Gülnihal 🎼

2.5K posts

Gülnihal 🎼 banner
Gülnihal 🎼

Gülnihal 🎼

@_nihaliko

Çok yoruldum patron

🍀 Katılım Ağustos 2016
169 Takip Edilen181 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Gülnihal 🎼
Gülnihal 🎼@_nihaliko·
ve yaşamanın esiriyiz her gün ölürken.. aynılaştık hepimiz kalmadı gökkuşağımız..
Türkçe
0
0
24
0
Gülnihal 🎼
Gülnihal 🎼@_nihaliko·
@YasminAfRam Gayet yaşının üstünde doğal bir oyunculuk sergileyen harika bir kız Mina Demirtaş. Dizide en bağ kurduğum karakter. Yerli Anna Hathaway resmen. Bence nefret işini azaltalım
Türkçe
2
0
13
494
Yasemin
Yasemin@YasminAfRam·
O kızın bakışları bile başrol olmaması için yeterli. Derinlik yok, duygu yok Başrol küçük olsun büyük olsun, DERİN, DUYGULU BAKMALI. Duygu sadece hoşlanmak değilki, hayal kırıklığı, üzüntü Sara Boncuk küçücük yaşında daha derin bakışları olan bi çocuk mesela Kızın tek artısı yok
Türkçe
17
2
67
53.6K
Gülnihal 🎼
Gülnihal 🎼@_nihaliko·
@ilyada12r Zavallı İlayda X'de olma hatta diziyi izleme motivasyonunun Mina Demirtaş'ı linçletmek ve aşağılamak olması, bu kötülükten besleniyor olman ailen ve çevren için çok kötü. Sayfana bakıyorum ve midem bulanıyor kötülüğünden. Umarım iyi avukatın vardır. Bütün hakaretlerin not edildi.
Türkçe
0
0
0
60
ilyada
ilyada@ilyada12r·
Dizinin fragmanları bu ayarda devam etmeli. #delikanlı
Türkçe
1
0
3
861
Gülnihal 🎼 retweetledi
anfırçınıtli
anfırçınıtli@erkekdiilimben·
Bence de muhteşem bu performasın yaratıcısı Yunan sanatçı, sahne tasarımcısı, koreograf Dimitris Papaioannou. Gerçekten çok yaratıcı ve kışkırtıcı prodüksiyonları var
Türkçe
40
316
4.3K
156.8K
Gülnihal 🎼 retweetledi
Delikanlı
Delikanlı@delikanlidizi·
"Benden ne çaldılarsa misliyle geri alacağım onlardan." #Delikanlı'nın ilk tanıtımı yayında. Yakında Show TV'de. @ShowTV @OGMPictures
Türkçe
644
917
4.4K
1.3M
Gülnihal 🎼 retweetledi
Acerakis
Acerakis@Acerakis·
Hala sesli gülüyorum, hala :)
Türkçe
66
511
6.8K
326.5K
Gülnihal 🎼 retweetledi
Celil Sadık
Celil Sadık@celilsadk·
Edward Hopper, eşi Josephine'in sürekli kedisiyle vakit geçirmesinden rahatsız olduğu için 1932 yılında bu çizimi yapmış. Bu çizimi ilk gördüğünüzde size çok masumane ve tatlı gelmiş olabilir. Ancak bu çizimin arkasında çok toksik bir ilişkinin hikayesi yatıyor. Bugün size biraz Hopper ailesinin dedikodusunu yapacağım. Edward Hopper ve eşi Josephine Hopper evliliklerinin ilk yıllarında çocuk isteseler de bu istekleri bir türlü gerçekleşmez. Sonrasında ise hayatlarına Arthur (kedi) girer. Çocukları olmayan çift için Arthur, özellikle Jo açısından yoğun bir duygusal bağın temsili haline gelir. Jo’nun günlükleri ve biyografik kaynaklara baktığımızda kedilere büyük bir sevgisinin olduğunu da görürüz. Kendisi de bir ressam olan Jo'nun hikayesi de başlı başına ayrı bir konu aslında. Josephine Nivison Hopper, 1910’lar ve 1920’lerde New York sanat çevresinde aktif bir ressamdı. Robert Henri çevresinde yetişti. Yani Ashcan School geleneğinden gelen, figüre ve gündelik hayata yakın bir resim anlayışı vardı. Suluboya ve yağlıboyada güçlüydü ve özellikle kadın figürleri ve şehir sahneleri üzerine çalışıyordu. Brooklyn Museum ve Pennsylvania Academy of the Fine Arts gibi kurumların karma sergilerinde yer aldı. 1920’lerde New York’ta çeşitli