skywalker
10.7K posts

skywalker
@bsezgin76
There are known knowns and there are known unknowns but also there are unknown unknowns which we dont know that we dont know..
Katılım Şubat 2017
1.8K Takip Edilen287 Takipçiler

@DSAkdag Aynı tanıma tam uymasa da cyclic olarak bakarsak da IMKB'de ASELS vs TTRAK ornegı verılebilir. Su an Aselsan'ın orderlar full dolu 2029lara vuruyor teslimat süreleri (Kapasite arttırımı vb lazım) hisse tepenin tepesinde,TTRAK ise perişan,ucuz kredi ile traktör alımı furyasında..
Türkçe

Mükemmel bir şirket için teorik olarak zaman çizgisinde ilerledikçe her şey kötüye gitmek zorundadır.
En iyi ihtimalle mükemmel olmaya (bir süre daha) devam eder yukarıda fazla bir alanı yoktur. Beklenti zaten kusursuza yakındır. Küçük bir yavaşlama bile hayal kırıklığı yaratır.
Dibi görmüş şirkette ise tam tersi.
Beklentiler o kadar düşüktür ki, bazen sadece daha az kötü olmak bile büyük bir yeniden fiyatlamayı tetikler.
Duhan Samet Akdag@DSAkdag
Haftasonu ödevi Aktivist investor/fund ların bir listesini çıkarıp son dönemde zor durumda olan şirketlerde aldıkları pozisyonları tespit etmeye çalışın. Bulduğunuz şirketlerin üzerinden birlikte geçelim
Türkçe

@FishDives ABD'de data-center bilancolarında bu çok fark yaratıyordu özellikle geçen sene. Bazı neocloud şirketleri GPUlar için 6 seneye kadar yükseltirken amortisman süresini, bazıları 4 sene alıyordu, inanılmaz farkediyor doğal olarak. Özellikle Capex yüksek şirketlerde EBIT bakılmalı net
Türkçe

@CananHarmanci Barış futboldan anladıgını sanan ama anlamayan biri. Temposuz diye diye kotuledıgı Dzeko, destan yazıyor. Schalke'de 9 macta 6 gol+3 asistle 40 yasında yeniden Bundesliga'ya çıkarıyor.
Türkçe

@emrah1665178 @FatihToksoy48 @Trabzonspor Bir Fenerbahçeli olarak şimdi takibe alıyorum, koca yürekli Trabzonspor'u takip etmemek zaten olmaz!
Türkçe

@FatihToksoy48 @Trabzonspor Amedspor, Trabzonsporla dalga geçiyor. instagram ve X üzerinden takipçi sayıları Trabzondan fazla olması icin kampanya başlatmışlar. Ben baska takimliyim banane demeyin herkesi bu iğrenç takimin amacına ulaşamamasi iicn Trabzona destek olalım, takip edelim her yerden lutfn
Türkçe

Bütün baskılara rağmen malum takımı hala tebrik etmemiş olmasından dolayı @Trabzonspor a helal olsun 🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Türkçe

@AhmetAa70625878 Allah sizlere sabırların en büyüğünü versin, Almina zaten cennette.
Türkçe

#okul Kızım Almina Ağaoğlu hakkın rahmetine kavuşmuştur mekanı cennet olsun
Türkçe

@CananHarmanci @zekinciler1 @BahtiyarZh1907 Tanju ile girdikleri 10 numara kavgası yuzunden bır sampluk gitti BJK'ye. Tanju'yu almak zaten saçmalıktı ama bu kavga daha büyük saçmalıktı. Kocaman benim için 2006'da Konya macından sonra yaptıgı "Sistem Kurban istiyor" şovuyla bitmişti zaten, sayesinde TEMIZLIGcıler türedi
Türkçe

@zekinciler1 @BahtiyarZh1907 Futbolculuklarında ben de çok severdim. Sakarya Grubu suçlamasına inanmıyordum. Ali Şen bunları gönderdiğinde çok üzülmüştüm. Ama sonra yaptıklarını görünce futbolculuklarındaki gruplaşma iddialarının da doğru olduğuna inandım.
Türkçe

@fenerli80175417 @Fenereditor Valla açıkcası ben Kocaman'ı da 2006'daki sistem kurban istiyor şovundan sonra bitirdim de. Yine de 3 Temmuzda falan bir duruşu oldu Aykut Kocaman'ın, Oguz Çetin nerelerdeydi o zamanlar? FB'den uzak dursun hem de cok uzak
Türkçe

@Fenereditor Oğuz Çetin, 46 senelik bir Fenerbahçeli olarak senden nefret ediyorum. Sen hiçbir şeyden haberi olmayan egosu her şeyin üzerinde ve kötü bir insansın.
Hatta senin Fenerbahçeli olduğundan bile şüphe duyuyorum. Beşiktaş'lı olduğunu düşünüyorum.
Türkçe

@IvanKile Ali Şen 1996'da neden takımda temizlik yaptı bunu düşünmek lazım. Herşeyi geçtim gram parıltı yok hocalık kariyerinde, en fala FT'nin yardımcıgılı olan kariyer üstüne. Camia evlatcılıgını bırakmamız diyen eski başkan Mou'yu bela etti basımıza, şimdi yine aynı seylerı tekrarlıyor
Türkçe

@jayjay__34 @T_U_G_R_A_ Kesınlıkle katılıyorum. En az 4 farklı ligde çalışmış, ve en az farklı 2 ülkede şampluk yaşamış olmalı. Bu kriterler çok makul ve direk aklıma Schmidt geliyor. Listedeki 5 hocadan da daha iyi olacagını düşünüyorum. Şamp yaşamamış hocaya direk karşıyım zaten.
Türkçe

