
Sema Maraşlı
18.3K posts

Sema Maraşlı
@Semamarasli
Yazar✏️ *Zayıfların hakkı, kuvvetlilerden alınmayan bir millet nasıl temizlenebilir. * Hz.Muhammed (s.a.v) [email protected]









Bizim Müteahhitler! Muğla-Milas'ta, kesin korunacak hassas alan ilan edilmiş bölgede Ağaoğlu'nun kurmak istediği turizm kentini 2021 ve 2022'de haberleştirmiştim. Proje şimdi TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'na geçmiş, o da arkeolojik Sit alanı, önemli doğa alanı, sulak alan gibi koruma statüleri bulunan Bargilya Tuzla Sulak Alanına henüz inşa edilmemiş, hatta yargı süreci devam eden villaları birer ikişer prim diye dağıtıyor. İki ayrı tweet dizisinde anlatmıştım: 1- Projenin Bargilya Tuzla Sulak Alanına yapılması biyoçeşitlilik anlamında neleri yok edecek --> x.com/DoguEroglu/sta… 2- Açılan davada bilirkişi heyeti, "Su kaynakları bozulur, Geri dönüşü olmayan habitat kaybı meydana gelir" deyip proje hakkında olumsuz görüş bildirmişti --> x.com/DoguEroglu/sta…

Bizi hobi bahçesiyle oyalarken, arkada koca bir dağı haritadan siliyorlar! 🚨 Domates eken amcanın 500 metrekarelik yerine "tarım arazisi elden gidiyor" diye dozer gönderenler, Kaz Dağları’nın %79’unu maden şirketlerine parsel parsel dağıtmış! ⛏️🌲 📍 Rakamlar yalan söylemez: • Tüm Türkiye'deki hobi bahçeleri: 20-30 bin dönüm. • Sadece Kaz Dağları'ndaki maden ruhsatı: 12.9 MİLYON DÖNÜM! Madenler, o çok kızdıkları hobi bahçelerinden tam 650 KAT daha büyük. Mesele gerçekten tarımı korumak mı, yoksa dağı taşı siyanüre boğmak mı? #KazDağları #VatanToprağı #UyanTürkiye #hobibahçemedokunma #HobiBahçesi




