BaybarS EYYUBÎ

69.8K posts

BaybarS EYYUBÎ banner
BaybarS EYYUBÎ

BaybarS EYYUBÎ

@XChorio

Goneşara & Xortokopi TRABIZONDE 🇵🇸DEFENDING PALESTINE, East TURKISTAN and UKRAINE/CRIMEA IS HUMANITY ! Viva la vida ESPAŃA y Pedro Sanchez 🇪🇸

ceviz ağacı Gülhane Parkı Katılım Ağustos 2019
892 Takip Edilen447 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
BaybarS EYYUBÎ
BaybarS EYYUBÎ@XChorio·
Devlet adil olduğu sürece güçlüdür,hükûmet adamları kanun çerçevesinde kaldıkları zaman sözleri geçerlidir. ( TATAR RAMAZAN )
Türkçe
4
8
58
0
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Transfer Merkezi ™
Transfer Merkezi ™@TransferMerkez·
🚨 KARİYERİNE BÖYLE BAŞLAMAK! Lens, Nantes’i sahasında 16 yaşındaki Mezian Mesloub’un 79. dakikada attığı golle 1-0 mağlup etti ve Şampiyonlar Ligi’ne gitmeyi garantiledi. 16 yaş ✅ İlk Maç ✅ İlk Gol ✅ Taraftarın sevincine ortak olmak ✅
Türkçe
6
12
447
32.5K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Muharrem Bayraktar
Muharrem Bayraktar@muharrembayrak4·
Et ve Süt Kurumunun 2024 denetim ve faaliyet raporuna göre, kurumun yaptığı mal alımlarının yalnızca %6,5’i yerli üreticiden, %93,5’i ise yurt dışından gerçekleştirildi. Et ve Süt Kurumu, "et ithalat şirketi" olarak çalışmış! Devlet eliyle hayvancılığı yok etme politikası!
Türkçe
6
186
574
5.6K
🎙️ Muhbir
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923·
⚠️ “Gerizekalılık yaparak Beşiktaş’ı kurtaramazsınız!” 👉🏻 Ali Ece, Beşiktaş yönetimine sert sözlerle yüklendi: • Yönetimden birkaç kişi, ‘Crystal Palace’ın hocasını getirelim’ diyormuş. • Hayret, teknik direktör isimleri biliyormuşsunuz. • Bunlar bir tek Vitor Pereira’yı bilir, o da Türkiye’de çalıştığı için. • Yancılar da beni aramasın. Benim fikrimi uygulayacaksanız beni arayın. “Think Tank” kuruluşu muyum ben? • 5 saat yemek yiyoruz, 15 tane futbolcu konuşuyoruz. • Hamle stopere 15 milyon verip lider stoper almayacaksanız dümdüz gerizekalılık olur. • Allah belamızı vermiş. • N’Koudou’ya bile muhtaç eden zihniyet gerizekalıdır.
🎙️ Muhbir tweet media
Türkçe
19
24
698
91.1K
Zico
Zico@zicoakli·
Mağdurların adamı Aykut Kocaman hala Fenerbahçe hocalığında hak iddia ediyor. Daha neler yaşatacaksın? -Fenerbahçe başında geçirdiği dört sezonun üçünde Galatasaray şampiyon oldu. Galatasaray’a Kadıköy’de oynattığı korkak futbolla kupa kaldırttı. 13 yıllık Kadıköy galibiyet serilerini yedi. -Korkak futbolu kulüp felsefesi haline getirdi. -7 senedir takım çalıştırmıyor. Son çalıştırdığı Başakşehir’i ve bir önceki çalıştırdığı Konyaspor’u küme düşme potasında bıraktı. Gönderildi. -Fenerbahçe’nin başındayken 3 Temmuz dönemi de dâhil defalarca istifa etmeye yeltendi, kabul edilmedi kaldı. Gitmeyi bile beceremedi. Gittiği gün taraftar kurban kesti. -Vardar rezaleti yaşattı. İçeride dışarıda mağlubiyet aldı. -Yönettiği her sezon yıldız oyuncularla kavgası oldu. Valbuena yerine Aatıf’ı, Alex yerine Baroni’yi oynatmayı denedi, küstürdü. -Daum’un arkasından iş çevirdi kuyusunu kazdı. Ona Gökhan Ünal’ı kendisine Niang’ı getirdi. -Taraftarı suçladı, tribünleri ikiye böldü. Akıl alır gibi değil ama hala milyonlarca müridi var.