grup sergilerine düzenli olarak katıldı; adı eleştirmenler tarafından “istikrarlı ve disiplinli” bir ressam olarak anılıyordu. Suluboya alanında özellikle dikkat çekiyordu ve hatta bu alanda Edward Hopper’dan daha erken kabul görmüştü. Edward Hopper’ın kariyerindeki büyük kırılma da doğrudan Jo sayesinde oldu. 1924 yılında Hopper’ın işlerini Brooklyn Museum’daki bir sergiye sokmayı başardı. Bu sergide Hopper’ın suluboyaları satıldı. Bu, Hopper’ın kariyerindeki ilk ciddi satış ve görünürlük dalgasıdır. Yani Hopper “geç keşfedilen dâhi” olmaktan çıkıp sanat piyasasına burada girer. Evlilikten sonra tablo yavaş yavaş değişir. Jo’nun sergi sayısı azalır, üretimi düzensizleşir. Buna karşılık Hopper’ın işleri yükseldikçe yükselir ve nihayetinde Josephine artık Hopper'ın resimlerine modellik yapan, ona menajerlik yapan, galerilerle bağlantı kuran, sergi listelerini tutan, hatta Hopper’ın resimlerindeki renk notlarını bile kaydeden ve elbette evdeki vaktinin çoğunu kedisiyle geçiren bir kadına dönüşür. Tam da bu yüzden kedi karikatürü masum bir şaka olmaktan çıkar. Bu basit karikatürün arkasındaki psikolojiyi ve hikayeyi görmeden etkileşim için çok paylaşılıyor son günlerde. Ama en başta belirttiğim gibi durum biraz karmaşık... Josephine Nivison Hopper, kariyerinin başında sergilere giren, müzelerde yer bulan, hatta Edward Hopper’dan önce kabul gören bir ressamken, evlilikten sonra yavaş yavaş destek rolüne çekilir. Kendi üretimi azalır ve sesi yavaşça kısılır. Toplumun kadınlara biçtiği "yardımcı" rolünü oynamaya başlar. Buna karşılık Edward Hopper’ın dünyası genişler. Bu dengesizlik sadece profesyonel değil, duygusaldır da... İşte Arthur, yani kedi, tam bu noktada devreye girer. Jo’nun şefkatini, ilgisini, zamanını verdiği bir varlıktır Arthur. Hopper içinse zaten paylaşmak istemediği bir ilginin başka bir yere kayması demektir. Karikatürdeki hayvansı, huzursuz figür (Hopper'ın kendisi) bu yüzden önemlidir. Hopper kendini güçlü bir erkek olarak yansıtmaz, ilgi bekleyen, alıngan, kıskanç bir varlık olarak çizer. Bu durum da toksik bir ilişkinin nadir görülen dürüstlük anıdır diyebiliriz. İlişkileri şöyle işler: Jo verir, Hopper alır; Jo konuşur, Hopper susar; Jo uyum sağlar, Hopper merkezde kalır. Kavgalar çıkar, bağırışlar olur, günlerce konuşulmaz. Ama düzen değişmez. Çizime verilen isim "Status quo" yani "Mevcut Durum" tam olarak budur. Kimse mutlu değildir ama kimse yerinden de kalkmaz. Kedi karikatürü bu yüzden komiktir ama acıtır. Çünkü mesele gerçekten kedi değildir. Mesele, Jo’nun hayatında kendine ait bir alan yaratmaya çalışması ve Hopper’ın bunu bile tehdit olarak algılamasıdır. Jo’nun sanatı, arkadaşları, hatta kedisi bile bu ilişkinin içinde “fazlalık” sayılır. Karikatürün bir noktada korkunç olmasının asıl sebebi Hopper'ın gerçekten de Jo'yu inanılmaz bir şekilde bastırmasıdır. Jo’nun tuttuğu günlükler bu yüzden çok önemlidir. Jo, kavgaları süslemeden, yumuşatmadan yazar. Bağırışlar, kapıların kilitlenmesi, eşyaların fırlatılması, odalara kapanmalar, Hopper’ın fiziksel olarak alanı kontrol etmeye çalıştığı anlar… Metinlerde zaman zaman “keskinlik”, “tehdit”, “kontrol kaybı” gibi ifadeler geçiyor. Bazı biyografi yazarları, özellikle mutfakta geçen bir tartışmaya