SORUNU DOĞRU TANIMLAMAK Türkiye'de 20 milyon hane var. Her aile 500 m² bahçeli tek katlı evde otursa ancak Konya yüzölçümünün dörtte biri yani 10.000 km² ediyor. Uzun yıllar öncesini, Bilecik yöresinde yaşadığım çocukluk ve gençlik yıllarımı hatırlıyorum. Biz kentte (Eskişehir’de) büyüdük ve kentten köye babamın işi icabı tersine göç etmiştik. Çocukluk ve gençliğimde çok güzel yıllarım köyde geçti. Köylü bir sene “Bu yıl soğan çok para etti. Keşke ekseydik” der, herkes ertesi yıla bolca soğan ekerdi. Ertesi yıl “Bu yıl soğan para etmedi” derdi ve ekmezdi. Bu döngü gördüğüm kadarıyla hala tekrar ediyor ve köylünün çoğu her sene zarar ediyor. Aynı döngüyü domates gibi ürünlerde de görürdüm. Hatta seracılık vs sayesinde ürünlerde bu döngünün süresi de kısaldı. Bu sorun kahvehane muhabbetlerinden öteye gitmezdi. Köylünün sorunu çözmek için bir araya gelip masaya yatırdığına şahit olmadım. Çeşitliliği seven rahmetli babam bir yıl dedi ki “Bu yıl bol soğan ekeceğiz”. “Ama baba soğan para etmedi” demiştim. “Zaten o yüzden ekeceğiz oğlum” demişti. 2 ton soğan ektik. Hakikaten çok zorlandık. İmecenin gücünü o zaman keşfetmiştim. Bir kez İpek böceği yetiştiriciliği, her tür sebze ve tahıl ekimini 2 dönümlük arazi üzerinde babamın sayesinde deneyimlemiştim. Babam, ipek böceklerinin kozaları delerek kelebek olmasın diye fırında ısıtılarak imha edilmesi sürecini yaşayınca “bundan sonra hiçbir şekilde ipek böcekçiliği yapmam” demişti. İpek böceklerinin dut yapraklarını iştahla yemeleri hala hafızamda. Bir kutu ipek böceği tohumunun nasıl inekler kadar dut yaprağı tükettiğini dut yaprağı taşımak zorunda olunca anlıyorsunuz. Neyse dönelim konumuza. Köylü her sene ektiği ürün nedeniyle zarar etmesinden dert yanarken babamla haftada bir iki gün çalıştığımız ve nohuttan bamyaya, soğandan domatese hatırınıza gelecek pek çok şeyden 2 dönümlük arazide ürettiklerimizi cuma günleri köy pazarında iyi fiyata satardık. Diğer günler asıl işi olan elektrikçi dükkanında çalışırdı. Babam tam bir “maker” idi. Arazimiz Sakarya nehrine sadece 20-30 metreydi. Bir gün tarlamıza birlikte tulumba çakarak su çıkarmıştık. Arıcılıktan, tavuk yetiştiriciliğine her şeye merakı vardı. Kentten köye göç edip 200 tavuk besleyen birisi olmuştu. Çeşitlilik merakınız varsa bir manavda bulabileceğiniz meyve ve sebzenin çoğunu Bilecik yöresinde yetiştirebilirsiniz. Yıllar geçse de bazı sorunlar çözülmüyor. Çünkü problemi doğru tanımlamayınca asla çözemezsiniz. Bu nedenle aktif öğrenmeyle işlediğim her dönemki girişimcilik derslerimde en az 2 haftayı problemi doğru tanımlamaya ayırırım. O kadar çok örnek var ki. Öğrenciler malzeme bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Köylerde sorunlar eskisinden çok daha büyük. Taşımalı eğitimle ve başka faktörlerle boşalan köylerin mesafeleri bir yasayla kentlere mahalle edilerek kısalmış olmadı. Onları sürdürülebilir olmaktan çıkararak kentten gelecek çöp kamyonlarına mahkum etti. Köylerin sorunları katlanarak arttığı için köylerde neredeyse kimse kalmadı. Verimli, refah üretebilecek yerler atıl şekilde yerlerinde duruyor. Hepimiz kentlere şu haritada gösterilen noktalı alanlara gettovari sıkışmış durumdayız. Bilişim çağı ve tarım uygarlığının harmanlandığı yeni bir paradigmaya ne dersiniz? Çünkü sorunu doğru tanımlamanın anahtarı da paradigma değişiminde yatıyor.

⚠️ ÇOK ÖNEMLİ - LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN! ⚠️ Arkadaşlar, günlerdir televizyonlarda "hobi bahçeleri yasak, tarım alanlarını mahvettiler" diye haberler dönüyor. Evet, tarım alanları önemli ama asıl büyük soygunu kimse konuşmuyor! TEMA Vakfı raporu açıkladı: Kaz Dağları'nın tam %79'u şu an maden ruhsatlı! Tam 12.9 Milyon dönüm araziden bahsediyoruz. Bizim üç beş meyve ağacı diktiğimiz yerlerin toplamından 650 kat daha büyük bir alan maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. 🌲🔥 Hobi bahçesine "dur" diyenler, Kaz Dağları'nda milyonlarca ağacın kesilmesine, toprağın siyanürle zehirlenmesine neden sessiz? Vatanını seven bu gerçeği paylaşsın. Çocuklarımıza bırakacak bir karış yeşilimiz kalsın! 🙏🇹🇷 #hobibahçemedokunma #HobiBahçesi

