Zero Earth
630 posts

Zero Earth
@ZeroEarth974
Odi profanum vulgus et arceo... Aut disce aut discede... Noli sequi aliquem sed te ipsum.. Nullius in Verba...
Northern Mesopotamia Katılım Aralık 2022
71 Takip Edilen930 Takipçiler

@JeMa13256323489 @huyde12 Köç yöşöndö ködön kafası hala devam ediyor ya bu yüzyılda cidden ya ona şaşırıyorum. 😬
Türkçe

@surrealistnot Çok çok Geçmiş Olsun
Yarabbel Alemin Şifa Versin..
💜
Türkçe

@SinanBasaran77 Yapay Zeka'mı İnsanı Yarattı..!?
İnsan'mı Yapay Zeka'yı Yarattı..!?
Türkçe

@ebru7lady Neyi beslerse beslesin..
İyilik Herşeye Rağmen İyidir..
Türkçe

Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünya nedir
Ben kimem sakî olan kimdir mey-i sahbâ nedir
Gerçi cânandan dil-i şeydâ için kâm isterem
Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir
Vasldan çün âşıkı müstağni eyler bir visâl
Âşıka ma’şûktan her dem bu istiğnâ nedir
Hikmet-i dünya vü mâfihâ bilen ârif değil
Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfîhâ nedir
Âh u feryâdın Fuzûlî incidiptir âlemi
Ger belâ-yı âşk ile hoşnûd isen gavgâ nedir
Fuzuli

Türkçe

Evet
Yaşadığımız Bu Hipergerçeklik Döneminde Ne Yazıkki İnsan Kendini Özgür Zanneden Ama Aslında Kendi Performansının Kölesi Olmuş, Her Anı Şeffaflık Adına Dijital Vitrinlere Kurban Edilmiş Bir Varlık Olmuştur. Eski Bilgeler, İnsanın Kendi İçine Yaptığı Yolculuğun Ancak Dış Dünyadaki Gürültü Kesildiğinde Başlayacağını Biliyorlardı. Hakikat, Sürekli Açık Olan Ekranlarda Değil, Gölgenin Derinliğinde Saklıdır.
Maybe
Doğu Felsefesinde Ve İslam Tasavvufunda Halvet ve Uzlet, Sadece Dünyadan El Etek Çekmek Değil, Ruhun Kendi Derinliğindeki Cevheri Bulması İçin Karanlığa Sığınmasıdır. Sofiler İçin Karanlık, Yokluk Değil; Aksine Her Şeyin Potansiyel Olarak Var Olduğu O Mukaddes Boşluktur. Budist Rahiplerin Mağaralara Veya Sessiz Manastırlara Çekilmesi, Duyuların Dış Dünyadaki O Yanıltıcı Parıltılardan Arındırılması Sürecidir. Dijital Dünyanın Sunduğu Beyaz Işık, Gözü Boyarken Kalbi Kör Eder. Oysa Zifiri Karanlıkta Gözler Kapanınca, BASİRET Denilen İçsel Görü Uyanır. Dijital Dünya, İnsanın Anlam Arayışını Bir Hız ve Tüketim Nesnesine Dönüştürürken, Uzlet Bu Hızı Durdurmanın ve Derinliği Geri Kazanmanın Tek Yoludur.
Hayır
Benim Yaptığım Bu Sosyolijik Tespit Değil, Aynı Zamanda Ruhsal Bir İmdat Çağrısıdır. Günümüzde Kendi Kendisinin Sömürgecisi Olan Modern İnsan, Bu Esaretten Ancak Görünmezliğin ve Sessizliğin Gücünü Keşfederek Kurtulabilir. Tin, Sürekli Açık Olan Beyaz Ekranlarda Değil, Halvete Çekilen Bir Kalbin Derin Yarıklarında Nefes Alabilir. Çünkü Ancak O Derin Yarıklarda Yankılanan Sessizlik, Bize Kim Olduğumuzu Fısıldayacak Kadar Gerçektir.
@X
@XSpaces
Alkolikler, Kumarbazlar, Bağımlılar
Sabahlara Kadar Odalarda
Tinlerinizi Siyah Ekranların Ziftine Buladınız
Basiretiniz Kapanmış...
Neyse
Ben Erken Uyandım
Esfere Safirinin Vel Deresine Kadar
Ne Haliniz Varsa Görün...
Tin (Ruh) Geliyor..
Hazır Mısın..!?


