S.A.K@SAKinvests
Yatırımcı ilişkileri olayına bütünsel bakmak lazım. Basit birkaç soruyu bile cevaplamayan, 3-5 sayfa ppt slayt oluşturup yatırım tezini açıklamayan, finansal tablolarını kronik olarak son zamana bırakan bir şirket, asıl işini ne kadar düzenli, tertipli yapıyor olabilir ki?
Bu işler beceriden ziyade bir tutum meselesi. Eleman açığın olur, sistemin zayıftır, bir yapamazsın iki yapamazsın üçüncüde açığını kapatırsın. Bu bir sorumluluktur.
Dikkat edin disiplinli bir eğitim sürecinden geçmiş ve bunu özümsemiş insanlar (ailede, okulda) yatırım işinde de başarılı oluyor. Boğaziçi mühendislik fakülteleri bir ara ful bankacı çıkarıyordu. Hatta EE'de bir hoca -adını hatırlayamadım- ilk dersinde öğrencilere finansçı olacaksanız yolun başından iibf'ye geçin bizi uğraştırmayın diyordu. Burada esas olan eğitimin içeriği değil, onun getirdiği tutum, sorumluluk ve disiplin. Bu insanları finansa değil başka bir yere de koy onu da yaparlar. Nihayetinde roket uçurmuyoruz.
Şirketler için de durum aynısı. Yaz ya Calibri 12 ile bir stajyere ver biz neyiz, ne üretiyoruz, ne yapmayı planlıyoruz. Bu millet neciptir, halden anlar. Zaten dışarıdan görünüyor kimin ne olduğu, en azından niyet beyanı yapmış olursunuz.