cihan

16 posts

cihan

cihan

@cihanyayla

Katılım Mayıs 2024
138 Takip Edilen26 Takipçiler
cihan
cihan@cihanyayla·
@zack_overflow I don't buy that AI makes zig ergonomics irrelevant. zig's edge isn't just "less typing". It's fewer ways to do the same thing, less hidden magic, and code that reads closer to what runs. that matters more when agents generate 100x code and humans still review/debug it.
English
1
0
22
3.3K
zack
zack@zack_overflow·
Unfortunately, I don't use Zig now. Every 1.5-5x human DX productivity boost from Zig features is eclipsed by the 100x boost from coding agents writing Rust: Allocator interface: This is my favorite Zig feature, you feel so galaxy brain using a specialized allocator to optimize a code path (e.g. arena, stack fallback etc). The problem in Rust used to be that there was no Allocator interface equivalent and if you wanted a Vec that used a custom allocator you literally had to copy+paste the std version and modify it to use it (this is what Bumpalo did, look at the source). For a long while now there has been an Allocator trait in nightly, and it seems to be good now. Because it is a trait it is static dispatch, vs Zig's which is based on a vtable. Unlike Zig there isn't a community-wide convention of designing data structures to be parametric based on the allocator, but AI changes the game and makes it trivially to copy paste code and change that. I find it works well enough for my use-case. Arbitrary bit width integers + packed structs: Another beloved Zig feature of mine. It makes it so easy to do DOD-style CPU cache optimizations and stuff like tagged pointers, NaN boxing, etc. and even made bitflags really easy to make. You could always do this in Rust or any systems programming language but it was really ugly/unergonomic. The least worst option was using some crate like bitfield/bitflags which both rely on proc macro magic to work. Now, with coding agents I literally do not care how annoying it is to write the code by hand. Comptime: This is Zig's flashiest feature, no other programming language except maybe for obscure dependent-types langs have compile time evaluation as nice as Zig's. I thought I would miss it a lot, but I actually don't. For me, 95% of comptime usage is to create Zig's version of generic data structures with parametric types. Rust has a better designed type system IMO (see next section). In the remaining 5% of cases, not having comptime sucks. The only reliable way to reach an equivalent is through codegen. I'm making a game right now, and I have hardcoded hitbox geometry data generated from a tool that I want to bake into a data structure. Without comptime, I have to get Claude to write a script that generates the Rust file. However, I don't find myself needing compile time evaluation that much anyway. Rust's type system: I think I'd rather trade having comptime for Rust's better-designed type system, especially for bounded polymorphism (traits/typeclasses). Trying to do the equivalent in Zig is a nightmare. Also, I think that Rust's type system allows you to enforce more variants and prevent coding agents from making common mistakes. In my game I use the euclid crate which essentially allows you to not mix up coordinate spaces (very common problem in graphics programming) by creating specialized types for each coordinate space (e.g. Point or Point) Not having to deal with memory issues: With coding agents allowing 100x more code to be written, this also means you need to scrutinize 100x more Zig code for memory issues. Without formal verification, the surface area of the search space to enumerate to find bugs is just so much larger now. With the magnitude of code being generated now, Rust is even more attractive. Rust's tradeoff was always that it hinders developer productivity especially if you are unfamiliar with borrow checker, but this simply does not matter with coding agents anymore. And if you do use unsafe in Rust there's tools like miri which you can have the coding agent run the code against to make sure it doesn't cause UB or isn't violating Rust's aliasing rules when it comes to unsafe. I still miss writing Zig and find it to be a great language but I like Rust more and coding agents work with better with it.
zack@zack_overflow

It's not a question anymore, most of Zig's best features were designed for human ergonomics, which matters less now All of Rust's best features came at the cost of added verbosity, which applies less to agents because they have superhuman working memory and never get tired

English
31
72
1.1K
178.5K
cihan
cihan@cihanyayla·
@Osmanunstopable anlatmaya utanır yapmaz ayrıca sikinden cin çarpması yaşama ihtimalin olsa yapmaz osman söyle
Türkçe
0
0
1
75
cihan retweetledi
Rasmus Andersson
Rasmus Andersson@rsms·
This is a glimpse of big changes ahead of us. If you’re betting on big central models you should think twice. I run the exact same setup (M5 MacBook, qwen3.6-27B, pi, ollama) and while its not as fast or good as one of the big central models, it’s past the line of “cool demo” into “truly useful.” Kind of where the big frontier models were in late 2025. In ~24 months we might have local models that are fast and good enough for most tasks.
Julien Chaumond@julien_c

