Sabitlenmiş Tweet
Noor
2.2K posts

Noor retweetledi

ODTÜ mezunları ve ODTÜ'lü akademisyenlerinden provakasyona tepki:
🔸"Bir adım ötesi eli palalı çetelerdir"
🔸"Tüm ODTÜ kamuoyunu yapılan provokatif çağrılara karşı ODTÜ ilke ve değerlerine sahip çıkan bir tavırla sağduyulu davranmaya davet ediyoruz"
sendika.org/2026/05/odtulu…


Türkçe
Noor retweetledi
Noor retweetledi

Bir adam, boşanma davasını takip eden avukatıyla eşinin aşk mesajlarını yakaladı.
♦️ Kadın: “Yılmaz ne yapıyorsun?”
♦️ Avukat: “Dosyalara bakıyorum, sen ne yapıyorsun?”
♦️ Kadın: “Seni özledim de ofisteysen bir uğramak istiyorum.”
♦️ Avukat: “Gel tabii canımın içi bekliyorum. Ben de seni özledim.”
♦️ Kadın: “Tamam geliyorum o zaman.”
♦️ Kadın: “Artık şu adamdan da beni boşa.”
♦️ Kadın: “Rahat rahat geleyim ya.”
♦️ Avukat: “Az kaldı prenses, sabır.”
♦️ Avukat: “O günler de gelecek.”

Türkçe
Noor retweetledi
Noor retweetledi
Noor retweetledi

@SELVATOR2 Tutkuyla çalışmak bu hanımefendinin bahsettiği usüllerde olmaz. Mesaisi de olmaz tutkunun, aşkla çalışmanın. Hele 18 saat hiç sürmez. Hayatsızlıktan delirmiş gibi herkes.
Türkçe

Merve Hanım’ın söyleminde hiçbir yanlış görmüyorum; anlatmaya çalıştığının da bir köleliği normalleştirme olduğunu hiç düşünmüyorum.
Hatırlatmak isterim: Çalışma hayatının asgari standartları şirketler tarafından değil, kamu gücüyle belirlenir. Kural dışılık ise yine düzenleyici otorite tarafından denetlenir ve gerektiğinde hukuk devreye girer.
Merve Hanım’ın ifade etmeye çalıştığından benim anladığım; yeni dijital endüstride rekabetin, girişimci, değer üreten ve inovatif vizyona sahip yetenekler arasında geçtiği ve bu vizyona uyum sağlayanların ekip kurabildiğidir. Sadece maaş ve sosyal hak paketlerine sıkışmış bir tercih yapanların ise bu vizyona sahip olamayabileceğini ve ekip kriterlerine uymadığını ifade etmeye çalışmış.
Ben burada “köleliği” çağrıştıracak bir ifade göremiyorum. Bu anlamda çalışma saatleri, asgari sosyal haklar gibi konular, benzer şirketler arasında yetenek çekmek için araç olabilir. Ancak “modern kölelik” kavramının tanımı ve içeriği bundan oldukça farklıdır.
Sosyal medya aktivitesi, her kuyuya taş atanın peşinden muhakeme yapmaksızın sürüklenmek anlamına gelmemeli. Önce durup düşünmek gerekir.
Kamunun iktisadi hayat üzerindeki denetleyici ve düzenleyici rolü üzerinde bir kez dahi durmadan, genç ve heyecanlı bir kadın profesyonelin ifadelerinden yola çıkarak çirkin mahalle normlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne dayatmaya çalışan bazı densiz hesapların kabadayılık yaptığı bir ülke değil burası.
Eleştirecekseniz de edebinizle eleştirin.
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923
⚠️ Bir şirkette üst düzey yöneticilik yapan Merve Nazlıoğlu, işe alacağı kişilerden beklentilerini açıkladı: “Burası bir şirket değil. Burası bir ‘ütopya.’ Bunu tüm mülakatlarda söylüyorum. Buraya primler, sağlık sigortası için geliyorsan hiç konuşmayalım. Burada bir hayal ve hayale adanmış hayatlar var. ‘Sen bu savaşa hazır mısın, bundan zevk alacak mısın’ diye soruyorum mülakatlarda. Evlenirmişçesine seçtiğim insanlar bunlar. Günde 18 saat harcadığım insanlarla aynı ateşi paylaşıyor olmam çok önemli.”
Türkçe
Noor retweetledi
Noor retweetledi

Deleuze felsefesine dair derli toplu bir söyleşiyi çevirdim.
Konunun uzmanı Patrice Maniglier'nin bu yazısından çok şey öğrendim ama aklımda en çok yer eden şey düşünürün Deleuze'e nasıl yaklaşmamız gerektiğine dair şu temel tavsiyesi oldu:
"Onun kitaplarını tablo izler gibi okumak gerekir. İletişim aracından ziyade metinden oluşan nesnelerdir bunlar, şato hakkında fikir edinebileceğiniz küçük haritalar gibidir. Deleuze şunu tekrar tekrar söyler: Felsefe onun için bir yaratım işidir, tartışma işi değildir."
Bu söyleşinin tamamını okumak isterseniz buyrun: akademifr.com/gilles-deleuze…

Türkçe
Noor retweetledi
Noor retweetledi
Noor retweetledi
Noor retweetledi
Noor retweetledi
Noor retweetledi

Oğuz Atay Tutunamayanlar'ı yazmadan önce Yusuf Atılgan Aylak Adam'da ki bir pasajdan etkilendi ve sonrasında kağıda kaleme sarıldı. O bölüm şuydu:
“dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaydaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, “- veli ağa’nın öküzleri gibi öküz, yoktur”, demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!”
Yusuf Atılgan Aylak Adam 1959
Oğuz Atay öldükten sonra Yusuf Atılgan 1984 yılı Nokta Dergisine verdiği röportajda Atay hakkında ki pişmanlığını şöyle anlatıyor;
"Köyde oturduğum sırada bir gün 'ilginizi umarak' diye imzalanmış bir kitap gelmişti bana: Tutunamayanlar. Çok beğendiğim halde bunu Oğuz Atay'a bildirmek gereğini duymamıştım. Böylesine güzel roman yazan birinin başkalarını da yazacağını, benim yargıma gereksinmeyeceğini düşünmüştüm. Yıllar sonra bir tanıdığına benim için 'Romanımla ilgilenmedi,' demiş. Bunu duyduğumda üzüldüm. Ölmemiş olsaydı ne yapar eder onu bulur konuşurdum."

Türkçe
Noor retweetledi
