Köylerdeki mülkiyet kördüğümünü bilmeden "yasaya uyun" diye höyküren yasa severlere bir çift sözümüz var. Sizin o kutsadığınız mevzuat, Anadolu’nun gerçeğine çarpıp un ufak oluyor. Buyurun, o masa başı cehaletinizle yüzleşin. Mevzuat; "5 dekar olacak, yola cephen olacak, müstakil tapu olacak" diye dayatıyor. Bu şartları sağlamak bugün imkansız. Ne dede toprağını bekleyen köylüde var bu imkan, ne de şehirden kaçıp "ben de üreteceğim" diyen hevesli insanda. Yasa severlerin anlamadığı en büyük engel: Hisseli Tapu. Adamın 5 dekar fiilen işlediği, emek verdiği arazisi var ama tapuda ismi olan onlarca hissedar var. Bir tek kişi inat etse, 5 dekarın sahibi o toprağa bir kulübe yapamaz. Sizin yasa dediğiniz şey burada adaletsizliğin dik alasıdır. Şehirden kaçıp tarım yapmak isteyen insanı "betoncu" diye yaftalamak en büyük haysiyetsizliktir. Bu insanlar beton yığınlarından kaçıp toprağa sığınıyor. Mevzuat onlara yasal bir yol bırakmadığı için kaçak damgası yiyorlar. Üretmek isteyeni suçlu ilan eden sistem, bizzat sorunun kaynağıdır. 3-5 dönüm yeri eken, biçen, koruyan üretici nerede kalacak rezidansınızdan, klimalı odanızdan tarım güzellemesi yapmaya benzemez bu işler. Barınma haktır, üretim ise zorunluluktur. Milyarlık dev otellere, sahil yağmacılarına imar barışı gelirken gıkınız çıkmaz; ama tarlasında başını sokacak bir dam yapan üreticiyi linç edersiniz. Sizin derdiniz hukuk değil, kırsaldaki insanın yaşam hakkına duyduğunuz o hastalıklı şehirli kibridir. Tarımı saksı çiçeği sanan bu cahil güruh bilmeli ki; üreticinin barınamadığı toprakta üretim ölür. Bizim ihtiyacımız olan şey sizin o körü körüne savunduğunuz kağıt parçaları değil; toprağı işleyeni ve toprağa döneni suçlu ilan etmeyen, gerçekçi bir Kırsal Mimari Devrimidir. Hobi bahçeleri kırsala dönüşüm ilk adımıdır Yan bir geliri olan bir emeklinin veya bir çalışanın mutlu huzurlu güvenle yaşayabileceği, kendi sebzesini yetiştirebileceği 3-5 tavuk besleyebileceği küçük ama iş görecek alanlardır. Zevzeklik yapmasın kimse #TarımGerçeği #MülkiyetÇıkmazı #YasaSeverler #ÜreticiHakkı #KöyeDönüş #TarımMevzuatı


Yalan Ilısu Barajı 300 bin dönüm.. Ankara-Niĝde karayolu 41 bin dönüm.. Bu kadar 1.sınıf arazi üzerine beton döktuler. Toplam hobi bahçesi 31 bin dönüm! Topraĝı düşünen bunu yaparmı?

📌 4.5G’de 5 dakika süren bir film indirme işlemi, 5G ile yaklaşık 30 saniyeye düşüyor. 📌 5G’ye geçmek için 5G uyumlu bir telefon, uygun bir SIM kart ve operatör aktivasyonu yeterlidir. 📌 Uzaktan robotik ameliyatlardan otonom araçlara, akıllı fabrikalardan kesintisiz eğitime kadar birçok alan 5G ile dönüşüyor. 📌 Akıllı şehirler, daha az trafik ve daha düşük enerji kaybı 5G sayesinde mümkün hale geliyor. #budefa @tunaoztunc

Robert F. Kennedy; 5 yıl içinde Bill Gates'e ait uydular. "Günün 24 saati gezegenin her santimine bakabilecek." "Verilerimizi toplamak ve davranışlarımızı kontrol etmek için 5G"yi koyuyorlar." "Bizi uzaktan cezalandırmalarına ve gıda arzımızı kesmelerine izin verecek dijital para birimi." #5G

Dijital Pandemi!.. Dr. Martin Pall: “5G'nin yaygınlaştırılması çılgınlık.” Elektromanyetik alan uzmanı Dr. Martin Pall, 5G'yi erken yaşlanma, DNA hasarı ve serbest radikallerin oluşumuyla ilişkilendiriyor. Biyobilimci, Washington Eyalet Üniversitesinden Dr. Martin Pall; "Okulların yakınında Wi-Fi ve antenlerin bulunması büyük bir endişe kaynağı olmalıdır. On milyonlarca 5G antenini tek bir biyolojik güvenlik testi yapmadan yerleştirmek, kesinlikle akıl almaz bir şey. Yeni 5G kablosuz teknolojisi, 4G ve Wi-Fi'den çok daha fazla enerjiye sahip fotonlar üreten milimetre dalgaları (son derece yüksek frekanslar) içerir. Bu teknolojinin güvenliği test edilmeden kullanılmasına izin vermek son derece pervasızcadır, çünkü milimetre dalgalarının insan vücudunun tüm bölümleri üzerinde derin bir etkisi olduğu bilinmektedir.” -Kaliforniya Otoimmünite Araştırma Vakfı Direktörü Prof. Trevor Marshall; “5G ile milimetre dalga radyasyonu gönderme planları, insanlığın şimdiye kadar tasarladığı en büyük risk.. Yaşanacak güvenli bir yer kalmayacak.” -Elektrik Mühendisliği Bölümü, IIT Bombay Prof. Girish Kumar; “Tüm yaşam, 5G radyasyon yayan cihazların çalışmasına dayanacak ve ona bağımlı olacaktır. Bu, insanlık tarihinde benzersiz bir durumdur; tüm insan nüfusu, konuşlandırılmadan önce yeterince test edilmemiş, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayan yapay cihazlara maruz kalacaktır. Yeterince test edilmemiş ve hepimizi etkileyecek teknolojilerin konuşlandırılmasına izin veren bilim insanlarının, karar vericilerin ve endüstri liderlerinin sorumluluğu nedir ve ne olacaktır? Cevap basit: hiçbir sorumlulukları yok!" stop-5g.jimdofree.com/2021/03/13/dr-… ( Anlayacağınız durum aynı Covid-19 gibi!.. Bu defa Dijital Pandemi.