This is where we are right now. And i’m not gonna lie it feels pretty magical 🧚‍♀️ Qwen3.6 27B running inside of Pi coding agent via Llama.cpp on the MacBook Pro For non-trivial tasks on the @huggingface codebases, this feels very, very close to hitting the latest Opus in Claude Code, or whatever shiny monopolistic closed source API of the day is. In full airplane mode. Most people haven’t realized this yet. If you have, it means you have a huge headstart to what I call the second revolution of AI. Powerful local models for efficiency, security, privacy, sovereignty 🔥

English
40
56
907
108.9K
cihan
cihan@cihanyayla·
@Hicer4 @JMNewsNetwork_ senin kafatasından yapay am yapıp sikebilmemin bir yolu olsaydı hayatımın sonuna kadar kafatasını sikerdim
Türkçe
0
0
1
69
Eratna beyi
Eratna beyi@Hicer4·
@JMNewsNetwork_ Please spell the country's name correctly from now on. It's Türkiye, not Turkey.
English
2
1
16
12.6K
JM News Network
JM News Network@JMNewsNetwork_·
Spanish Prime Minister Pedro Sanchéz: “Spain shares the concern for security with Turkey in the eastern Mediterranean and regional stability.”
JM News Network tweet mediaJM News Network tweet media
English
9
68
800
120.3K
cihan
cihan@cihanyayla·
@esattimben paragraf paragraf yazıya aldanıp kedi sahiplenmekten vazgeçmeyin evet anlatıldığı kadar orospu çocukları ama çok dürüst orospu çocukları öyle düşünün
Türkçe
1
0
4
263
hobo with a shotgun
hobo with a shotgun@esattimben·
Şu haberin altına "Sokakta beslediğim kedi bile duygusal bağ geliştiriyor" falan diyenler olmuş bekleneceği üzere ama kediler öyle çalışmıyor arkadaşlar, üzgünüm. Kediler, kedigiller ailesindeki birçok tür gibi soliter ve zorunlu etçil hayvanlardır. Yalnız yaşar ve yalnız avlanırlar bir başka deyişle. Sürü dürtüleri bile yoktur yani. "Rızkımı veren hüdadır, kula minnet eylemem" sözünün yürüyen halidirler. Bu sebeple de sosyal bağları oldukça zayıftır. Sosyal iletişimleri de haliyle çok ilkel bencil dinamiklere dayanır sadece. Sokakta beslediğiniz bir kedi elbette sizi görünce yanınıza gelebilir, ama bu duygusal bir bağ değildir. Daha ziyade o sizi yürüyen bir otomat olarak kodlamıştır. "Bu şeyden yemek geliyor" diye yazar yani kafasına sizi ve görünce de "Yemeğimi ver" diye ses çıkarıp yanınıza gelir. Hatta canı isterse mesela "Beni sev" diye de yanınıza gelebilir. Hatta ve hatta "Bu otomat bana ait" diye kodlamak için üzerinize kokusunu bile bırakabilir. Bunların hiçbirisi "sevgi" gibi bir bağdan değil, tamamen bireysel çıkarcı bir mekanizmadan türer. Siz o ilişkinin nesnesisinizdir diyeyim de anlayın. Ha sevgiyi çok yüceltmek veya yermek için de söylemiyorum bunu, çünkü sevgi felsefi de bir kavram olmakla birlikte bundan farklı bir şeydir. Derin ve ilginç bir şeydir yani sevgi. Evrimsel psikoloji gibi bir saçmalıkla da açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Sevgi dediğimiz şeyin hem en yalın, hem en ilkel, hem de en derin hallerinden birisini mesela anne-yavru ilişkisinde görürüz. Özellikle belli bir zamana kadar iki farklı şeyin tek bir şeymiş gibi davranması mekanizmasıdır anne-yavru ilişkisi dediğimiz şey. Memeli hayvanlar olarak kedilerin dünyasında da keza yavrularıyla ilişkilerinde sevgi bağını görürüz. Ama