Artos ARARAT
4.1K posts

Artos ARARAT
@_Sebri_Osman21
DEMOKRATİK KOMÜN HAREKETİ (DKH)







ÖNEMLİ DUYURU; Kürt Milli Platformu içerisinde birlikte yol yürüdüğümüz bazı arkadaşlarımızın ayrılık kararını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Farklı değerlendirmeler ve görüş ayrılıkları siyasetin ve toplumsal mücadelenin doğal bir parçasıdır. Bizler, ayrılan arkadaşlarımızı karşıtlarımız olarak görmüyoruz aksine Kürt milletinin geleceği için kaygı taşıyan kardeşlerimiz olarak görüyoruz. Bugüne kadar ortaya koydukları emek ve katkıları kıymetli buluyor, kendilerine teşekkür ediyoruz. Kürt halkının birlik, dayanışma ve ortak mücadele ihtiyacının her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle kırıcı değil birleştirici, dışlayıcı değil kapsayıcı bir dili esas almaya devam edeceğiz. Farklı yollar tercih edilse de, milletimizin ortak hakları ve geleceği konusunda diyaloğun ve karşılıklı saygının korunmasını önemli görüyoruz. Çalışmalarımıza büyük bir heyecan ve sorumlulukla devam edeceğiz. Saygılarımızla.

SANATÇI, GÜCÜN GÖLGESİNDE DEĞİL, KENDİ DURUŞUNUN YANINDA DURANDIR Gerçek sanatçı; iktidarların, çevrelerin, kurumların ya da kalabalıkların himayesine sığınarak değil, kendi vicdanının ağırlığını taşıyarak yürür. Çünkü sanat; itaat ettiğinde değil, özgür kaldığında büyür. Tarih boyunca güçlü görünen birçok yapı dağıldı. Ama hiçbir güce boyun eğmeden üreten sanatçıların bıraktığı iz yaşamaya devam etti. Nobel ödüllü José Saramago, hayatı boyunca iktidarlara mesafesini korudu ve yalnız kalmayı göze aldı. Bob Dylan, müziğini hiçbir otoritenin sesi haline getirmeden kendi özgür yolunda yürüdü. Marlon Brando, Hollywood’un en güçlü döneminde bile sisteme boyun eğmeyip Oscar ödülünü reddedecek kadar bağımsız bir duruş sergiledi. Pablo Picasso ise savaşın ve zulmün karşısında sanatını bir vicdan alanına dönüştürdü. Bugün hepsi yalnızca eserleriyle değil, duruşlarıyla da yaşamaya devam ediyor. Benim sanat hayatım da linçlerle, yalnızlıklarla, ötekileştirmelerle, görmezden gelinmelerle ve önyargılarla dolu uzun bir yolculuktu. Ama hiçbir zaman geri adım atmadım. Hiçbir gücün karşısında eğilmedim... Zor dönemler yaşadım. Ekonomik sıkıntılar çektim. Ama sırtımı hiçbir iktidara, hiçbir yapıya, hiçbir çevreye dayamadım. Bugün başta ülkem olmak üzere dünyanın birçok yerinde sanat izleyicilerinin desteğiyle yüz binlerden milyonlara ulaşmak, bir sanatçıya verilebilecek en büyük ödül ve en büyük güçtür. Eğer halkın desteğini arkanıza almışsanız, sergi salonlarınız, konser salonlarınız, sinema ve tiyatro salonlarınız dolup taşıyorsa bunu hiçbir güç yıkamaz. Çünkü bir sanatçının gerçek gücü; bağlantılarında değil, karakterindedir. Sanatçı olmak sadece eser üretmek değildir, bir duruş da sergileyebilmektir. Bedel ödemeyi göze alabilmektir. Kalabalıkların yönüne göre değil, kendi vicdanına göre yürüyebilmektir. Destek, günü geldiğinde salonlardan değil; halktan ve halklardan gelir. Eğer yaptığınız sanat gerçekten güçlüyse, hiçbir gücün gölgesine ihtiyaç duymazsınız. Bugün burada da dünyada da bunun sayısız örneği vardır. Çünkü gerçek sanat; izinle değil, iradeyle ayakta kalır. Sanat tarihi bize şunu öğretir: Biat edenler dönemin parçası olur, direnenler ise tarihin...













Örgütün hayası var. Asla kurumsal olarak insanları kolay kolay özel yaşamlarından vurmaz ve teşhir etmez. Ama birey olarak biz bu hareket ve onun kurumlarını savunmak zorundayız. Mem Ararat popüler olduktan sonra akıl almaz suçlar işledi. En başta kendi akrabası olan eşinin yatağına başka kadını aldı. Kadını bunu kabul etmeye zorladı. Burnu havaya kalktı ,kibirden şişti ,balona ,kurbağaya dönüştü .. Bencil,bireyci ve yoz bir karaker olarak karşımıza çıktı . Bu halkın temel ahlaki değerlerini,manevi değerlerini çiğnedi.. Şehitler üzerine söylediği şarkılarla popüler olup,sonra bu kadar yozlaşan ve yozlaştıran birisine karşı tutum almak gerekti. Eşi kurumlara baş vurdu ,konu kendisi ile görüşülmek istendi ve kendisi özel hayatımdır karışamazsınız demeye başladı . İlk nefret ve öfkesi burdan başladı . Evet hala insanlarımız izliyor , kurumlarımız ona yer vermez ,ama onu teşhir eden, sanatını engelleyen bir yaklaşım içine de girmediler. Bizim ilke ve prensiplerimiz var. Bunun başında da iki eşliliktir. Üstelik bu beyefendi ikisini bir arada idare etmeyi bize dayattı.. Selim temo gibi sahipleneneler bu kültürün kabul görmesini mi istiyorlar acaba? Yayınladığı mesaj bir tehdit ,bir meydan okuma ve tam ukalaca bir kibir kokuyordu.. Kurumlar kimse ile görüşmeme gibi bir tutuma girmiş değil. Kurumlar ve temsilcileri her zaman da Mem ile görüştü ve görüşüyor . Sorunu bilinçli bu mecraya taşıdı .. Bu karakteri zayıf şişik ego , Ayşe Hür ün sayfasına dümen kırmak için tarafını belirlemiştir.. Küfür edenler korosuna dahil olmuştur . Mit beslemesi ,bin bir surat Ali Çeven ile ortak hareket etmiştir. Bu harekete karşıt ve düşmanca bir pozisyon takınmış durumdadır... Tüm yursever dünya için Mem artık yok hükmünde olmalıdır . Yoz ,lümpen ve ahlaksız yaşamını , basit karakterini al ve defol hayatımızdan... Pırıl pırıl gençler yetişiyor,onların yanında ömrün uzun değil zaten ,gewende ...



Di vê roja zimanê kurdî de, Xwedê te ji serê mûzik û strana kurdî kêm neke mamoxulam🙏 @ararattmem





Hozan Serhat, İzmir Ege Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yetenek sınavını derece ile kazandı Yeteneklerini ve tüm ömrünü halkına adamayı tercih etti. Halkının acılarını ve sevinçlerini paraya çevirmek gibi lanet bir uğraşı amaç edinenleri gördükçe hatırlatmak gerek.




