Ankara Filistin Dayanışma Platformu

1.3K posts

Ankara Filistin Dayanışma Platformu banner
Ankara Filistin Dayanışma Platformu

Ankara Filistin Dayanışma Platformu

@anfidap

Katılım Mart 2023
1 Takip Edilen6.6K Takipçiler
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
📢 PROTESTOYA DAVET FİLİSTİNLİ ESİRLERE İDAM YASASINI REDDEDİYORUZ Siyonist işgal rejimi, Filistinli esirlere yönelik idam yasasını onayladı. Toprakları gasp edilen, soykırıma uğrayan ve hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutulan Filistinliler şimdi de idam tehdidi ile karşı karşıya. Bu insanlık suçuna sessiz kalmıyoruz! İdam yasasını reddediyoruz! Filistinli esirler için, adalet için, insanlık için ve İdam yasasına karşı mücadele için herkesi protestoya ve basın açıklamasına davet ediyoruz. 📍 Yer: ABD Büyükelçiliği – Çukurambar / Ankara 🗓 Tarih: 04 Nisan Cumartesi ⏰ Saat: 15:00 ANFİDAP Ankara Filistin Dayanışma Platformu #FilistinliEsirlereİdamYasası
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
9
120
192
3K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu retweetledi
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU@AnfidapBoykot·
TÜRK TELEKOM VE PRONET İŞ BİRLİĞİ: HİZMET Mİ, GÜVENLİK ZAFİYETİ Mİ? Katil İsrail'in İran'da devlet yöneticilerini nokta atışıyla yok eden sinsi saldırıları, kamera ve güvenlik sistemlerinin istihbarat aracı olarak kullanıldığını ve her ülkede İsrail'e hizmet eden çift kimlikli çifte vatandaş siyonistlerin bulunduğunu bir kez daha kanıtladı. Tam da bu ortamda Türk Telekom'un Pronet kampanyasıyla karşılaşan vatandaşlar, Türkiye'de en büyük kamera güvenlik şirketi Pronet'in kurucuları ve sahipleri olan Alp Saul, Beri Koronya ve İshak İbrahimzadeh adlı kişilerin çifte vatandaşlık bağıyla İsrail ile bağlantısı olup olmadığını, soykırımcı israil ordusunda askerlik yapıp yapmadığını, İsrail ile bağlantılı her hangi bir ilişki içinde olup olmadığını sorgulamaya başladı. Pronet hisselerinin bir kısmının Londra merkezli bir fon tarafından satın alınmış olmasına rağmen satış sonrası da kurucu Alp Saul tarafından yönetiliyor oluşu, yabancılara ait Securitas adlı şirketin sektördeki hakim konumu daha önce de bazı soruları gündeme getirmişti. Türkiye'de güvenlik sistemleri sektöründe yabancı gözlerin ve kulakların bu kadar rahat hakimiyet kurmasını mahzurlu görmeyen mevcut mevzuat, bilinçli bir tercihin ürünü müdür; yoksa henüz olan bitenin farkında bile olunmadığı bir evrede miyiz? Pronet yaklaşık 15 yıl önce de İmralı Adası'nın kamera sistemi yüklenicisi olarak da gündeme gelmiş ve çeşitli siyasi partiler ve kamuoyu tarafından bu duruma tepki gösterilmişti. Ancak İsrail ve Amerika'nın İran'da güvenlik kameralarını ve diğer teknik altyapıları kullanarak yürüttüğü saldırganlık, yakıcı soruları bir kez daha gündeme taşımıştır. Devletimizin ilgili kurumlarını ve Türk Telekom'u bu konuda kamuoyunu aydınlatmaya davet ediyoruz.
