Sema Maraşlı

18.3K posts

Sema Maraşlı banner
Sema Maraşlı

Sema Maraşlı

@Semamarasli

Yazar✏️ *Zayıfların hakkı, kuvvetlilerden alınmayan bir millet nasıl temizlenebilir. * Hz.Muhammed (s.a.v) [email protected]

İstanbul, Türkiye Katılım Ağustos 2010
1K Takip Edilen167.5K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Hükümet, Paris İklim Sözleşmesi ile Siyonist Küresel Çeteye hangi sözleri verdi? 💥Hayvancılık ve tarım 2030'a kadar 6 yıl içerisinde yüzde elli, 2053'te tamamen bitirilecek. 💥Aynı şekilde kömür, doğalgaz ve petrol kullanımı 2030'a kadar yarı yarıya indirilecek 2053'te tamamen bitirilecek. Bu ne demek? İşsizlik, açlık ve kıtlık ve nefes vergisi demek... Karbon ayak izi demek... Şu anki hayat pahalılığının milyon mislini yaşamak demek Bunu nasıl yapacaklar? İklim Kanunu ile. Bu sektörler karbon üretiyor bahanesiyle, karbon emisyonu bu miktarda azaltılacak diye söz verildi. Yahudilerin, dünyayı kurtarma yalanı ile kurmak istedikleri "Yeni Dünya Düzeni" ve "Büyük Sıfırlama"nın yani kölelik düzerinin kurulmasına hizmet etmektir iklim kanunu. Şurada az bir zaman kaldı. Kanun çıktıktan sonra hiçbir şey yapamayız. Videoda konunun önemli detaylarını anlattım. Lütfen bu konuda bir bilinç oluşsun diye videoyu paylaşabildiğimiz kadar paylaşalım. Siyasetçilere ulaştıralım. Halkın adına, halka sormadan bu kadar önemli bir konuda karar veremezler. Milletvekilleri kanunu imzalamasınlar diye ulaşabildiğimiz kadarına ulaşalım. #İklimKanunu #1milyonİmza
Türkçe
811
4.5K
7.6K
1.2M
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
5G pek çok zararın yanında bir de şarjı hızlı tüketiyormuş. 5G'yi telefonlardan kapatmak için farklı telefonlar için farklı yollar anlatılmış. #5GTehlikeli iPhone ve Android’de 5G nasıl kapatılır? - Technopat share.google/L6zL4tZEf4FTb7…
Türkçe
3
22
76
3.5K
Sema Maraşlı retweetledi
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE
Türkiye’nin Mülkiyet ve Barınma Sorununda Bütüncül Çözüm Çağrısı: "Ceza Değil, Denetimli Düzenleme" ​Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşımızı yakından ilgilendiren Yapı Kayıt Mağduriyeti, Hobi Bahçeleri Düzenlemesi ve 2B Arazilerinin Satışı, aslında birbirinden bağımsız teknik konular değil; ülkemizin acil çözüm bekleyen tek ve devasa bir mülkiyet sorunudur. ​Bugün gelinen noktada; barınma ihtiyacını kendi imkanlarıyla karşılamaya çalışan vatandaşın "kaçak yapı" kıskacına alınması, tarım arazilerini koruma motivasyonuyla getirilen cezai yaptırımlar ve mülkiyet hakkındaki eşitsizlikler toplumsal bir kördüğüm oluşturmuştur. ​1️⃣ Parçalı Yaklaşım Mağduriyet Üretir ​Hükümet tarafından açıklanan son düzenlemelerde hobi bahçelerine yönelik ağır cezai yaptırımlar ve "kapsam dışı bırakma" stratejisi, sorunu çözmek yerine ötelemektedir. 2B arazilerinde mülkiyet hakkı tanınırken, benzer şartlardaki yapı kayıt mağdurlarının veya hobi bahçesi sahiplerinin bu sürecin dışında tutulması hukuki eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. 2️⃣ Ortak Payda: Fiili Durum ve Mevzuat Çatışması ​Bu üç konunun kesiştiği temel nokta şudur: Vatandaş, devletin planlama eksikliği ve ekonomik şartlar nedeniyle toprağa ve barınmaya yönelmiş; ancak mevzuat bu fiili durumu kavramakta yetersiz kalmıştır. ​Hobi Bahçeleri: Sadece bir "boş vakit" alanı değil, gıda güvenliği ve şehir baskısından kaçışın bir sonucudur. ​Yapı Kayıt: 2018 yılında devletin verdiği belgeye güvenen vatandaşın, bugün "geçersizlik" ve yıkım tehdidiyle baş başa bırakılmasıdır. ​2B Arazileri: Fiili yerleşim alanına dönüşmüş yerlerin yasallaşması gerekirken, bu sürecin seçici ve yavaş ilerlemesi mülkiyet hakkını engellemektedir. ​3️⃣ Çözüm Önerisi: Denetimli Yapı Kayıt Güncellemesi ​Sorunun kökten çözümü için parçalı kanun teklifleri yerine, bu üç başlığı da kapsayan "Denetimli Yapı Kayıt Güncellemesi" modeli hayata geçirilmelidir: ​Beyandan Denetime: 2018'deki hataya düşülmeden; uzman mühendisler eliyle zemin etüdü, deprem güvenliği ve çevre etkisi incelenmiş yapılar kayıt altına alınmalıdır. ​Sınıflandırma ve Güvence: Afet riski taşımayan, yatay mimariye uygun ve tarımsal bütünlüğü bozmayan yapılar (Hobi bahçeleri dahil) "Bina Kimlik Belgesi" ile yasal statüye kavuşturulmalıdır. ​Riskli Alanların Ayıklanması: Fay hattı, dere yatağı ve mutlak tarım alanlarındaki yapılar için yerinde dönüşüm veya taşınma seçenekleri sunulmalıdır. ​Ekonomik Katkı: Kayıt dışılıktan kaynaklanan vergi kayıpları önlenmeli; elde edilecek gelir doğrudan deprem dirençli kentlerin inşasında kullanılmalıdır. ​Sonuç olarak ​mülkiyet sorunu bir "imar" meselesinden öte, bir yaşam hakkı meselesidir. 