Çekiçle Felsefe

98 posts

Çekiçle Felsefe banner
Çekiçle Felsefe

Çekiçle Felsefe

@cekiclefelsefee

Düşüncenin buluşma noktası. Felsefe, sinema, edebiyat ve sosyal bilimler üzerine içerik üreten çok yönlü platform. 📩 [email protected]

Katılım Kasım 2021
26 Takip Edilen75.3K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Web sitemizi yeniledik. Burası artık sadece okuyup geçtiğin bir yer değil. Düşünceni bırakabildiğin, yazını görünür kılabildiğin, başkalarının metinleriyle gerçekten temas edebildiğin bir alan. İstersen sadece dolaş. İstersen bir şeylerin ucundan tut. Kendi profilini oluşturabilir, yazılarını paylaşabilir, farklı alanlar arasında kaybolabilirsin. Felsefe, edebiyat, sosyal bilimler, sinema… Yazılar, podcastler, videolar ve etkinlikler aynı yerde buluşuyor. Belki de aradığın şey bir cevap değil. Seni uzun süre meşgul edecek iyi bir soru. Başlamak için büyük bir şeye ihtiyacın yok. Küçük bir adım yeter. Kapı açık. Gel, bakın, oyalan, düşün, yaz. Seni de aramızda görmek isteriz. 🔗 cekiclefelsefe.com
Türkçe
0
2
15
8K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Marcus Aurelius’a göre insanın değeri, dış dünyanın değişkenliği içinde değil, kendi akla dayalı doğasına sadık kalabilmesinde temellenir; bu nedenle başkalarının yargıları, övgüleri ya da eylemleri, bireyin ahlaki niteliğini belirleyen asli unsurlar değildir. Stoacı düşüncede erdem, koşullara bağlı olarak değişen bir tutum değil, süreklilik taşıyan bir karakter ilkesidir ve kişi ancak kendi içsel ölçütlerini koruyabildiği ölçüde özgürleşir. Bu yaklaşım, öznenin dışsal etkiler karşısında edilginleşmesini reddederek, onu kendi tepkileri ve seçimleri üzerinden kurulan bir varlık olarak konumlandırır; böylece etik yaşam, başkalarının davranışlarına göre şekillenen bir uyumdan ziyade, bilinçli bir özdenetim ve tutarlılık pratiği olarak ortaya çıkar.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
4
23
1.3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Çekiçle Felsefe olarak, bu etkinlikte Prof. Dr. Şevki Işıklı (@sevki_isikli) eşliğinde kuantum teknolojileri odağa alınarak klasik sınırları aşan hesaplama ve güvenlikteki yapısal dönüşümler ile geleneksel gerçeklik anlayışına yönelen radikal alternatifler tartışılacaktır. Etkinliğe ilişkin yayın hatırlatıcısına aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz: youtube.com/live/6nKNLOetl…
YouTube video
YouTube
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
3
9
3.6K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Diyojen’e göre özgürlük, dışsal koşullardan ziyade bireyin kendi arzuları karşısındaki konumuyla belirlenir; bu nedenle bedensel ihtiyaçların denetimsiz biçimde çoğalması, insanın kendi yaşamı üzerindeki hâkimiyetini yitirmesine yol açan bir bağımlılık durumuna dönüşür. Beslenme, cinsellik ve dinlenme gibi yaşamsal alanlar, ölçü kaybı söz konusu olduğunda doğal olmaktan çıkarak zorunluluk zincirleri üretir ve özneyi edilginleştirir. Kinik düşünce bu noktada hazları bütünüyle reddetmekten ziyade, onların belirleyici bir güce dönüşmesini engellemeyi hedefler; zira iradenin sürekliliği ancak bu tür bağımlılık ilişkilerinin çözülmesiyle mümkündür. Bu bağlamda Diyojen’in yaklaşımı, özgürlüğü toplumsal ya da siyasal statülerden ziyade, bireyin kendi üzerinde kurduğu denetim ve kendine yeterlilik ilkesi üzerinden temellendiren radikal bir etik anlayışı ifade eder.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
