@gelen_uzak25040 Biz Osmanlı’nın torunlarıyız ve aslımızı inkar etmiyoruz, başka medeniyet ve kültürlerin peşinden gitmek istemiyoruz, atalarınızın yanlışlarına yanlış deriz doğrularına doğru
@hell_line0 Bir olayı değerlendirip yorum yapmak kişinin doğuştan getirdiği zekası ile yapılır. Biri evren ve içindekilerinin üstün bir yaratıcının eseri olarak yorumlar diğeri aksine.
Bu çocuğun yüzüne iyi bakın.
Çok iyi bakın.
halktan milyarlar alan sanatçılar gibi , aman bana dokunmasın, halk ne olursa olsun demiyor ❗️
türk halkı için kelle koltukta geziyor, yiğidi aslanım benim🥺❤️
@Tekyolbilim Tamam da 40 yaşına gelmiş bir insan, neden durup dururken herkesi karşına alıp ,içinde bulunduğu toplumun dinini hatta bütün dinleri yanlış ilan edip yeni bir din ortaya koysun ki?
"Tanrı kavramı kesinlikle insan icadıdır. Altını çizerek söylüyorum, tanrı kavramı kesinlikle insan icadıdır.
Herkesin tanrısı kendisinin abartılı bir versiyonudur. Kişi sinirli, kızgın, öfkeliyse tanrısı da öfkeli, sinirli ve kızgın bir tipte olur."
Sinan Canan
Ben Türk'üm. Tanrının benim dilimde mesaj göndermesi gerekir.
Tanrı Türkçe mesaj göndermediğine göre beni muhatap almamış. Ben bu kitapla muhatap değilim.
Ben kalkıp Arapça mı öğreneceğim? İnsanlardan bunu beklemek gerçekçi değil.
Din, gerçekçi olmayan varsayımlara dayanıyor.
İnsanlığın çoğunluğunun Müslüman olmamasına şaşırmamak gerek."
@I__Legend_ Engelli kör doğan insanlar da var, araştırırsanız bir yan etken de olabilir ya da Rabbimiz fani olarak yarattıklarında bu tür arızaların olmasını istemiş olabilir.
Geyik ve keçi boynuzları kendilerine saplanacak kadar büyüyebilir. Tanrınız böyle mi tasarladı ?
Bu doğada "akıllı tasarım" diye birşeyin olmadığın binlerce örneklerinden biri:
Furkan Suresi 51 şöyle der: "Eğer isteseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik"
Niye istememiş acaba?
Herkesi uyarmak daha iyi olmaz mıydı?
Uyarıcı bulmak mı zordu?
Hep merak etmişimdir bunu.
Ortadoğu coğrafyası dışına neden uyarıcı yollanmadı mesela.
Bana sık sık şu soru geliyor:
“Neden ateistsiniz?”
Cevabım basit:
Bir Tanrı’nın var olduğuna dair ikna edici bir kanıt görmediğim için ateistim.
Sonra ikinci soru geliyor:
“Peki Tanrı’nın varlığı ispatlanırsa inanır mısın?”
Burada mesele biraz karışıyor.
Çünkü “inanmak” ne demek?
Eğer bir şeyin varlığını kabul etmekse, evet.
Tanrı’nın varlığı gerçekten ispatlanırsa, onun varlığını kabul ederim.
Tıpkı masanın varlığını kabul ettiğim gibi.
Karşımda bir masa varsa “evet, burada bir masa var” derim.
Ama ben masaya “inanmam”.
Masanın varlığını kabul ederim.
Tanrı için de aynı şey olurdu.
Varlığı kanıtlanırsa “evet, böyle bir varlık varmış” derim.
Ama bu otomatik olarak ona tapacağım, onu seveceğim, onun emirlerini ahlaki bulacağım veya ona teslim olacağım anlamına gelmez.
Varlığı kabul etmek başka şeydir.
İman etmek başka şeydir.
İtaat etmek başka şeydir.
Tapınmak bambaşka şeydir.
Bir varlığın gerçekten var olması, onun iyi, adil, ahlaki veya tapınılmaya değer olduğu anlamına gelmez.
O yüzden soru şu olmalı:
“Tanrı’nın varlığı ispatlanırsa varlığını kabul eder misin?”
Evet, ederim.
Ama “ona inanır mısın?” sorusu, inançtan ne anladığınıza bağlıdır.
Ben kanıtlanmış bir varlığı kabul ederim.
Ama tapınmak için varlık yetmez.
Ahlaki meşruiyet de gerekir.
@bitkinbiriisi "Fe tebârekallâhu ahsenul hâlikîn", Mü'minûn Suresi'nin 14. ayetinde geçen ve "Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir" veya "Şekil verenlerin en güzeli olan Allah, yüceler yücesidir"
@gelen_uzak25040 Bu tür arkadaşların bizim dinimizle ilgilenmelerinin sebebi bizi düşündüklerinden değil, Müslümanlar dinlerinden soğusun ama Yahudiler 3000 yıl önceki inançlarını güçlü olarak sürdürsün.Dikkatli olalım
2,5 milyon ışık yılı ötede, 1,5 trilyon yıldızdan oluşan Andromeda galaksiyi kurabilen bir Tanrı'nın, Şanlıurfalı Mehmet'in tuvalete hangi ayakla girdiğiyle ilgilendiğine inanmak...
İnsanın, Tanrı'yı değil, kendi önemsizliğini yücelttiğini gösterir.
🇵🇸 Mensaje desgarrador desde Palestina al mundo.
Una joven palestina, con la voz rota de dolor, se dirigió directamente al mundo.
“¿Nuestra agonía los hace felices? ¡Estamos agotados, mundo, agotados!”
Agotados de bombardeos, de perder hijos, de hambre, de ver a sus familias destruidas… y de un mundo que mira en silencio.
Este grito no puede seguir siendo ignorado. ¿Hasta cuándo vamos a seguir tolerando esta barbarie?