
Mehmet Metiner
44.5K posts

Mehmet Metiner
@MetinerBasin
24.Dönem Adıyaman, 25 ve 26. Dönem İstanbul AK Parti Milletvekili/Yeni Şafak Köşe Yazarı/Demokrasi ve Birlik Derneği/Vakfı Genel Başkanı


“İran’ın saldırılarına dair Arap ve İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları İstişari Toplantısında Şu Ortak Açıklama Çıktı: 1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir. 2. Bakanlar, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı’na, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı — petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil — hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir. 3. Bakanlar, İran’a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir. 4. Bakanlar, İran’ın, tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran’ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere Arap ülkelerindeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören 2817 (2026) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı’nı uygulama yükümlülüğüne uyması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca İran’ın, Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb’de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir. 5. Bakanlar, Lübnan’ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır. 6. Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir.” @hakanchelik



Şuraya bir soru bırakacağım ve savaş bitene kadar Şia konusunu bir daha açmayacağım: İslam Dünyası’yla münasebetinin “kendi alanını genişletmek”ten ibaret olduğunu artık sağır sultanın bile çok iyi bildiği İran, bu karanlık savaş bittikten sonra mezhep ihracı propagandasını daha üst seviyeye taşıyacak ve “İslam Dünyası’nda Amerika ve İsrail’e direnen ve şöyle şöyle zararlar veren tek ülke” söylemi üzerine kurgulayacak. Orta Doğu’dan Avrupa’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya bu söylemin yıkıcı etkisi hiç şüphe yok ivmelenecek. Ülkemizi ve insanımızı bu etkiden koruma noktasında tedbirimiz nedir?


Memlekette enteresan derecede şiddetli bir İrancı damar var. Medyasından siyasetine, sosyal medyasından sivil toplumuna… Sağından soluna her yerde aktif… Öyle böyle değil. Böyle zamanlarda gücünü hissediyoruz ama bence hala derinliğini tam olarak kavrayamıyoruz. Ve bu İrancı damar tıpkı İran rejiminin kendisi gibi “hata yaparken tuzak kuruyor”, “kaybederken zafer yazıyor”, “ölürken fedakarlık ediyor”, “zayıflarken ‘çok tehlikeli hale’ geliyor” falan… Söylem aynı söylem… Medyada, sosyal medyada, İran’ın dışında konuşuyorsunuz sanıyor, mevzuya objektif bakarak giriyorsunuz ama bir anda Türkiye’de değil de, İran’ın içinde konuşuyormuşsunuz gibi yankı odalarında buluyorsunuz kendinizi… Ve bu İrancı damar, kendinden olmayanları da ikiye ayırıyor: Gerçeği bilmesine rağmen sesini çıkarmayanı, onların gemisine binmeyi tercih edeni kayırıyor. Yanlışa yanlış diyeni denklem dışına atıyor. Suriye’de ağzımızı açtığımızda “Siyasal İslamcı”, “IŞİD’ci” bilmem ne diyenler, bugün istisnasız İsrailci, Amerikancı diyenlerle aynı. Valla öz vatanımızda yabancı hissetmekten yorulduk, bıktık, sıkıldık.


Gerald Ford uçak gemisi böyle yanmış. ABD, yangının çamaşırhane çıktığını iddia ediyor. Bu nasıl çamaşırhane? 337 metrelik geminin altını kaplamış, heryeri yanıyor. 200 asker yaralı, hiçbiri güverteye çıkmayı akıl edememiş mi? "Vurulduk" demek bu kadar mı zor?



🔴#SONDAKİKA | İran İsrail'de bir silah fabrikasını vurdu. İtfaiyecinin çaresizce izlediği anlar tüm dünyada alay konusu oldu.


15 Temmuz Derneğimizin davetlisi olarak, şanlı direnişin 10. yılında; 18 Mart Çanakkale şehitlerimizi, 15 Temmuz şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimizle birlikte dualarla andık. Aynı sofrada buluşmanın, aynı ruhu paylaşmanın huzuruyla iftarımızı açtık. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. 🇹🇷 #15Temmuz #ÇanakkaleGeçilmez #ŞehitlerimiziAnıyoruz #BirlikBeraberlik

“Allah bizimledir” diyen imanlı kalplerin imkânsızlıklar içinde yazdığı kutlu bir destandır 18 Mart… Bir devrin battığı, vatan kalbinin attığı, Mehmed’in düşmanı boğduğu sele mübarek kanını kattığı yerdir Çanakkale… İstiklal uğrunda, namus yolunda can veren aziz şehitlerimizi, geriye adını bile bırakmadan toprağa düşen meçhul askerleri, kahraman ecdadımızı rahmetle, hürmetle, dualarla yâd ediyoruz.

Mezhepçiliği körüklemek için getirilen argüman zaten çok zayıf da. Ama aslında bu dostların Kerbela olayını da bilmediğini gösteriyor bu sohbet. Burada şoförün lanet ettiği Ömer'in halife Hz. Ömer olduğunu nereden çıkarmış bu arkadaşlar. Bir Şii Ömer'e lanet ederse Hz. Ömer'i değil Ömer bin Sa'd'ı kast eder. Kimdir Ömer bin Sa'd? Rey valisi olmak için (dünyalık için) Peygamber efendimizin torunu Hz. Hüseyin'in karşısına çıkan komutandır. Kerbela'da Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin su yollarını kesen ve 10 Muharrem günü ilk oku atarak savaşı resmen başlatan kişi Ömer bin Sa'd'dır. Peygamber efendimizin göz nuru torununu katletmiştir. Sizi bilmem ama Ömer bin Sa'd'ı ben de sevmem. Şoför Sünni olduğunu bile bile iyi davranmış. Ona bu şekilde Ömer'i kötülüyorsa belli ki Ömer bin Sa'd'ı kast ediyor (ne bilsin arkadaş Kerbelayi bilmiyor). Zaten neden Osman değil de Ömer mesela? Ama hadi diyelim Hz. Ömer'i kast etti. Terbiyesiz ve mezhepçi bir Şii taksiciden hareketle ben neden tüm Şiileri düşman ilan edeyim. 260 milyonu aşkın insan yahu? Sahi Azerbaycan Türklerini (malum çoğu Şii) de katıyor musunuz "düşman" listenize? 100'lerce mezar taşına Ömer ismini yazdıran siyonistler İran'ı bombalayıp çocuk öldürürken mezhepçiliği körüklemeyeceğiz. Ehli sünnet gibi davranacağız.

Kavramak için önce samimiyet gerekir. Görülüyor ki anlamak gibi bir çabanız yok. Bu coğrafyayı tanımayan insanlar bu damarı anlayamaz. Ne olacaktı her dönem sahnede aklınızca konuşacak kendinizi de bize Reis destekçisi olarak gösterip konforunuzu sürdüreceğinizi mi sandınız? İşte şimdi Reis’in anlayışını bilmemeniz sırıtıyor… bunun sırıtacağını da bilmediğinizi dahi bilmiyorsunuz. Tanığa başka sorum yok…