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU tweet media
Türkçe
2
13
24
1.2K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu retweetledi
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU@AnfidapBoykot·
BOYKOT BİR SEÇENEK DEĞİL, SORUMLULUKTUR! Zulüm karşısında tarafsızlık yoktur. Bugün susmak, yarın hesabını veremeyeceğimiz bir sessizliktir. Her alışveriş bir tercihtir. Her tercih bir duruştur. Bu yüzden; ❌ Siyonizme destek veren hiçbir ürüne yer yok! ❌ Bu kirli düzene ekonomik güç sağlayanlara geçit yok! ✊ Boykot; bilinçtir. ✊ Boykot; duruştur. ✊ Boykot; vicdanın sesidir. Bugün değilse ne zaman? Şimdi değilse kim? 📍 Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) Boykot Çalışma Grubu #Boykot #Filistin #Gazze #Adalet #Direniş
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU tweet media
Türkçe
0
4
21
265
Ankara Filistin Dayanışma Platformu retweetledi
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU@AnfidapBoykot·
Volkswagen’in, İsrail merkezli Rafael Advanced Defense Systems ile yürüttüğü görüşmeler kapsamında fabrikalarından birinde İsrail için füze ve savunma sistemleri üretmeye hazırlandığı iddiaları, sadece bir ticari karar değil; açık bir taraf seçme ve suça ortak olma girişimidir. Son 2–3 yıldır Gazze’de ağır saldırılar gerçekleştiren, bununla da yetinmeyip İran’a ve Lübnan’a yönelik operasyonlar düzenleyen, sivilleri; çocuk, kadın ayrımı gözetmeksizin hedef alan bir yapıya mühimmat sağlamak; insanlık vicdanına karşı işlenmiş bir suça ortak olmaktır. VOLKSWAGEN’E AÇIK ÇAĞRIMIZDIR! EĞER BU ÜRETİME “EVET” DERSENİZ, BU SADECE EKONOMİK DEĞİL; AHLAKİ, SİYASİ VE TOPLUMSAL AĞIR SONUÇLAR DOĞURACAKTIR! Hiçbir şirket, dökülen masum kanı üzerinden kazanç elde etme hakkına sahip değildir. Hiçbir marka, savaşın ve sivil ölümlerinin arkasına saklanarak sorumluluktan kaçamaz. Bu karar yalnızca bir üretim kararı değil; tarih önünde verilecek bir sınavdır. Ve bu sınavın sonucu, tüm dünya tarafından kayda geçirilecektir.
ANFİDAP BOYKOT ÇALIŞMA GRUBU tweet media
Türkçe
0
8
19
336
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Ankara Filistin Dayanışma Platformu Mescidi Aksa'nın İbadete kapatılmasını protesto etmek amacıyla, Kocatepe Caminden Sıhhiye meydanına yürüyüş gerçekleştirdik. Akşam namazından sonra Camii avlusunda toplanan Ankaralı'lar "Mescidi Aksa Onurumuzdur Koruyacağız", "Amerikan Emperyalizmine de, Siyonist İşgale de Hayır", "Küresel Çeteye Karşı Küresel Direniş" pankartları taşıdılar. ABD ve İsrail karşıtı sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçen Onbinlerce kişi sık sık tekbir getirdiler. Sıhhiye meydanında basın açıklaması öncesi Mescidi Aksa şiiri okundu. Daha sonra basın açıklaması okundu. Basın açıklamasını ANFİDAP Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Ahmet Özkan Ünal gerçekleştirdi. Basın açıklaması sonrası Hacı Bayram Şahin tarafından Dua okundu. Ahmet Özkan Ünal tarafından yapılan açıklamanın tam metni: Kıymetli Basın Mensupları! Aziz Ankaralılar! İlk kıblemizin bu mahzun günlerinde, kardeş bir mescidden, Ankara Kocatepe Camii'nden kopan bir çığ gibi harekete geçen kıymetli müminler! Sevgili Filistin Dostları! Kudüs'ün, İstanbul'la, Ankara'yla, Diyarbakır ve Konya'yla kardeş olduğunu gönülerine nakşeden insanlar! Mescidi Aksa'nın sesini yıllardır yılmadan bir çığlık gibi haykıran vicdan sahipleri! Yine buradasınız! Vefanıza selam olsun! İlk kıblemiz Mescidi Aksa, yıllardır mahzun ve mağdur. Deir Yasin'de kan akarken... Sabra ve Şatilla'da masumlar katledilirken... El Halil gasp edilirken ve Gazze bombalanırken hep mahzundu Mescidi Aksa. Ama yıllardır, uzun yıllardır tüm hüznüne rağmen, müminler hiç eksik olmamıştı avlusundan. Murabıtlar, mücahitler oradaydı. Şimdi ilk defa, 60 yıldan bu yana ilk defa, Ramazanı ve bayramı prangalar altında yalnız geçiriyor ilk kıblemiz! Mescidi Aksamız, büyük bir tuzakla karşı karşıya. Mescidi Aksa adeta gasp edildi. Mescidi Aksa müminlerden koparılmak isteniyor! Mescidi Aksa yok edilmek isteniyor. Azgın siyonist hahamlar ve politikacılar "düşman füzesi isabet etti diyerek Mescidi Aksa'yı yıkalım" diyorlar. Uzun yıllardır Mescidi Aksa'nın altında tüneller kazarak yürüttükleri sinsi planları artık yeryüzünde uygulamak istiyorlar. Ve biz, maalesef aciz ve gayretsiz kaldık ümmet olarak. Habis bir ur gibi her parçamıza musallat olan siyonist mikrop, şimdi ciğerimize nüfuz etme noktasında. Mescidi Aksamız