dair satırlardan yola çıkarak, bıçakların işin içine girmiş olabileceğini ima ediyor. Ama bu, Jo’nun açıkça “bıçak çekildi” dediği bir itiraf değil; daha çok satır aralarından okunan bir ihtimal. Asıl mesele zaten tek bir an değil. Bu evlilik, yıllarca süren bir yüksek tansiyon hâli. Hopper susuyor, içine atıyor, kontrol etmeye çalışıyor. Jo konuşuyor, yazıyor, patlıyor. Fiziksel şiddetin eşiğine gelinen ama çoğu zaman orada durulan bir çizgi var. Bu yüzden bu resim bize ilk bakışta masumane gelse de altında bir ilişkinin enkazı yatıyor. 🖤
Celil Sadık tweet media
Türkçe
6
46
568
59.2K
Gülnihal 🎼 retweetledi
ibrahim
ibrahim@raskolibov·
Her denk gelişte kahkaha attırıyor
Türkçe
107
687
22.6K
1.7M
Gülnihal 🎼 retweetledi
Boşuna Tıklama
Boşuna Tıklama@bosunatiklama·
İspanya devlet televizyonu, Eurovision'dan çekildiğini Gazze saldırılarını gösteren video ile duyurdu.
Türkçe
87
692
7.3K
1.6M
Gülnihal 🎼 retweetledi
Mine G. Kırıkkanat
Mine G. Kırıkkanat@mkirikkanat·
İstinaf Mahkemesi bugün, Sinek Sarayı romanımdan Elif Şafak’ın bit palas romanına yaptığı intihalin “esinlemenin ötesinde” olduğunu, olay örgüsü, karakterler ve kurgu benzerliklerinin bilirkişi raporuyla sabit bulunduğunu belirterek kararı onadı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/489 Esas ve 2025/1393 Kararıyla, romanımdan yapılan intihalin FSEK kapsamındaki haklarıma açık bir tecavüz oluşturduğunu vurguladı ve maddi–manevi tazminata hükmedilmesini yerinde bularak davalıların istinaf taleplerini reddetti. Emeğin, fikrî mülkiyetin ve telif hakkının korunmasına katkı sağlayan bu karar nedeniyle mutluyum. Bu sonucu, haklarını savunan tüm yazarlar adına da önemli görüyorum. Yıllar önce kaleme aldığım Sinek Sarayı’nın gölgesini taşıyan satırların artık resmen intihal olarak tespit edildiği bugün ilan edilmiş oldu. Elif Şafak ve Doğan Kitap’a karşı kazandığım bu hukuk zaferinde, yanımda yalnız MRG Hukuk Bürosu’nun eşsiz hukukçuları, @mruseng ve @denizalidemirr vardı. Bilgin ve yiğit dostlarım onlara, gönül dolusu minnet ve şükranımı sunuyorum🙏 EMEĞİN HAKKI ER GEÇ YERİNİ BULUYOR✌️
Mine G. Kırıkkanat tweet mediaMine G. Kırıkkanat tweet media
Türkçe
273
791
5.5K
572.1K
Gülnihal 🎼 retweetledi
𝖊𝖒𝖗𝖊
𝖊𝖒𝖗𝖊@emreflnts·
Bütün sene ülkeden kaçma planı yaptıktan sonra 10 kasım saat 09.05’te yine şu şekil olduk
Türkçe
259
3.6K
56K
929.2K
Gülnihal 🎼 retweetledi
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
"Eskiden de cehalet vardı ama örgütlü değildi. Şimdiki cehalet örgütlü, organize ve gücün yanında olduğu için çok daha tehlikeli." —Slavoj Zizek
Felsefe Parrhesia tweet media
Türkçe
10
227
1.2K
38.9K
Gülnihal 🎼 retweetledi
aletheia.
aletheia.@aletheia__·
Şiirler yazdım, kitaplar okudum Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum. edip cansever
aletheia. tweet media
Türkçe
0
38
250
9.7K
Gülnihal 🎼
Gülnihal 🎼@_nihaliko·
Yeni keşfim Mina Demirtaş çok asil, çok farklı bir güzelliği aurası var ve en önemlisi sıcacık bi enerjisi var. Doğru seçimlerle çok iyi yerlere geleceğine eminim. Atatürk çocuklarıyız konuşmasıyla trolleri kudurttuğu için ekstra severiz kendisini. Yolu açık olsun #MinaDemirtaş
birsenaltuntas@birsenaltuntas1

#MinaDemirtaş #SadriAlışıkÖdülTöreni'nde...

Türkçe
2
9
296
7.9K