Yasak kararında ortaya koyduğu ölçütler ışığında denetlenmesi zorunludur. Dosyada müvekkilin iddia edilen yapının silahlı/şiddet içeren amaçlarını bildiği, bu amaçları benimsediği, buna bilerek ve isteyerek katıldığı, örgüt hiyerarşisine organik bağla dahil olduğu, emir-talimat aldığı veya verdiği, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden örgütsel faaliyet yürüttüğü her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulamamıştır. Bu nedenle mahkûmiyet hükmünün kaldırılması ve müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi gerekir. Aksi kanaatte olunması halinde dahi, mevcut kararın gerekçe bakımından yeterli olmadığı, suçun manevi unsurunu tartışmadığı, deliller ile mahkûmiyet sonucu arasındaki bağlantıyı kurmadığı, savunmanın temel itirazlarını karşılamadığı ve Yasak kararında ortaya konulan standartlara uygun olmadığı açıktır. Bu durumda hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden değerlendirilmesi zorunludur. SONUÇ VE İSTEM Açıklanan nedenlerle; AİHM Büyük Dairesi’nin 05.05.2026 tarihli Yasak/Türkiye kararı, AİHS m. 7, Anayasa m. 38, TCK m. 314/2, CMK m. 217 ve 230 hükümleri birlikte değerlendirilerek; ilk derece mahkemesince müvekkil hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün KALDIRILMASINA, müvekkilin üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurları her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığından BERAATİNE, aksi kanaatte olunması halinde, suçun manevi unsurunun tartışılmamış olması, gerekçenin yetersizliği, delillerin bireyselleştirilmiş biçimde değerlendirilmemesi ve savunma hakkını etkileyen eksiklikler nedeniyle hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine, müvekkil tutuklu/hükümlü ise, gelinen aşama, AİHM Büyük Dairesi içtihadı, mahkûmiyetin hukuki dayanağının ciddi şekilde tartışmalı hale gelmesi, kaçma ve delil karartma ihtimalinin bulunmaması dikkate alınarak derhal TAHLİYESİNE, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. Sanık Müdafii
Av. Hakan R. KUCUK tweet mediaAv. Hakan R. KUCUK tweet mediaAv. Hakan R. KUCUK tweet media
Türkçe
2
59
193
9.2K
Lawyers In Exile
Lawyers In Exile@LawyersInExile·
Karar, ceza hukukunun temel ilkelerini yeniden hatırlatan kritik bir içtihattır ve yalnızca bir mahkûmiyetin denetimi değil; ceza hukukunun nasıl uygulanması gerektiğine dair metodolojik bir çerçeve sunmaktadır.
Türkçe
0
1
1
59
Lawyers In Exile retweetledi
Justice Uphold
Justice Uphold@justiceupholdch·
AİHM Büyük Dairesi’nin 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak v. Türkiye kararı, 15 Temmuz sonrası yürütülen silahlı terör örgütü üyeliği yargılamaları bakımından son yılların en kritik insan hakları kararlarından biri olarak değerlendiriliyor. Justice Uphold YouTube kanalında yayınlanan Actualité Juridique programının bu bölümünde Ömer Çelik, Hakan Kaplankaya ve Av. Memnune Melike Akyıldız ile birlikte Yasak v. Türkiye kararını kapsamlı biçimde ele alıyor. Programda; AİHM’in özellikle Sözleşme’nin 7. maddesi kapsamında “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi bakımından ortaya koyduğu yaklaşım, ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmesi, kast analizinin sınırları ve geçmişte hukuken meşru görülen davranışların sonradan cezalandırılması meselesi detaylı şekilde tartışılıyor. Yalçınkaya kararından sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çizgisinin nasıl geliştiği; “ilişki”, “irtibat”, “iltisak”, tanık beyanı, HTS kayıtları, eğitim yapılanması iddiaları, mali ve sosyal kayıtların ceza yargılamasında hangi sınırlar içinde değerlendirilebileceği soruları üzerinden inceleniyor. Programda ayrıca şu başlıklar da ele alınıyor: • AİHM’in Yasak v. Türkiye kararının hukukî anlamı • Bireyselleştirilmiş suçluluk ve kast analizi • “İlişki” ile “örgüt üyeliği” arasındaki fark • Geriye dönük cezalandırma tartışmaları • Yalçınkaya sonrası Avrupa insan hakları hukukunun yönü • AİHS 7. madde ve öngörülebilirlik ilkesi • AİHS 3. madde kapsamında cezaevi koşulları • Yeniden yargılama ve CMK 311/1-f tartışmaları • Kolektif şüpheye karşı bireysel ceza sorumluluğu standardı AİHM’in bu kararının yalnızca bireysel bir başvuruya ilişkin olmadığı; aynı zamanda Türk ceza yargılaması ve Avrupa insan hakları hukuku bakımından daha geniş etkiler doğurabilecek yeni bir standart oluşturup oluşturmadığı sorusu da programın merkezinde yer alıyor. Ceza hukuku, insan hakları, AİHM içtihatları ve yargı pratiğiyle ilgilenen herkes için dikkat çekici bir değerlendirme. #AİHM​ #YasakKararı​ #YasakvTürkiye youtu.be/MXF-E9AD_Ms?si…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