2B kapsamındaki çözüm iradesi, aynı samimiyetle Yapı Kayıt mağdurları ve Hobi Bahçesi kullanıcıları için de gösterilmelidir. ​Bugün kapsam dışı bırakılan her yapı, yarın toplumsal bir huzursuzluk ve yıkım tehdididir. TBMM'yi ve tüm yetkilileri; cezalandırma odaklı değil, sahayı okuyan, denetimi esas alan ve vatandaşını mülksüzleştirmeyen kapsayıcı bir düzenlemeye davet ediyoruz. ​"Milli servetimizi yıkmayalım, denetleyelim ve yasal güvenceyle koruyalım." #YapıKayıtMeclise #HobiBahçemeDokunma @Akparti @RTErdogan @murat_kurum @MHP_Bilgi @dbdevletbahceli @herkesicinCHP @eczozgurozel @rprefahpartisi @erbakanfatih @GelecekPartiTR @Ahmet_Davutoglu @SaadetPartisi @mahmutarikansp @devapartisi @alibabacan @bbpgenelmerkez @Mustafa_Destici @tipgenelmerkez @erkbas @Vatan_Partisi @Dogu_Perincek
İMAR YASASINA TAKILANLAR DERNEĞİ TÜRKİYE tweet media
Türkçe
77
45
82
1.9K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Türk Telekom kullananlar için cep telefonundan 5G iptali kolay. Türk Telekom internet Wİ-Fİ de 5G iptali nasıl yapılıyor. Adım adım detaylı yazan olursa iyi bir hayır işlemiş olur.
Sema Maraşlı tweet media
Türkçe
16
51
148
9.9K
Sema Maraşlı retweetledi
Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
Roma bitmedi. Sadece kılık değiştirdi. Bugün bir insanın kendi arazisine ev yapamaması bunun en çıplak delilidir. Roma’nın mantığı şudur: Hayat değil metin kutsaldır. Rıza değil itaat esastır. İnsan değil sistem merkezdedir. Hani şu Romalı Pavlus’un dini. Boyun eğ, uy, bekle, izin al, sus. Ivan Illich’in dediği gibi bu çağ, kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağıdır. İnsan kendi evini yapamaz, kendi hayatını kuramaz, kendi toprağında kendi düzenini inşa edemez hale getirilir. Daha 100 yıl önce insanlar kendi toprağında bugünkü kadar izin, proje, uzman ve bürokrasi kuşatması altında değildi. Bugün ise insan toprağını işler, vergi verir, üretim yapar; ama kendi toprağında nasıl yaşayacağına bile kendisi karar veremez. Buna medeniyet diyorlar. Ben buna Roma’lı Pavlus ile güncellenen bugün de geçerli Roma’nın din anlayışı diyorum. kutsalkitap.info.tr/?q=Rom.13
Türkçe
100
232
679
16.6K
Sema Maraşlı retweetledi
Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
“Türkiye'de 20 milyon hane var. Her aile 500 m² bahçeli tek katlı evde otursa ancak Konya yüzölçümünün dörtte biri yani 10.000 km² ediyor.” 9 sene önce barınma problemi bu noktaya gelmeden önce yatay yapılanmaya geçmek için şu sarı alanları açmayı tavsiye ettik. Tınmadılar. Plandemi ilan ettiler. Hayra vesile oldu. Büyük kentlerde yasaklarla bunaltılan İnsanlar yurdun dört bir yanında toprağa yakın olmak için yollar ararken barınma sorununu da çözmek istedi. Kendilerinin sunamadığı çözümleri insanlar yerler satın alarak bulmaya çalıştılar. Barınma insanlık hakkıdır. Her insanın kendi evini yapabilmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yeteneksizleştirici uzmanlıklar çağında bu doğal bir şey değilmiş gibi bir algı ve zorlama oluşturdular. Bizim dedelerimiz hala sapasağlam ve nesiller boyu ayakta duran evleri kendileri inşa edebilirken bizleri kentlerde 30-35 sene ömürlü betonlara mahkum ettiler. Bu bir insanlık hakkıdır. Toprağa yakın olmak suç değildir. Bırakın yıkmayı sarı alanlara ve dolayısıyla toprağa kavuşmak isteyen herkese çözüm yolu açılmalıdır. Rant azınlığa hak sağlamakla olur. Tüm insanlara özgürce kendi evini yapabilme hakkı sağlanırsa toprak artık rant ve yatırım aracı olmaktan çıkacaktır. #hobibahçemedokunma #HobiBahçesi
Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner@drcetiner