10
46
3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Nietzsche’ye göre insanın yaşadığı acılar ve yıkımlar, basit bir iyileşme süreci olarak değil, kendini yeniden kurma deneyimi olarak anlaşılmalıdır. Yalnızca bireysel yaralanmalar değil; kişinin bir zamanlar doğru kabul ettiği düşüncelerin, inançların ve anlamların çözülmesi söz konusudur. Asıl mesele, bu yıkımdan sonra insanın kendisini nasıl yeniden var edebildiğidir. Nietzsche’ye göre bu süreçte belirleyici olan, insanın içinde bulunan ve onu yeniden ayağa kalkmaya zorlayan güçtür. Bu güç, kayıpları telafi etmekten çok, onların üzerine yeni bir yön ve anlam kurma imkânı sağlar. Dolayısıyla acı ortadan kaldırılması gereken bir durum değil, dönüştürülmesi gereken bir deneyimdir; insanın yaşadığı kırılmalar ise bir son değil, ancak aşılabildiği ölçüde yeni bir başlangıcın zemini hâline gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
13
59
4.7K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Dostoyevski Yeraltından Notlar’da modern insanın kendi toplumsal dünyasıyla kurduğu kırılgan ilişkiyi, giderek derinleşen bir yabancılaşma ve içe kapanma üzerinden görünür kılar. Anlatıcı, çevresinde kendisini harekete geçirecek ya da anlamlı bulacağı bir uğraşla karşılaşamadığı için okumaya yönelir; fakat bu yöneliş bir seçimden çok, dış dünyayla bağın zayıflamasının doğal bir sonucudur. Burada belirleyici olan, bireyin tembelliği değil, yaşadığı dünyanın değerlerinin onda karşılık bulmamasıdır. Bu nedenle modern ilerleme ve fayda fikri, bir yönlendirme gücü üretmek yerine mesafeyi daha da artırır. Kişi ne bütünüyle karşı çıkar ne de bütünüyle uyum sağlar; daha çok, kendi içine çekilmiş, kararsız ve sıkışmış bir bilinç hâlinde kalır. Okuma ise bu sıkışmışlığın içinde, dünyayla bağ kurmanın yerini tutmayan, yalnızca sessiz bir geri çekilme biçimi olarak varlığını sürdürür.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
8
24
1.9K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Nietzsche’ye göre özgürlük, bireyin dışsal kısıtlamalardan arınmış olmasıyla tanımlanamaz; asıl belirleyici olan, öznenin kendi düşünce ve değerlerinin kurucu ilkesini üstlenip üstlenmediğidir. Böyle Söyledi Zerdüşt’te özgürlük, eylemleri yönlendiren normların kökenine ilişkin bir egemenlik meselesi olarak ele alınır. Geleneksel ahlak, toplumsal düzenekler ya da içselleştirilmiş buyruklar, eleştirel bir dönüşümden geçirilmedikçe öznenin yönelimlerini belirlemeyi sürdürür ve bu durum özgürlük değil, yalnızca tahakkümün sürekliliği anlamına gelir. Bu bağlamda özgür özne, edilgin bir serbestlik durumuna sahip olan değil, kendi değerlerini koyabilen ve bu değerler doğrultusunda kendini yöneten etkin bir fail olarak kavramsallaştırılır. Nietzsche, böylece özgürlüğü statik bir durumdan ziyade, öznenin kendisi üzerinde kurduğu sürekli ve dinamik bir egemenlik ilişkisi olarak düşünür.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
7
31