bunun dışında kediler için hemen her şey tamamen kendileriyle alakalıdır. Daha epistemolojik bir yerden ele alırsak sevgi denen şey yine ihtiyaçlarla ilişkilenebilmesine rağmen ihtiyaçlarla zıt düşecek şekilde daha derin katmanları da kapsayan bir şeydir diyebilirim. Mesela yine kedi üzerinden şöyle bir örnek vereyim; evinizde kediniz var ve sabah maması bitti diyelim. O kedi asla sizin için "Ya güzel güzel uyuyor şimdi, uyandırmayayım, nasılsa uyanınca verir mamamı" demez. Acıktığı anda gelir ve sizi hiçe sayarak uykunuzun ortasında yemeğinin verilmesini talep eder. Eğer kedi bir eyleminin sonuçlarına dair bir korkusu olmamasına rağmen sizin uykunuzu bölmemek diye bir şeyi tercih edebiliyor olsaydı, işte burada sevginin varlığı ihtimalini konuşuyor olabilirdik. "Duygusal bağ" demek bu demektir. Bir başkasının ihtiyacını, kendi ihtiyacınızın önüne koyabilme becerisiyle başlar sevgi. Sadece bu değildir elbette, ama bu bir ön koşuldur. Bunu derken hesap kitap yapmaktan bahsetmiyorum ama, onu karıştırmayın. Hatta hesaba kitaba girerseniz bile bu iş sevgi olmaktan çıkar. Atıyorum insanları rahatsız etmiyorsunuz diyelim, çünkü bunun uzun vadede daha büyük ve kolektif bir çıkar ağına dönüşeceğini umuyorsunuz diyelim, bu sevgi değildir. Bu kolektif bir bencilliktir. Genelde de korkaklıktan beslenir hatta. Sevgi değil, korkudur bunu tetikleyen yani. O yüzden ezik insanlar nefret dolu olmalarına rağmen ve sevmeyi bilmemelerine rağmen kendilerini çok iyi insanlar sanırlar. Zararsız olanın iyi olduğuna dair son yüzyılda türetilen modernist ve sığ iyilik tanımı propagandaları da hatta buna dayanır. Yalandır bu. Zararsızlık tek başına iyilik değildir, zararsızlık ekseriyetle zayıflıktan beslenir ve ezikliktir özü. Bir insanın iyi olup olmadığını bile eline güç geçtiğinde anlayabiliriz. Bir şey yapamamakla, bir şeyi yapmamayı seçmek hiçbir zaman aynı şey değildir çünkü malum. Evrimsel psikoloji bunu açıklamaya yetmez diye de o yüzden diyorum. Sevgi adına üreteceğiniz kolektif ve evrimsel iddialar tamamen ilk duyuşta kulağa bir ölçüde tutarlı geldiği için öyleymiş gibi düşünülebilecek, fakat esasında hem farklı dinamiklerde çalışan örneklerini çok gördüğümüz, hem de bundan ibaret olmadığını ölçebildiğimiz bir şey aslında. En basitinden mesela ölülerimizi bile sevmemiz gibi işte. Birisi ölür, ama onun bağlanma maliyeti bizimle yaşamaya devam eder. Evrimsel olup da çok zorlama olmayan hiçbir açıklaması yok bunun. Hal buyken de sevgi denen şey evrimsel mekanizmalarla da bir şekilde ilişkilenen (normal ve bekleneceği üzere), ama esasında özü itibariyle evrimsel bir mekanizmanın nihayeti olmayan, yani doğrudan eşyanın doğasında varolan bir şey olduğu için evrimsel olarak serüvene katılabilen bir şey gibi duruyor diyeyim. Malum 21. yüzyılın natüralist sığ bilim algısında bir şeylerin olduğu gibi olmasının kabulü bilimselmiş gibi algılanıyor artık ama evren büyüleyici bir karmaşa ve saçmalıkta işliyor aslında. Sadece gördüğünüz ve nedenselleyebildiğiniz için hiç öyle olmaması gereken şeylerin öyle olması çok normalmiş gibi geliyor yani size ama hiçbir şey aslında olduğu gibi olmak zorunda değildi. Keza bu duruşun felsefi olarak acayip sığ olmasını geçtim, bilimsel bile olmaması