SORUNU DOĞRU TANIMLAMAK Türkiye'de 20 milyon hane var. Her aile 500 m² bahçeli tek katlı evde otursa ancak Konya yüzölçümünün dörtte biri yani 10.000 km² ediyor. Uzun yıllar öncesini, Bilecik yöresinde yaşadığım çocukluk ve gençlik yıllarımı hatırlıyorum. Biz kentte (Eskişehir’de) büyüdük ve kentten köye babamın işi icabı tersine göç etmiştik. Çocukluk ve gençliğimde çok güzel yıllarım köyde geçti. Köylü bir sene “Bu yıl soğan çok para etti. Keşke ekseydik” der, herkes ertesi yıla bolca soğan ekerdi. Ertesi yıl “Bu yıl soğan para etmedi” derdi ve ekmezdi. Bu döngü gördüğüm kadarıyla hala tekrar ediyor ve köylünün çoğu her sene zarar ediyor. Aynı döngüyü domates gibi ürünlerde de görürdüm. Hatta seracılık vs sayesinde ürünlerde bu döngünün süresi de kısaldı. Bu sorun kahvehane muhabbetlerinden öteye gitmezdi. Köylünün sorunu çözmek için bir araya gelip masaya yatırdığına şahit olmadım. Çeşitliliği seven rahmetli babam bir yıl dedi ki “Bu yıl bol soğan ekeceğiz”. “Ama baba soğan para etmedi” demiştim. “Zaten o yüzden ekeceğiz oğlum” demişti. 2 ton soğan ektik. Hakikaten çok zorlandık. İmecenin gücünü o zaman keşfetmiştim. Bir kez İpek böceği yetiştiriciliği, her tür sebze ve tahıl ekimini 2 dönümlük arazi üzerinde babamın sayesinde deneyimlemiştim. Babam, ipek böceklerinin kozaları delerek kelebek olmasın diye fırında ısıtılarak imha edilmesi sürecini yaşayınca “bundan sonra hiçbir şekilde ipek böcekçiliği yapmam” demişti. İpek böceklerinin dut yapraklarını iştahla yemeleri hala hafızamda. Bir kutu ipek böceği tohumunun nasıl inekler kadar dut yaprağı tükettiğini dut yaprağı taşımak zorunda olunca anlıyorsunuz. Neyse dönelim konumuza. Köylü her sene ektiği ürün nedeniyle zarar etmesinden dert yanarken babamla haftada bir iki gün çalıştığımız ve nohuttan bamyaya, soğandan domatese hatırınıza gelecek pek çok şeyden 2 dönümlük arazide ürettiklerimizi cuma günleri köy pazarında iyi fiyata satardık. Diğer günler asıl işi olan elektrikçi dükkanında çalışırdı. Babam tam bir “maker” idi. Arazimiz Sakarya nehrine sadece 20-30 metreydi. Bir gün tarlamıza birlikte tulumba çakarak su çıkarmıştık. Arıcılıktan, tavuk yetiştiriciliğine her şeye merakı vardı. Kentten köye göç edip 200 tavuk besleyen birisi olmuştu. Çeşitlilik merakınız varsa bir manavda bulabileceğiniz meyve ve sebzenin çoğunu Bilecik yöresinde yetiştirebilirsiniz. Yıllar geçse de bazı sorunlar çözülmüyor. Çünkü problemi doğru tanımlamayınca asla çözemezsiniz. Bu nedenle aktif öğrenmeyle işlediğim her dönemki girişimcilik derslerimde en az 2 haftayı problemi doğru tanımlamaya ayırırım. O kadar çok örnek var ki. Öğrenciler malzeme bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Köylerde sorunlar eskisinden çok daha büyük. Taşımalı eğitimle ve başka faktörlerle boşalan köylerin mesafeleri bir yasayla kentlere mahalle edilerek kısalmış olmadı. Onları sürdürülebilir olmaktan çıkararak kentten gelecek çöp kamyonlarına mahkum etti. Köylerin sorunları katlanarak arttığı için köylerde neredeyse kimse kalmadı. Verimli, refah üretebilecek yerler atıl şekilde yerlerinde duruyor. Hepimiz kentlere şu haritada gösterilen noktalı alanlara gettovari sıkışmış durumdayız. Bilişim çağı ve tarım uygarlığının harmanlandığı yeni bir paradigmaya ne dersiniz? Çünkü sorunu doğru tanımlamanın anahtarı da paradigma değişiminde yatıyor.