@T_U_G_R_A_ Bence hoca Premier lig, Seria A gibi başat liglerde orta sıralara veya ilk 5'e oynayan takımlardaki iyi hocalardansa, Portekiz Hollanda gibi daha alt liglerde şampiyonluk yaşamış veya şampiyonluğa oynayan hocalardan olmalı.
Yani Mourinho değil de Jesus vs.
Türkçe

@RegistaM10 Aslında yaşı Dursun Özbek'ten 4 yas daha kucuk ama en iyi ben bilirim, ben yaparım olayına gireceği için net saçmalar. Aslında ben Barış Göktürk'ün planlarını, vizyonunu beğendim ama O'nun yönetimi zayıf kalır gibi.
Türkçe

@bsezgin76 Kesinlikle abi ne enerjisi var ne mental sağlığı var, kafayı yemiş yaşlı bunaklara dönmüş Aziz Yıldırım, hasta gözüyle bakıp ona göre muamele edilmeli bu saatten sonra
Türkçe

Kulübün çöküşünü başlatan olaylardan birisi Azizin Aykutu kulübe sokmasıydı, o günden beri daha da toparlanamadık zaten, adamda en ufak değişim yok hala ahbap çavuşu getirelim derdinde liyakat sıfır, Aziz Yıldırım tamamen bunamış yaşlandıkça
Fener Ajans 🇹🇷@ajansfenercom
Fenerbahçe başkanlığına hazırlanan Aziz Yıldırım, daha önce ‘Sadece Aykut Kocaman’ın yardımcılığını yaparım’ diyen Volkan Demirel’e sezon bitiminde teknik heyet için, Oğuz Çetin’e de sportif direktörlük görevi için teklifte bulunacak! (🔗@AlperUstundag)
Türkçe

@FenerMabedim Hıcbır hoca hatırlamıyorum kı bır taraftar bu kadar rahat akrabası gibi gıdıp sarılsın,cok entrasan bır bag kurdu Tedo ozellıkle genc kusakla bır devrım mi nedir gorecegız sadece FB adına degıl,ulke futbolu adına. Kendı adıma Zico haksız yere gönderilirken en son bu kadar üzüldüm
Türkçe

@turkishwarsh @AhmetSunelcan1 @berkdemirkiran_ Hadi onda hukumetle sıkı ilişkiler var diyebiliriz ama IREN gerçekten çok alakasız.
Türkçe

Aynen öyle, biri kripto Mining işinden ancak AI Cloud işine kendini dönüştürmüş bir şirket. Ve başka büyütebileceği is alanlari yok suanlik. IREN‘in daha zamana ihtiyacı var, boşuna orada iki ileri bir geri olmaktansa Nebius‘ta arkama yaslaniyorum.
CoreWeave karsilastirmasini da abez buluyorum ayrıca.
Türkçe

$NBIS
Nebius Group’un Eigen Technologies’ı satın alması, şirketin yalnızca GPU ve veri merkezi sağlayan bir altyapı oyuncusu olmaktan çıkıp, doğrudan çıkarım (inference) ekonomisini optimize eden bir platforma dönüşme hedefini netleştiriyor. Benchmark verilerine göre Eigen, yaklaşık 250 token/saniye üretim hızı ve ~0,6 $ / 1 milyon token maliyet seviyesine ulaşarak, Google (~170 token/s, ~0,6–0,7$) ve Amazon (~120 token/s, ~0,5–0,6$) gibi büyük oyunculara kıyasla %40–100 daha yüksek throughput sunabiliyor. Bu fark, aynı GPU kapasitesiyle %50+ daha fazla output üretimi anlamına gelirken, Nebius tarafında doğrudan birim maliyet düşüşü ve marj genişlemesi yaratma potansiyeli taşıyor. Eigen’in quantization (FP4/FP8), model-level optimizasyon ve inference pipeline hızlandırma gibi teknik yetkinlikleri sayesinde Nebius, aynı donanım yatırımıyla daha fazla token satabilen bir yapıya geçerek hem fiyat rekabetinde agresifleşmeyi hem de AI iş yüklerinde en düşük maliyetli üretici konumuna ulaşmayı hedefliyor.
Türkçe

@turkishwarsh @AhmetSunelcan1 @berkdemirkiran_ IREN vs NBIS kıyaslamalarının ne kadar komik oldugu her geçen gün daha da netleşiyor.
Türkçe

@AhmetSunelcan1 @berkdemirkiran_ Nebius tek başına bir ekosistem. Bambaşka bir mevzu, ileride en az Google kadar çok yönlü bir şirket olacak. Buna neredeyse yüzde yüz eminim.
Türkçe

@CananHarmanci @sozfb2025 Bazı maçlarda çok kızdım ama ne kadar da sevdiğimi ayrılırken anladım. Bahanelere sığınmayan, tesislerde kalan, çok çalışkan, kafası işinde olan çok iyi bir insanı kaybettik bugün. Bir gün mutlaka hem FB hem de kendisi daha iyi koşullarda buluşacağız Allah'ın izniyle.
Türkçe

Hocamıza veda ettik. O da biz de duygulandık. Küçük bir izdiham oluştu. Kendisine üzgün olduğumuzu ve tekrar buluşacağımıza emin olduğumuzu haykırdık. Bu taraftara yaşattıklarınızı görün. Sizi hiçbirimiz affetmeyecek! @sozfb2025
#TedescoİçinHavalimanına
Türkçe