Türkçe
12
26
132
5K
Fener1907_ 💛💙
Fener1907_ 💛💙@Fener1907_·
Bu ikili sizce Fenerbahçeyi şampiyon yapabilir mi?
Fener1907_ 💛💙 tweet media
Türkçe
148
11
270
5.1K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
patient_90
patient_90@Mdd6269·
Ver Bayern Münihi 1 senede 1860 Münihe çevirirler
patient_90 tweet media
Türkçe
110
534
15.8K
601K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Emir
Emir@EY61_·
Trabzonspor’un son yıllarda yetiştirdiği en büyük değerlerden sayabileceğimiz Abdülkadir Ömür ve Yusuf Yazıcı’nın, henüz 30 yaşlarına bile gelmeden kariyerlerinin neredeyse bitme noktasına gelmesi gerçekten büyük talihsizlik
Türkçe
49
13
1.1K
40.4K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Özgür Akın
Özgür Akın@oakiinnn·
Bunlarla konsere girmeye çalışsam olmaz mı? Kıdemli dinleyici kontenjanı yok mu? Sene 2010, bilet fiyatları 25 ve 35 lira. Ne hale getirdiler ülkeyi. Şakayla başlayıp sinirle bitirdim bye. #şebnemferah
Özgür Akın tweet media
Türkçe
8
4
70
6.1K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Sungur ÇELEBİ
Sungur ÇELEBİ@__Sungur__·
Allah'a yaklaşmanın vesilelerinden birisi de Allah için kurban kesmektir.
Sungur ÇELEBİ@__Sungur__

KURBAN VE KURBET •Kurbet için Kurban •Kurban ve İmtihan •Kurban Âdâbı •Kurban ve Himmet •Kurban ve Şehadet •Kurbanın Üç Boyutu   ➖KURBAN ve KURBET➖ Kurban ve kurbet kelimeleri aynı köktendir. Kurbet Allah'a yakınlık, kurban yaklaşmak için yapılan takdim ve fedakarlıktır. Kurbanın tarihi Hz. Âdem aleyhisselâma kadar dayanır. O günden bu güne, bütün semavî dinlerde kurban vardır.   "Kurbet için Kurban" Allah'a yaklaşmanın vesilelerinden birisi de Allah için kurban kesmektir. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde kurban bir emir olarak yer almakta, ancak mezheplere göre hükmü sünnet veya vacip olarak farklı kabul edilmektedir: ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻋْﻄَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺍﻟْﻜَﻮْﺛَﺮَ . ﻓَﺼَﻞِّ ﻟِﺮَﺑِّﻚَ ﻭَﺍﻧْﺤَﺮْ  “Biz gerçekten sana verdik kevser. Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.” (Kevser Suresi:1-3) ﻭَﻟِﻜُﻞِّ ﺍُﻣَّﺔٍ ﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻣَﻨْﺴَﻜًﺎ ﻟِﻴَﺬْﻛُﺮُﻭﺍ ﺍﺳْﻢَ ﺍﻟﻠَّﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﺭَﺯَﻗَﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻬِﻴﻤَﺔِ ﺍﻟْﺎَﻧْﻌَﺎﻡِ ﻓَﺎِﻟَﻬُﻜُﻢْ ﺍِﻟَﻪٌ ﻭَﺍﺣِﺪٌ ﻓَﻠَﻪُٓ ﺍَﺳْﻠِﻤُﻮﺍ ﻭَﺑَﺸِّﺮِ ﺍﻟْﻤُﺨْﺒِﺘِﻴﻦَ  “Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele!” (Hacc Suresi: 34) ﻟَﻦْ ﻳَﻨَﺎﻝَ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻟُﺤُﻮﻣُﻬَﺎ ﻭَﻟﺎَ ﺩِﻣَٓﺎﻭ ُٔﻫَﺎ ﻭَﻟَﻜِﻦْ ﻳَﻨَﺎﻟُﻪُ ﺍﻟﺘَّﻘْﻮَﻯ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﻛَﺬَﻟِﻚَ ﺳَﺨَّﺮَﻫَﺎ ﻟَﻜُﻢْ ﻟِﺘُﻜَﺒِّﺮُﻭﺍ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻋَﻠَﻰ ﻣَﺎ ﻫَﺪَﻳﻜُﻢْ ﻭَﺑَﺸِّﺮِ ﺍﻟْﻤُﺤْﺴِﻨِﻴﻦَ “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!” Hacc: 37. Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır" buyurmuştu… (Ebu Dâvud) "Kim imkân bulur da kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın" (İbn Mâce) “Eğer bir insan kurban ibadetini baştan böyle sağlam bir niyete bağlarsa, onun kurbanla ilgili bütün fiilleri ibadet hükmüne geçecek, böyle hayırlı bir iş yolunda yapılan diğer ameller de o hayırlı iş gibi sevap olarak geriye dönecektir. Yani kişinin pazara gidip kurban alması, boynuna ip geçirip onu bir yere bağlaması, sonra onu bir arabaya yükleyip mezbahaya götürmesi, belki birkaç gün onun başında durması, beklemesi veya evine getirip onu yemlemesi, ardından götürüp kesmesi, kestikten sonra etini tevzi etmesi gibi ucu size dokunan ne kadar iş varsa bunların hepsi birer sevap olarak amel defterine kaydedilecektir.” [Kırık Testi]   "KUR'BAN VE İMTİHAN" İnsanoğlunun ilk imtihanlarından birisi de Kurbanla olmuştur. Bu konuda özellikle Hz. Adem'in oğulları ve Hz. İbrahim ön plana çıkmaktadır. Kur'an bu olayları şöyle anlatıyor: ﻭَﺍﺗْﻞُ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻧَﺒَﺎَ ﺍﺑْﻨَﻰْ ﺍَﺩَﻡَ ﺑِﺎﻟْﺤَﻖِّ ﺍِﺫْ ﻗَﺮَّﺑَﺎ ﻗُﺮْﺑَﺎﻧًﺎ ﻓَﺘُﻘُﺒِّﻞَ ﻣِﻦْ ﺍَﺣَﺪِﻫِﻤَﺎ ﻭَﻟَﻢْ ﻳُﺘَﻘَﺒَّﻞْ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺎَﺧَﺮِ ﻗَﺎﻝَ ﻟَﺎَﻗْﺘُﻠَﻨَّﻚَ ﻗَﺎﻝَ ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﻳَﺘَﻘَﺒَّﻞُ ﺍﻟﻠَّﻪُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﺘَّﻘِﻴﻦَ “Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), "Andolsun seni öldüreceğim" dedi. Diğeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder dedi.” (Mâide Suresi: 27). ﻓَﻠَﻤَّٓﺎ ﺍَﺳْﻠَﻤَﺎ ﻭَﺗَﻠَّﻪُ ﻟِﻠْﺠَﺒِﻴﻦِ . ﻭَﻧَﺎﺩَﻳْﻨَﺎﻩُ ﺍَﻥْ ﻳَٓﺎ ﺍِﺑْﺮَﻫِﻴﻢُ . ﻗَﺪْ ﺻَﺪَّﻗْﺖَ ﺍﻟﺮُّﺀْﻳَﺎ ﺍِﻧَّﺎ ﻛَﺬَﻟِﻚَ ﻧَﺠْﺰِﻯ ﺍﻟْﻤُﺤْﺴِﻨِﻴﻦَ . ﺍِﻥَّ ﻫَﺬَﺍ ﻟَﻬُﻮَ ﺍﻟْﺒَﻠَٓﻮُٔ ﺍ ﺍﻟْﻤُﺒِﻴﻦُ “Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.” (Sâffât Suresi: 103-106) Hz. İsmailin neslinden gelmesi ve babası Abdullah'ın kurban olarak adanması dolayısıyla Efendimiz, “Ben iki kurbanlığın oğluyum.” buyurmuşlardır. (Hâkim)    "KURBAN ÂDÂBI" Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) : -"Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır" buyurmuştu. Bir adam kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilsem, onu kesebilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) : "Hayır, ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek traşını olursun. Bu da sana Allah indinde bir kurban yerine geçer." dedi, (Ebu Dâvud.) Âbis İbnu Rebîa anlatıyor: Hz. Aişe'ye: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kurbanların etlerinden üç günden fazla yenilmesini yasakladı mı diye sordum. "Evet, fakat bunu insanların (kıtlık çekip) acıktığı yılda yaptı. Böylece zenginlerin fakirleri doyurmasını arzu etmişti. Biz koyunun paçasını kaldırıp, on beş gece sonra yiyorduk" dedi. Ben: “Sizi buna mecbur eden şey ne idi” deyince güldü ve: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Allah'a kavuşuncaya kadar, Muhammed âilesi üç gün üst üste