Türkçe
101
154
364
9.7K
Sema Maraşlı retweetledi
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
"Kırsala dönmek, toprağa dokunmak isteyen herkesi destekleyin. Sadece "gelin" demek yetmez; bu hantal mevzuatın değişmesini hep bir ağızdan talep edin. Dayanışma içinde olun, kuru gürültüye ve yasa tapıcılığına pabuç bırakmayın." @mehmettuluce51 #BahcemeDokunma
Mehmet Tülüce@mehmettuluce51

Köylerdeki mülkiyet kördüğümünü bilmeden "yasaya uyun" diye höyküren yasa severlere bir çift sözümüz var. Sizin o kutsadığınız mevzuat, Anadolu’nun gerçeğine çarpıp un ufak oluyor. Buyurun, o masa başı cehaletinizle yüzleşin. Mevzuat; "5 dekar olacak, yola cephen olacak, müstakil tapu olacak" diye dayatıyor. Bu şartları sağlamak bugün imkansız. Ne dede toprağını bekleyen köylüde var bu imkan, ne de şehirden kaçıp "ben de üreteceğim" diyen hevesli insanda. Yasa severlerin anlamadığı en büyük engel: Hisseli Tapu. Adamın 5 dekar fiilen işlediği, emek verdiği arazisi var ama tapuda ismi olan onlarca hissedar var. Bir tek kişi inat etse, 5 dekarın sahibi o toprağa bir kulübe yapamaz. Sizin yasa dediğiniz şey burada adaletsizliğin dik alasıdır. Şehirden kaçıp tarım yapmak isteyen insanı "betoncu" diye yaftalamak en büyük haysiyetsizliktir. Bu insanlar beton yığınlarından kaçıp toprağa sığınıyor. Mevzuat onlara yasal bir yol bırakmadığı için kaçak damgası yiyorlar. Üretmek isteyeni suçlu ilan eden sistem, bizzat sorunun kaynağıdır. 3-5 dönüm yeri eken, biçen, koruyan üretici nerede kalacak rezidansınızdan, klimalı odanızdan tarım güzellemesi yapmaya benzemez bu işler. Barınma haktır, üretim ise zorunluluktur. Milyarlık dev otellere, sahil yağmacılarına imar barışı gelirken gıkınız çıkmaz; ama tarlasında başını sokacak bir dam yapan üreticiyi linç edersiniz. Sizin derdiniz hukuk değil, kırsaldaki insanın yaşam hakkına duyduğunuz o hastalıklı şehirli kibridir. Tarımı saksı çiçeği sanan bu cahil güruh bilmeli ki; üreticinin barınamadığı toprakta üretim ölür. Bizim ihtiyacımız olan şey sizin o körü körüne savunduğunuz kağıt parçaları değil; toprağı işleyeni ve toprağa döneni suçlu ilan etmeyen, gerçekçi bir Kırsal Mimari Devrimidir. Hobi bahçeleri kırsala dönüşüm ilk adımıdır Yan bir geliri olan bir emeklinin veya bir çalışanın mutlu huzurlu güvenle yaşayabileceği, kendi sebzesini yetiştirebileceği 3-5 tavuk besleyebileceği küçük ama iş görecek alanlardır. Zevzeklik yapmasın kimse #TarımGerçeği #MülkiyetÇıkmazı #YasaSeverler #ÜreticiHakkı #KöyeDönüş #TarımMevzuatı