@tevfikken Aynen öyle, dedıgım gıbı ben JJ'yi cok begenmem ama buyuk takım hocasıdır. Bence kadroyu sen kurup ıyı bır kadro teslım edersen lıgı supurur ama kadroyu JJ'e bırakmamalısın. Bu tip direk samp bilen hocalar lazım bıze dıye dusunuyorum
Türkçe

@bsezgin76 işte böyle net hedefler olmalı. sürekli bambaşka stilde hocalar söyleniyor
Türkçe

yapılan ilk görüşmede "ben bu kadroyu ilk senemde şampiyon yaparım" diyip göreve gelen domenico tedesco işi önce sezon ortalarında "uzun vadeli düşünüyoruz, siz beni bir de yaz kampından sonra görün"e dönüştürdü, ve en son görevine son verilince de "iki mağlubiyet aldık hemen yolladılar" minvalli demeci ile tüyü dikti.
hadi öncekileri unutalım, sadece bu son söylediğine bakalım: ligde sadece iki kere mağlup olmasına yaptığı atıf bile, tedesco'nun fenerbahçe'den neden gitmesi gerektiğini gösteriyordu zaten. yarattığı olumsuz tabloyu aklı sıra küçümsüyor, aslında gayet başarılı olduğunu iddia ediyor.
şimdi ilk demecini hatırlayalım; ben bu kadroyu ilk senemde şampiyon yaparım'ı... sen o zaman maalesef başarısız oldun hocam bitti. iki mağlubiyet değil olay. bazı beraberlikler buna en az iki-üç mağlubiyet daha ekleyecek sayıda, matematik ortada.
ama olay ne biliyor musunuz, tedesco o son demeci avrupa'ya verdi, avrupalı kulüpler okusun diye. hani sorarlarsa niye gönderildin diye, ona cevaben. menejeri şimdi onu başka kulüplere pazarlarken bu savdan yürüyecek, aslında çok başarılı oldu sadece iki kez mağlup oldu ama o kulüp çok sabırsız/zaten yıllardır başarı kazanamayan bir kulüp bizim değerimizi bilemedi de falan filan.
fenerbahçe şampiyon olmuş olmamış, oyun düzeni güçlü bir felsefe üzerine inşa olmuş olmamış tedesco için önemli değil. önemli olan tedesco bundan sonra çalışabileceği kulüplere sunacağı cv'sine bir şeyler koymuş mu? evet. bana şöyle bir kadro verdiler geçiş oynattım şampiyonluğu zorladım diyecek, ligin en güçlü takımı galatasaray'ı son ana kadar takip ettim arayı pek açmadım diyecek. buna hmm etkileyici diyen bir kulüp olursa da çalışacak :) belki çok başarılı olacak o ayrı, ama beni ilgilendirmiyor. beni ilgilendiren fenerbahçe'de ne yaptığı.
işin buraya kadar olan kısmı sanki olayı tedesco'ymuş gibi gösteriyor ama esas önemli olan kısım fenerbahçeliler'in düştüğü bazı hatalar:
1) teknik direktör istikrarını doğru hocalar için talep etmek gerekir. son 4-5 yılda fenerbahçe'de bir sene daha'yı hakedecek tek bir hoca oldu o da jorge jesus. çünkü sadece onun döneminde gönlümüzdeki fenerbahçe'yi izledik, çünkü gelenler içinde sadece jesus yırtıcı bir fenerbahçe yaratmıştı, üstelik o vasat kadroya rağmen. ikinci sezonuna başladığını ve o yaz livakovic, tadic, dzeko, fred / veya bu ayarda başka isimlerin jesus'a alındığını bir düşünsenize.
ama olmadı, özellikle kış aylarında başlayan jesus - brezilya milli takımı söylentileri ali koç ve yönetimi tarafından doğru yönetilemediği için oyuncuların da kafaca etkilendiği ortamda takım ligin ikinci yarısında sallanmaya başladı, yıkılmadı belki ama ilk yarıdaki havayı kaybetti. o havayı tekrar yaratacak olay işte ikinci sezona da jesus'la başlamak + ona uygun ayarda transferler yapmaktı (nitekim o ayarda bir bütçe ismail kartal'a harcandı).
o günlerden: eksiseyler.com/fenerbahce-tek…
tedesco bu ümidi vermiyordu. sırf istikrar olsun diye, fb'nin hakettiği yere getiremeyeceği belli bir hocayla devam etme ısrarı anlamsız. futbol bilgisi, taktik birikimi, teorik gücü vs bunların hiçbirine itirazım yok, çok da iyi bir insandır belki ama esas mesele, fenerbahçe'nin ihtiyaçlarını giderecek bir futbol mentalitesine sahip değildi ve uzun vadeli kalsaydı bile takım bu sezonki durumdan, bu sezonki ışıktan fazlasını vermeyecekti. şampiyonluk ihtimali yine başka takımların olası formsuzluğuna-başarısızlığına daha fazla bağlı olan, rakiplerin zayıf yönlerini vuracağım diye diye kendine ana bir plan yaratamayan, güçlü bir toplu oyun takımı olmayan bir fenerbahçe izleyecektik yıllarca.
2) haziran'daki seçimlere üç adayla girilecek ama henüz hiçbirinin futbolla ilgili ne vadettiğini bilmiyoruz, iddialar var ama sonra yalanlanıyor vs. o yüzden ilk ağızdan duymadıkça da fenerbahçe'nin geleceği ile tahminlerde bulunmak sağlıklı değil. şu an için anca bazı şeylerin atlanmaması umulabilir:
- hoca seçerken, başarılı hocanın karşılığı her zaman kupa kazanmak değildir. önemli olan o kupayı nasıl bir oyunla/anlayışla kazandığıdır. fenerbahçe'nin ihtiyaçlarına uygun bir oyun anlayışına sahip ama cv'sinde kupa olmayan bir hocayı, fb'ye uygun olmayan bir anlayışla kupa(lar) kazanmış bir hocaya tercih ederim.
- modern futbol, değişen savunma sistemleri ve buna karşı hareket olarak yapılan bazı uygulamalar gereği önümüzdeki yıllarda yeniden evrimleşmeye aday. iddialı olmak isteyen takımlar için teknik beceri yeniden eski yıllardaki gibi önem kazanmış durumda ama bu sefer yanına hız'ı da ekledi. fenerbahçe'nin buna ayak uydurabilmesi, onlardan biri olabilmesi için için birinci kural (son on beş yıldır olduğu gibi) fiziksel kapasite. bunu yükseltemeyecek, veya bunun yükselmesini gerektiren oyunlar oynatmayan, veya kadro mühendisliğinde birincil kriteri bu olmayan hiçbir hoca düşünülmemeli.
- elbette robot değil bu futbolcular; dolayısıyla fizik programı iyi kurgulayıp, sezon içinde doğru vites değişimleri yapabilecek, hatta gerektiğinde pragmatik de olabilecek ama genel çerçevede kendi kaderini kendi çizmek isteyecek teknik üstünlüğü talep eden bir hoca düşünülmeli. kısacası günümüz şartları içinde ana planı güçlü, oyuna hakim olmak isteyecek bir hoca.
- ana plana sahip güçlü bir oyun oynatan hoca, illa set oynatan hoca demek değildir. senin bir felsefen olur, o yolda bir kadro kurarsın ve rakipler senin o gücünden çekinir, karşı koyması çok zordur çünkü. fenerbahçe'nin ihtiyacı olan bu anlayışa sahip bir hocadır. yoksa ister set oynatsın ister direkt paslarla çıkıp sekenleri kimseye bırakmayan daha fiziksel bir oyun oynatsın önemli değil. yeter ki tercih ettiği oyun inisiyatif alan bir oyun olsun, mesela geçiş oynatacaksa bile fırsat beklemekten ziyade rakiplere nefes aldırmadan kendi geçişini kendi yaratan bir oyun oynatsın, rakipler istediği şeyleri yapamasın.
gerisini artık önümüzdeki haftalar belirleyecek. adaylar neler vadedecek bakalım

