Haber Terminali@HaberTerminali
Sabahattin Önkibar:
Adeta iki Kadir İnanır söz konusuydu: Biri dost, samimi, içten, delikanlı Kadir; diğeri oportünist, çıkarcı, megaloman Kadir.
Gazeteci kimliğimden ötürü bize karşı açıktı, netti. Yaşanan iki olay sonrasında da kendisini aradım ve sert eleştirilerde bulundum.
Bir defasında, "Ülkene ve Karadenizlilere ihanet ediyorsun," dedim. Sebep ve gerekçem; PKK'lılar ya da DEM'lilerle kol kola girmesiydi.
"Benim gayem barış," deyince; "Hayır, senin amacın Kürtçüler ve neoliberallerin kamuoyundaki etkisinden yararlanmak," demiştim. Haklıydım.
Sohbetlerimden biliyorum; Kadir İnanır'ın değil Kürt meselesinde, hiçbir konuda net bir fikri, net bir duruşu yoktu. Dahası, entelektüel derinliği de söz konusu değildi.
Evet, Kadir İnanır kitap okuyan ve analitik düşünebilecek, sentezler yapabilecek bir birikime sahip değildi. Sinemacılık işi gereği, gerçek hayatında da rol yapıyordu. PKK ile barış gibi hikayeler tamamen dolduruşa gelmek ve PR adınaydı.
Merhum Yılmaz Ulusoy bu durumu bana, "Kadir hayatı yaşamıyor, oynuyor," diye açıklamıştı. Haklıydı; zira Kadir İnanır asla solcu bile değildi. Solun popüler olduğu dönemlerde onu kullandı.
Defalarca şahit oldum, sola ve bazı solculara dümdüz giderdi. Yine tanıklık ettim; Kadir İnanır'ın ilkeleri de yoktu.
1990'ların ortasında beni, "Senin gibi biri dinci TGRT'de nasıl çalışır?" diye eleştirirken; 1999'da kendisi iyi para alınca TGRT'ye Marziye isimli dizi filmi çekti.
Dahası da var... 2000 yılının sonunda İhlas Finans Kurumu soygunu yapılıp kapatılma kararı alınınca —arşivde var, isteyen bulabilir— Kadir İnanır TGRT canlı yayınına çıktı. Marksist Ahmed Arif'in şiirini okuyarak Enver Ören'i sahiplendi, ona sahip çıktı.
Evet, Ahmed Arif'in 33 Kurşun şiirini okuyup art arda "Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem!" nakaratını tekrarlayarak tarikatçı Ören'e fedailik yaptı.
Solcu, devrimci gerillalar için yazılan şiiri; insanları inançla dolandıran İhlas patronuna destek için okudu. O görüntü, TGRT ekranlarında bir hafta boyunca onlarca kere yayınlandı.
Kendisini aramam da o zaman olmuştu. 1995'te bana, "Profesyonel gazeteci olsan da orada ne işin var?" diyen Kadir İnanır'a, "Dün akşam yaptığından utanmadın mı?" dedim. Kem küm ederek, "Kafam iyiydi, ayrıca düşeni sahiplendim," karşılığını vermişti.
Halbuki düşen Enver Ören değildi; paraları gasbedilen ve hâlâ alamayan on binlerce İhlas Finans mudisiydi.
Kendisini şikâyet ettiğim yakın köylüsü Yaşar Nuri Hoca da bana, "Hemşehrimizdir, deli doludur, delikanlı tarafı da var; ancak oportünist bir artisttir," demişti.
Hâşâ, amacım ölünün arkasından laf etmek, hakkında kötü söz söylemek değil. Lakin bunlar bilinsin istedim; zira Kadir İnanır rol model bir sanatçı, efsane şu bu değil.
Ancak bir hakkı da teslim etmeliyim: Kadir İnanır, sanatçı olarak Türk sinemasının tartışmasız devlerindendi.