
Betül Dünder
6.4K posts

Betül Dünder
@betuldunder
Ayna Yorgunluğu (2005), Başka Dünyalar İçinde (2013), Konuşmalar Kitabı/Şairler Arasında Kadın Olmak (2013),Unutmanın Kısa Tarihi (2018)...



46 yıllık kocam bu sabah beni evden kovdu! Kırk altı yıldır aynı yastığa baş koyduğum adam Bir zamanlar “Yiğidim” dediğim Cemal beni evden kovdu. Elinde küçücük bir yastığı kendine siper etmiş, kapının önünde durdu: “Hanımefendi… Gitseniz iyi olur. Eşim birazdan gelir… Gülizar kızar sonra.” O eş… benim. Benim adım Gülizar. Onun “birazdan gelir” diye beklediği kadın ise 1974’te Almanya’ya gidip bir daha dönmeyen gençlik aşkı. Bir an dizlerimin bağı çözüldü. Mutfaktan su bardağı alır gibi yaptım… Elllerim titremesin diye. Sonra telefon çaldı. “Gülizar Hanım, eşiniz yürüyebildiği için evde bakım desteği çıkmıyor. Özel bakımevlerine bakabilirsiniz,” dedi. Yutkundum. Çünkü özel bakım demek: Kırk yılın alın teri demek… İzmir’de 98’de dişimizden tırnağımızdan artırıp aldığımız ev demek… Bir ömrün bir çekmeceye sıkışıp “Ver gitsin” denmesi demek. Ama biz ne deriz? “Tamam, sağ olun.” Acıya hep sessizce eğilen bir kuşaktan geliyoruz. Cemal’le ilk karşılaşmam 79’daydı. Buca’da çay bahçesinde garsonluk yapıyordum. Üstünde asker parkası, yüzünde mahcup bir tebessüm… Fuar’da elektrik işine yeni girmiş. “Sade kahve,” dedi. Sesi kırık, ama insanı tutan bir güven vardı. İkinci buluşmamızda 77 model Murat yolda kaldı. Üçyol yokuşunun tam ortası… Ben panik içindeyken, Cemal kaputu açtı, direksiyon altından bir şey söktü-takti, Ellerini yağlı pantolonuna silip bana baktı: “Ben seni yolda bırakmam kız,” dedi. Ve gerçekten bırakmadı. Depremde, krizlerde, işsizliklerde… Ekmek küçülürken gururumuzu büyütmemek için çırpındığımız yıllarda… Hep “Bir çare buluruz,” dedi. Ama hayat kimseyi, hiç kimseyi kayırmıyor. Beş yıl önce teşhis geldi: Damar tipi bunama. Önce anahtarını kaybetti. Sonra çaydanlığın altını kapamayı… Sonra konuşmayı… Sonra beni… Sosyal medyada “kendi kabını doldur”, “papatya banyosu yap” diyorlar ya… İnsanın sevdiğini unutuşuna papatya ne yapsın? Gerçek sevgi o cümlelerde değil. Gerçek sevgi; Gece üçte banyodaki kazayı temizlemektir. Arabanın anahtarını saklamaktır, “İşe geç kaldım!” diye kapıya koşmasın diye. Ve hayattayken kaybettiğin birini… Sessizce beklemektir. Geçen ay oğlumuz Tolga geldi. İstanbul’dan koşa koşa. Babasının yanına oturup maç konuşmaya başladı. Cemal uzun uzun baktı ona… Sonra: “Sen yeni taşınan kiracısın… değil mi?” dedi. Tolga’nın gözleri bir anlığına kırıldı. Ama gülümseyip: “Evet babacığım… kiracıyım. Modeme bakıyorum,” diye cevap verdi. O gün akşamüstü balkona çıktım. İzmir’in hafif rüzgârı yüzümü okşadı ama içimi üşüttü. Çiğdem kabuğu gibi ince bir yerden kırıldı kalbim. Devlete kızdım, zamana kızdım, kadere kızdım. Dağ gibi adamın gözlerimin önünde bir çocuğa dönüşmesine kızdım. Bir an… Bir an sadece… Çantamı alıp Kordon’a kadar yürümeyi düşündüm. Yürüyüp gitmeyi. Kimsenin beni tanımadığı bir yere. Ama gitmedim. Kapıları kilitledim. Battaniyesini örttüm. Çünkü bazen sevgi, en çok kalırken yoruyor Ama yine de kalıyorsun. Dün bizim 46. yılımızdı. Söylemedim. Gün kötüydü. Evde bir o yana bir bu yana dolaşıyor, “Alet çantamı çaldılar… bulacağım onları,” diye mırıldanıyordu. Ben mutfakta bulaşık yıkarken, gözyaşlarım süzülürken, Omzumda bir el hissettim. “Gülizar…” Aylar sonra… Cemal’in o eski, berrak sesi! Döndüm. Gözleri bir anda açılmıştı. Sis dağılmış gibiydi. Titreyen elinde küçük bir zarf: “Bunu sakladım… kötüleşmeden önce. Bugün aç diye. Biliyorum zor… kusura bakma,” dedi. Sonra sarıldı bana. Eski Cemal gibi. Sırtımı, kalbimi, ömrümü tutan şekilde. Ama sarılışı biter bitmez… Işık yine söndü gözlerinde. Sessizce pencereye yürüyüp kediyi izlemeye başladı. Zarfı açtım. İçinden gümüş bir kolye çıktı. Ve el yazısıyla küçük bir not: “Gitmek senden kolaydı. Kalmak senin aşkındı.” Ayaklarım tutmadı. Fayansın üzerine çöktüm. Bir ömrün ağırlığını ilk kez bu kadar taşıyamadım. Biz hep başlangıçları seviyoruz: Söz yüzüklerini, gelin arabalarını, düğün videolarını… Oysa evlilik, asıl sonbaharda sınanıyor. Gerçek sevgi; Aynı ömrü yüz kere taşısa da “Yine taşırım,” diyebilmektir. Yorulmuş ellerle bile “Bırakmam,” demektir. “Hastalıkta, sağlıkta” sözünü laf olmaktan çıkarıp Hayatın tam göbeğine yazmaktır. Bu satırları okuyan herkese: Sevdiklerinize biraz daha sıkı sarılın. Ve bir hastaya bakan, yaşlısına omuz veren, Yükü sessizce taşıyan siz güzel insanlar… Bilin ki: Bu dünyadaki en ağır, en kutsal emek sizindir...