Türkçe

Bir Şirketin Gelir Tablosu Nasıl Okunur?
Gelir tablosu bir şirketin finansal sağlığını anlamanın en temel yollarından biri. Gelin hepinizin aşina olduğu bir şirket üzerinden bakalım. Apple.
Öncelikle bu tabloyu nereden bulabiliriz?
Şirketlerin gelir tablolarını görmek için Yahoo Finance, stockanalysis, Finviz gibi istemediğiniz kadar bedava site var. Fakat bunları kullanmak genel olarak çok iyi bir alışkanlık değil. Ben de arada stockanalysis'i kullanıyorum ama bu sitelerde bir şirketi gerçekten doğru bir şekilde analiz edebilecek kadar bilgi genelde olmuyor. Aynı şekilde bilgiler hatalı da olabiliyor. Bunların dışında eğer erişiminiz varsa CapitalIQ, Bloomberg Terminal, FactSet gibi araçları kullanabilirsiniz ama bu sistemlere erişimi olan kişilerin zaten gelir tablosu okumayı bildiğini varsayıyorum.
Bu yüzden benim tavsiyem halka açık her şirket için bulunması zorunlu olan investor relations sayfalarını kullanmanız. Burada aramanız gereken formlar 10-K ve 10-Q formları. 10-K yıllık, 10-Q ise çeyreklik formlardır. Eğer her şey bir yerde olsun istiyorsanız bu formları sec.gov üzerinden de bulabilirsiniz. Bu süreci daha kolay yapan BamSEC gibi platformlar da mevcut. Bu formlarda gelir tablosu Item 8'in içinde olur.
Aşağıya Apple'ın gelir tablosunu fotoğraf olarak [1] bırakıyorum.
Tek tek buradaki satırlar ne anlama gelir, nasıl hesaplanır ve nasıl okunur bakalım.
Eğer zamanınız kısıtlıysa ve tablonun tamamına bakamayacaksanız en azından üç kaleme bakın. Revenue (gelirler büyüyor mu), Operating Income (ana işten ne kadar para kazanılıyor) ve Net Income (tüm giderlerden sonra elde ne kalıyor). Bu üçünün trendi size bir şirketin genel sağlığı hakkında hızlı bir fikir verir.
Sales/Revenue (Gelir/Ciro)
Genellikle şirketler için en önemli rakam budur. Eğer satışlar düşüyorsa veya beklenen kadar yükselmiyorsa, bir şirketin kârı ne kadar iyi gelirse gelsin o şirket sağlıklı bir pozisyonda değildir. Çünkü satışlar yükselmeden kâr marjları ancak bir yere kadar yükselebilir. Apple'ın gelir tablosuna baktığımızda bunu Products ve Services diye iki kategoriye ayırdıklarını görüyoruz.
Peki bu rakama bakmak yeterli mi? Hayır. Bir şirketin satış rakamlarına bakarken aynı zamanda bu satışların nereden geldiğini anlamak çok önemli.
Biraz daha aşağı indiğimizde Apple'ın bu satışların nereden geldiğini de raporladığını görüyoruz. Bunun da fotoğrafını [2] aşağıya bırakıyorum.
Bu tabloya baktığımızda gelirlerin büyük bir kısmının iPhone ve Services üzerinden geldiğini görüyoruz. Services istikrarlı bir şekilde büyürken diğer satırların biraz daha döngüsel olduğunu da görebiliyoruz.
Buradan ne çıkarabiliriz? iPhone en büyük gelir sürücüsü olduğu için bu alandaki satışların büyümesi kritik. Eğer iPhone satışları aşağı doğru bir trende girerse, geriye kalan kalemler bunu telafi edecek kadar büyüse bile piyasa bundan hoşlanmaz. Çünkü piyasa bu düşüş trendini gördüğü an gelecekteki satış düşüşlerinden korkmaya başlar.
Bu sadece ürün bazında değil bölgesel olarak da geçerli. Eğer bir şirketin gelirlerinin çoğu Amerika'dan geliyorsa, Çin gelirleri ne kadar hızlı büyürse büyüsün Amerika gelirleri düşmeye başladığı an piyasa bu şirketi iskonto ile fiyatlamaya başlayacaktır.
Cost of Sales/COGS (Satılan Malın Maliyeti)
Bir şirket para kazanmak için de para harcar. COGS, o geliri elde etmek için doğrudan katlanılan maliyetleri gösterir. Apple örneğinde düşünürsek bir iPhone'un üretim maliyeti, içindeki çipler, ekran, kasa, montaj ve lojistik gibi şeyler hep bu kalemin altına girer. Services tarafında ise veri merkezi maliyetleri, içerik lisans ücretleri gibi kalemler düşünülebilir.
COGS sadece hammadde ve işçilik gibi nakit maliyetlerden oluşmuyor. İçinde depreciation (amortisman) ve amortization da var. Yani Apple bir fabrika veya ekipman satın aldığında o maliyeti tek seferde yazmıyor, yıllar içine yayıyor ve bu yayılan maliyet COGS'un içine giriyor. Bu önemli çünkü COGS'un içindeki depreciation nakit olarak o dönem çıkan bir para değil. Bir şirketin gerçek nakit maliyet yapısını anlamak istiyorsanız bu ayrımı bilmeniz gerekiyor. Bu detayları şirketlerin 10-K formlarındaki notlarda bulabilirsiniz.