2.3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Dante’nin İlahi Komedya’sında Araf’ın girişinde dile getirilen bu düşünce, özgürlüğü soyut bir siyasal kavramdan ziyade etik ve varoluşsal bir ilke olarak konumlandırır. Virgil’in Utikalı Cato’ya yönelttiği sözler, özgürlüğün değerinin ancak onu korumak uğruna yaşamdan vazgeçmeyi göze alabilenler tarafından tam anlamıyla idrak edilebileceğini ima eder. Roma Cumhuriyeti’nin çöküşü karşısında teslimiyeti reddeden Cato’nun ölümü seçmesi, Dante’nin anlatısında bir günah ya da trajik sapma değil, insan onurunun ve ahlaki tutarlılığın en yüksek tezahürü olarak sunulur. Orta Çağ Hristiyan düşüncesinde sorunlu bir figür olan Cato’nun Araf’ın bekçisi olarak yerleştirilmesi, Dante’nin dünyevi özgürlük ile ruhsal arınma arasında kurduğu bilinçli paralelliği açığa çıkarır. Bu çerçevede özgürlük, yalnızca dışsal baskılardan kurtuluşu değil, iradenin kendi üzerinde egemenlik kurmasını ifade eder; bedeli fedakârlık olan bu kazanım, insanın hem siyasal hem de manevi kurtuluşunun önkoşulu hâline gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
9
37
2.8K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Nietzsche’ye göre insan, tamamlanmış ve sabit bir varlık değil, sürekli olarak kendini aşma süreci içerisinde kavranması gereken dinamik bir oluş hâlidir. Bu nedenle bireyin karşı karşıya olduğu temel mücadele, dışsal engellerden ziyade kendi içsel sınırları, alışkanlıkları ve korkularıyla kurduğu ilişkide ortaya çıkar. “Kendini aşma” (Selbstüberwindung) kavramı, bireyin kendi üzerine yönelerek mevcut durumunu sorgulamasını ve dönüştürmesini ifade eder; bu bağlamda insan, hem kendi varoluşunun kurucu ilkesi hem de onu sınırlayan başlıca unsur olarak konumlanır. Değer yaratma edimini üstlenemeyen birey, kendi potansiyelini kısıtlayan bir yapı içinde kalırken; kendini aşabilen birey, yaratıcı ve kurucu bir güç hâline gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
16
50
3.4K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Ulus Baker’e göre modern kültürde görselliğin giderek merkezi bir konuma yerleşmesi, yalnızca bilgiye erişim biçimlerini değil, düşüncenin kuruluş tarzını da dönüştürmektedir. Okuma pratiği, süreklilik ve kavramsal yoğunlaşma gerektiren bir etkinlik olarak belirli bir düşünme disiplinini mümkün kılarken; görsel imgeler etrafında şekillenen bir kültürde algı daha hızlı, kesintili ve farklı bir örgütlenme biçimi kazanır. Baker’in yaklaşımı, bu dönüşümü basit bir gerileme olarak değil, düşüncenin başka bir düzleme taşınması olarak ele almayı gerektirir. Bununla birlikte, bu yeni durum, bireyin dikkat, yoğunlaşma ve anlam kurma biçimlerinde önemli değişimlere yol açar; düşüncenin sürekliliği ile imgesel akış arasındaki gerilim, çağdaş kültürün temel dinamiklerinden biri hâline gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
4
15
60
4.3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Gramsci’nin düşüncesinde sınıf bilinci, bireyin yalnızca içinde bulunduğu toplumsal yapıyı tanıması değil, aynı zamanda bu yapı içerisindeki konumunu kavrayarak eyleyebilmesinin koşuludur. Bu bilinç ortadan kaldırıldığında, birey kendi yaşamını belirleyen ilişkileri sorgulama yetisini kaybeder ve egemen ideolojinin ürettiği anlamlar içerisinde edilgenleşir. Bu durum, bireyin kendi iradesine sahip olduğu yanılsamasıyla hareket etmesine rağmen, aslında belirli bir toplumsal düzenin yönlendirmesine açık hâle gelmesini ifade eder. Gramsci’nin özellikle hegemonya kavramı çerçevesinde geliştirdiği yaklaşım dikkate alındığında, söz konusu edilgenlik yalnızca ekonomik ilişkilerle sınırlı kalmaz; kültürel ve düşünsel alanı da kapsayan geniş bir tahakküm biçimine işaret eder. Bu çerçevede, bireyin özne olarak var olabilmesi, ancak eleştirel bilinç geliştirmesi ve kendi tarihsel-toplumsal konumunu fark etmesiyle mümkün hâle gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
