Arya agir
813 posts


Uzmanlara göre, Yunanistan Mora'da Türklere yaptığı "sistematik katliamlar" ile yüzleşmeli İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Örenç ⤵️ — (Yunanistan) Tarihinde Türklere yaptığı katliamlardan dolayı hiç olmazsa özür dilemeli ve tarihin karanlığında kalan bu vahşetle muhakkak modern dünyanın gözleri önünde bir muhasebesini yapmalı ve yüzleşmeli Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ⤵️ — (Tripoliçe'de) Yaygın ve sistematik saldırıların düzenlenmiş olması uluslararası hukuk nezdinde insanlığa karşı suç ifade etmektedir v.aa.com.tr/3943785



⚠️ Ümit Özdağ, CHP Genel Merkezi’nde açıklama yapıyor: “Türkiye Kuzey Kore olmaz!” • Aday olanlar tutuklanıyor. Siyasi partiler bölünmeye çalışıyor. • Bunları yaparken, ‘Hukuk bir karar aldı. Saygı duyulmalı’ diyorlar. • Tabi ki saygı gösterilmeli ama önce iktidar, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına saygı göstermeli. • Bugün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını uygulamayı reddeden bir iktidar var. • Biz devleti ve demokrasiyi savunmak için buradayız. • Bu zor süreçte CHP’ye desteğimizi sunacağız.

Ümit Özdağ, YSK’yı bastığı geceye dair Kılıçdaroğlu’nun korkunç açıklamasını anlattı: “Seçimi AİHM’ne götürmediler. Bu rejimi Erdoğan ve Kılıçdaroğlu beraber kurdu. Kılıçdaroğlu, YSK binasına neden gelmediklerini açıkladı. ‘Biz de düşündük yürümeyi ama yolda silahlı adamlar vardı’ dedi. Bu, felaket bir açıklama. Bu, ‘Biz Anayasa’nın çiğnendiğini biliyoruz ama canımızdan korktuğumuz müsaade ettik’ demek. Canından korkuyorsan çıkıp ‘Muhalifim’ deme. Üstelik yolda silahlı adamlar falan da yoktu.”


Bursa’da 0.96 promil alkollü şekilde yakalanan kadın sürücü ve yanındaki erkek şahsın, polis memuruna sarf ettiği cümleler: — Ben de Karamürsel sepeti değilim. — Peki ben buradan İstanbul’a nasıl dönecem? — Ben şu an panik atak geçiriyorum. Benim sağlığım senden daha mı önemli?


Bayram paylaşmaktır Ömer’in tedavisi aksamasın diye bir abi tişört desteği verdi.Bizden bir tişört aldım derseniz sizin adınıza bu tişörtü ihtiyacı olanlara sizin adınıza teslim edebilirim iki çocuğu aynı anda mutlu etmek sadece 300₺ Allah kabul etsin TR210006701000000085503377





Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın ortaya koyduğu güçlü irade doğrultusunda faili meçhul her dosyanın üzerine kararlı bir şekilde gidiyor, adaletin mutlaka tecelli etmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bu çerçevede Adalet Bakanlığımız bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin koordinasyonunda; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımızca Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada harekete geçilmiştir. Dorukhan Büyükışık dosyasında ortaya çıkan yeni deliller; bilirkişi raporları, teknik incelemeler, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile delillerin karartıldığına yönelik bulgular ışığında 26 şüpheli hakkında gözaltı kararları verilmiş; İzmir merkezli 9 ilde bu sabah eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Bu soruşturmayı büyük bir titizlik ve yüksek sorumluluk bilinciyle yürüten İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İzmir İl Jandarma Komutanlığımıza ve sürece katkı sunan tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine, hiçbir delilin karartılmasına müsaade etmeyeceğiz. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması ve adaletin tecellisi için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdüreceğiz.

Azerbaycan, Eurovision'da İsrail'e 12 tam puan verdi.