29
37
13.8K
Lawyers In Exile retweetledi
AST Türkiye 2
AST Türkiye 2@ASTTurkiye2·
🔊 AİHM BÜYÜK DAİRE KARARI SONRASI BAŞARILI BAŞVURU YOL HARİTASI ✅ Dilekçeni yazılı ve gerekçeli olarak hazırla. ✅ AİHM kararlarından ilgili bölümleri ekle. ✅ Dosyandaki tüm delilleri AİHM standartları ile kıyasla . ✅ Anayasa Madde 90'ı mutlaka vurgula. ✅ Tüm taleplerini net ve açık şekilde belirt. ▪️Zaman kaybetme karar yeni(5 Mayıs) mahkemeler kendi iç duyurularını yapmadan dikkat çeker. ▪️Anayasa madde 90: "Uluslararası sözleşmeler kanunların üstündedir." ilkesini her dilekçede belirt.
AST Türkiye 2 tweet media
Türkçe
4
174
398
22.2K
Lawyers In Exile retweetledi
Prof Ben Saul - UN SR Human Rights & Counterterror
I welcome the decision of the Grand Chamber of the European Court of Human Rights in Yasak v Turkiye, finding a conviction for membership of a terrorist group, lacking mens rea & individual liability, infringed legality. The Court endorsed my submissions #_Toc228284666" target="_blank" rel="nofollow noopener">hudoc.echr.coe.int/fre#_Toc228284
Prof Ben Saul - UN SR Human Rights & Counterterror tweet media
English
74
451
916
32.3K
Lawyers In Exile retweetledi
Amsterdam Law Center
Amsterdam Law Center@A_dam_LawCenter·
Bu dosyada, 3 çocuklu bir ailenin sınır dışı edilmesine ilişkin kararın, aile birliği, çocuğun üstün yararı ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi önem arz etmektedir. İlgili makamların, hukuki güvenceleri gözeterek süreci titizlikle ele alması beklenmektedir. In this case, the deportation decision concerning a family with three children merits reconsideration in light of the principles of family unity, the best interests of the child, and proportionality. It is expected that the competent authorities will carefully review the process while ensuring full respect for legal safeguards. change.org/p/stoppen-sie-… NerminVarol İçinSesVer
Sevinç Özarslan@sevincozarslan

ÖNEMLİ Arkadaşlar, Almanya’da 3 çocuklu bir aile sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya. En büyük çocuk 19 yaşında ve otizmli. Anne yüzde 50 engelli, baba ise üç ameliyat geçirdi. Bu ailenin tek umudu aşağıda linkini paylaştığım imza kampanyası. 50 BİN İMZAYA İHTİYAÇ VAR Lütfen birkaç saniyenizi ayırıp imzalayın ve paylaşın. Her bir imza, ailenin kurtulmasına vesile olabilir. İmza kampanyası link: change.org/p/stoppen-sie-… NerminVarol İçinSesVer

Türkçe
0
51
68
2.1K
Lawyers In Exile retweetledi
Amsterdam Law Center
Amsterdam Law Center@A_dam_LawCenter·
"Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan beri “FETÖ”  ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar, 2026 yılına gelindiğinde hâlâ “yeniden yapılanma” adı altında kesintisiz devam ediyor. Bu operasyonlar, bir sözde terörle mücadele meselesi olmanın çok ötesine geçmiş; mevcut siyasal düzenin temel meşruiyet ve kontrol aracına dönüşmüştür. Hukuk literatüründe “ceza hukukunun araçsallaştırılması” olarak nitelendirilen bu süreç, aynı zamanda toplumsal yardımlaşmayı, insani dayanışmayı ve en temel ahlaki değerleri sistematik biçimde tahrip eden bir araca dönüşmüştür." yeni yazımız: amsterdamlawcenter.com/tr/genel-tr/ye…
Amsterdam Law Center tweet media
Türkçe
6
112
211
14.8K
Lawyers In Exile retweetledi
Echo of Silence
Echo of Silence@echoof_silence·
5 Nisan Avukatlar Günü’nde hatırlatıyoruz; Kadınların hakkını savunmak, sadece bir meslek değil; çoğu zaman cesaret, bedel ve vicdan meselesidir. Susmayan, vazgeçmeyen, adalet için direnen tüm avukatların günü kutlu olsun. ⚖️ #5NisanAvukatlarGünü
Echo of Silence tweet media
Türkçe
1
5
6
216
Lawyers In Exile retweetledi
Weltanwälte e.V.