doyuncaya kadar katıkla ekmek yememiştir" dedi. (Buhârî, Müslim, Muvatta.) "KURBAN VE HİMMET" İman ve Kur'an Hizmetiyle kurban, daha önce benzeri hiç görülmemiş bir boyut daha kazanmıştır. İman ve Kur'an Hizmetinin bidayetinden itibaren yapılan birçok kurumun temelinde kurban derisinden gelen paralar en önemli yekunu tutar. O zamanlar kurban derisi toplamak serbest ve deri fiyatları yüksek olduğu için, toplanan derilerin parasıyla başlanılan bir bina belli bir seviyeye gelebiliyordu. Seksenli yılların başından itibaren hem deri toplanmasının yasaklanması, hem de fiyatların düşmesi üzerine, yine HAK DOSTUNUN yönlendirmesiyle et hissesi veya canlı hisse toplanılarak,önce yurt içi ve sonra yurt dışına ve ihtiyaç sahiplerine bunların ulaştırılmasıyla, destanlık bir hizmet daha başlatılmış oldu. Kurbanın bu şekilde değerlendirilmesiyle ilgili olarak HAK DOSTU şunları söylüyor: “Kurban bayramında talebeye himmet elini uzatmak için maddî-manevî gayretten geri kalmayan arkadaşlar, o anda Arafat’ta ve Müzdelife’de olan kimselerin sevabına denk, belki de daha çok sevab kazanmış olabilirler. Zira hactakilerin himmeti şahsî, burada bulunanlarınki ise içtimaî; orada şahsî füyuzatın artırılması, burada ise bir milletin yeniden ihyâsı söz konusudur…” (Fasıldan Fasıla-2) "KURBAN VE ŞEHADET" Kurban denilince sadece sözünü ettiğimiz ibadet anlaşılmaz. Bir de İman ve Kur'an Hizmetinin dava kurbanları vardır. Hatta kurban vermeyen hiç bir davanın muvaffak olamayacağını söyleyebiliriz. İşte İman ve Kur'an Hizmetinin bu manada da kurbanları vardır. Bunlardan birisi için yaptığı değerlendirmede HAK DOSTU şöyle diyor: Diriliş Çağrısı adlı eserde "Bir Yiğit Vardı!.." adlı bölümden kısmen özetlenmiştir: [...] Mehmet Hoca’da çok farklı kemâlât emareleri gördüm. Öyleki, ondaki kemâlâtı her yâd edişimde Alvar İmamı ismiyle maruf Muhammed Lütfî Hazretleri ile muhterem pederi Hüseyin Efendi’nin Hâcc Muhammed Pîr-i Küfrevî Hazretleri’ni ziyaret edişleri aklıma gelir. Alvar İmamı ve muhterem pederleri, Pîr-i Küfrevî Hazretleri’nin feyz dolu huzuruna çıkar; onun sohbetleriyle müşerref olurlar. Hazreti Pîr, baba-oğul bu Hak dostlarına çok iltifatta bulunur ve dahası onları kendi halifeleri olarak tayin eder. Hazreti Pîr’in mollaları bu durumdan rahatsız olur; hatta hafif bir kıskançlık tavrına girerler. Gece yarısı birden bire mollaların kaldığı odanın kapısı açılır; Hazret kapının sövelerini yerinden sökecekmiş gibi tutar ve “Mollalar, mollalar! Muhammed Lütfî Efendi’nin ve muhterem pederinin bana ihtiyaçları yoktu, ruhlarındaki kemâlât ve fazilet onları buraya getirdi” der. İşte, Mehmet Hoca da Antakya’dan gelip İzmir’de İlâhiyat okurken fakirin hiçbir dersini kaçırmamıştı; hep halkada bulunmuş, kamilane bir hâl ve edeple dersi dinlemiş, bir kere olsun bilgiçlik tavrı sergilememiş ve varlığını hissettirme çabasına asla girmemişti. Oysaki, ufku itibarıyla o derslere çok ihtiyacı yoktu ama merhum, yüksek