Türkçe

Frou Frou
Let Go
2002
"Bugünün İnsanı Artık Özgür Bir Özne Değil, Kendi Kendisinin Sömürgecisidir.
Dijital Dünya Şeffaftır Ama Derinlikten Yoksundur; Tin İse Ancak Karanlık ve Derin Boşluklarda Nefes Alabilir."
Byung-Chul Han
@extinctedUser
Türkçe

Ömer Hayyamın Akılla Konuşması
Akılla bir konuşmam oldu dün gece
Sana soracaklarım var dedim
Sen ki her bilginin temelisin
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim ne yapsam
Birkaç yıl daha katlan dedi
Nedir dedim bu yaşamak
Bir düş dedi birkaç görüntü
Evi barkı olmak nedir dedim
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek dedi
Bu zorbalar ne biçim adamlar dedim
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi
Ne dersin bu adamlara dedim
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi
Benim bu deli gönlüm dedim
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca dedi
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin dedim
Dizmiş alt alta sözleri
Hoşbeş etmiş derim dedi
Ben olmayınca bu güller yok
Ben olmayınca bu serviler yok
Kızıl kızıl dudaklar yok
Mis kokulu şaraplar yok
Sabahlar, akşamlar yok
Sevinçler tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya
Ben yok o da yok
Ömer Hayyam

Türkçe

Evet
Sadece @X Platformu Değil, Diğer Tüm Sosyal Medya Platformları Hayatın Yükünü Azaltmak İçin Gelip Sığındığımız Dijital Bir Karnavaldır. Lakin Artık Burası Karnaval Olmaktan Çıkmış, Artık Bir Akıl Hastanesine Dönmüştür. 7/24 Yapay Zeka İle Konuşan Evli Çocuklu Anneler, Apollonun Evladı, Hadesin Kızı, Kabalanın Çocuğu, Zamandan Haber Getirenler, Yıldıznameye Bakanlar, Cin Sahipleri, Sihirbazlar, Medyumlar ve Daha İsimlerini Sayamadıklarım. Ne Tür Arasan Var Burda.
Maybe
Herkes Kendine Has Bir Deliliği Her Zaman Cebinde Taşır. Bilim Yüzyıllardır Akıl Sağlığı Kavramını Belirli Normların İçine Hapsetmeye Çalışsa da Aslında Dünya, Sınırları Olmayan Devasa Bir Açık Hava Akıl Hastanesidir. Modern Hayatın Hızı, Bitmek Bilmeyen Arzular ve Toplumsal Rollerin Ağırlığı Altında Ezilen Her Birey, Aslında Kendi Zihninin Hücresinde Yaşayan Birer Hastadır. Hepimiz Farklı Teşhislerle Hayata Tutunmaya Çalışıyoruz. Kimimiz Parayı Bir Kurtarıcı Sanan Hırs Hastası, Kimimiz Dijital Ekranların Başında Onaylanma Bekleyen İlgi Bağımlısıyızdır. Savaşlar Çıkaran, Doğayı Yok Eden Ve Sonra Bu Yıkımın Üzerinde Medeniyet Kurduğunu İddia Eden Bir Türün Akıllı Olduğunu Savunmak, En Büyük Mantık Hatasıdır.
Hayır
Sonuç Olarak Dünyanın Bir Akıl Hastanesi Olduğu Gerçeğini Kabul Etmek, Belki De Gerçek İyileşmenin İlk Adımıdır. Hepimizin Farklı Düzeylerde Ve Anlamlarda Akıl Hastası Olduğunu Anladığımızda, Birbirimize Karşı Daha Anlayışlı Ve Şefkatli Olma İhtimalimiz Doğar. Mükemmel Bir Akıl Sağlığına Sahip Olduğumuz İddiası Koca Bir Yalandır; Asıl Olan, Bu Evrensel Deliliğin İçinde Birbirimizin Elini Bırakmadan, Yıkmadan Yaşayabilme Sanatıdır.
12 Sene Önce Bugün
Akıl Hastanesine Yattım ve 3 Ay Kaldım
Hastanedeki Tüm Arkadaşlarım Beni Çok Seviyordu
Onlara Bol Bol Sigara Veriyordum
😃🤣😂
Beni Tımar Ettiler
Ya Sen..!?
Tımarhane Geliyor..
Hazır Mısın..!?