yaklaşık bir aydır cemaatsiz, sessiz ve neffessiz... Sapkın terör çetesi İsrail, hiç bir kutsal tanımayan azgın tabiatının dibini bulmuş durumda. Siyonist katiller, dünyanın eşkiyası Amerika'nın desteğiyle, Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te ve diğer komşu İslam coğrafyalarında bebek kanı dökmeye devam ediyor. Dünyanın dikkati petrole bulanmışken, sözde ateşkes rejimi kalbura dönmüşken, katiller kan dökmeyi sürdürüyor. Ama biliyoruz ki gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın olandır! Biliyoruz ki zulümle abad olunmaz! Hani demişti ya Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmet Yasin "en fazla 80 yılı var bu zalim işgal rejiminin"... Biliyoruz bu zulüm bitecek, zalimler düşecek, mazlumlar gülecek, Aksa yeniden özgür olacak! 7 Ekim Aksa Tufanı, adını Mescidi Aksa'dan alan, gücünü Aksa'yla toplayan, hayatını Aksa'ya adayan kutlu bir direniş hamlesiydi. Onbinlerce şehit, Mescidi Aksa'nın hürriyeti için canını feda etti. Yüzbinlerce Filistinli, Aksa için, eşini, evladını, anasını, babasını, evini barkını feda etti. Şimdi bize düşen, şehitlerin emaneti Mescidi Aksa'ya sahip çıkmaktır. Dikkatimizi dağıtmalarına fırsat vermeden, Mescidi Aksa'ya odaklanmalıyız. Lübnan'da, İran'da, Suriye'de, Yemen'de ve diğer islam diyarlarında masum çocuklar bombalanırken, acımız elbette büyüktür. Elbette yiten canlara, akan kanlara duyarsız kalmayacağız. Ancak bileceğiz ki Gazze'nin 70 bin şehidi, Mescidi Aksa için can verdi. Siyonistler, Mescidi Aksa'yı yalnız bırakmak için soykırım yapıyor. Bütün kavga Kudüs ve Mescidi Aksa üzerinden yürüyor. Karşımızda tüm kutsalları çiğneyen hasta ruhlu bir topluluk var: Siyonistler. Kutsal kitapları tahrif ederek sapkın bir anlayışı din haline getiren siyonistler. Peygamberlerini katleden, Allah'la bile pazarlık yapan, binlerce yıllık takıntılarla hareket eden siyonistler, Mescidi Aksa'yı yıkarak, onun yerine kendi sapkın inançlarının mabedini inşa etme peşindeler. Bu koşullarda bize düşen görev, Mescidi Aksa'yı gündemden düşürmemektir. Bize düşen vazife, orada ölümüne nöbet tutan Filistinli kardeşlerimizi ayakta tutmaktır. Bize düşen görev, birbirimize yaslanmaktır. Sadece Müslümanlar olarak değil, dünya çapında vicdan sahibi tüm insanlarla bir olarak direnmeliyiz. Geçen yıl Akdeniz'de destansı bir mücadele veren Sumud Filosu böyle bir ortak direnişti. Sumud filosu şimdi yine, yeniden harekete geçmek üzere. Dünya çapında devam eden bir boykot hareketi var. Boykotta daha kararlı ve yaygın bir çaba içinde olmalıyız. Her türlü iletişim aracını kullanarak, insanlara ulaşmalı, siyonizme karşı bilinç oluşturmalıyız. Günden güne daha fazla saldırganlaşan işgalci ve soykırımcı çeteye teslim olmamalıyız. Bunlar, Üstad Necip Fazıl'ın tabiriyle "yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe verecek kadar" tehlikelidir. Yüce Allah Maide Suresi'nin 64. ayetinde bu sapkın topluluk hakkında şöyle buyuruyor: "Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah bozguncuları sevmez." İnşallah bu ateş de sönecek. Eceli gelen köpek misali, Mescidi Aksa'ya el uzatan siyonistlerin de sonu gelecek. Onlar istiyorlar ki insanlar can derdine düşsün. Onlar istiyorlar ki insanlar açlıkla ve ekonomik krizlerle boğuşsun da, bu karmaşada kendileri yol alsınlar. Onlar istiyorlar ki yaktıkları fitne ateşiyle Müslümanlar birbirini vursun. Irak'ta yıllarca bu kargaşa ortamından beslendiler; Müslümanı Müslümana kırdıran grupları el altından desteklediler. Yemen’de bölgesel ayrılıklar üzerinden bir çatışma körüklenirken, ellerini ovuşturanlar yine katil İsrail, ABD ve Batılı ortaklarıydı. Şimdi aynı kirli oyunla Arapların ve Farsların birbirini yok etmesini arzuluyorlar. Gazze unutulsun, Mescidi Aksa kimsenin aklına gelmesin istiyorlar. Müslümanlar bölgemizde yakılan fitne ateşinden uzak durmalıdır. İslam ülkeleri tek yumruk olup siyonizme vurmalıdır. Müminler Mescidi Aksa'nın birleştirici ruhuyla kıyama durmalıdır. Evet! Mescidi Aksa müminleri bekliyor. Kudüs, müminleri bekliyor. Merhum Kudüs Şairi Nuri Pakdil demişti ya "Yürü kardeşim, ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin!" Bugün de burada, ayaklarımıza bir Kudüs gücü gelsin diye yürüdük. Bu yolda yürümeye, sürünmeye, ölmeye varız. Bu yoldan dönmeyiz, dönmeyeceğiz! İlk kıblemiz Mescidi Aksa'yı unutmayacağız, unutturmayacağız! Özgür Kudüs'te, Mescidi Aksa avlusunda saf tutmak duasıyla, Allah'a emanet olun.