Dijital Pranga. 2018'de yazmıştı 5G'nin kitabını. Ve herkesi uyarmıştı. kitapyurdu.com/kitap/5g-nesne… Ülkemizde 5G'yi en iyi bilen bilim insanı. Prof. Dr. Selim Şeker.. Bugün 5G hakkında hiç bilinmeyenleri anlattı ve yine uyardı; "1 Nisan şakası gibi 5G’ye geçeceğiz. Kulanım frekansı 20-100GHz iken Ülkemize 3.5GHz (şehir merkezi) kırsal/ bina içi 700MHz tahsis edilmiştir. Dolayısıyla 5G değil 4.75 GHz diyebiliriz. 5G, önceki nesillerden farklı olarak "milimetrik dalgalar" (mmWave) kullanır. Bu dalgalar çok yüksek frekanslıdır ancak menzilleri kısadır. Kesinleşmiş etkilerden bazıları. Deri ve Göz Etkisi: Bu dalgalar vücudun derinlerine inmez, ancak deri ve göz korneası tarafından emilir. Derideki ter bezlerinin küçük birer "anten" gibi davranarak bu enerjiyi emebileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Oksidatif Stres: Hücre düzeyinde serbest radikallerin artmasına ve DNA hasarına yol açabilecek oksidatif stres tetiklemesi en çok tartışılan biyolojik etkidir. Sürekli Maruziyet: 5G sinyalleri duvarlardan geçemediği için her köşe başına (lamba direkleri, duraklar) anten kurulması gerekir. Bu da insanın 7/24, çok yakından radyasyona maruz kalması demektir. 5G sadece hızlı video indirmek değildir; o bir “işletim sistemi, platformu”dur. Gecikmesiz Bağlantı (Low Latency): İnsan beyninin tepki süresinden daha hızlı iletişim kurar. Kapasite: Kilometrekare başına 1 milyon cihazı aynı anda ağa bağlayabilir. Yani 5G, “Büyük Gözetim” ve “Nesnelerin İnterneti” için inşa edilmiş bir dijital sinir ağıdır. Türkiye henüz ticari olarak tam kapasite 5G'ye geçeceğini söyleyemeyiz. Ancak bu geçişi test süreçleri ve altyapı hazırlığı olarak görebiliriz. Yeterlilik: Milimetrik dalgalar için şehirlerde her 100-200 metrede bir "küçük hücre" (small cell) anteni kurulması gerekir. Şu anki mevcut kuleler yeterli değildir. Şehir mobilyalarına (aydınlatma direkleri gibi) entegre edilecek binlerce yeni mini istasyona ihtiyaç var. "Cihazlara bağlanacağız” demek, çevrenizdeki , evdeki her nesnenin birer "ajan" olması demektir: Evler: Akıllı buzdolabı, lamba, termostat, bebek telsizi. Şehir: Trafik ışıkları, çöp kutuları, güvenlik kameraları (yüz tanıma ile anlık takip). Bedenler: Giyilebilir teknolojiler (saatler), akıllı kıyafetler ve vücut içine enjekte edilen/yerleştirilen biyolojik sensorlar (LNP/mRNA bağlantısı burada devreye giriyor). 5G sadece bir köprüdür. Asıl hedef 6G'dir. Hemen 6G ile Ne Olacak sorusu akla geliyor. 5G "Nesnelerin İnterneti" ise, 6G “Zekânın İnterneti”dir. Binlerce uydu gökyüzüne yeleştirilecektir. Bunu da açmak gerekirse 6G Holografik İletişimi de diyebiliriz. Yani insanların dijital kopyalarının (hologram) anlık ışınlanması. Ve İnsan-Makine Birleşmesi. İnternetin doğrudan insan beynine bağlanması (Internet of Senses). 6G ile dijital dünya ile fiziksel dünya arasındaki sınır tamamen kalkacak. 5G, merkezi bir yapay zekânın (YZ) dünyayı anlık olarak yönetebilmesi için gereken “tekil kontrol paneli”dir. YZ, 5G ağı sayesinde kimin nerede olduğunu, ne harcadığını ve vücut ısısının (sağlık verisinin) ne olduğunu saliseler içinde analiz eder. Kontrol, artık bir polis gücüyle değil, "erişim engeli" ile yapılır. Sisteme uymazsanız; aracınız çalışmaz, kapınız açılmaz, dijital paranızı harcayamazsınız."