Apple'ın tablosuna baktığımızda 2025 yılında toplam satışlar 416 milyar dolar, toplam COGS ise 221 milyar dolar. Yani Apple her 1 dolarlık gelir elde etmek için kabaca 53 sent harcamış. Bu oran yıllar içinde çok fazla değişmemiş, bu da Apple'ın maliyet yapısını oldukça istikrarlı tuttuğunu gösteriyor.
Products tarafının COGS oranı Services'a göre çok daha yüksek. 2025'te Products geliri 307 milyar, maliyeti 194 milyar. Yani Products'ın brüt marjı yaklaşık %37. Services tarafında ise 109 milyar gelire karşılık sadece 27 milyar maliyet var. Bu da Services'ın brüt marjını yaklaşık %75 yapıyor. Apple'ın ve genel olarak piyasanın Services büyümesine bu kadar önem vermesi de bundan. Aynı gelir artışı Services tarafından geldiğinde şirketin kârlılığına çok daha büyük etkisi oluyor.
Gross Income (Brüt Kâr)
Formül: Brüt Kâr = Toplam Gelir – COGS
COGS'un altında Gross Margin yani Brüt Kâr satırını görüyoruz. Apple'ın 2025 brüt kârı 195 milyar dolar, bu da yaklaşık %47'lik bir brüt kâr marjına denk geliyor.
Brüt kâr marjı bir şirketin fiyatlama gücünü ve maliyet kontrolünü anlamanın en hızlı yolu. Apple'da bu oran 2023'te %44, 2024'te %46, 2025'te %47. Yani Apple marjlarını yavaş yavaş yukarı çekiyor. Bu ya maliyetleri daha iyi kontrol ettiğini ya da Services'ın toplam gelir içindeki payının arttığını gösteriyor. Büyük ihtimalle ikisi de.
Bir şirketi analiz ederken brüt kâr marjını mutlaka sektördeki rakiplerle karşılaştırın. Tek başına %47 iyi mi kötü mü anlamak zor ama aynı sektördeki şirketlerle yan yana koyduğunuzda o şirketin rekabet avantajı hakkında çok şey söylüyor.
Operating Expenses (Faaliyet Giderleri)
Formül: Operating Expenses = R&D + SG&A
Brüt kârdan sonra sıra şirketin günlük operasyonlarını yürütmek için harcadığı paralara geliyor. Bunlar ürünü üretmekle doğrudan ilgili olmayan ama işi ayakta tutmak için gerekli olan giderler.
Apple'ın tablosunda bunları iki satırda görüyoruz. Research and Development (R&D) ve Selling, General and Administrative (SG&A).
Research and Development (Araştırma ve Geliştirme/Ar-Ge)
R&D bir şirketin geleceğe yaptığı yatırım. Yeni ürün geliştirme, mevcut ürünleri iyileştirme, yazılım mühendisleri ve donanım mühendislerinin maaşları, laboratuvar giderleri gibi şeyler buraya giriyor. Apple 2025'te R&D'ye 34.5 milyar dolar harcamış. Bu toplam gelirin yaklaşık %8.3'ü.
R&D harcamalarına bakarken önemli olan hem mutlak rakam hem de gelire oranı. Eğer bir şirketin R&D harcamaları gelirden daha hızlı büyüyorsa bu iki anlama gelebilir. Ya şirket yeni büyük bir alana giriyor ya da mevcut ürünlerini ayakta tutmak giderek pahalılaşıyor. Hangisi olduğunu anlamak için 10-K'daki dipnot açıklamalara bakmanız gerekiyor.
R&D'nin içinde de depreciation, amortization ve stock-based compensation (SBC) var. SBC (hisse bazlı tazminat) özellikle teknoloji şirketlerinde çok büyük bir kalem. Apple mühendislerine maaşlarının yanında hisse senedi de veriyor ve bu hisselerin maliyeti Ar-Ge giderlerinin içine yazılıyor. Bir şirketin Ar-Ge harcaması yıldan yıla çok arttıysa bazen bunun sebebi gerçekten daha fazla araştırma yapması değil, sadece SBC'nin artmış olması olabiliyor.
Selling, General and Administrative / SG&A (Satış, Genel ve Yönetim Giderleri)
SG&A şirketin ürünlerini satmak ve genel operasyonlarını yürütmek için harcadığı paraları kapsar. Apple 2025'te bu kaleme 27.6 milyar dolar harcamış.
Bu satır aslında birçok farklı gideri içinde barındırıyor. Bazı şirketler bunu daha detaylı ayırıyor. Sales and Marketing olarak pazarlama, reklam, satış ekibi maaşları ve komisyonları ayrı gösterilebiliyor. General and Administrative olarak ise üst yönetim maaşları, hukuk giderleri, muhasebe, ofis kiraları gibi şeyler ayrı gösterilebiliyor. Hatta bazı şirketlerde Distribution yani dağıtım giderleri de ayrı bir satır olarak çıkabiliyor. Apple bunların hepsini tek satırda toplamış ama 10-K notlarında daha detaylı kırılımı bulabilirsiniz.