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
3
41
99
2.1K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
📢 YÜRÜYÜŞ VE BASIN AÇIKLAMASINA DAVET 📌 İşgale ve "Mescidi Aksa'nın İbadete Kapatılmasına" Karşı Çıkmak İçin ; 📢📍Kocatepe Camii Önünden Sıhhiye Meydanına Yapılacak Olan Protesto Yürüyüşüne Ailenizle Beraber Katılımınızı Bekliyoruz. 🗓️ 27 Mart 2026 Cuma 🕐 19.45 Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
2
89
189
11.2K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
ANFİDAP olarak Mescidi Aksa'nın ibadete kapatılmasını Hacı Bayram Veli Camii Avlusunda Teravih Namazı sonrası protesto ettik. Konuyla ilgili Basın açıklamasını platform adına Hacı Bayram Şahin okudu. Açıklamanın tam metni: Aksa’ya Sahip Çık! Kıymetli basın mensupları, haksızlığa sessiz kalmayan vicdan sahipleri ve tüm Kudüs sevdalıları; Bugün burada sadece bir kınama mesajı yayınlamak için değil; insanlığın ortak mirasına, inanç özgürlüğüne ve uluslararası hukukun temel taşlarına vurulan baltayı deşifre etmek için toplandık. İslam dünyasının kalbi kanıyor, ilk kıblemize zincirler vuruluyor ve modern dünya, tarihin en büyük "inanç ve yaşam hakkı" ihlaline, küresel bir şantaj sarmalının gölgesinde seyirci kalıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden Cenevre Sözleşmeleri ’ne kadar tüm uluslararası metinler şunu açıkça taahhüt eder: Her birey, ibadet etme ve dini vecibelerini yerine getirme hakkına sahiptir. İbadethaneler, savaşın en kanlı anında bile dokunulmazlığı olan mukaddes mekanlardır. İşgalci İsrail rejimi, tam 18 gündür Mescid-i Aksa’nın kapıları asıl sahibi olan Müslümanlara tamamen kapatmış durumdadır. Kudüs Valiliği ve Filistinli yetkililerin de vurguladığı üzere, bu denli uzun süreli ve kapsamlı bir kapatma dalgası 1967’den bu yana ilk kez yaşanmakta ve son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir. Ramazan ayının bu en yoğun, maneviyatın en zirve yaptığı günlerde Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurulması, namaz kılanların darp edilmesi ve Harem-i Şerif’in postallarla çiğnenmesi; sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığın ortak hukuki ve ahlaki değerlerine karşı girişilmiş bir terör eylemidir. İbadeti yasaklayarak bir halkın ruhunu hapsetmeye çalışan bu girişim, insanlık tarihinin kara sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçecektir. Kudüs’te ibadet hakkını gasp eden el ile Gazze’de çocukların üzerine tonluk bombalar yağdıran el aynı kirli merkezden komuta edilmektedir. Gazze’de katliamlar artık hiçbir sınır, hiçbir kural ve hiçbir insani değer tanımamaktadır. Şehit sayısı 72 bini aşmış, şehirler devasa birer enkaz yığınına ve çocuk mezarlığına dönüştürülmüştür. İsrail, sadece modern silahlarla değil; suyu keserek, gıdayı engelleyerek ve hastaneleri kasten yerle bir ederek bir halkı topyekûn yok etmeyi amaçlayan sistematik bir "açlık soykırımı" yürütmektedir. Bebeklerin açlıktan öldüğü, ameliyatların anestezi olmadan yapıldığı bir dünyada, İsrail’in bu pervasızlığına "dur" demeyen her güç, bu soykırımın suç ortağıdır. Gazze direnişi, sadece bir toprak parçasının değil, insanlık onurunun son kalesidir. Zulüm çemberi sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamakta, tüm coğrafyamızı bir ateş çemberine almaktadır. ABD ile İsrail’in şubat ayında başlattığı ve İran topraklarını hedef alan doğrudan hava saldırıları, bölgeyi geri dönülemez bir felaketin eşiğine sürüklemiştir. Emperyalist güçlerin "demokrasi getirme" masalı adı altında yürüttüğü bu saldırılar, aslında İsrail’in bölgedeki "Büyük İsrail" hayallerine alan açma stratejisinden başka bir şey değildir. ABD ve İsrail’in ayrıca ekonomik çıkarları uğruna yürüttüğü bu sömürü politikaları, masum insanların hayatına mal olan ağır katliamlarla sonuçlanıyor. Enerji kaynakları için dökülen bu kan ve gözyaşı, bölge halklarını derin bir acıya mahkûm ediyor. Ortadoğu’yu bir barut fıçısına çeviren bu müdahaleci politikalar, bölge halklarını birbirine kırdırmayı ve sömürü düzenini ebedi kılmayı amaçlamaktadır. Bizler biliyoruz ki; Bağdat’ta, Şam’da, Tahran’da veya Gazze’de patlayan her bomba, başta insanlığı olmak üzere İslam coğrafyasının birliğini ve beraberliğini hedef alan aynı kirli aklın ürünüdür. l ve kayıtsız şartsız açın! İlk kıblemiz üzerindeki necis ellerinizi çekin! Kirli dosyalarınızın, şantaj ağlarınızın ve gizli ajandalarınızın bedelini masum Filistin halkına ve İslam coğrafyasına ödetmenize izin vermeyeceğiz! Yaşasın Özgür ve Bağımsız Filistin!