karakterinin gereği olarak kitabı elinden hiç düşürmemiş ve senelerce bizimle beraber satır satır ders takip etmişti. Mehmet Hoca, Bornova’daki caminin yakınında bir ev tutmuştu. Her Cuma günü yemek hazırlar, İzmir dışından vaaz dinlemeye gelen insanları kendi evinde misafir ederdi. Yemek vesilesiyle bir de orada bazı hakikatlerin anlatılmasına zemin hazırlardı. O camide vaaz ettiğim sürece hutbeyi de hep bana bırakırdı. Bir gün, bazı şeylerden rahatsız olup da kürsüden indiğimi ve minbere de çıkmadığımı görünce Cuma hutbesini kendisi okumuş ve sözlerini evirip çevirip benim üzülmeme getirmiş, hissiyatımı tam paylaşarak duygularımı seslendirmiş, cemaate sitem ederek “Üzdünüz Hocamı!” diye inlemişti. Mehmet Hoca, öyle farklı bir çizgi takip etti ki, kendi kriterlerim açısından, tanıdığım onca insan arasında Allah’a onun kadar yakın pek az kimse gördüm diyebilirim. O, ufku engin bir alimdi; düşünce dünyasıyla aksiyonu atbaşıydı. Aynı zamanda, çok mütevazi ve başkalarını da kabullenen bir insandı. Yanında arkadaşlarının methedilmesinden rahatsızlık duymaz; birinin göklere çıkarılmasını kendisinin aşağıda ve altta kalması şeklinde değerlendirmez; bir arkadaşı hakkındaki takdirkar sözleri kendi methediliyormuş gibi kabul eder ve onun adına sevinirdi. Mehmet Özyurt Hoca, 1988 yılında elim bir trafik kazasında dâr-ı bekâya irtihal etti. Urfa’dan Gaziantep’e giderken ve bir hizmetten diğerine koşarken yanındaki üç güzel insanla, Bayram Acar, Hasbi Hoca ve Diyarbakırlı bir müteahhitle beraber Allah’a yürüdü. [...] Biz, ancak zahire göre hüküm verir; insanları dış görünüşleri ve bize yansıyan hâlleri zaviyesinden değerlendirebiliriz. Dolayısıyla, imana ve Kur’ân’a gönül vermiş, dilbeste olduğu dava çizgisini senelerce hiç değiştirmemiş; dünyevî ve hatta uhrevî hiçbir beklentiye girmemiş, kendinden bahsedilmesini ve methedilmeyi asla hoş karşılamamış, bencilliğin semtine bile uğramamış ve hep bu hâl üzere i’lâ-yı kelimetullah için koşmuş; başka mülâhazalar dile getirilince, “Hayır! Rızâ-yı ilâhî bana yeter. Allah razı olmuşsa benim için her şey var demektir. Önemli olan O’nu bulmaktır. O’nu bulmak dışında kurtuluş yoktur” deyip yola revan olmuş ve hizmete giderken de bir yerde bir trafik kazasıyla ötelere yürümüş bir insan hakkında “O şehittir” hükmünü verebiliriz. [.......] Bir Hak dostunun ve bir Kur’ân hâdiminin Allah yolunda vefat etmesi meselesi de bu zaviyeden değerlendirilegelmiştir. Öyle ki, bir dönemde hizmet-i imaniye ve Kur’âniye aleyhine plânlanan bir komplo ya da mefkûre kahramanlarının başına gelecek bir büyük musibet vardır.. Cenâb-ı Allah, Hak dostlarından bir tanesini almak suretiyle, hem diğerlerini teyakkuza sevk eder, hem de geride kalanların gönüllerini yumuşatır, gözlerini yaşartır ve Kendisine teveccüh etmelerini temin eder. Geride kalanlar, incelmiş ve yumuşamış gönüller olarak Allah’a teveccüh eder ve yalvarırlar: “Allahım, Sen bütün ihtiyaçları giderme ve