1 Nisan şakası gibi. Ama tehlike büyük. 5G ile. Vücudunuzdaki grafen maddesi aktif hale gelebilir. Yüksek frekanslı bu yeni dönemde hücresel sağlığımızı korumak için telefonunuzun 5G ayarını muhakkak kapatın. Bilin ki 5G insanlar, hayvanlar ve bitkiler için zararlıdır. 5G’nin 4G’den Farkı 10 kat daha hızlı olmasıdır. Aşırı hız.. Ölüm getirir. 5G baz istasyonlarına yaklaştıkca vücudunuz oksijen alamaz. Bazı ordularda 5G Silah olarak kullanılmaktadır. ( Tehlike Büyük!.. Bakın bugüne kadar şöyleydi; 4G hangi evde olduğunuzu biliyordu. Ama artık 5G hangi sandalyede oturduğunuzu bilecek. '4G tüm odayı aydınlatarak nerede olduğumuzu görmemizi sağlıyor. 5G, ışıkları kapatır ve biz hareket ettikçe bizi takip eden bir lazer işaretleyici kullanır. Modern kablosuz sistemler artık basit "radyasyon kaynakları" gibi davranmıyorlar. Bunlar izleme sistemleri. 4G dünyasında, baz istasyonları çoğunlukla her yöne sinyal gönderiyordu. Ancak 5G oyunu değiştiriyor, sadece sizi hedef alıyor.' 'Işın kılıcı' diyorlar 5G için. '5G’nin en büyük farkı, çok daha fazla anten kullanımı nedeniyle daha yüksek düzeyde radyasyon yaymasıdır. 7 ülkede, 12 farklı araştırma elektromanyetik radyasyonun insan DNA’sını kırarak genetik hasara neden olduğunu ortaya koydu.' Ne diyorsuruz.. 5G'ye geçecek misiniz? Şunu da ekleyelim; Şu an dünya genelinde birçok bilim insanı Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunarak, 5G’nin insan sağlığına zararsız olduğu kanıtlanana kadar durdurulmasını talep etti.

@gulltemel Prof. Dr. Ş. Selim Şeker “Dijital Pranga” ... 5G hızlı internet değil, "hızlı denetim" altyapısıdır. 6G ise bu denetimin insanın biyolojik varlığına (zihnine) nüfuz etmesidir. ... 5gvirusnews.com/5g/dijital-pra…