ayrı ironik. Bilmediği şeyi bildiğini sanma sanrısı bu tamamen. Velhasıl kedilerin bu bahsettiğim mekanizmalar neticesinde sevgiyi bizim kodladığımız tanımıyla yaşamıyor olması da kediyi küçülten veya sevgiyi aşağılayan/yücelten bir şey olmaktan çıkıyor haliyle. Kedi, kedi olabildiği kadar kedi ve bu muazzam bir şey. Sadece kedilerden insan olmasını beklemeyin, olmaz öyle şey. Eğer kedilerden kedi olmayan beklentileriniz varsa hayata biraz yanlış ve sığ bakıyorsunuz demektir. Onu olduğu haliyle görkemiyle anlayabilmek ve kabul edebilmek, insan olarak bile kendinize dair bile öğreneceğiniz, anlayacağınız çok şeyin kapısını açar. O taraftan yürümeyi öğrenmeye çalışın. Sevgiye dönüp toparlarsam; insan olarak bizde de işte sevgi denen şey, merhamet ve şefkat gibi şeylerden şekillenir. Büyük oranda da hesapsızlık ve diğerkamlık içerir. Sevgi alınan bir şeyden öte verilen bir şeydir yani. Kediye o varoluşunun ötesinde minnetsizlik taşıması nasıl bir lütuf olarak işlemişse, bize de sevginin varlığı lütuf olarak işlemiştir. E biz böyle olduğumuz için de, yani gerek sevmek, gerekse sevilmek bizim hamurumuza o kadar işli olduğu için, bunların bize özgü olduğunu bile unutabiliriz bazen. Bunu anlamadan da bunsuz olan kedilerin dünyaya bakışını anlamakta zorlanırız. Her şeyi anlayamasak bile anlayamadığımız şeyleri anladığımızda bile anlayışımız gelişir oysa. Tabi muhtemelen cinsiyetçilikle suçlanacağım yine biliyorum ama kadınların bunu anlaması da erkeklere kıyasla biraz daha zordur benzer sebeplerden ötürü. Kadın türün dişisidir, daha ezoteriktir, daha bencildir ve daha kendine dönüktür çünkü. Sevgiyi erkekten daha çok arzularken, daha çok beklerken, gündeminde daha çok dile getirirken, varlığını daha bunun çevresinde şekillendirirken, ironik şekilde sevgiden de daha uzakta yaşar kadın. Hem daha talepkar pozisyondadır, hem de sunmakta daha kaotik ve zayıftır. Zorlayıcıdır yani dişi olduğu için, olmasını istediği şeyleri, olmasını istemediği şekilde zorlayarak daha derinleştirmeye çalışır kadın. Atıyorum sevgiyi bile sevgiyi sınayarak ölçme meylindedir kadın. Bu yolla da sevgiyi hem ölçer, hem de sevgi denen şeyin derinliğini nesilden nesile arttırır. Hal buyken onu da mesela öyle kabul etmek gerekiyor aynı sebeple. Kediye kedi muamelesi yaptığın gibi, kadına da kadın muamelesi yapman gerekiyor. Dönemin getirileri neticesinde erkeğe erkek muamelesi artık düzgün yapılmadığı için erkek ayağını sormayın bana, o apayrı bir tartışmanın konusu, ama o kısmı da erkek kendi dünyasında çözecek artık. Ha çözebilecek mi derseniz de çözüldüğü kadarıyla çözülecek ve büyük ölçüde de çözülemeyecek bu deli kazanı gibi görünüyor. Bu süreç artık erkeği aştığı için de kalan kısmı bizden daha kudretli ve kadim olan doğa mekanizmaları halledecek. Yani devran çökecek, sonra insanlık kendisini regüle etmiş şekilde yeniden doğacak. Sonra da elde kalanla bir kez daha ayağa kalkacak ve benzer dinamikleri bir kez daha yaşayacağız. Büyük oranda daktilo gibi sürekli geriye saran, o kadar ki toplamda neredeyse ilerlemiyormuş gibi hissettirecek kadar çok ağır şekilde ilerleyen, ama borsa vari sürekli yükselip alçalarak da bir ilerlemesi dinemiği olan bu görkemli cümbüşe de kainat diyoruz