InDeiServito@Lordislamid
İmam Ebû Hanîfe'nin Hammâd vasıtasıyla nakline göre İbrahim en-Nehaî şöyle demiştir:
“Abdullah b. Mesud (r.a.), besmeleyi açıktan çeken bir kimse için ‘Bu bedevilerin âdetidir’ demiştir. Kendisi ve sahabelerden hiçbiri besmeleyi açıktan okumazlardı.”
Hadisi İmam Muhammed b. el-Hasen el-Âsâr’ında rivayet etmiştir (Hârizmî, Câmiu’l-Mesânîd, I, 321). Bizce de hadisin ravileri sikadır. Bu, İbrahim en-Nehaî’nin mürsellerindendir. Daha önce geçtiği üzere İbrahim’in mürselleri sahihtir.
Enes b. Malik (r.a.) anlatır:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve Hz. Osman (r.a.)’ın arkalarında namaz kıldım. Hiçbiri besmeleyi açıktan çekmiyordu.”
Hadisi Nesâî, Sahih’in şartına uygun bir isnadla rivayet etmiştir (Müntekâ, II, 89).
Müellif der ki: Bu hadis, besmeleyi gizli okumanın sünnet olduğunu açıkça göstermektedir. Hadis sahihtir. Nesâî, “İftitah”, 22. Hadisin aslı Müslim’in Sahih’inde vardır.
Ebû Vâil’in, “Hz. Ali (r.a.) ile Abdullah b. Mesud (r.a.) besmeleyi, eûzü’yü ve âmini açıktan söylemezlerdi” dediği rivayet edilmiştir (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, IX, 262; İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, I, 411; bk. Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, II, 108).
Hadisi Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr’inde rivayet etmiştir. İsnadında Ebû Sa‘d el-Bakkal bulunmaktadır. Bu zat sika olmakla birlikte müdellistir (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid).
İbn Ebû Şeybe, el-Musannef’inde şöyle rivayet etmiştir: Huşeym’in, Saîd b. el-Merzubân Ebû’s-Sa‘d el-Bakkal > Ebû Vâil isnadıyla nakline göre İbn Mesud (r.a.), “Besmeleyi, eûzü’yü ve Rabbena leke’l-hamd’ı gizlice söylerdi” (Zeylaî, Nasbu’r-Râye, I, 168).
Bu rivayetin isnadında el-Bakkal’ın hadisi “haddesenâ” lafzıyla rivayet ettiği açıkça belirtilmektedir. O zaman tedlis şaibesi onun üzerinden kalkmaktadır. Bu isnadın ravileri, el-Bakkal hariç Kütüb-i Sitte ravileridir. el-Bakkal ise az önce geçtiği üzere sikadır.
Bu hadis eûzü, besmele ve âminin gizli okunacağını göstermektedir. Hadis, bunların gizli okunacağı hususunda gayet nettir.
İkrime’nin nakline göre İbn Abbas (r.a.), besmelenin açıktan okunması konusunda, “Bu, bedevilerin işidir” derdi (Tahâvî, Şerhu Meânî’l-Âsâr, I, 204). Hadisi Tahâvî rivayet etmiştir, isnadı hasendir (Nimuvî, Âsâru’s-Sünen, I, 74).
Bu hadis, besmelenin açıktan okunmayacağını ifade etmektedir. Çünkü İbn Abbas (r.a.), böyle bir fiili dinî konularda bilgisi olmayan bedevilerin işi olarak nitelemektedir.
İbn Abbas (r.a.) anlatır:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Bismillahirrahmanirrahim’i okuyunca müşrikler onu alaya aldılar ve ‘Muhammed (s.a.v.) Yemame’nin ilahını zikrediyor’ dediler. Müseylime kendisi için er-Rahman er-Rahîm ismini kullanıyordu. ‘Yüksek sesle okuma’ âyeti inince Hz. Peygamber (s.a.v.) bunun açıktan okunmamasını emretti.”
(Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, XI, 439; el-Evsat, V, 89). Hadisi Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr ve el-Evsat’ında rivayet etmiştir. Ravileri sikadır (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid).
Müellif der ki: Bu hadis, besmelenin ilkin açıktan okunduğunu, sonra âyetle bunun neshedildiğini göstermektedir. Âyetten maksat, Zeylaî’nin ifade ettiği üzere (I, 181), Yüce Allah’ın “ve lâ techer bi salâtike = namazında yüksek sesle okuma” (İsrâ 17/110) âyet-i kerîmesidir.
Zeylaî şöyle der: İshak b. Rahuye, Müsned’inde Yahyâ b. Âdem > Şerîk > Sâlim el-Aftas isnadıyla Saîd b. Cübeyr (r.a.)’in şu ifadesini nakleder:
“Hz. Peygamber (s.a.v.) besmeleyi açıktan okur ve sesini yükseltirdi. Müşrikler ıslık çalarak ve el çırparak alay etmeye ve ‘Bu, Yemame’nin ilahını zikrediyor’ demeye başladılar. Bununla Müseylime’yi kastediyorlar ve ona er-Rahman diyorlardı. Bunun üzerine ‘ve lâ techer bi salâtike = namazında yüksek sesle okuma’ (İsrâ 17/110) âyet-i kerîmesi indi.”