Türkçe
155
81
174
3.7K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Mehmet Tülüce@mehmettuluce51

Sovyetler Birliği ve "Kurtarıcı Bahçeler" (Dacha) İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasındaki kıtlık dönemlerinde, Sovyet yönetimi devasa kolektif çiftliklerin (Kolhoz) halkı doyurmaya yetmediğini acı bir şekilde tecrübe etti. Çözümü ise halka kendi gıdasını üretme özgürlüğü vermekte buldu: Her Vatandaşa 600 Metrekare: Savaşın zor yıllarında devlet, şehirli işçilere ve ailelerine genellikle 600 metrekarelik (6 "sotka") araziler tahsis etti. Bu araziler, modern "hobi bahçesi" anlayışının temelini oluşturdu. Kıtlığın Panzehiri: Sovyet halkı, market raflarının boş kaldığı en karanlık dönemlerde bile bu küçük parsellerde yetiştirdikleri patates, lahana, soğan ve elma sayesinde hayatta kaldı. Görünmez Dev Üretim: 1980'lere gelindiğinde, Sovyetler Birliği'ndeki toplam tarım arazisinin sadece %3'ünü oluşturan bu küçük şahsi bahçeler; ülkedeki toplam patates üretiminin %60'ını, meyve ve sebze üretiminin ise %30-40'ını karşılıyordu. Yani devasa devlet çiftliklerinin yapamadığını, halk kendi küçük bahçesinde başardı. Sivil Savunma ve Direnç: Bu model, bir toplumun merkezi sistemler çöktüğünde bile nasıl dirençli (resilient) kalabileceğinin dünya tarihindeki en büyük dersidir. Her bahçe bir okuldur Tarım okullarda değil ekip biçerek öğrenilir

Türkçe
54
62
158
2.9K
Sema Maraşlı retweetledi
Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner
Demek ki mesele hobi bahçesi değil. Hobi bahçeleri diyerek kooperatifçiliği boğmak. Zaten %5’lerde sürünüyor… İşin ilginci muhalefetten ve kooperatiflerden yasa tasarısındaki kooperatifleri kısıtlama için ses çıkmıyor.
samet koc@smtkc73

Yalan Ilısu Barajı 300 bin dönüm.. Ankara-Niĝde karayolu 41 bin dönüm.. Bu kadar 1.sınıf arazi üzerine beton döktuler. Toplam hobi bahçesi 31 bin dönüm! Topraĝı düşünen bunu yaparmı?

Türkçe
4
25
80
3.3K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Dijital Pandemi! #5GZararlı
Hayati Sır@HayatiSir

Dijital Pandemi!.. Dr. Martin Pall: “5G'nin yaygınlaştırılması çılgınlık.” Elektromanyetik alan uzmanı Dr. Martin Pall, 5G'yi erken yaşlanma, DNA hasarı ve serbest radikallerin oluşumuyla ilişkilendiriyor. Biyobilimci, Washington Eyalet Üniversitesinden Dr. Martin Pall; "Okulların yakınında Wi-Fi ve antenlerin bulunması büyük bir endişe kaynağı olmalıdır. On milyonlarca 5G antenini tek bir biyolojik güvenlik testi yapmadan yerleştirmek, kesinlikle akıl almaz bir şey. Yeni 5G kablosuz teknolojisi, 4G ve Wi-Fi'den çok daha fazla enerjiye sahip fotonlar üreten milimetre dalgaları (son derece yüksek frekanslar) içerir. Bu teknolojinin güvenliği test edilmeden kullanılmasına izin vermek son derece pervasızcadır, çünkü milimetre dalgalarının insan vücudunun tüm bölümleri üzerinde derin bir etkisi olduğu bilinmektedir.” -Kaliforniya Otoimmünite Araştırma Vakfı Direktörü Prof. Trevor Marshall; “5G ile milimetre dalga radyasyonu gönderme planları, insanlığın şimdiye kadar tasarladığı en büyük risk.. Yaşanacak güvenli bir yer kalmayacak.” -Elektrik Mühendisliği Bölümü, IIT Bombay Prof. Girish Kumar; “Tüm yaşam, 5G radyasyon yayan cihazların çalışmasına dayanacak ve ona bağımlı olacaktır. Bu, insanlık tarihinde benzersiz bir durumdur; tüm insan nüfusu, konuşlandırılmadan önce yeterince test edilmemiş, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayan yapay cihazlara maruz kalacaktır. Yeterince test edilmemiş ve hepimizi etkileyecek teknolojilerin konuşlandırılmasına izin veren bilim insanlarının, karar vericilerin ve endüstri liderlerinin sorumluluğu nedir ve ne olacaktır? Cevap basit: hiçbir sorumlulukları yok!" stop-5g.jimdofree.com/2021/03/13/dr-… ( Anlayacağınız durum aynı Covid-19 gibi!.. Bu defa Dijital Pandemi.

