
InDeiServito
205 posts

InDeiServito
@Lordislamid
De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.






Azazil yani Yahudi Literatüründe ''Şeytan'' isimli bir hesap ilgimi çekti. Sistemli bir şekilde sürekli bizi paylaşıyor. Bugün şöyle bir baktım ; Şimdi ilginç bir skalası var. Ehli sünnet olarak dini benden koruyor gibi burada. Tabi ki öyle değil.






İlahiyatçı İlhan Şenocak: “Allah’a isyan olan yerde siyasi bir partiye itaat haramdır. Kıyamet günü sana şehvet arenasına çevrilen gençlik şöleni de sorulacak.”


AKLÎ HÜSÜN-KUBUH VE NAKLİ ÖNCELEME KONUSU Birkaç gündür aynı sorular geliyor: "Nakil ile sabit olmuş bir meselede aklen kabih hükmü verilebilir mi?" veya "Maturidilere göre akıl, nakildeki hükümleri iptal edebilir mi?" vb. Daha önce, meselelerin ilke olarak değil tikel olarak hasen veya kabih olduğunun tespit edilmesinin beşer için son derece zor olduğundan bahsetmiştik. Fakat bu soruların kendisinde gözden kaçırılan nokta şudur ki "hükmün sabit olması" zaten hasen-kabih yönün tespitinin (veya tespit edilememesinin) sonrasında gerçekleşen bir olgudur. Bu sorular, halk tarafından çok sorulan "Sahih bir hadis Kur'ân'la çelişir mi?" sorusuna benzemektedir. Nasıl ki "Kur'an'ın açık beyanı ile (tevilsiz ve her yönden) çelişen ahad bir rivayete zaten en başta sahih hükmü verilemez." deniyorsa yani bu araştırma "sıhhat hükmü verilmesinden" öncesinde gerçekleşiyorsa aklî hasen veya kabih hükmü verilmesi de böyledir. Yine mesela Allah Teâlâ'nın (mec'ûliyet ve teraccüh problemi gibi sebeplerle) uzuvdan veya unutmaktan münezzeh olduğu aklen açıktır. Buna karşın birisi "Nakilde uzuv veya unutmak ispat edilmişken nasıl oluyor da akılla bunu iptal ediyorsunuz?" diyemez. Zira aklen imkansız manaların bilinmesi naklin incelenmesinden ve hükmün tespitinden öncedir. İlk bakışta zâhiren "Onlar Allah'ı unuttu, Allah da onları unuttu." şeklinde tercüme edilebilecek ayetin daha en baştan "Allah unutur." hükmünü ispat etmediği bilinir. "Hüküm böyle sabit oldu." denemez. (Peki böyle nasları anlamada usul nedir? bkz. x.com/i/status/20169… ) Bu sebeple böyle sorular yerine "Şu tikel meselenin ilkesel hasenliğe veya kabihliğe dönen yönü var mıdır veya varsa nedir?" benzeri sorular üzerinden yola çıkılmalıdır.


Tartıştığı Cihannümâ Hoca, bizzat İhsan Hoca’nın kendisiyle yüz yüze görüştü; Altay’ın görüştüğü/paylaşım yaptığı diğer bazı hocalarla da görüştü. Ona bu şekilde söylemişler. Hatta meşhur bazı hocalar, Altay’a reddiye sadedinde “Çok sert” yazılar kaleme alıp Cihannümâ Hoca’ya teslim etmişler. Kendisi bana bunları zamanla paylaşacağını söyledi. Altay’ın görüştüğü pek çok büyük hocamız, “Biz onu böyle bilmiyorduk.” demişler.


Hz. Ali, Cemel ve Sıffin ordularını müslüman “kardeşlerimiz” olarak tanımlamış onları asla tekfir etmemiştir [Şii kaynaklarda da böyle] I Ebubekir Sifil


Çocukluk arkadaşını kaybeden yaşlı adamın, mezar başında yaptığı konuşma, izleyenleri duygulandırdı. “Ey Ahmet az sonra iki tane sorgu meleği gelecek. Tatlı dilli, güler yüzlü seni sorguya çekecekler. Diyecekler ki, rabbin kimdir?”










