Sema Zahide IŞILAY KEYİK@SemaKeyik0109
Bu süreçte yaşananlarla ilgili aşağıda yazacaklarım tamamen şahsi düşüncemdir. Ne bir taraf olma amacı taşımaktadır ne de kimseyi hedef alma niyeti içermektedir. Ancak yıllardır emek verdiğimiz, büyümesi için mücadele ettiğimiz bir teşkilatın geldiği noktaya dair duyduğum üzüntüyü ifade etmeyi de sorumluluk olarak görüyorum.
Seçim süreçleri elbette eleştirilerin, fikir ayrılıklarının ve farklı bakış açılarının ortaya çıktığı dönemlerdir. Ancak böylesine büyük bir teşkilatta, kullanılan her cümlenin sadece kişileri değil, 30 bine yakın üyeyi, onların ailelerini ve yıllardır verilen emeği etkilediği unutulmamalıdır.
Daha düne kadar birlikte yol yürüyen, aynı idealler uğruna mücadele eden insanların; yaşanan süreçleri kamuoyu önünde bu şekilde tartışması, sendikamızın kurumsal itibarına ciddi zarar vermektedir.
Üstelik seçim sonucunda “Ne olursa olsun sendikama zarar verecek hiçbir açıklama yapmayacağım.” şeklinde verilen bir sözün ardından, teşkilatı tartışmaların merkezine çeken bu açıklamaların yapılması da ciddi bir çelişkidir. Çünkü sorumluluk sahibi insanlar, öfke anında bile kurumlarını korumayı bilir.
“Başka türlü cevap alamadım” gerekçesi ise böylesine ağır ithamların kamuoyuna taşınmasını tek başına açıklamaya yetmez. Bir aile içinde yaşanan sorun nasıl herkesin ortasında konuşulmazsa, büyük emeklerle kurulmuş bir teşkilatın iç meseleleri de binlerce üyenin moralini bozacak şekilde yönetilmemelidir.
Burada doğal olarak şu soru sorulacaktır:“Peki iddia edilen, açıklanmayan, denetlenmeyen veya cevap verilmeyen konular nasıl açıklığa kavuşacak?”
Bu sorunun cevabı da açıktır:Şeffaflık; sosyal medya üzerinden karşılıklı açıklamalarla değil, kurum mekanizmalarının işletilmesiyle sağlanır. Denetleme kurulları vardır, yönetim kurulları vardır, genel kurullar vardır, resmi tutanaklar ve hukuki yollar vardır. Eğer gerçekten bir yanlış, usulsüzlük ya da eksiklik varsa; bunun çözüm yolu kurumu kamuoyu önünde yıpratmak değil, teşkilat hukukunu sonuna kadar işletmektir.
Çünkü haklı olmak ile yöntemin doğru olması aynı şey değildir. Doğru yöntem kullanılmadığında, haklı bir mesele bile zamanla kişisel hesaplaşma görüntüsüne dönüşür ve bundan en büyük zararı kurum görür.
Bugün burada asıl zarar gören kişiler değil, sendikaya umut bağlayan öğretmenlerdir. Çünkü üyeler kavga değil mücadele görmek ister. Kırgınlık değil birlik görmek ister. İnsanlar bu yapıya kişisel hesaplaşmalar için değil; onurlu, ilkeli ve güçlü bir sendikal mücadele için destek verdi.
Elbette soru sorulmalıdır. Şeffaflık talep edilmelidir. Ancak yöntem de en az içerik kadar önemlidir. Eğer eleştirdiğimiz yapılara benzer görüntüler vermeye başlarsak, kuruluş iddiamızın anlamı kalmaz.
Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Makamlar gelip geçicidir. Ama kırılan güvenin tamiri çok zordur. Bu yüzden bugün herkesin söylemlerine dikkat etmesi, öfkesini değil sorumluluğunu öne çıkarması gerekmektedir.
Bu teşkilat; kişisel kırgınlıkların değil, ortak mücadelenin eseridir. Ve hiç kimsenin, hangi gerekçeyle olursa olsun, 30 bin üyeli bir sendikayı kamuoyu önünde yıpratmayı normalleştirmeye hakkı yoktur.