"5G ile başımız büyük belada!" Bu, Prof. Dr. Martin L. Pall'un, 5G'nin sağlık tehditlerini konu alan konferansında söylemiş olduğu sözdü. Bu platformdaki bilgi paylaşım tarzımı bilen bilir ki insanlarda korku ve çaresizlik gibi menfi duygular uyandıracak söylemlerden olabildiğince kaçınırım, misal öjenist küreselitlerin/"Epstein çetesi"nin gelecek ajandası mevzu bahis ise "yapacaklar", "edecekler" değil, "yapmayı planlıyorlar/istiyorlar/çabalıyorlar ama buna mutlaka karşı koyacağız, direneceğiz" minvalinde yazar ve insanlara "en azından" umut aşılamaya çalışırım. Bu tavır problemi sağlıklı bir şekilde saptamayı, analiz etmeyi ve gerçek çözümler aramayı ve bulmayı zaten beraberinde getirir. Başta içinde var olduğun/yaşadığın topluma ve nihayetinde insanlığa destek vermekten benim anladığım budur. Pall'un bu sözünü olduğu gibi, tamamen onaylıyorum. Evet, 5G ile başımız çok büyük belada! Bu sözü elbette kimseyi "bittik, mahvolduk" duygusuna kaptırmak, çaresizliğe sürüklemek için onaylamıyorum, burada nasıl büyük bir problemle karşı karşı olduğumuz gerçeğini kabullenmemiz gerektiğini ifade ediyorum. 5G anlaşmaları tamamen toplum iradesi hiçe sayılarak yapıldı ve esasta hukuksuz olan bu anlaşmaları takiben 5G baz istasyonları tepemize dikildi, dikilmeye devam ediyor. 5G baz istasyonları yaşam alanlarımızı işgal ediyor -60 Ghz - 100 Ghz bant aralığını destekleyen alt yapısıyla birlikte - büyük sağlık yıkımları da istisnasız hepimize uğramak üzere hazırda bekliyor. Hiçbir biyolojik güvenlik testi olmayan bu teknoloji tamamen oldu bittiye getirilerek hayatlarımıza dikte ediliyor. Maalesef, birçokları, bu teknolojinin kıytırık dizi filmlerini duraksama yapmadan izlemesi, daha fazla veriyi daha süratli indirebilmesi adına geliştirildiğine/getirildiğine öyle güçlü kani olmuş durumda ki onlarla birlik olup başta 5G baz istasyonları kaynaklı aşırı yüksek EMR tehlikesine, maruziyetlere ve elbette 5G anlaşmalarını yapan telekomünikasyon şirketlerine karşı esaslı bir mücadele vermek neredeyse imkansız görünüyor. Topyekûn çok şiddetli elektromanyetik saldırı altında kalacakken, çoğu insanın, böylesi bir saldırının teknolojinin bir gerekliliği olduğuna inanması kadar üzücü pek az şey var. Aşı propaganda çevresi/tüm "Epstein tıbbı" çevresi (evet, "modern tıp" Epstein çetesinin en kıymetli eseri, gözbebeğidir. 5G de aynı çetenin sevgili eseridir) ve elbette satılık medya, sosyal medya PSYOP elemanlarıyla birlikte, 5G'nin sebep olduğu sağlık hasarlarının her birini, uyduruk bir virüs yahut bir mikrop ya da parazit kaynaklı olarak göstermek üzere şimdiden pusuya yatmış bekliyor. 5G EMR maruziyetlerini "yeni salgın" diye servis etmek ve kitlesel aşı programları ve/veya ölümcül tedavi(!) protokolleri başlatmayı arzu ediyorlar. Tüm bu sahtekârlıkları uygulamaya geçmek için çok sabırsızlar. Çünkü düşmanlar; bize, neslimize, bu millete düşmanlar, insanoğluna ve tüm canlılığa düşmanlar. Yine de... 5G araçlı düşman saldırılarıyla mücadele yollarımız var. Hukuki mücadele yollarımız var. Direneceğiz. Çepeçevre kuşatmaya kalksalar da 5G/elektromanyetik silahlarıyla bizi, karşı koymayı bileceğiz, tıpkı zehir yüklü şırıngalarına karşı beden müdafaasına giriştiğimiz gibi... Birçoğu 5G'nin kendileri için "internet hızı" armağanı olduğu gibi müthiş bir yanılgıya kapılsa da... İnsanları uyarmaya devam edeceğiz. İnatla, ısrarla... Mahallemizin, sokağımızın başına 5G baz istasyonu kurma girişimlerine karşı tetikte bekleyeceğiz. EMR saldırılarından korunabilmek için çözümler geliştireceğiz. Bilecekler, Asla, asla çaresiz değiliz. Ve onlar tarafından yenilebilir değiliz. 5G ile birlikte cehenneme kadar yolları var! ... 5G'nin sağlık tehditlerini ortaya koyan sayısız bilimsel kanıtla birlikte, 5G ile baş edebilme yolları arayan, "en azından" maruziyetleri büyük oranda azaltacak çözüm önerilerini de ele alan kapsamlı bir yazı dizisi hazırlamaktayım. Birkaç güne paylaşmayı planlıyorum.