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
1
15
43
1.2K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
📌 SİYONİST İSRAİL'İN MESCİDİ AKSA'YA YÖNELİK TAHDİT ve ENGELLEMELERİNE İSYAN ÇAĞRISI 🗓️ 18 MART 2026 ÇARŞAMBA 🕐 TERAVİH SONRASI 📍 HACI BAYRAM CAMİİ
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
3
23
43
1.7K
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Bugün Ankara’da, Amerika Birleşik Devletleri Ankara Büyükelçiliği önünde bir araya gelerek vicdanımızın sesini yükselttik. Gazze’de aylardır süren saldırılar, abluka ve insani kriz karşısında sessiz kalmayacağımızı bir kez daha ifade ettik. Kadınların, çocukların ve sivillerin hayatını kaybettiği; temel insani ihtiyaçların dahi ulaştırılamadığı bu tablo, insanlığın ortak vicdanında derin bir yara açmaktadır. Öte yandan Ramazan ayında dahi Mescid-i Aksa’ya yönelik kısıtlamalar ve kapatılma kararları, sadece bir ibadethaneye değil aynı zamanda milyonlarca insanın inancına ve onuruna yapılan bir müdahaledir. Kutsal mekânların hedef alınmasını ve ibadet özgürlüğünün engellenmesini kabul etmiyoruz. Bizler bugün burada, Filistin halkının yalnız olmadığını göstermek için toplandık. Zulmün normalleştirilmesine, işgalin ve şiddetin meşrulaştırılmasına karşı sesimizi yükselttik. İnsan haklarının, adaletin ve barışın herkes için geçerli olması gerektiğini bir kez daha hatırlattık. İnanıyoruz ki adalet ancak insanların susmadığı, haksızlığa karşı birlikte durduğu zaman mümkün olur. Bu nedenle vicdan sahibi herkesi, nerede olursa olsun zulme karşı söz söylemeye ve insanlığın ortak değerlerini savunmaya davet ediyoruz. Sessiz kalmayacağız! Unutmayacağız! Unutturmayacağız! . . . #Filistin #Gazze #MescidiAksa #Adalet #İnsanlık #FilistinİçinSesVer #ANFİDAP
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
1
3
19
528
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
📢 *DAVET Gazze’de açlık ve işgal, Batı Şeria’da tehcir devam ederken; Ramazan ayında Mescid-i Aksa’nın kapatılmasını kabul etmiyoruz! Filistin’in yanında, zulmün karşısında olduğumuzu haykırmak için buluşuyoruz. 📍 ABD Büyükelçiliği – Çukurambar / Ankara 🗓 14 Mart 2026 ⏰ 14.00 ✊ *Tüm Filistin dostlarını bekliyoruz. Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
1
15
31
829
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
TAZİYE VE CENAZE DUYURUSU İsrail'in Gazze'ye yönelik yaptığı soykırım sürecinde tedavi için Türkiye’ye gelen MONA ABID MUHAMMED ALSHRAFI tedavisi devam ederken vefat etmiştir. Cenaze namazı 07.03.2026 öğle namazına müteakip Karşıyaka Camii'nde kılınacak, sonrasında Karşıyaka Mezarlığına defnedilecektir. Tüm kardeşlerimizi bekliyoruz. Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
0
6
17
579
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Soykrum Destekçisi Siyonistler Yargılansın! Son günlerde kamuoyunda, İsrail'de eğitim alan Türk vatandaşı bir şahsın, "ben de siyonistim" şeklindeki sansasyonel beyanları gündem olmuştur. Ancak insani duyarlılığı olan herkesin hayret ve esefle tepki verdiği bu ifadelere rağmen, adının "Türkü Avcı " olduğu beyan edilen bu kişi ve kendisini ekrana çıkaran TV Kanalı ve sunucusu hakkında  hukuki işlem yapıldığına dair herhangi bir emare görülmememiştir. 🇹🇷Siyonizm, Türkiye topraklarının da Tanrı tarafından Yahudilere tahsis edildiğine inanan istilacı bir ideolojidir. ✡️Siyonizm, Birleşmiş Milletler'ce bile uzun yıllar boyunca "ırkçılık" olarak tanımlanmıştır. 💀Epstein Belgeleri, Siyonizmin çocuk kanından ve bedeninden beslenen sapkın bir zihniyet olduğunu  açıkça ortaya koymuştur. 💥Gazze'de 17.000 çocuk katleden siyonistler, İran'da ilk günlerden itibaren aynı vahşeti sergilemiş ve bir ilkokulu bombalayarak 165 kız çocuğunun kanına girmiştir. 