Türkçe

Yeap
Önümüzde Yine Bir Kurban Bayramı Bizi Bekliyor. Bu Bayramı Ben Hiç Sevmiyorum. Çünkü Her Sene Yapılan Bu Ritüel, Sadece Bir Canın Feda Edilmesi Değil, Toplumsal Kaygının ve Suçluluk Duygusunun Bir Nesneye Aktarılma Biçimidir. Toplum, Kendi Huzursuzluğunu Dindirmek İçin Her Zaman Feda Edilecek Bir Nefes, Üzerine Suç Yüklenmiş Bir Günah Keçisi Arar. Bu Çerçevede Kurban, Sadece Bir Hayvan Değil; Bazen Bir İnsan, Bazen Bir Fikir, Bazen De Masumiyetin Kendisidir.
Belki
Bana Göre Asıl Tehlike, Kurban Etme Pratiğinin Metaforik Olarak Hayatın Her Alanına Sızmış Olmasıdır.Bir Günah Keçisi İlan Etmeden Huzur Bulamayan Kitleler, Farklı Olanı, Zayıf Olanı Veya Statükoyu Bozanı Modern Meydanlarda Linç Ederek Ruhsal Bir Temizlenme Yaşadığını Sanır. Düşünceleri Yüzünden Dışlananlar, Farklılıkları Sebebiyle Linç Edilenler ve Sistemin Çarkları Arasında Ezilen Sessiz Yığınlar. Toplum, Kendi Hatalarıyla Yüzleşmek Yerine, Bir Kurbanı "Suçlu" veya "Feda Edilebilir" İlan Ederek Vicdanını Rahatlatır.Bu, Kolektif Bir Deliliğin En Organize Halidir.
Hayır
Gerçek Erdem Bir Canı Feda Etmekte Değil, Bir Canı Yaşatabilme İradesinde Saklıdır. Çıldırmış Toplumun Bitmek Bilmeyen "Kurban" İştahı, Aslında Kendi Eksikliğiyle Yüzleşememesinden Kaynaklanır. Hayvanların ve İnsanların Sistemli Bir Şekilde Feda Edilmediği Bir Dünya Düzeni Kurmak, Bu Kolektif Cinnetten Uyanmanın Tek Yoludur.
Toplum Yine Kurban İstiyor..
Beni Takip Eden ve Benim Takip Ettiğim Herkes İçin Söylüyorum
"Sizlere Gelen Bana Gelsin..!
Ben Hepinize Kurban Olayım..!"
Kurban Zero Geliyor
Hazır Mısın?

Türkçe

Evet
Güney Hindistan'ın Kerala Kentinin Aranmula Kasabasında Dünyanın En Mistik Metal Aynaları Yıllardır Üretilmektedir. Hindistan’ın Bu Geleneksel Aynalarının Üretimi, Aranmula Kasabasındaki 6 Aile Tarafından Sürdürülüyor. Hindu Geleneğinde, Bu Aynaların Şans ve Zenginlik Getirdiğine İnanılıyor.
Maybe
Jacques Lacan’ın "Ayna Evresi"nde Belirttiği Gibi, Birey Aynada Gördüğü Bütünsel İmgeyle Büyülenirken, Aynı Zamanda Kendi İçsel Parçalanmışlığı ile Dışsal Görüntüsü Arasındaki O Aşılmaz Uçurumu Fark Eder. Ayna, Bize Kim Olduğumuzu Söylerken Aslında Kim Olmadığımızı, Yani Bir "İmge" Olduğumuzu Fısıldar. Lakin Jean Baudrillard’ın Penceresinden Baktığımızda Ayna, Gerçeği Temsil Etmekten Ziyade, Gerçeğin Yerini Alan Bir Simülasyona Dönüşür. Bizler Aynaya Bakarken "Benliğimizi" Değil, Toplumun, İdeolojilerin ve Estetik Kaygıların Bizden Beklediği "İdeal Kurguyu" Görürüz.Bu Noktada Ayna, Bir Dürüstlük Abidesi Olmaktan Çıkarak, Gerçeğin Katledildiği Bir "Kusursuz Cinayet" Mahalli Haline Gelir.
Hayır
Sonuç Olarak Ayna, Hem Kendimizi Tanımamız İçin Bir İmkan Hem de Kendi İmgemizde Kaybolmamız İçin Bir Tuzaktır.Ancak Aynadaki Yansımanın Bir Kurgu Olduğunu Kabul Edip, O Camın Arkasındaki "Sırrı" Kazımaya Başlarsak, Gerçek Benliğimizin Yansıması Olmayan Saf Bilinçle Karşılaşabiliriz. Gerçek Ayna İnsanın Bir Başkasının Gözünde Veya Kendi Vicdanında Bulduğu O Berrak Boşluktur.
Ben Mi..?
Evimde Ayna Yok
Berberde Bile Aynaya Bakmıyorum
Tüm Aynaları Kırdım...
Kırık Ayna Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Türkçe