belâları defetme kudretine sahip Rabbimizsin; bizim ihtiyaçlarımızı da karşıla ve başımızda dönüp duran belâları def’ eyle!” derler. Böylece, çok büyük zararlara sebebiyet verebilecek kocaman musibetleri bir kurban vermekle aşmış olurlar. Takdir-i ilâhî olarak, bir davaya kurban olacak başyüce insanlar zaten belli seviyenin kahramanlarından seçilir. “Allahım, bu iman ve Kur’ân hizmetine bir tevakkuf gelecekse ve kutsîler bir belâya maruz kalacaksa, öyle bir musibetin def’i için ben kurban olmaya hazırım; canımı al ama Kur’ân davasını ve o davanın temsilcilerini muhafaza buyur” diyerek Hazreti İsmail gibi boynunu uzatan fedakâr ruhlar, canlarını bu uğurda vermeye âmâdedirler. Şu kadar var ki, onlar iradî olarak asla kendi canlarına kıyamayacakları gibi, –değil başka insanların– bir karıncanın bile yaşama hakkına müdahale etmekten de uzaktırlar; onların dünyasında intihar komandoluğuna, canlı bombalığa, toplu infazlara ve kan dökmelere kat’iyen yer yoktur. Fakat, bazen bir vesileyle, Cenâb-ı Allah, “Rabbim, yeter ki davam bakî kalsın; istersen bedel olarak beni her gün elli defa öldürebilirsin!” diyerek kurbanlık bir koç gibi sırasının gelmesini bekleyen bu hasbîlerden birinin canını alır.. alır ve bir kurban karşılığında Hazreti İsmail’i bağışladığı gibi onu da belâ ve musibetlerin selâmetle savılması için fidye ya da keffaret olarak kabul eder. İşte, Mehmet Hoca da –Allahu a’lem– böyle bir kurbanlık gibi gitmiştir ötelere.. gidişiyle de pek çok musibete keffaret olmuştur.. hizmet-i imaniye ve Kur’âniye’nin bir kurbanı olarak Allah’a yürümüştür. Belli ki, o büyük bir mertebenin insanıydı; Allah nezdinde bir hususiyeti vardı. O bizim bildiğimiz usullerle değil, fakat başka bir yolla “bekâbillâh maallah” ufkuna ulaşmıştı. Gelecek nesillerin Mehmet Özyurt Hoca gibi hasbî ruhları tanıması ve onların izinden yürümesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü, onlar, ömürlerinin her anına bir örnek hâl, tavır ve davranış sığdırmış insanlardır. Onların sergüzeşt-i hayatları yarının hasbîlerine yol gösterecek işaret taşlarıyla doludur. Dolayısıyla, hem onları birer yâd-ı cemîl olarak anmak hem haklarında duaya vesile olmak ve hem de geleceğin fedakâr ruhlarına hüsnümisaller göstermek için Mehmet Hoca gibi kahramanların hayat hikâyelerinin yazılması lâzımdır. Eser: Kırık Testi-6 Diriliş Çağrısı  KURBANIN ÜÇ BOYUTU" Bir başka açıdan kurban meselesinin üç boyutu vardır. Bunlara kısaca, avamın kurban anlayışı, havâssın kurban anlayışı ve havâssül- havâssın kurban anlayışları diyebiliriz. Herkese hitab eden şekliyle kurban, kurban olma şartlarını ve özelliklerini taşıyan bir hayvanın kanını Allah için akıtmaktan ibarettir. İkinci seviyede kurban, kendini feda etmek, üçüncü ve son seviyede ise sevdiklerini feda etmektir. Tarihte bu kurbanların hepsinin örnekleri vardır. Bu üç kurban şeklini ve seviyesini, şu başlıklar altında ifade etmek yanlış olmasa gerek: 1. Kurban Kesenler Yukarıda bahsedildiği üzere, herkesin bildiği ve hanefi mezhebine göre dînî hükmü vacib olan kurban bu çeşit kurbandır. Bu vecibeyi yerine getiren çok kazanır, imkânı olduğu halde kesmeyen ise zarar eder. Kurbanın bu türlüsü herkese vâcibtir ve bunun yapılıyor olması, diğerlerini gereksiz kılmaz, yada diğerlerini de eda ediyor olmak bunun önemini ortadan kaldırmaz. 