🔥Filistin'de neredeyse bir asırdır kameralar önünde gasp, işgal ve hırsızlık yapan bu topluluk, erkek mahkumlara tecavüz eden sapık askerlerini kahraman ilan edip TV'de alkışlatırken, tecavüzcüler hakkında soruşturma açan kadın askeri savcıyı vatan haini ilan etmiştir. Kısacası Siyonizm, Türkü Avcı denen kişiye okutulmuş olan metindeki şekliyle "Yahudilerin kendi kaderini tayin hakkı" değil; tam tersine, Yahudi olmayanlara karşı her türlü gasp, tecavüz ve soykırımı meşru kabul eden sapkın ve saldırgan bir terör ideolojisidir. Bilinmeli ki bu sapık terörist haydutları  savunurken Türk kimliği kullanan söz konusu bayan, ya çift kimlikli bir çifte vatandaş, ya da bebek kanından beslenen ve ülkemiz topraklarının kendilerine Tanrı tarafından vaadedildiğine inanan sapık siyonistlerin ülkemize karşı kullanmak için köleleştirdiği bir "goyim"dir. Her iki ihtimalden bağımsız olarak bu şahsın, sapkın terör örgütü İsrail hesabına çalışan bir propaganda ajanı işlevini üstlendiği açıkça görülmektedir* . Devletimizin ilgili kurumları tarafından derdest edilerek yargı önüne çıkarılması, bağlantıda olduğu isimlerin takip edilmesi ve benzeri tutum sergileyen kişiler hakkında ayrıntılı bir tarama başlatılması hem milli güvenlik meselesi hem de insaniyet namına vicdan borcudur. Siyonizmin, milli güvenlik tehdidi olarak ilan edilmesi suretiyle bu gibi psikolojik harp unsurlarına karşı gerekli tedbirler acilen alınmalı, siyonist aparatlara propaganda imkanı sunan kanallar ve medya aktörleri yargılanmalıdır. Soykırım ideolojisine karşı tavır koyan tüm vicdan sahiplerini, şikayetlerini yetkili merciler nezdinde dile getirmeye ve resmi usullere uygun olarak kayda aldırmaya davet ediyoruz. Vatandaşlar tarafından çeşitli platformlarda ifade edilen tepkilerin, suç duyurusu olarak kabul edilmesini beklemekteyiz. ANFİDAP olarak ilgili kurumlar nezdinde gerekli takibatı yapacağımızı beyan ederiz. #ulkemdesiyonististemiyorum @adalet_bakanlik @TC_icisleri
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
1
34
49
783
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Nehirden Denize Özgür Filistin! Unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Kudüs için, Mescid-i Aksa için sözümüz var… 🇵🇸
Türkçe
0
6
22
599
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Bugün saat 15.00'te gerçekleştirdiğimiz programda, Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın bugününü konuşmak, yaşananları anlamak ve unutmamak için bir araya geldik. Kıymetli konuğumuz Ebu’l Macid Hasan Kuteyşi’nin aktarımlarıyla, Kudüs’te yaşanan gerçekleri daha yakından dinledik; kalplerimizde derin bir iz, zihinlerimizde güçlü bir farkındalık oluştu. Bu anlamlı buluşmada bizlerle olan, duyarlılığıyla katkı sağlayan herkese teşekkür ederiz. Unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Kudüs için, Mescid-i Aksa için sözümüz var… 🇵🇸
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet mediaAnkara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
0
3
12
494
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
The International Community Must Not Leave Francesca Albanese Alone in the Face of Genocidal Zionist Ideology. Francesca Albanese, the UN Special Rapporteur on the human rights situation in the occupied Palestinian territories, is one of the most prominent international legal experts who emphasises that Israel has committed genocide. Albanese, an Italian lawyer who defends the rights of Gazans at the highest level, is virtually fighting alone against Zionist domination in the West. Albanese, who particularly points out that Israel's actions constitute genocide as part of a systematic global policy, is fostering the formation of an anti-Zionist bloc in Western public opinion. As the UN Special Rapporteur on Human Rights, Albanese, who is an important voice against Zionist domination through the reports she has written, communicates these reports to the international community and all states. Reports entitled ‘The Anatomy of a Genocide’ on 25 March 2024, ‘Genocide as a Method of Colonial Extermination’ on 1 October 2024, and ‘From