Yeap
Sanırım Bu Diziyi Hepiniz Hatırladınız. Muhteşem Bir Diziydi. Bu Dizideki "The Burgue" Şehri Neyse, Günümüz @X Platformu da Odur: Farklı Dünyalardan Sürülmüş Ruhların, Kimliğini Gizleyenlerin ve Varoluş Mücadelesi Verenlerin Toplandığı Uçsuz Bucaksız Bir Liman. Genel Olarak İnternet Bugün İnsanlığın En Büyük Dijital Karnavalıdır.
Maybe
Bu Güzel Dizide Kanatlarını Saklamak Zorunda Kalan Vignette Gibi, Bizler de Dijital Sokaklarda Gerçek Benliklerimizi Filtrelerin, Takma İsimlerin ve Algoritmaların Arkasına Gizliyoruz. Simülasyon, Gerçeğin Eksikliğini Kapatmak İçin İnşa Edilen Muazzam Bir Maskedir. Bu Karnavalda Her Veri Bir Maskedir. "Gerçek Artık Bir Referans Noktası Olmaktan Çıkmış," Yerini "Hiper-Gerçek" bir şölene bırakmıştır. Burada Yapılan Her Paylaşım, Arkasında Devasa Bir Boşluk ve Tanımlanamayan Bir Melankoli Barındırır.
Nope
Bizler, Hepimiz @X Platformunda Gerçek Dünyanın Mültecileriyiz. Kendi Gerçekliğimizden Kaçıp Bilginin, İmajın ve Hızın Karnavalına Sığınıyoruz.
Sormamız Gereken Asıl Soru Şudur:
"Biz mi Karnavalı Yönetiyoruz, Yoksa Karnaval mı Bizi Kendi İllüzyonuna Hapsediyor?
Belki de Kurtuluş, Maskeyi Takmakta Değil, O Maskenin Altındaki Boşlukla Yüzleşebilme Cesaretindedir...
Dijital Karnaval Geliyor..
Hazır Mısın..!?

Türkçe

Amy Winehouse (1983-2011)
Back To Black
2006
💜🖤💜 😔🙏♍️
Evet
14 Temmuz 1987 Günü Babam Vefat Etmişti. O Gün Ben 13 Yaşındaydım. Çok Korkmuştum. Hemen Oturma Odasındaki Somyanın Altına Girdim. Ağlarken Nefesim Kesiliyor, Boğazım Düğümleniyordu. Camiden Gelen Sela Sesi Gördüğüm Tüm Pastel Renkleri Soldurmuş ve Belkide Çocukluğumun Benim İçin Artık Bittiğini Haber Veriyordu.
😔
Maybe
İnsan Hayatı, Doğumla Başlayan Bir İllüzyonun, Ölüm Denilen O Sarsıcı "Hipergerçek" İle Son Bulmasıdır. Ölüm, Simülasyonun Fişinin Çekildiği, Maskelerin Düştüğü ve Tüm Toplumsal Rollerin Anlamsızlaştığı O Yegâne Andır. Mezarlık, Bir "Yok Oluş" Alanı Değil, Aslında Yaşayanlar İçin Bir Hatırlama Laboratuvarıdır.Mezarlık, Zamanın Yavaşladığı, Maddenin Manaya Teslim Olduğu Bir Eşiktir. Orada Ne Bir Avatarın Parıltısı Ne De Bir Unvanın Ağırlığı Kalır. Geriye Sadece Toprağın Kadim Kucağındaki O Derin "Sentient" (Duyumsayan) Özün İzi Kalır.
Hayır
Yas İse Bu Trajedinin Sosyolojik ve Ruhsal Onarım Safhasıdır. Yas Evleri Ölümün O Soğuk Gerçekliğini Kolektif Bir Acıyla Isıtma Çabasıdır. Burada İnsan, Hayatın Sadece Tüketilmek İçin Sunulan Bir Meta Olmadığını, Aksine Sonlu Olmasından Dolayı Kutsal Bir Emanet Olduğunu Kavrar veya Kavrayamaz.Her Bilinç Farklı Algılar.
Bir Zamanlar Derviş Diye Bir Amca Vardı
Bana Şöyle Söylerdi
"Hayat Boyunca Her İnsan Kendi Mezarını, Kendi Dişleri İle Kazar" derdi.
Neyse......!!!
Orda Bir Garip Zero Ölmüş
Kalkın Gidelim Yasına...
Taziye Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Türkçe