Bence anneyi babayı kaybetmekten daha kötüsü, anneyi babayı Alzheimer'da kaybetmek

Esila’nın özgürlğğü için beş kişiyi etiketliyoruz. #EsilayıSerbestBırakın @BozyigitTunay @cihanoguz18 @betuldunder @ozgunenver @BasakCanda

Dünya Şiir Günü vesilesiyle Sennur Sezer'in Hatırası etkinliğine ilgi duyan herkesi bekleriz 🙏 🗓️ 21 Mart Cuma ⏰ 20.30 📍 Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi, İnce Memed Salonu




Açık Radyo’nun karasal yayın lisansı RTÜK tarafından resmi olarak iptal edildi. Türkiye’de ve belki de dünyada en geniş çapta ses ve ifade biçimlerine muazzam bir alan açmış radyomuz tamamiyle bürokratik ve teknik bir gerekçeyle ifade özgürlüğünden mahrum bırakılıyor. Oysa milyonlarca dinleyicisinin kolaylıkla şahitlik edebileceği gibi Açık Radyo bunca yıldır yaratmış olduğu toplumsal etki sayesinde susturulamaz. ***** En son Kamuoyu’na yapmış olduğumuz 10 Temmuz 2024 tarihli açıklamada, Ankara 21.ci İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu “yürütmenin durdurulması” kararına karşı RTÜK tarafından yapılan itirazın reddolduğunu ve bu doğrultuda yayına devam edildiğini paylaşmıştık. Ancak, Ankara 21’inci İdare Mahkemesi tarafından alınan 27.09.2024 tarihli yeni karar ile bu kez “yürütmenin durdurulması isteminin reddine” karar verildiği tarafımıza bildirilmiştir. Bu karara karşı yasal çerçevede itiraz edilmektedir. Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı yasal itiraz süreç devam ederken, maalesef, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarih ve 2024/25 nolu toplantısında 16 nolu karar ile alınan; fakat daha evvel verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararı sebebiyle tarafımıza tebliğ edilmemiş bulunan “YAYIN LİSANSININ İPTALİ” kararı 11.10.2024 tarihinde yani bugün tebliğ edilmiştir Dolayısıyla, 30 yıldır devam eden, 95.0 frekansından yaptığımız karasal yayınımız, tebliğ edilen karar doğrultusunda RTÜK tarafından kapatılacaktır. Elbette, gerek yürütmenin durdurulması talebinin reddine dair karara ve gerekse yayın lisansının iptali kararına karşı yasal yollara müracaat edilecek ve hukuki mücadelemiz sürdürülcektir. Açık Radyo olarak, yukarıda belirttiğimiz yasal yollar çerçevesinde, karasal yayın hayatımıza ilişkin bu ayrılığın, geçici olacağını ve bir an önce sona ereceğini umuyoruz. ***** Bundan tam bir ay sonra 30. yayın yılına girecek olan Açık Radyo, bugüne dek layık görüldüğü sayısız ödülün de gösterdiği gibi çevre ve iklim mücadelesinden halk sağlığına, toplumsal cinsiyet eşitliğinden çok-kültürlülüğe pek çok alanda sivil sesler için megafon işlevi görmüş; sadece radyo frekanslarıyla da sınırlı kalmayıp tasarımdan edebiyat ve sosyal bilimlere, sahne sanatlarından plastik sanatlara uzanmış bağımsız bir mecra olarak bundan sonra da görevini sürdürecektir. Tüm dinleyicilerimizi, meslek örgütlerini ve uluslararası kamuoyunu, Türkiye'de basın ve yayın özgürlüğü adına telafisi mümkün olmayan bir kayba yol açan bu RTÜK kararına karşı, “kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo” adına bu sefer çok daha net ve gür bir biçimde ses çıkarmaya davet ediyoruz. Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo! #AçıkRadyoSusturulamaz

5 kişi etiketle ve devam ettir. Hep birlikte sesleniyoruz. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR! #kadıncinayetleripolitiktir #istanbulsözleşmesiyaşatır @hacerfoggo @GonulKivilcim @betuldunder @yaprakdyildirim @benazzra

5 kişi etiketle ve devam ettir. Hep birlikte sesleniyoruz İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR! #kadıncinayetleripolitiktir #istanbulsozlesmesiyasatir #6284üygula @aesarac @betuldunder @beydayldz7 @aslihankocabal @asliilgink