Bu rivayet mürseldir, ravileri Sahih’in ravileridir.
Zeylaî’de yer alan rivayete göre et-Tenkîh müellifi, Şafiîlerin delil olarak aldıkları hadisleri zikrettikten sonra şunları söyler:
“Bu hadisler, nakil tekniği konusunda bilgisi olan bir kimse için geneli itibariyle sahih hadislerle çelişmeyen rivayetlerdir.”
Daha sonra şöyle devam eder:
“Hocalarımızın bize anlattıklarına göre Dârekutnî, Mısır’a varınca bazı Mısırlılar besmelenin açıktan okunmasına dair bir derleme yapmasını isterler. Bunun üzerine kendisi bir cüz kaleme alır. Ona Malikilerden birisi gelir. Gelen kişiye bu konuda sahih olan rivayeti bildireceğine yemin eder ve şöyle der:
Besmeleyi açıktan okumak konusunda Hz. Peygamber (s.a.v.)’den gelen rivayetlerin tamamı sahih değildir.”
Devamında şöyle der:
“Açıktan okuma ile ilgili hadisler, iki şeyden birisine yorumlanır: Besmele ya insanlara öğretmek amacıyla açıktan okunmuştur ya da bu, açıktan okumanın bırakılmasının emredilmesinden önceki bir uygulamadır” (et-Tenkît’ten özetle).
Enes (r.a.)’in nakline göre:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebû Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) besmeleyi gizli okurlardı” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, I, 255). Hadisin ravileri sikadır (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid).
Allâme Aynî şöyle der: Taberânî’nin el-Mu’cem’inde, Ebû Nuaym’in Hilye’sinde, İbn Huzeyme’nin Muhtasaru’l-Muhtasar’ında hadisin lafzı şöyledir:
“Onlar besmeleyi gizlice okurlardı.”
Bu rivayetlerin ravilerinin tümü sikadır ve Sahih’te hadisleri yer almaktadır (Aynî, Umdetü’l-Kârî).
(Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, I, 739; Ebû Nuaym, el-Hilye, VI, 179; İbn Huzeyme, Sahih, I, 249-250; bk. Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, II, 108).
Enes b. Malik (r.a.) anlatır:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (r.anhüm)’un arkasında namaz kıldım. Namaza ‘el-Hamdulillahi Rabbi’l-âlemîn’ diye başlıyorlardı. Besmeleyi kıraatin başında ve sonunda tekrarlamıyorlardı.”
(Müslim, “Salat”, 50)
Bu hadis, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in besmeleyi açıktan okumadığını göstermektedir. Besmeleyi ne gizli ne de açık okumamasına gelince, bu konuda hadiste buna herhangi bir delalet yoktur. Bunun zikredilmemiş olması, hiç okunmamış olmasını gerektirmez.
Besmelenin gizli çekileceği, Taberânî, İbn Huzeyme ve başkalarının yine Enes (r.a.)’den rivayet ettikleri hadislerden anlaşılmaktadır. Şu halde aynı ravinin ifadesinin birbiriyle çelişmemesi için Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Fâtiha’ya başlarken gizlice besmele çektiğini söylemekten başka çare yoktur.
Nevevî şöyle der:
“Besmelenin Fâtiha’dan olmadığı kanaatinde olan müçtehitler, bu hadisi delil olarak almışlardır. Onu Fâtiha’dan kabul edenler ise açıkça okurlar” (Nevevî, Şerhu’n-Nevevî alâ Sahîh-i Müslim, IV, 111).
Katâde’nin Enes (r.a.)’den nakline göre:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.) namazlarına ‘el-Hamdulillahi Rabbi’l-âlemîn’i okuyarak başlarlardı” (Buhârî, “Ezan”, 89).
Katâde’nin nakline göre Enes (r.a.) şöyle demiştir:
“Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir (r.a.), Hz. Ömer (r.a.) ve Hz. Osman (r.a.) ile birlikte namaz kıldım. Hiçbirinden ‘Bismillahirrahmanirrahim’ dediklerini duymadım” (Müslim, “Salat”, 50).
Ahmed b. Menî’in, Saîd el-Cureyrî > Kays b. Abâye isnadıyla nakline göre Abdullah b. Muğaffel şöyle anlatır:
“Ben namazda iken babam besmeleyi çektiğimi duymuş. Bana dedi ki: Evladım! Bu yaptığının aslı esası yoktur. Sakın böyle bir şey yapma! Ben İslam’a sonradan sokulan uydurma fiillerden nefret etmeyen hiçbir sahabî görmedim.”
Sözüne şöyle devam etti:
“Ben Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (r.anhüm) ile birlikte namaz kıldım. Onlardan hiçbirinden besmeleyi duymadım. Bunu söyleme, namaza başladığında ‘el-Hamdulillahi Rabbi’l-âlemîn’ de.”
Hadisi Tirmizî rivayet etmiştir ve Abdullah b. Muğaffel (r.a.) hadisi hasendir.
Aralarında Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (r.anhüm) ve başkaları olmak üzere Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sahabîleri ve onların ardından gelen tâbiûn neslinden beri ilim adamlarının ekserisinin uygulaması buna göredir.