işte. Evrim denen şey de böyle çalışır. Gözlemlerimizden anladığımız ise her neyse de bir şey olmaya çalışıyor bu evren ve biz de onun parçasıyız. Bundan ötesi tatava. Konuyu yine nereden nerelere getirdim gerçekten. Bugün niyeyse bir şeyler yazasım var galiba. Bir uçtan giriyorum, yazarken yazarken laf lafı açıyor. Özetle çok da şey yapmayın. Sevin, sevilin, ama eşyalardan, hayvanlardan ve hatta insanlardan bile sırf sizde bazı şeyler var diye veya sizde onların var olduğunu sanıyorsunuz diye talepkar koltuğa oturmayın. İstediğiniz şeyleri sırf istiyorsunuz diye siz olmayanlardan almaya zorlamayın. Şeyler oldukları halleriyle vardır, bırakın oldukları halleriyle olsunlar. Sevgi sizin için o kadar önemliyse de o şeyleri sevmeye başlayarak öğrenin sevmeyi. Yoksa da hayal kırıklığı yaşamaktan bir noktada varoluşla tüm ilişkiniz bozulur. Sevgi diye yola çıksanız bile nihayetinde sevgi dahil hiçbir şeysiz kaldığınız bir yere varırsınız.
Türkçe
119
30
734
334.5K
cihan
cihan@cihanyayla·
@HSVSphere zaten amaç mailin açıldığı adresi tespit etmek değil saatini tespit etmek. adresin zaten onlarda, anlık hts kayıtların onlarda fakat erişemedikleri tek şey mailin açılış damgası. bununla isp trafiğini öncesi sonrasına göre kıyaslıyorlar. ajanlar değil hr yapıyor.
Türkçe
0
0
0
494
HSVSphere
HSVSphere@HSVSphere·
@cihanyayla tracking pixel ve isp trafiği ne alaka? çoğu mail servisi serverside fetchlediği için sadece ne zaman mailin açıldığı gözükür, açanın adresi belli olmaz
Türkçe
1
0
1
872
HSVSphere
HSVSphere@HSVSphere·
Asıl soru MİT neden SMS üzerinden yolluyor bunu, şifreleme bile yok. Operatörlerde kesinlikle ajan vardır hiç birine güvenemezsin.
Türkçe
6
0
63
8.3K
cihan
cihan@cihanyayla·
@Safia_2007 @Blahhhhhh34 and don’t forget this: the younger generation in turkey is largely deist or atheist. the islamic illusion created by the current government is temporary. but turks never forget those who stood by them. respect our lifestyle and the respect is mutual.
English
0
0
1
289
cihan
cihan@cihanyayla·
@Safia_2007 @Blahhhhhh34 any pakistani who respects how turks choose to live, secular or conservative, is a brother to us. we haven’t forgotten the support from lahore and karachi during our war of independence.
English
2
0
2
341
عبداللہ
عبداللہ@Blahhhhhh34·
I was at a Turkish mosque. After Jummah prayer I went to the Imam for salam and we were talking. When I told him I was from Pakistan, he kissed my hand. bro what have we done?”
English
352
301
7.4K
816.1K
cihan
cihan@cihanyayla·
@casiojapi let’s not pretend it’s that simple. hint: lazarus
English
2
0
4
5.5K
casio
casio@casiojapi·
never gorget that if you make a privacy protocol that actually works the glowies will come for u:
casio tweet media
English
55
144
1.9K
142.2K
Lord Bebo
Lord Bebo@MyLordBebo·
🇺🇸 INTERESTING TWIST: A woman filmed a movie about a sex trafficker. She talked to Jeffrey Epstein, thinking he was a normal guy, and told him about a sex slave—one of Jeffrey’s girls. In the end, she was told that the movie she was making was about the very same Jeffrey she had just spoken to, and she fainted. → Jeffrey ends it in classic fashion and asks, “How’s the pussy?”
Lord Bebo tweet media
English
58
781
5.6K
500.5K