Español
4
121
269
5.3K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Uyanın! #5GZararlı
Hayati Sır@HayatiSir

Dijital Pranga. 2018'de yazmıştı 5G'nin kitabını. Ve herkesi uyarmıştı. kitapyurdu.com/kitap/5g-nesne… Ülkemizde 5G'yi en iyi bilen bilim insanı. Prof. Dr. Selim Şeker.. Bugün 5G hakkında hiç bilinmeyenleri anlattı ve yine uyardı; "1 Nisan şakası gibi 5G’ye geçeceğiz. Kulanım frekansı 20-100GHz iken Ülkemize 3.5GHz (şehir merkezi) kırsal/ bina içi 700MHz tahsis edilmiştir. Dolayısıyla 5G değil 4.75 GHz diyebiliriz. 5G, önceki nesillerden farklı olarak "milimetrik dalgalar" (mmWave) kullanır. Bu dalgalar çok yüksek frekanslıdır ancak menzilleri kısadır. Kesinleşmiş etkilerden bazıları. Deri ve Göz Etkisi: Bu dalgalar vücudun derinlerine inmez, ancak deri ve göz korneası tarafından emilir. Derideki ter bezlerinin küçük birer "anten" gibi davranarak bu enerjiyi emebileceğine dair çalışmalar mevcuttur. Oksidatif Stres: Hücre düzeyinde serbest radikallerin artmasına ve DNA hasarına yol açabilecek oksidatif stres tetiklemesi en çok tartışılan biyolojik etkidir. Sürekli Maruziyet: 5G sinyalleri duvarlardan geçemediği için her köşe başına (lamba direkleri, duraklar) anten kurulması gerekir. Bu da insanın 7/24, çok yakından radyasyona maruz kalması demektir. 5G sadece hızlı video indirmek değildir; o bir “işletim sistemi, platformu”dur. Gecikmesiz Bağlantı (Low Latency): İnsan beyninin tepki süresinden daha hızlı iletişim kurar. Kapasite: Kilometrekare başına 1 milyon cihazı aynı anda ağa bağlayabilir. Yani 5G, “Büyük Gözetim” ve “Nesnelerin İnterneti” için inşa edilmiş bir dijital sinir ağıdır. Türkiye henüz ticari olarak tam kapasite 5G'ye geçeceğini söyleyemeyiz. Ancak bu geçişi test süreçleri ve altyapı hazırlığı olarak görebiliriz. Yeterlilik: Milimetrik dalgalar için şehirlerde her 100-200 metrede bir "küçük hücre" (small cell) anteni kurulması gerekir. Şu anki mevcut kuleler yeterli değildir. Şehir mobilyalarına (aydınlatma direkleri gibi) entegre edilecek binlerce yeni mini istasyona ihtiyaç var. "Cihazlara bağlanacağız” demek, çevrenizdeki , evdeki her nesnenin birer "ajan" olması demektir: Evler: Akıllı buzdolabı, lamba, termostat, bebek telsizi. Şehir: Trafik ışıkları, çöp kutuları, güvenlik kameraları (yüz tanıma ile anlık takip). Bedenler: Giyilebilir teknolojiler (saatler), akıllı kıyafetler ve vücut içine enjekte edilen/yerleştirilen biyolojik sensorlar (LNP/mRNA bağlantısı burada devreye giriyor). 5G sadece bir köprüdür. Asıl hedef 6G'dir. Hemen 6G ile Ne Olacak sorusu akla geliyor. 5G "Nesnelerin İnterneti" ise, 6G “Zekânın İnterneti”dir. Binlerce uydu gökyüzüne yeleştirilecektir. Bunu da açmak gerekirse 6G Holografik İletişimi de diyebiliriz. Yani insanların dijital kopyalarının (hologram) anlık ışınlanması. Ve İnsan-Makine Birleşmesi. İnternetin doğrudan insan beynine bağlanması (Internet of Senses). 6G ile dijital dünya ile fiziksel dünya arasındaki sınır tamamen kalkacak. 5G, merkezi bir yapay zekânın (YZ) dünyayı anlık olarak yönetebilmesi için gereken “tekil kontrol paneli”dir. YZ, 5G ağı sayesinde kimin nerede olduğunu, ne harcadığını ve vücut ısısının (sağlık verisinin) ne olduğunu saliseler içinde analiz eder. Kontrol, artık bir polis gücüyle değil, "erişim engeli" ile yapılır. Sisteme uymazsanız; aracınız çalışmaz, kapınız açılmaz, dijital paranızı harcayamazsınız."