3
12
42
2.7K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Çekiçle Felsefe olarak, bu etkinlikte Dr. Kemal Bozkaya eşliğinde Foucault felsefesinde parrhesia kavramı odağa alınarak hakikat, özne ve iktidar arasındaki kesişimler ile etik özgürlük pratikleri ve eleştirel düşünce imkânları tartışılacaktır. Etkinliğe ilişkin yayın hatırlatıcısına aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz: youtube.com/live/oDo65j4qL…
YouTube video
YouTube
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
3
13
4K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Rousseau’ya göre özgürlük, çoğu zaman sanıldığı gibi insanın dilediğini yapabilmesi değil, kendi iradesine aykırı düşen zorunluluklardan bağımsız kalabilmesidir. Bu çerçevede özgürlük, dış dünyaya yönelen sınırsız bir eylem kapasitesinden ziyade, bireyin kendi içsel bütünlüğünü koruyabilmesiyle anlam kazanır. Toplumsal beklentiler, alışkanlıklar ve çeşitli zorunluluklar karşısında bireyin istemediği eylemleri reddedebilmesi, gerçek özerkliğin temel koşulu olarak belirir. Böylece özgürlük, bir imkân genişlemesinden çok, dayatılanı yapmama iradesinde somutlaşır; bireyin kendi doğasına sadık kalabilmesi ise bu iradenin en açık ifadesi hâline gelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
4
30
1.9K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Nietzsche’ye göre insanlarla birlikte yaşamanın zorluğu, yalnızca toplumsal ilişkilerin çatışmalı doğasından değil, insanın konuşmaya yönelik sürekli eğiliminden ve bu eğilimi sınırlandıramamasından kaynaklanır; bu nedenle susabilmek, basit bir eylem olmaktan ziyade, bireyin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi düzenleyen bir bilinç ve ölçülülük meselesi hâline gelir. Bu bağlamda suskunluk, edilgen bir geri çekiliş değil, aksine düşüncenin yoğunlaşmasını ve anlamın derinleşmesini mümkün kılan etkin bir tavır olarak konumlanır. Nietzsche, toplumsal yaşamın yüzeyselleştirici etkisine karşı, dilin sınırlarını bilerek kendini tutabilen bir öznenin gerekliliğini ortaya koyar; çünkü birlikte yaşamanın asıl güçlüğü, bir arada bulunmaktan çok, bu birliktelik içinde neyin söylenip neyin susulacağını ayırt edebilmektir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
24
110
6K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Çekiçle Felsefe olarak, bu etkinlikte Dr. Umut Eldem (@umut_eldem) eşliğinde Kant ve Hegel’in adalet yaklaşımları kıyaslanarak mutlak hukuk ile toplumsal refah arasındaki farklar incelenecek; her iki düşünür ekseninde radikal siyasal eleştirinin imkânları tartışılacaktır. Etkinliğe ilişkin yayın hatırlatıcısına aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz: youtube.com/live/7vDoV1DLZ…
YouTube video
YouTube
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
4
12
3.8K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Nisan ayı boyunca Çekiçle Felsefe olarak, felsefe ve sosyal bilimler ekseninde sizlerle çevrim içi düşünsel buluşmalar gerçekleştireceğiz. Bu buluşmalarda; Kant ve Hegel’de adalet tartışmalarından Foucault’da parrhesia kavramına, kuantum teknolojilerinin felsefi ve politik sonuçlarından modern dünyanın kriz dinamiklerine uzanan farklı başlıkları, konuklarımızla birlikte felsefi ve bilimsel bir perspektifle ele almayı amaçlıyoruz. Nisan ayı etkinlik takvimimizi inceleyerek ilgi alanınıza uygun yayınları takip edebilirsiniz. 📍Tüm etkinlikler Çekiçle Felsefe YouTube kanalı üzerinden canlı olarak gerçekleştirilecektir. 🔗 @cekiclefelsefe" target="_blank" rel="nofollow noopener">youtube.com/@cekiclefelsefe