Bu soru bana da sıklıkla sorulduğu için cevap vermek istedim. "Balkanlardan sürülen Türkler"den kasıt, 1912-1913 Balkan Savaşları/Hezimetleri sırasında ölen ve sonunda kitlesel olarak İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun çeşitli bölgelerine iskan edilen Müslüman ahali ise bu ahalinin başına gelenler SAVAŞLARIN KAÇINILMAZ SONUÇLARINDAN biridir. Osmanlı Devleti Balkan halklarının bağımsızlık taleplerini bastırmak için (hatta Kanuni dönemindeki sınırlara yeniden ulaşmak hayaliyle) savaşa girmiş ve ama "evdeki hesap çarşıya uymamıştır". Osmanlı İmparatorluğu tüm topraklarının üçte birini, nüfusunun beşte birini, Rumeli'nin yüzde 89'unu, Rumeli nüfusunun yüzde 69'unu kaybetmiş, dolayısıyla sadece küçülmekle kalmayıp, bir “Avrupa devleti” olma niteliğini yitirmişti. Elbette en büyük kaybı Balkan halkları yaşamıştı. Gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeyi yönetemez hale gelişini can suyu olarak kullanan Bulgar, Sırp ve Yunan milliyetçiliklerinin çatışmacı politikaları gerekse İttihatçı kadroların sorun çözmek deyince akıllarına ilk gelenin baskı, şiddet ve savaş olması yüzünden, bölge halkları savaş meydanlarında veya savaş dışında kitlesel olarak öldürüldüler ya da öldüler. Unutmayalım, Balkan Savaşları her biri kendi “milli” çıkarları için Osmanlı’yla çatışan, zorba, sömürücü ve işgalci olarak gördükleri Osmanlı’yı topraklarından söküp atmak için savaşan Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar aynı zamanda kendi aralarında da savaşıyorlardı. Bir yandan birbirini öldüren bu gruplar, aralarında anlaşıp Müslümanları toptan Balkanlardan sökecek güçte ve kafada olmadıkları için komitacıların köylere baskın yapıp halkı katletmesi dışında esas olarak Müslümanları sürekli birbirinin topraklarına sürmekten başka bir yöntem bulamamışlardı. Güvenlik arayışı ile anavatana iltica eden Müslüman ahalinin çoğunluğunun Balkanlara 14. yüzyılda yerleştirildiğini, yani bölgenin otokton (yerli) halkı olmadığını, bir kısmının da Müslümanlaşmış yerli halklardan olduğunu da hatırlatalım. xxx "Osmanlı topraklarından Hristiyanların sürülmesi" derken kastedilen 1913-194'te Ege bölgesindeki Rumların adalara ve iç bölgelere, 1915'te Ermenilerin ve Süryanilerin Suriye'nin Der Zor çöllerine tehciri ile 1918-1922 arasında Pontus Rumlarının Anadolu'dan sürülmesi ise bu olaylarda söz konusu olan BİR DEVLETİN KENDİ TEBAASINA YÖNELİK SALDIRISIDIR Kİ saydığım topluluklar bu toprakların otokton halklarındandır. O dönemde İTC’nin Ege kâtib-i mesulü olan Celal Bayar’a göre, savaş öncesi sadece İzmir ve civarından 130 bin dolayında Rum zorla Yunanistan’a göç ettirilmişti. Bayar’ın şahidi “Kuşçubaşı” Eşref ise sadece 1914 içinde ve harbin ilk aylarında, Ege mıntıkasında ve bilhassa sahillerde yuvalanmış ve kümelenmiş olan Rum-Ermeni nüfustan 1.150.000 kişinin yerlerinden (İç Ege’ye, Adalara, Yunanistan’a) sürüldüğünü belirtmişti. Rumlardan boşaltılan köylere ise sistematik biçimde Müslüman muhacirler yerleştirilmişti. Yani “Rum Kaçırtması”, 1915 Ermeni Tehciri/Kırımı/Soykırımı’nın başarılı bir provasıydı. Rumların geri kalanı ise 1924’e kadarki süreçte peyderpey ve değişik yöntemlerle (çete eylemleri, ordu harekâtları, sürgünler ve nihayet MÜBADELE ile) Anadolu topraklarından uzaklaştırılacaklardı. Savaş başlarken 2 milyon Osmanlı Rumundan 2.400 Türkiye Rum'u kaldığını düşünürsek bu uzaklaştırmanın neden "soykırım" diye tanımlandığını anlayabiliriz. Ermeniler ve Süryaniler ise 1915'te Doğu vilayetlerindeki bazı çete olayları bahane edilerek yaşam alanlarından çıkarıp öleceklerini bildiği bir coğrafyaya sürülmüştür. Bunun kanıtlarından biri, 6 Temmuz 1914 tarihli Meclis-i Mebusan oturumunda Aydın Mebusu Emmanuilidis Efendi'nin Balkan muhacirlerinin Ege'deki Rum köylerine iskânını eleştirerek, muhacirlerin neden boş arazilere (Der Zor çöllerine) yerleştirilmediğini sorduğunda Talat Paşa'nın verdiği cevaptır: “Evet, boş arazi çoktur ama bu İslamları çöllere iskân etseydik hepsi öleceklerdi". Yani Talat Paşa ve şürekası, Ermenileri (ve Süryanileri) Der Zor'a sürme kararını alırken, öleceklerini öngörmekteydiler. Sürgün başladıktan sonra da açlık, hastalık, yorgunluk, çete ve ordu birliklerinin saldırıları gibi nedenlerle kitlesel ölümlerin olduğunu gördükleri halde sürgünü durdurmayarak korkunç bir kıyımın mimarı oldular. Özetlersek, Balkan Müslümanları tepişen milliyetçiliklerin kurbanı, Anadolu Hristiyanları ise kendi tebaasına kuşkuyla bakan devletlerinin kurbanı oldular. İki durumun da insani bilançosu çok ağırdı ama suçun niteliği itibariyle birinin etnik temizlik ve savaş suçu, diğerinin soykırım suçu diye adlandırılması mantıklıdır. Benim kanımca bu suç türlerinin arasında derece farkı vardır. Hatta savaş bile tanımı icabı bir "suç" türüdür.



Constantinopla hizo eso en 1453 y ya no se llama Constantinopla.


Sultan Mehmed yeniçerilerle birlikte aş sofrasında! #MehmedFetihlerSultanı @trt1