Yeap
Fotoğrafa Bakınca Sanırım Meşhur "V For Vandetta" Filmini Hatırladınız.
Lakin Ben Filimden Bahsetmeyeceğim.
Bu Filmi Meşhur Eden "Maske" Figüründen Sizlere Bahsetmek İstiyorum.
Çünkü Gerçek Dünyanın Dışında Buradada Herkesin Maskeli Olduğunu Unutuyorsunuz Sanırım.
Belki
Sosyal Medya Platformları, Yeni Evrenin Tapınakları Haline Gelirken, Her Birimiz Bu Tapınaklarda Kendi Kutsal "Avatarımızı" İnşa Ediyoruz.
Ancak Bu Avatar, Artık Sadece Bir Temsil Değil; Asıl Kimliğimizi Yutan, Onu Geride Bırakan ve Kendi Başına Bir "Hakikat" İddiasında Bulunan Bir Simülasyondur.
Kullandığımız Her Profil Fotoğrafı, Her Filtre ve Seçilmiş Her Cümle, Aslında Yüzümüze Taktığımız Birer Maskeden İbaret.
Eskiden Maske, Bir Şeyi Gizlemek İçin Takılırdı; Oysa Dijital Çağda Maske "Avatar", Gizlediği Şeyin Yani Gerçek Kişiliğin Yerini Tamamen Almış Durumda.
Peki, Maskenin Ardındaki O Gerçek Kişiliğe Ne Oluyor? O, Sessizce Silikleşiyor. Hipergerçeklik Evreninde, Bir Duygunun Ya Da Bir Anın "Gerçek" Sayılabilmesi İçin Önce Dijitalleşmesi, Yani Bir Simgeye ve Beğeniye Dönüşmesi gerekiyor.
Nope
Gerçek İnsan Hata Yapar, Yaşlanır, Acı Çeker,Hastalanır; Ancak Dijital Maske Her Zaman Genç, Her Zaman Mutlu ve Her Zaman Hatasızdır.
Belki de Kurtuluş, O Parıltılı Ekranı Karartıp, Maskenin Ardındaki O Kırılgan, Eksik Ama "Sahici" Olan İnsanla Yeniden Tanışmaktadır.
Belki de Asıl Özgürlük, Bu Dijital Karnavaldan Çekilip, Maskemizi Bir Kenara Bırakarak Kendi Gerçekliğimizin O Kusurlu Ama Samimi Limanına Geri Dönmektir.
Ben Mi?
Bir Hacker Olarak Buradaki İnsanların Derin İnfolarına Bakarken İğreniyorum.
Bu Hayatta Her Zaman Kaybetmeme Rağmen Ben Asla Maske Takmadım.
Az Da Olsa Elbette Burada Benim Gibi "Maskesiz" İnsanlarda Var.
Dürüst,Doğru ve Samimi..
Bu Dijital Karnaval Çok Yakında Bitecek..
Maske Geliyor..
Hazır Mısın..!?