Türkçe
5
53
132
4.6K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
5G dijital hapishane. #5GZararlı
Hayati Sır@HayatiSir

1 Nisan şakası gibi. Ama tehlike büyük. 5G ile. Vücudunuzdaki grafen maddesi aktif hale gelebilir. Yüksek frekanslı bu yeni dönemde hücresel sağlığımızı korumak için telefonunuzun 5G ayarını muhakkak kapatın. Bilin ki 5G insanlar, hayvanlar ve bitkiler için zararlıdır. 5G’nin 4G’den Farkı 10 kat daha hızlı olmasıdır. Aşırı hız.. Ölüm getirir. 5G baz istasyonlarına yaklaştıkca vücudunuz oksijen alamaz. Bazı ordularda 5G Silah olarak kullanılmaktadır. ( Tehlike Büyük!.. Bakın bugüne kadar şöyleydi; 4G hangi evde olduğunuzu biliyordu. Ama artık 5G hangi sandalyede oturduğunuzu bilecek. '4G tüm odayı aydınlatarak nerede olduğumuzu görmemizi sağlıyor. 5G, ışıkları kapatır ve biz hareket ettikçe bizi takip eden bir lazer işaretleyici kullanır. Modern kablosuz sistemler artık basit "radyasyon kaynakları" gibi davranmıyorlar. Bunlar izleme sistemleri. 4G dünyasında, baz istasyonları çoğunlukla her yöne sinyal gönderiyordu. Ancak 5G oyunu değiştiriyor, sadece sizi hedef alıyor.' 'Işın kılıcı' diyorlar 5G için. '5G’nin en büyük farkı, çok daha fazla anten kullanımı nedeniyle daha yüksek düzeyde radyasyon yaymasıdır. 7 ülkede, 12 farklı araştırma elektromanyetik radyasyonun insan DNA’sını kırarak genetik hasara neden olduğunu ortaya koydu.' Ne diyorsuruz.. 5G'ye geçecek misiniz? Şunu da ekleyelim; Şu an dünya genelinde birçok bilim insanı Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunarak, 5G’nin insan sağlığına zararsız olduğu kanıtlanana kadar durdurulmasını talep etti.

हिन्दी
12
88
227
7.7K
Sema Maraşlı
Sema Maraşlı@Semamarasli·
Şu an dünyada teknoloji Siyonistlerin elinde ve bu katiller insanlık için hiçbir şekilde hayırlı bir şey yapmıyorlar. #5GZararlı Lütfen herkes 5G ile paylaşım yapsın 1 Nisan'da 5G tüm ülkede başlıyor.
Gül Temel@gulltemel