2. Kurban Olanlar Her devirde, Allah yolunda, din yolunda, vatan, millet ve namus yolunda seve seve kurban olabilecek çok insan bulunabilir. En güzel örnekleri saadet asrında olmakla beraber, zamanımızda da bu bahtiyarlar yok değildir. İşte onlardan bir kaç örnek: a) Bir sefer esnasında kurulan tuzak neticesinde müşriklerin eline esir düşen Hubeyb (ra)’ı, ağaca asacakları zaman ona: “Allah için doğru söyle. Şimdi sen Hz Muhammed’in senin yerinde olmasını istemez misin?” dediler. O da, “Allah’a yemin ederim ki, ölümden kurtulmam için Hz.Muhammed’in ayağına bir dikenin batmasını bile istemem” dedi. (Hayatu’s-Sahabe.) b) Yine yukarıda geçtiği üzere rahmetli Mehmed Özyurt Hoca, sayısını Allah'ın bildiği onlarca, belki yüzlerce İman ve Kur'an Hizmetine gönül vermiş kardeşimiz bunlardandır. Son zamanlarda bunlara yenilerinin eklenmesi de, hem onlar, hem İman ve Kur'an Hizmetinin, hem de bizler adına büyük fütuhat ve başarılara, her şeyden önemlisi Rabbimizin rızasına vesile olur inşallah. 3. Kurban verenler: İnsanın sevdiklerini kurban vermesi, kendisi kurban olmaktan çok daha zordur. Hele bu kurban evlat olursa. Diğer canlılarda bile yavru sevgisi, can sevgisinin çok ötesindedir. Allah herkesi böyle büyük bir imtihana tabi tutmaz. Bunlarla ilgili, farklı zamanlara ait birer örnek de şunlar olabilir: a) Hz. İbrahim'in Oğlu İsmail’i (aleyhimes-selâm) kurban etmek üzere yere yatırması, bunun en çarpıcı örneğini teşkil eder. b) Ensardan Hz. Sümeyrâ r. anha’nın, babası, kardeşleri ve kocasının Uhut’ta şehit düştüklerini duyunca, “Bana Resulullah’dan (asm) haber verin.” demesi, oradakilerin de, “Allah’a hamdolsun, o tam senin istediğin gibi iyidir” demeleri üzerine: “O’nu bana gösterin!” talebinde bulunması, Resulullah’ı (asm) görünce de: “Sen sağ olduktan sonra her musibet bana hafif gelir” diye sevinç izhar etmesi, tarihte az görülen örneklerden birisidir. (Beyhaki) c) Orta asya açılımının ilk yıllarında Bir İman ve Kur'an Hizmeti ERİnin, Türkî cumhuriyetlerden birinde görev yapan oğlu vefat ettiği zaman...Türkçemizdeki tabirle baş sağlığı için kendisi arandığında. Ağabeyimiz, aranma sebebini öğrenince şu mealde karşılık veriyor: “Kardeşlerim sizin işiniz gücünüz yok mu, Cenab-ı Hakk bana Kendi yolunda şehid olan bir evlat verdi, ben daha ne isterim...” Rabbim, bütün kesilen ve kesilecek olan kurbanlarımız hatırına bu kasvetli ve zor günlerimizin encamını bayram sevinçleriyle mühürlesin. Âmîn. İmana ve Kur’ân’a gönül vermiş bu yolda HİZMET EDERKEN Ruhunun Ufkuna Yürümüşlerin ruhuna 11 İhlas 1 Fatiha Okuyalım.