SG&A'nın içinde de tıpkı Ar-Ge gibi SBC, depreciation ve amortization var. Yöneticilere ve satış ekibine verilen hisse bazlı tazminatlar bu kalemin içine giriyor.
SG&A'ya bakarken gelire oranının trendi çok önemli. Eğer gelirler büyürken SG&A oranı düşüyorsa bu şirketin ölçek ekonomisinden faydalandığını gösterir. Yani her 1 dolar daha fazla gelir elde etmek için giderek daha az satış ve yönetim giderine ihtiyaç duyuyor. Eğer tam tersi oluyorsa, yani gelir artarken SG&A oranı da artıyorsa, bu şirketin büyümek için giderek daha fazla para harcamak zorunda kaldığı anlamına gelir ki bu sürdürülebilir bir durum değil.
R&D ve SG&A'yı topladığımızda Apple'ın toplam faaliyet giderleri 2025'te 62.2 milyar dolar. Bu gelirin yaklaşık %15'i.
Operating Income/EBIT (Faaliyet Kârı)
Formül: Operating Income = Gross Income – Operating Expenses
Brüt kârdan toplam faaliyet giderlerini çıkardığımızda faaliyet kârına ulaşıyoruz. Apple'ın 2025 faaliyet kârı 133 milyar dolar. Bu da yaklaşık %32'lik bir faaliyet kâr marjı demek.
Faaliyet kârı bir şirketin ana işinden ne kadar para kazandığını gösterir. Faiz gelirleri, yatırım kazançları, vergi gibi şeyler henüz bu rakamın içinde yok. Bu yüzden bir şirketin operasyonel gücünü anlamak için en sağlıklı metriklerden biri bu.
Bu rakamı EBIT (Earnings Before Interest and Taxes) olarak da duyabilirsiniz, aynı şey.
Bir de EBITDA var. EBITDA, EBIT'in üstüne depreciation ve amortization'ı geri eklediğiniz versiyon. Yani nakit olmayan giderleri çıkarıp şirketin operasyonlarından ne kadar nakit benzeri kâr ürettiğine bakıyor.
Peki ne zaman hangisine bakmalı? Aslında ikisi farklı sorulara cevap veriyor. EBITDA şirketin operasyonlarından ne kadar nakit benzeri kâr ürettiğini gösteriyor, depreciation ve amortization gibi nakit olmayan giderleri çıkardığı için. Bu yüzden özellikle iki benzer şirketi karşılaştırırken faydalı oluyor çünkü farklı varlık yaşlarına ve amortisman politikalarına sahip şirketleri aynı düzleme getiriyor.
Ama asıl önemli olan EBIT ve EBITDA arasındaki fark. Eğer bir şirketin EBITDA'sı çok iyi ama EBIT'i kötüyse bu ciddi bir uyarı sinyali. Bu demek oluyor ki şirket depreciation ve amortization yükü altında eziliyor. Yani geçmişte çok büyük sabit varlık yatırımları yapmış ve bu yatırımların maliyeti kârı yiyor. Sermaye yoğun sektörlerde, havayolları, telekomünikasyon, enerji gibi alanlarda bu çok sık görülür. Bu şirketlerde EBITDA güzel görünebilir ama EBIT'e baktığınızda şirketin gerçekte ne kadar kazandığını görürsünüz.
Apple gibi nispeten düşük sermaye yoğunluğu olan teknoloji şirketlerinde EBIT ve EBITDA arasındaki fark küçük olur. Bu da zaten EBIT'in yeterince temiz bir resim verdiği anlamına geliyor.
Bir not daha düşmek lazım. Her şirketin kârı düz bir çizgide büyümez. Madencilik, enerji, inşaat, otomotiv gibi sektörlerde kârlar ekonomik döngüye göre çok dalgalanıyor. Bu şirketlerde EBIT bir sene çok kötü göründü diye şirket kötü demek değil, belki sektörün dibindeler ve döngü döndüğünde kârlar tekrar patlayacak. Aynı şekilde EBIT çok iyi göründüğü sene de dikkatli olmak lazım çünkü döngünün tepesinde olabilirler.
Bu tarz şirketlerde tek bir yılın gelir tablosuna bakıp karar vermek yerine şirketin sermayesini ne kadar verimli kullandığına bakmak daha anlamlı. Benzer şekilde proje bazlı işlerde de IRR (yıllıklandırılmış bazda getiri oranı) ve MOIC (yatırdığınız paranın kaç katını geri aldığınız) gibi metrikler daha çok kullanılıyor.
Other Income/Expense (Diğer Gelir/Giderler)
Faaliyet kârının altında Other Income/Expense satırını görüyoruz. Apple'da 2025'te bu rakam eksi 321 milyon dolar. Bu satırda şirketin ana işi dışındaki gelir ve giderler yer alıyor. Faiz gelirleri, faiz giderleri, döviz kuru kazanç veya kayıpları, yatırım getirileri gibi şeyler buraya giriyor.