Weltanwälte e.V.@weltanwaelte_eV·
Avukatlık; yalnızca bir meslek değil; adaletin, hakkaniyetin ve insan onurunun korunması için verilen kesintisiz bir mücadeledir. ⚖️ Bu mücadele kimi zaman zorlu süreçler ve ağır bedellerle gelmiştir. Tüm bu yaralara rağmen hukukun üstünlüğünü savunmaktan vazgeçmeyen tüm meslektaşlarımızın Avukatlar Günü’nü kutluyoruz. 🌸 Bugün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir vefa günüdür. Mesleğini onuruyla icra ederken baskılara ve haksızlıklara maruz bırakılan, özgürlüğü elinden alınan tutuklu meslektaşlarımızı ve bu süreçlerin yüküyle hastalanan ve aramızdan ayrılan meslektaşlarımızı rahmet ve saygıyla anmayı kendimize bir borç biliyoruz. İyi ki varsınız, iyi ki vardınız… Sizlerin adalet uğruna gösterdiği dirayet ve bıraktığınız izler; bizler için hem onurlu bir sorumluluk hem de sarsılmaz bir vicdan mirasıdır. Bu mirasla birlikte dayanışmanın gücüne inanarak; mesleğimizi hukuka ve adalete bağlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Avukatlar Günü’müz kutlu olsun. 💐 #AvukatlarGünü #5NisanAvukatlarGünü #adalet
Türkçe
0
18
18
856
Lawyers In Exile retweetledi
Weltanwälte e.V.
Weltanwälte e.V.@weltanwaelte_eV·
Hâkimlik mesleğinden ihraç edildikten sonra yaşadığı zorlu süreçlere ve yakalandığı kanser hastalığına rağmen hukuka olan inancını ve mesleki duruşunu koruyarak avukatlık görevini sürdüren meslektaşımız Avukat Kemal Çavdar’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine, tüm sevenlerine ve hukuk camiasına başsağlığı dileriz. Kendisini hukuk mücadelesini bırakmayan duruşu ve karşılaştığı güçlükler karşısında sergilediği dirayet ile saygıyla hatırlayacağız…
Weltanwälte e.V. tweet media
Türkçe
1
37
94
2K
Lawyers In Exile retweetledi
Advocates of Silenced Turkey
Advocates of Silenced Turkey@silencedturkey·
Abdullah Tırpan is a severely ill political prisoner who cannot meet any of his personal needs on his own, including using the toilet. Despite that Turkey’s Forensic Medicine Council issued a report stating that 72-year-old Abdullah Tırpan, who is elderly and gravely ill, is fit to remain in prison.