Türkçe
0
1
4
308
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Zulkarneyn Nuri
Zulkarneyn Nuri@afumedonur·
Kâinatta her bahar mevsiminde çekirdeklerin çatlayıp çiçeklerin açılması bir "feth" olduğu gibi; bir zihnin cehaletten kurtulup gerçeği anlaması da manevi bir "feth"tir. Ya Fettah !
Zulkarneyn Nuri tweet mediaZulkarneyn Nuri tweet media
Türkçe
0
11
40
570
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Zulkarneyn Nuri
Zulkarneyn Nuri@afumedonur·
Fettah ismi “iyilik kapılarını açan, bütün anlaşmazlıkların nihaî hakemliğini yaparak mutlak adaleti gerçekleştiren, hak ile bâtılı birbirinden ayırıp durumu açıklığa kavuşturan, mazlumlara yardım edip mümin kullarına zafer veren” mânalarına gelir.
Zulkarneyn Nuri tweet media
Türkçe
0
4
33
422
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Zulkarneyn Nuri
Zulkarneyn Nuri@afumedonur·
Hayat bazen bir duvarın önüne gelmişiz hissi verir; iş aramaktan tutun, bir düğümü çözmeye çalışmaya kadar. Fettâh ismi, bizim göremediğimiz yerden bir "çıkış" yaratır.
Zulkarneyn Nuri tweet media
Türkçe
1
11
43
852
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
محمد صديق المنشاوي
الجمعة سُوْرَةُ الْكَهْفِ مُحَمد صدِيق المنشاوِي .🖤
العربية
6
430
1.5K
32K
İstanbul’un Sineması
İstanbul’un Sineması@istanblsinema·
Zeki Ökten’in imzasını taşıyan 1974 yapımı Pisi Pisi filminde, fotoğrafçı Sinan’ın objektifine girmesi için ikna etmeye çalıştığı Ayşin’i, o günlerin Sheraton Oteli (bugünkü InterContinental) önünde sabırla bekleyişine tanık oluruz. Sinan’ın cadde boyunca devam eden o ısrarlı takibi ve Ayşin’i ikna etme çabası, fonda yükselen Bülent Ortaçgil’in "Olmalı mı, Olmamalı mı" şarkısıyla birleşerek sahnenin dokusunu izleyiciye kusursuz bir şekilde yansıtır.
Türkçe
15
37
538
89.1K
BaybarS EYYUBÎ retweetledi
Sungur ÇELEBİ
Sungur ÇELEBİ@__Sungur__·
BEDİÜZZAMAN’IN; ☑️Ateşin bir zekâ olması ve Fotoğrafik hafızası.. ☑️Zekâsının açılmasına vesile olan sır işi.. ☑️Defîneye mâlik virâneler var.. ☑️Bedîüzzaman lakâbı..
Türkçe
2
178
648
44.9K