Bu satır ne zaman pozitif olur? Şirketin elindeki nakitten kazandığı faiz geliri ve yatırım getirileri faiz giderlerini aştığında. Ne zaman negatif olur? Şirketin borçları üzerinden ödediği faiz giderleri faiz gelirlerini aştığında veya döviz kuru kayıpları yaşandığında. Yatırım kazanç ve kayıpları da buraya giriyor. Mesela bir şirket başka bir şirkete yatırım yaptıysa ve o yatırımın değeri arttıysa bu artış henüz satılmamış olsa bile (unrealized gain) bu satıra yazılabiliyor. Aynı şekilde değer düşerse unrealized loss olarak buraya yansıyor. Bu yüzden bazı şirketlerde bu kalem çeyrekten çeyreğe çok dalgalanabiliyor, özellikle büyük yatırım portföyü olan şirketlerde. Bu dalgalanmalar şirketin ana işiyle ilgisi olmayan kağıt üzerindeki kazanç veya kayıplar olduğu için analiz yaparken bunu ayrı tutmak önemli.
Çoğu şirket için bu satır toplam gelire göre küçük bir rakam olur ama bazı şirketlerde çok yüksek borç varsa faiz giderleri bu kalemi ciddi şekilde negatife çekebilir. Bu yüzden yüksek borçlu şirketlerde bu satıra ayrıca dikkat etmek gerekiyor. Bir şirketin interest coverage ratio'suna (faaliyet kârının faiz giderine oranı) bakmak o şirketin borç yükünü ne kadar rahat taşıdığını anlamanın en hızlı yolu.
Income Before Provision for Income Taxes / EBT (Vergi Öncesi Kâr)
Formül: EBT = Operating Income + Other Income (Expense)
Faaliyet kârına diğer gelir/giderleri eklediğimizde vergi öncesi kâra ulaşıyoruz. Bunu EBT (Earnings Before Tax) olarak da görürsünüz. Apple için 2025'te bu rakam 132.7 milyar dolar. Bir şirketin efektif vergi oranını hesaplamak istediğinizde kullandığınız rakam da bu. Ödenen vergiyi EBT'ye böldüğünüzde o şirketin gerçekte yüzde kaç vergi ödediğini görürsünüz.
Provision for Income Taxes (Gelir Vergisi)
Vergi öncesi kârdan şirketin ödediği vergiyi çıkarıyoruz. Apple 2025'te 20.7 milyar dolar vergi ödemiş. Bu da yaklaşık %15.6'lık efektif bir vergi oranına denk geliyor.
Efektif vergi oranı şirketler arasında çok farklılık gösterebiliyor. ABD'de kurumlar vergisi oranı %21 ama şirketler çeşitli vergi teşvikleri, uluslararası yapılanmalar ve Ar-Ge vergi kredileri gibi araçlarla bu oranı düşürebiliyor. Apple'ın %15.6'lık efektif oranı da bunun bir örneği. Bir şirketin efektif vergi oranı yıldan yıla çok dalgalanıyorsa bunun nedenini 10-K'daki vergi notlarında aramanız gerekiyor.
Finansal modelleme yaparken vergi oranı önemli bir varsayım. Çoğu analist şirketin geçmiş efektif vergi oranını baz alır ama eğer vergi yasalarında bir değişiklik beklentisi varsa veya şirketin uluslararası yapısı değişiyorsa bu oranı ona göre ayarlamak gerekiyor. Bazı modellerde NOPAT (Net Operating Profit After Tax) kullanılır. Bunu EBIAT olarak da görebilirsiniz. NOPAT basitçe faaliyet kârından vergiyi düşmüş hali, yani şirketin ana işinden vergi sonrası ne kazandığını gösteriyor. Faiz gelir/giderlerini tamamen dışarıda bıraktığı için şirketin operasyonel performansını sermaye yapısından bağımsız olarak değerlendirmek istediğinizde çok kullanışlı.
Net Income (Net Kâr)
Formül: Net Income = EBT - Taxes
Vergi öncesi kârdan vergiyi çıkardığımızda en alt satıra yani net kâra ulaşıyoruz. Apple'ın 2025 net kârı 112 milyar dolar. Bu da yaklaşık %27'lik bir net kâr marjı demek.
Net kâr bir şirketin tüm giderlerinden sonra elinde kalan para. Ama net kâra bakarken unutulmaması gereken bir şey var. Net kâr her zaman şirketin kasasına giren nakdi göstermiyor. İçinde SBC, depreciation, amortization gibi nakit olmayan kalemler var. Bu yüzden bir şirketin gerçekten ne kadar nakit ürettiğini anlamak istiyorsanız nakit akış tablosuna (cash flow statement) da bakmanız gerekiyor.
Earnings Per Share / EPS (Hisse Başına Kâr)
Formül: EPS = Net Income / Shares Outstanding