Occupation Economy to Genocide Economy’ on 30 June 2025 have been published. Each report is evidence-based, detailed, and well-reasoned, thereby preventing genocidal Israel from gaining support from the international community. The Albanese has taken a courageous and honourable stance against genocidal Israel, yet the Zionist establishment continues to engage in character assassination and attempts to devalue his activities. On 9 July 2025, Albanese was placed on a sanctions list by the genocidal collaborator, the United States. Despite being prevented from using his bank accounts and many digital applications, she continues his work to be the voice of Gaza under genocide. Most recently, during a speech by Albanese, his statement that ‘the system that enables the genocide in Palestine is a common enemy of humanity’ was distorted and fake video footage was circulated, claiming that she had said ‘Israel is the common enemy of humanity.’ In response to these developments, under Zionist pressure, statements were made by various states as if controlled from a single source. In an official statement by the foreign ministries of France, Germany, Austria, the Czech Republic and Italy, Albanese was called upon to resign from his position at the UN, and intense lobbying is being conducted to remove Albanese from his position as UN Rapporteur. Albanese, who has demonstrated his efforts against the genocide in Gaza and has long been the target of absolute evil Zionism, must be supported by the international public, states, and all people of conscience and not be condemned to isolation. @UN
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
English
4
6
12
461
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Soykırımcı Siyonist Zihniyete Karşı Francesca Albanese’i Uluslararası Kamuoyu Yalnız Bırakmamalıdır. İşgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin BM İnsan Hakları Özel Raportörü olan Francesca Albanese, İsrail’in soykırım işlediğini vurgulayan en önemli uluslararası hukukçulardan birisidir. Gazzelilerin haklarını en üst perdeden savunan İtalyan hukukçu Albanese, batıdaki siyonist tahakküme karşı adeta tek başına mücadele etmektedir. Özellikle İsrail’in eylemlerinin sistematik bir küresel politikayla soykırım suçunu oluşturduğunu belirtilen Albanese batı kamuoyunda siyonist karşıtı bloğun oluşmasında önemli bir rolü bulunmaktadır. BM İnsan Hakları Özel Raportörü olarak kaleme aldığı raporlarıyla siyonist tahakküme karşı önemli bir ses olan Albanese, yazılan raporları uluslararası kamuoyuna ve tüm devletlere iletmektedir. 25 Mart 2024 tarihinde “Bir Soykırımın Anatomisi”, 1 Ekim 2024 tarihinde “Sömürgeci İmha Yöntemi Olarak Soykırım”, 30 Haziran 2025 tarihinde “İşgal Ekonomisinden Soykırım Ekonomisine” raporları yayınlanmıştır. Her bir rapor konusuna ilişkin delilli, detaylı ve gerekçeli olması nedeniyle soykırımcı İsrail’in uluslararası kamuoyundan alacağı destekleri engellemektedir. Soykırımcı İsrail’e karşı cesur ve onurlu bir tavır alan Albanese’e karşı siyonist yapı sürekli olarak itibar suikastı yapmakta ve faaliyetlerini değersizleştirmeye çalışmaktadır. 9 Temmuz 2025 tarihinde soykırım işbirlikçisi ABD tarafından yaptırım listesine alınan Albanese, banka hesapları dahil birçok dijital uygulama kullanması engellenmesine rağmen soykırım altındaki Gazze’nin sesi olmaya yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Son olarak Albanese’in bir konuşması sırasında, Filistin’deki soykırımı mümkün kılan “sistemin insanlığın ortak bir düşmanı olduğunu” belirttiği konuşması çarptırılarak ve sahte video görüntüleri servis edilerek “insanlığın ortak düşmanı İsrail” cümlesini kurduğu iddiasında bulunulmuştur. Bu gelişmeler üzerine siyonist baskının sonucunda adeta tek bir yerden kontrol edilircesine batılı devletler tarafından açıklamalarda bulunulmuştur. Fransa, Almanya, Avusturya, Çekya ve İtalya dışişleri bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada Albanese’in BM’deki görevinden istifa etmesine yönelik çağrıda bulunulmakta ve Albanese’in BM Raportörlüğü görevinden alınmasına yönelik yoğun lobi faaliyeti güdülmektedir. Gazze’de yaşanan soykırıma karşı gayretlerini ortaya koyan ve uzun zamandır mutlak kötülük siyonizmin hedefinde olan Albanese’in uluslararası kamuoyu, devletler ve vicdanlı tüm insanlar tarafından desteklenmeli, yalnızlığa mahkum edilmemelidir. ANFİDAP