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
2
4
21
8.3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Byung-Chul Han, modern toplumda acının sistematik biçimde dışlanmasının, insan ilişkilerinin yapısını da dönüştürdüğünü ileri sürer. Olumsuz deneyimlerden kaçınma eğilimi, bireyi kırılganlıktan ve kayıp ihtimalinden uzaklaştırırken, aynı zamanda bağların derinliğini de zayıflatır. Oysa sahici ilişkiler, tam da bu kırılganlık üzerinden anlam kazanır ve kopuş ihtimaliyle birlikte var olur. Bu nedenle acı, yalnızca kaçınılması gereken bir durum değil, ilişkinin gerçekliğini açığa çıkaran bir deneyim olarak belirir; kopuşun yarattığı sarsıntı da bağın yüzeysel değil, aksine hakiki olduğuna işaret eder.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
5
28
2.3K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Erasmus’a göre, insan kendi sınırlılıklarını fark edemediği noktada belirli bir yanılsama üretir. Deliliğe Övgü’de bu durum, hiciv aracılığıyla görünür kılınır: eleştirilen yalnızca bireysel bir kibir değil, aynı zamanda bu kibri besleyen ve meşrulaştıran toplumsal ilişkiler ağıdır. Yetersizlik, eleştirel bir bilinç doğurmak yerine çoğu zaman abartılı bir kendilik algısına dönüşür; bu durum da benzer zihinsel konumlara sahip çevreler tarafından sürekli pekiştirilir. Böylece eleştiri, tek tek bireylerden ziyade karşılıklı onay üzerinden işleyen ve hakikati ikinci plana iten kolektif bir tutuma yönelir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
14
46
2.5K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Thoreau, bireyin dışsal otoritenin zorlayıcı gücüne indirgenemeyeceğini savunur. Ona göre yasa, her zaman ahlaki olanla örtüşmez; bu nedenle bireyin temel referansı kendi vicdanıdır. Bu yaklaşım, edilgen uyumun reddini ve bireyin yaşamını kendi ölçütleri doğrultusunda kurma hakkını merkezine alır. Böylece düşünce, yalnızca politik bir itiraz olarak değil, bireysel özerklik ve vicdana dayalı bir özgürlük anlayışı olarak anlam kazanır.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
0
7
27
1.9K
Çekiçle Felsefe
Çekiçle Felsefe@cekiclefelsefee·
Seneca bu pasajda iyiliğin ne anlama geldiğini tartışırken, iyilik eyleminin bir çıkar ilişkisine indirgenmemesi gerektiğini vurgular. İyilikler Üzerine adlı eserinde özellikle üzerinde durduğu nokta, bir iyiliğin karşılık beklentisiyle yapılmaya başladığında ahlaki değerinin zayıflamasıdır. Stoacı düşünceye göre erdem, dışsal ödüllere ya da başkalarının tepkilerine bağlı değildir; kendi başına bir değer taşır. Bu nedenle Seneca, iyilik yapmayı bırakmayı değil, iyiliği bir tür alışverişe dönüştüren karşılık beklentisinden vazgeçmeyi önerir. Ona göre bir iyiliğin minnetle karşılanıp karşılanmaması, çoğu zaman eylemi yapan kişinin denetiminin dışındadır; buna karşılık iyiliğin hangi niyetle yapıldığı doğrudan kişinin karakteriyle ilgilidir. Bu yüzden Seneca, erdemli davranışın değerinin karşılıkta değil, bizzat eylemin kendisinde bulunduğunu belirtir.
Çekiçle Felsefe tweet media
Türkçe
1
1
16
1.7K