Net kârın altında EPS yani hisse başına kâr rakamlarını görüyoruz. Bu basitçe net kârı toplam hisse sayısına böldüğümüzde çıkan rakam.
Burada iki versiyon var. Basic EPS mevcut hisse sayısıyla hesaplanıyor. Diluted EPS ise henüz kullanılmamış opsiyonları, RSU'ları ve dönüştürülebilir menkul kıymetleri de hesaba katıyor. Yani şirketin çalışanlarına verdiği hisseler, opsiyonlar falan hepsi kullanılsa toplam hisse sayısı ne olurdu sorusuna cevap veriyor. Bu yüzden diluted EPS her zaman basic EPS'ten düşük ya da eşit olur. Yatırımcılar genelde diluted EPS'e bakar çünkü daha muhafazakar ve gerçekçi bir rakam.
Apple'ın 2025 basic EPS'i 7.49, diluted EPS'i ise 7.46 dolar. 2024'te diluted 6.08, 2023'te 6.13 dolardı. EPS'teki büyüme sadece kârın artmasından değil hisse geri alımlarından (buyback) da gelebilir. Apple agresif bir şekilde kendi hisselerini geri alıyor, bu da toplam hisse sayısını düşürüyor ve aynı net kâr daha az hisseye bölününce EPS yukarı çıkıyor. 2023'te diluted hisse sayısı 15.8 milyar iken 2025'te 15 milyara düşmüş. Yani EPS büyümesinin bir kısmı kâr artışından, bir kısmı da buyback'lerden geliyor. Bu ayrımı yapmak önemli.
Bu tabloyu sadece okumak değil, kendiniz bir Excel dosyasına aktarıp satır satır formülleriyle birlikte hesaplamak çok faydalı. Brüt kârı kendiniz hesapladığınızda, marjları kendiniz bölüp yüzdeye çevirdiğinizde, yıllar arası değişimleri kendiniz karşılaştırdığınızda rakamlar çok daha farklı oturuyor. Sadece bakarak geçtiğinizde gözden kaçan şeyler hesaplarken ortaya çıkıyor. Bir şirketin 10-K'sını açıp gelir tablosunu baştan sona formülleriyle birlikte Excel'e girmenizi tavsiye ederim, birkaç şirkette bunu yaptıktan sonra herhangi bir gelir tablosunu çok daha hızlı okumaya başlıyorsunuz. Aşağıya benim Apple için yaptığımı fotoğraf olarak [3] bırakıyorum.
Bir sonraki yazıda DCF valuasyon ve finansal modelleme nasıl yapılır yazıp yanında bir Excel template paylaşacağım. Önce gelir tablosu nasıl okunur anlatmadan ona girmek istemedim çünkü DCF'te kullanacağınız rakamların çoğu buradan geliyor.
Bunun dışında öğrenmek istediğiniz başka konular varsa yazmaktan çekinmeyin. Borsa ile ilgili önemli bulduğum her konu hakkında yazı yazıp yeni başlayanlar için güzel bir rehber oluşturmayı ve pinlemeyi düşünüyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bu yazıdaki bilgiler ABD muhasebe standartları olan US GAAP (Generally Accepted Accounting Principles) çerçevesinde hazırlanmıştır. ABD borsalarında işlem gören tüm şirketler finansal tablolarını GAAP'e uygun olarak raporlamak zorunda. Bazı şirketler GAAP rakamlarının yanında "adjusted" veya "non-GAAP" rakamlar da paylaşıyor. Bunlar genelde SBC veya tek seferlik giderleri çıkararak şirketin operasyonel performansını daha iyi yansıttığını iddia eden rakamlar. Faydalı olabilirler ama her şirket kendi "adjusted" tanımını kendisi yaptığı için karşılaştırma yaparken dikkatli olmak lazım. GAAP rakamları standart olduğu için karşılaştırma için her zaman daha güvenilir bir zemin sağlar.
Türkiye'deki borsada işlem gören şirketler ise TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) kullanıyor. TFRS, uluslararası standartlar olan IFRS'in (International Financial Reporting Standards) Türkçe uyarlaması. Genel yapı ve mantık US GAAP ile büyük ölçüde aynı, gelir tablosunun okunma şekli değişmiyor. Farklar daha çok bazı kalemlerin muhasebeleştirilme detaylarında ortaya çıkıyor.
Bu yazı tamamen eğitim amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir.
Türkçe

@Ahmet_Abt @tevfikken Kesinlikle proje hocasına karsıyım,bızım camıa artık hıc sabredemez su noktada,o zaman Tedo kalsın daha mantıklı. 4 farklı ulke en az ve2 farklı ulkede samp stresını yasamıs ve kazanmıs bır hoca lazım bıze, Schmıdt ya da muadili.Glasner harıka hoca ama bu toksık ortam falan uymaz
Türkçe

@tevfikken Ben artık kim olursa olsun şu kulüpte 3.sezonun yaz kampına kadar gelmesini görmek istiyorum, yaşadığımız her şey saçmalık.
Türkçe