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
2
28
43
763
Ankara Filistin Dayanışma Platformu
Soykırıma Katılan Türkiye–İsrail Çifte Vatandaşları Türkiye’nin Milli Güvenlik Sorunudur Son günlerde açık kaynaklardan elde edilen veriler doğrultusunda, bazı Türkiye–İsrail çifte vatandaşlarının Gazze’deki soykırımda yer aldığını gösteren silahlı ve askerî kıyafetli fotoğrafları paylaşılmaktadır. Geçtiğimiz hafta bir İsrail kurumu tarafından yayımlanan istatistik listesinde ise, 112’si çifte, 21’i çoklu vatandaş olmak üzere toplam 133 Türkiye vatandaşının soykırımcı İsrail ordusunda görev aldığı açıklanmıştır. ANFİDAP tarafından müteaddit defa suç duyurularına ve çeşitli faaliyetlere konu edilen bu kişiler hakkında bugüne kadar somut herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. Daha önce suç duyurularında isimleri ve paylaşımları bildirilen Roy Aslan, Mine Gümüşkaya, Dean Samuel Elmas ve Umay Akçay’ın yanı sıra; Jessica Bahar, Yasmin Acıman, Niv Abalofya, Defne Yaeş ve Armağan Bayraktaroğlu (Matan Baron) gibi isimler de güncel veriler kapsamında sosyal medyada yaygın biçimde paylaşılmaktadır. Bu kişilerin ve diğer isimlerin etkin bir soruşturma yürütülerek tespit edilmesi gerekmektedir. Açıklanan isimler ve istatistik verileri, İsrail’in soykırım ordusunda yer alan kişilere ilişkin iddiaların inkâr edilemez bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Soykırım ordusunda yer alan Türkiye vatandaşı veya Türkiye kökenli kişilerin sayısının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu da bilinmektedir. Bilimsel çalışmalar ile sosyolojik ve tarihî verilerde, İsrail’de yaşayan 100.000’den fazla Türkiye kökenli kimsenin bulunduğu belirtilmektedir. İsrail’deki Türk kökenli nüfus yoğunluğu, Türkçe konuşulan mahalleler, ticari ilişkiler, hava yolu trafiği, Sumud filosu aktivistlerinin tanıklıkları ve sosyal medyada yaygın bir şekilde yapılan paylaşımlar birlikte değerlendirildiğinde, soykırımcı İsrail ordusunda görev alan Türkiye–İsrail çifte vatandaşlarının sayısının daha fazla olabileceği anlaşılmaktadır. Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca, çok vatandaşlık hâlinde sicile kayıt işlemlerinde beyan esası uygulanmaktadır. Bu nedenle, resmî verilerin çok üzerinde İsrail vatandaşlığını bildirmemiş Türkiye vatandaşının da bulunması muhtemeldir. Bu kişiler tüm dünyayı karşısına alarak küvezdeki bebeklerin başlarına kurşun sıkan bir orduda yer almakta, hamile kadınların öldürülmesiyle iki kişinin öldüğü sevincini yaşayan bir kuruma hizmet etmektedirler. Türkiye’de çok rahat hareket kabiliyetine ve nufüz gücüne sahip olan bu katiller ülkemiz için bir milli güvenlik sorunudur. Kritik dönemlerde toplumsal birlik ve beraberliği tehdit etmeleri ya da yabancı istihbarat servisleriyle bağlantı kurmaları ihtimali yüksek olan bu kimseler kamu güvenliği açısından endişe verici boyuttadır. Ayrıca, olası uluslararası yargılamalarda Türkiye pasaportunu koruma ve gizlenme aracı olarak kullanmaları da muhtemeldir. ANFİDAP olarak talebimiz; Gazze’deki soykırımda yer aldığı iddia edilen Türkiye–İsrail çifte vatandaşları veya Türkiye kökenli kişiler hakkında gecikmeksizin Türk Ceza Kanunu’nun 13., 76. ve 77. maddeleri kapsamında işlem yapılması, yargılamalara başlanılması ve kamuoyunun düzenli bilgilendirilmesinin sağlanmasıdır. ANFİDAP @adalet_bakanlik @TC_icisleri
Ankara Filistin Dayanışma Platformu tweet media
Türkçe
16
213
322
3.8K