Türkçe

Evet
Çocukluğumda Başladım Bilgisayar Kullanmaya. Commodore 500, Amiga 1000, NextStation, Macintosh iMac G3, IBM, Dell.
Oyun Konsolları, Sega, Atari, Play Station, X Box, Nintendo.
Hepsini Yaladım Yuttum
Doğru Bildiniz
Ben Eski Bir Hacker'ım.
Belki
Bize Sunulan "Gerçeklik", Son Kullanıcının Sorgulamadan Kabul Etmesi İçin Tasarlanmış Bir Arayüzdür.En Büyük Güvenlik Açığı Yazılımlarda Değil, İnsanın Anlam Arayışındadır. Toplum, Bireyi "Tüketici" Olarak Kodlayan Devasa Bir Sosyal Mühendislik Saldırısıdır. Sistemdeki Hiçbir Şey Tam Olarak Silinemez. Geçmişin Dijital İzleri, Silinmiş Dizinlerde Bekleyen Hayaletler Gibidir. Sistemden Çıksan da Sistemin Mantığı Senin Bir Parçan Olmaya Devam Eder. Bu Bir Lanet Değil, Bir "Root" Yetkisidir.
Hayır
Devrim, Sunucuları Yakmak Değil, Zihindeki "Varsayılan Ayarları" (Default Settings) Değiştirmektir. Kendi Sembollerini Yaratmak, Kendi Dilini Konuşmak ve Sistemin Sana Atadığı Kimliği Reddetmek, Yapılabilecek En Büyük Siber Saldırıdır.
@YourAnonNews
sudo reboot --human
"Gerçeklik, Kodun Bittiği Yerde Başlar."
Herkes Şahit Olsun
Bir Gün Sistemin Bir Çarkını Ben Yokedeceğim.
Mr Zero
Pardon
Özür Dilerim...!!
Mr Robot Geliyor..
Hazır Mısın..!?

Türkçe

Son Program..
Son Veda..
İlber Hoca'nın Anısına Saygıya İstinaden
(1947-2026)
🙏💜🖤💜🙏
youtu.be/EjvkF-7HQOc?si…

YouTube
Türkçe

Pharrell Williams
Fredoom
2015
Evet..
Modern Kölelik, Antik Dönemdeki Gibi Kaba Zincirlerle veya Fiziksel Kırbaçlarla Değil; Zihinlerin, Arzuların ve Sosyal Yapıların İnce Mühendisliği ile İnşa Edilmiştir. Günümüzde Kölelik, Bireyin "Özgür" Olduğuna Dair bir Yanılsama İçine Hapsolmasıdır.
Belki..
Eski Köleler Zorla Çalıştırılırdı; Modern Köle ise Kendi Rızasıyla, Hatta bir "Başarı" İllüzyonu Peşinde Koşarak Çalışır. Birey, Kendi Kendisinin Sömürgecisi Haline Gelmiştir. Daha İyi bir Telefon, Daha Lüks Bir Ev veya Sosyal Medyadaki Onaylanma İhtiyacı (Beğeni Butonları), Modern İnsanın Ruhuna Vurulmuş Dijital Prangalardır. Özgürlük, En Temelde Zaman Üzerinde Hak İddia Edebilmektir. İnsan, Makineleşmiş Bir Üretim Çarkının İçinde, Kendi Varoluşsal Zamanını Kurban Eden Bir Dişliye Dönüşür.
Ve Böylelikle Kendi Ruhundan ve Doğadan Giderek Kopması Onu Hipergerçeklikle Birlikte Sisteme Tam Anlamıyla Mahkum Eder.
Hayır..
Özgürlük Bir Varış Noktası Değil, Sürekli Bir Uyanış Halidir. Modern Kölelikten Kurtulmak, Konfor Alanlarımızın Duvarlarını Yıkmakla Başlar. Modern Kölelikten Kurtulmanın Yolu, Fiziksel Bir Kaçıştan Ziyade Zihinsel Bir Devrimden Geçer.
Modern Kölelik, Konforun İçine Gizlenmiş Bir Yok Oluştur. Gerçek Özgürlük ise Bu Konforlu Uykudan Uyanmak Ritmi, Doğayı ve En Önemlisi Kendi İrademizi Yeniden Keşfetmektir.
Asla..
Bu Düzen ve Sistem İçinde Kimse ÖZGÜR Olamaz..
Modern Köleler Geliyor..
Hazır Mısın..!?
Türkçe