BOLD@BOLDmedya

Tekirdağ Cezaevi’nde tutulan 72 yaşındaki Abdullah Tırpan amcanın sağlık durumu giderek ağırlaşıyor. Kişisel ihtiyaçlarını gideremez hale gelen yaşlı ve hasta mahpusun kızı Refia Tırpan, babasının acilen tahliye edilmesi çağrısı yaptı. boldmedya.com/2025/11/12/has…

English
0
56
63
1.5K
Lawyers In Exile
Lawyers In Exile@LawyersInExile·
Tutsak ağır hasta Abdullah Tırpan'ın yaşam hakkı ciddi tehlike altındadır. Kanunların öngördüğü, infazın ertelenmesi ve tahliye tedbirlerine karar verilmesi zorunluluktur. İnsanlık dışı muameleye derhal son verilmelidir. @adalet_bakanlik @HSKKurumsal AskeriÖğrencinin Çığlığı
Sevinç Özarslan@sevincozarslan

"BABAMIN ÇOK VAKTİ KALMADI, TAHLİYE İÇİN ÖLMESİNİ BEKLİYORLAR" Bir yıldır Tekirdağ'da tutuklu olan köfteci Abdullah Tırpan amcanın kızı: "Babamın artık çok vakti kalmadı. Bunu görüşlerde görünce hissediyoruz. İki hafta önce 3 Şubat'ta açık görüşümüz vardı. Hali çok kötüydü. Konuşmaya mecali yoktu. Herhalde ölene kadar babamı orada tutulacaklar. Çıkartmıyorlar. Çok zayıflamıştı. Bu hafta daha da çökmüştü. Elleri kemikti sadece. Çok kötüydü. Cezaevinin yemeklerini yiyemiyor, 'İçim almıyor' diyor. Midesinde sıkınlar var. Geçen hafta, 12 Şubat'ta bir anda dili dönmemiş, hiçbir şekilde konuşamamış. Koğuştakiler hemen butona basmış. Ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde kağıda yazmışlar. Revir doktoru ambulans çağırmış. Şekerine, tansiyonuna bakmışlar. Her şey normal ama dili dönmüyor, dili ağzının içinde büyümüş. Konuşturmaya çalışmışlar. Biraz konuşunca koğuşa geri göndermişler. Bu hafta nörolojiye götürecekler babamı. Birkaç ay önce bilincini kaybedip bayıldığında, komaya girdikten sonra kalp ilacı vermişlerdi. Şu an onu da kullanıyor ama kalbi hemen yoruluyormuş. Merdiven çıktıktan sonra çok çarpıntı oluyormuş. Taşikardı var diye yazmış doktor. Biraz o ilaç iyi gelmiş. Ama tansiyonu 5'e düşüyor. Geçen yine baygınlık geçirmiş. Kişisel bakımını tek başına yapmıyor. Koğuştakiler yardım ediyor. Tutuklanmadan önce elleri tutmadığı için babamın tırnaklarını ben keserdim, bana bile zor alışmıştı. Kendi kızına bile zor alışmışken başkasının yapması zor geliyor. Tuvalet ihtiyacı için sandalyenin ortasını kesip oturak yapmışlardı, onu kullanıyordu. Şimdi cezaevi medikal bir sandalye vermişler ama yine de koğuş ortamında tuvalet ihtiyacının bile kendi başına karşılayamamak çok zor. Bir de bunların üstüne ayak tabanları yanmış. Babamın zaten zatürresi de vardı, kireçlenmeden dolayı eklem yerleri de ağrıyor. Koğuştakiler de beş litrelik bidona sıcak su doldurmuşlar. Yatağın içine koymuşlar. Babam da iyice ısınsın diye ayaklarını yapıştırınca ayaklarının altı komple yanmış. Şişe patlamamış ama ayağı şişeye yapışmış. Topuğundan parmaklarına kadar iki ayağı birden yanık. 'Sıcak sıcak iyi geldi' dedi ama şeker hastası olduğu için hiçbir şeyi hissetmiyor. Sinir ucu iltihabı olduğu için ellerinde ve ayaklarında his kaybı var. Yandığını da fark etmiyor. Kalkmış ayağa, bakmış terliğinde su var. Su toplayan yanıklar patlamış. 'Benim terliğimde neden su var' demiş, bir bakmışlar ayağının altı komple yanık. Plastik cerrahiye götürmüşler, Ayağının altındaki deriyi komplo almışlar sarmışlar, her yetini kapatmış görüşte, çenesine kadar kazağını çekmiş, babam da bir şey anlatmıyor götürmesinler diye. Zaten rüyalarda görüyor. Babam böyle şeyleri hisseden bir insandır. 'Sarıklı insanlar geldi, beni yanlarına çağırdılar. Koğuştakiler aklıma gelince uyandım. Herhalde gidecektim' diye bize anlattı." AskeriÖğrencinin Çığlığı Bilgi: tr724.com/hasta-mahpus-a…

Türkçe
0
18
24
337
Lawyers In Exile retweetledi
Lawyers In Exile
Lawyers In Exile@LawyersInExile·
Türkiye’de hukuk can çekişmeye devam ederken, yeni verilere göre AİHM önündeki dosyaların %35’i, yani üçte birinden fazlası Türkiye’ye ait. Daha bugün, ihraç edilmiş ya da halen görevde olan 93 vergi müfettişi, kanunsuz ve keyfi gerekçelerle gözaltına alındı. @adalet_bakanlik
Lawyers In Exile tweet mediaLawyers In Exile tweet media
Türkçe
1
9
9
213