"5G ile başımız büyük belada!" Bu, Prof. Dr. Martin L. Pall'un, 5G'nin sağlık tehditlerini konu alan konferansında söylemiş olduğu sözdü. Bu platformdaki bilgi paylaşım tarzımı bilen bilir ki insanlarda korku ve çaresizlik gibi menfi duygular uyandıracak söylemlerden olabildiğince kaçınırım, misal öjenist küreselitlerin/"Epstein çetesi"nin gelecek ajandası mevzu bahis ise "yapacaklar", "edecekler" değil, "yapmayı planlıyorlar/istiyorlar/çabalıyorlar ama buna mutlaka karşı koyacağız, direneceğiz" minvalinde yazar ve insanlara "en azından" umut aşılamaya çalışırım. Bu tavır problemi sağlıklı bir şekilde saptamayı, analiz etmeyi ve gerçek çözümler aramayı ve bulmayı zaten beraberinde getirir. Başta içinde var olduğun/yaşadığın topluma ve nihayetinde insanlığa destek vermekten benim anladığım budur. Pall'un bu sözünü olduğu gibi, tamamen onaylıyorum. Evet, 5G ile başımız çok büyük belada! Bu sözü elbette kimseyi "bittik, mahvolduk" duygusuna kaptırmak, çaresizliğe sürüklemek için onaylamıyorum, burada nasıl büyük bir problemle karşı karşı olduğumuz gerçeğini kabullenmemiz gerektiğini ifade ediyorum. 5G anlaşmaları tamamen toplum iradesi hiçe sayılarak yapıldı ve esasta hukuksuz olan bu anlaşmaları takiben 5G baz istasyonları tepemize dikildi, dikilmeye devam ediyor. 5G baz istasyonları yaşam alanlarımızı işgal ediyor -60 Ghz - 100 Ghz bant aralığını destekleyen alt yapısıyla birlikte - büyük sağlık yıkımları da istisnasız hepimize uğramak üzere hazırda bekliyor. Hiçbir biyolojik güvenlik testi olmayan bu teknoloji tamamen oldu bittiye getirilerek hayatlarımıza dikte ediliyor. Maalesef, birçokları, bu teknolojinin kıytırık dizi filmlerini duraksama yapmadan izlemesi, daha fazla veriyi daha süratli indirebilmesi adına geliştirildiğine/getirildiğine öyle güçlü kani olmuş durumda ki onlarla birlik olup başta 5G baz istasyonları kaynaklı aşırı yüksek EMR tehlikesine, maruziyetlere ve elbette 5G anlaşmalarını yapan telekomünikasyon şirketlerine karşı esaslı bir mücadele vermek neredeyse imkansız görünüyor. Topyekûn çok şiddetli elektromanyetik saldırı altında kalacakken, çoğu insanın, böylesi bir saldırının teknolojinin bir gerekliliği olduğuna inanması kadar üzücü pek az şey var. Aşı propaganda çevresi/tüm "Epstein tıbbı" çevresi (evet, "modern tıp" Epstein çetesinin en kıymetli eseri, gözbebeğidir. 5G de aynı çetenin sevgili eseridir) ve elbette satılık medya, sosyal medya PSYOP elemanlarıyla birlikte, 5G'nin sebep olduğu sağlık hasarlarının her birini, uyduruk bir virüs yahut bir mikrop ya da parazit kaynaklı olarak göstermek üzere şimdiden pusuya yatmış bekliyor. 5G EMR maruziyetlerini "yeni salgın" diye servis etmek ve kitlesel aşı programları ve/veya ölümcül tedavi(!) protokolleri başlatmayı arzu ediyorlar. Tüm bu sahtekârlıkları uygulamaya geçmek için çok sabırsızlar. Çünkü düşmanlar; bize, neslimize, bu millete düşmanlar, insanoğluna ve tüm canlılığa düşmanlar. Yine de... 5G araçlı düşman saldırılarıyla mücadele yollarımız var. Hukuki mücadele yollarımız var. Direneceğiz. Çepeçevre kuşatmaya kalksalar da 5G/elektromanyetik silahlarıyla bizi, karşı koymayı bileceğiz, tıpkı zehir yüklü şırıngalarına karşı beden müdafaasına giriştiğimiz gibi... Birçoğu 5G'nin kendileri için "internet hızı" armağanı olduğu gibi müthiş bir yanılgıya kapılsa da... İnsanları uyarmaya devam edeceğiz. İnatla, ısrarla... Mahallemizin, sokağımızın başına 5G baz istasyonu kurma girişimlerine karşı tetikte bekleyeceğiz. EMR saldırılarından korunabilmek için çözümler geliştireceğiz. Bilecekler, Asla, asla çaresiz değiliz. Ve onlar tarafından yenilebilir değiliz. 5G ile birlikte cehenneme kadar yolları var! ... 5G'nin sağlık tehditlerini ortaya koyan sayısız bilimsel kanıtla birlikte, 5G ile baş edebilme yolları arayan, "en azından" maruziyetleri büyük oranda azaltacak çözüm önerilerini de ele alan kapsamlı bir yazı dizisi hazırlamaktayım. Birkaç güne paylaşmayı planlıyorum.

Türkçe
5
64
173
4K