C-Sener
4K posts

C-Sener
@csener06
Algoritmalar tarafsız değildir ve hak, haksızlıktan daha yücedir. Eğilmiyor diye kurdu hor görüp, iti el üstünde tutanlar utansın.
Ankara, Türkiye Katılım Nisan 2014
230 Takip Edilen134 Takipçiler
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi

Şu videoyu izleyin.
Zaten dağılan insanların yüzüne kör edebilecek bir şekilde biber gazı sıkıyor. Hiçbir nedeni yok, sadece hedef alarak sıkıyor. Emir kulları bunlar işte.
Toplumsal Muhalefet@toplumuhalif13
Polis, zaten dağılmakta olan eylemcinin doğrudan gözünü hedef alarak keyfi biçimde biber gazı sıkıyor.
Türkçe
C-Sener retweetledi

💬Dr. Levent Mazılıgüney: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Osman Kavala kararını uygulamayan hakimler, savcılar ve bürokratlarla ilgili yaptırım kararı alısın diye bir tavsiye kararı aldı.
Yalçınkaya kararının uygulanmadığını görüyor AKPM. 28 parlamenterin kabul edilen önerisinde 'Yalçınkaya kararı ve onun uygulanmayışı zaten hukukun üstün olmadığının kanıtı' diyor.
💬Av. Hatice Yıldız: Ülkeyi tazminatlara mahkum etmek, hukukun üstünlüğü endeksini aşağılara düşürmek. Bunları yapıp da biz vatanperveriz, geri kalanlar hain denmesi çok korkunç. Hangimiz zarar veriyoruz.
Vatana zarar vererek, vatanperverlik mi olur!
📺youtu.be/Pog-dZk5YPA?si…
⚖️Hukuk ve İnsan | @avhaticeyldz | @LeventisMG

YouTube
Türkçe
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi

Tarsus Kadın Cezaevi'nde, ilaçları verilmediği için vefat eden KHK'lı İngilizce öğretmeni Halime Gülsu'nun ölümünün üzerinden 8 yıl geçti. (27 Nisan 2018)
Gülsu'nun 'suçu', anne-babası hapiste olan çocuklara yardım etmekti.
Canım Halime. Yoksun ama sanki hiç 'gitmemiş' gibisin.💚
#KHKRejimiUmuduTüketti

Türkçe
C-Sener retweetledi

Burak Gül: “1600 gün beni bekleyen yavrum bana doyamadan katledildi.” Bu söz, hukukî süreçlerin ötesinde, yaşanan insânî dramın derinliğini gözler önüne seriyordu. Bir çocuğun ölümü, yalnızca bir hayatın kaybı değil; bir ailenin, bir bekleyişin, bir umudun da sonu anlamına geliyordu.
Yazık ettiler ülkeye yazık!
Okumanızı rica ediyorum.
Türkçe
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi

AİHM Kararlarını Uygulamayan Hakim ve Savcılara AKPM’den Yaptırım Çağrısı!
🔖Dün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne (AKPM) 28 parlamenter tarafından Türkiye'de hukuksuz kararlara imza atan hakim ve savcılar ile bürokratları ilgilendiren önemli bir karar tasarısı sunulmuştur. Tasarıda, Osman Kavala'nın AİHM kararlarına ve Bakanlar Komitesi tarafından başlatılan ihlal prosedürüne rağmen hâlâ serbest bırakılmamasına dikkat çekilmiştir. Tasarıda, yargı sürecinin Selahattin Demirtaş davasında olduğu gibi Osman Kavala'yı susturmak gibi gizli bir amaçla kötüye kullanıldığı ve bunun AİHS'in 18. maddesinin ihlali anlamına geldiği vurgulanmıştır. Ayrıca tasarıda, hukukun kötüye kullanılması yoluyla gerçekleşen bu hukuka aykırı tutuklamadan davada görev alan Türk savcı, hakim ve diğer yetkililerin ortaklaşa sorumlu oldukları kayda geçirilmiştir.
📌Yalçınkaya Kararı: Türkiye'de Hukukun Üstünlüğünün Bulunmadığını Gösteren Karar!
⚖️Tasarıda Kavala dışında Yalçınkaya kararına da yer verilmiş ve bu kararın "Türkiye'de hukukun üstünlüğünün bulunmadığını gösteren dönüm noktası'' niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Tasarıda yer alan tespitlere göre, AİHS'in 7. maddesi ile güvence altına alınan "kanunsuz suç olmaz" ilkesi Türkiye'de sistemik ve yaygın bir biçimde ihlal edilmiştir. Tasarı da söz konusu ihlalin dar kapsamlı olmadığına; AİHM önünde bekleyen 8.000'den fazla ve Türk mahkemeleri önünde görülen 100.000'den fazla davayı doğrudan ilgilendirdiğine yer verilmiştir.
🔖Bu bağlamda tasarı, meselenin sadece Kavala veya Demirtaş gibi belirli isimler üzerinden değil, genel bir yargı pratiği üzerinden değerlendirildiğinin göstergesidir. AİHM'in Yalçınkaya kararına aykırı karar vermeye devam eden hakim ve savcıların eylemlerinin, uluslararası merciler nezdinde yaygın bir hukuksuzluğun parçası olarak kabul edildiği görülmektedir.
🔖Tasarının sonuç ve eylem bölümünde, AKPM'nin 2518 (2023) sayılı kararına atıfta bulunularak, Avrupa Konseyi üye ve gözlemci devletleri ile Avrupa Birliği'ne somut bir çağrı yapılmaktadır. Bu çağrı, Osman Kavala'nın hukuka aykırı ve keyfi tutukluluğundan sorumlu olan savcı ve hakimler de dâhil olmak üzere ilgili yetkililere karşı "Magnitsky yasalarının" veya benzer yasal araçların kullanılarak hedefli yaptırımlar uygulanmasını içermektedir.
📍Acaba Magnitsky Yasalarının kapsamı ve ilgililer için anlamı nedir?
⚖️Magnitsky yasaları, insan hakları ihlallerine karıştığı tespit edilen kişilere karşı doğrudan ve bireysel yaptırımlar uygulanmasını sağlayan uluslararası mekanizmadır. Bu mekanizmanın amacı, yaptırımı devlete veya topluma değil, ihlali gerçekleştiren kamu görevlilerine, bürokratlara veya yargı mensuplarına yöneltmektir.
📌Bu tür yasaların Avrupa Birliği veya diğer üye ülkeler tarafından uygulanması durumunda, hedef alınan yargı mensupları ve bürokratlar için şu yaptırımlar söz konusu olabilmektedir:
🟦Seyahat ve Vize Yasakları: Yaptırım uygulanan kişilerin ilgili devletlerin sınırlarına girişi yasaklanır ve mevcut vizeleri iptal edilir.
🟥Malvarlıklarının Dondurulması: Hedef listesine alınan kişilerin yaptırımı uygulayan ülkelerdeki banka hesapları, fonları ve taşınmazları dondurulur. Bu varlıklar üzerindeki tasarruf yetkileri sınırlandırılır.
🟩Uluslararası Finansal Kısıtlamalar: Küresel finans kurumları ve bankalar, yaptırım listesindeki bireylerle ticari veya finansal işlem yapmaktan kaçınır. Bu durum, ilgili kişilerin uluslararası ödeme sistemlerine ve bankacılık hizmetlerine erişimini kısıtlar.
📍Sonuç itibarıyla bu karar tasarısı, uluslararası kurumların Türkiye'deki yargı pratiklerine yönelik yaklaşımında yeni aşamaya geçildiğini göstermektedir. Osman Kavala davası, yargının belirli kişileri susturmak amacıyla kullanıldığı tespitini içerirken; tasarıya özellikle eklenen Yalçınkaya kararı, meselenin bireysel ihlal boyutunu aşarak yapısal bir nitelik kazandığını ortaya koymaktadır. Yalçınkaya kararı, tasarıda da açıkça ifade edildiği üzere, Türkiye'de "hukukun üstünlüğünün bulunmadığını" belirten ve "kanunsuz suç olmaz" ilkesinin 100.000'den fazla dosyayı kapsayacak şekilde sistemik ve yaygın olarak ihlal edildiğini teyit etmektedir.
📍Bu tasarı, ilgili kişilerin şahsi sorumluluklarının uluslararası hukuk zemininde gündeme alınacağının önemli bir göstergesidir. Tasarı, yargıyı bir baskı aracı olarak kullananların ve Yalçınkaya kararında tespit edilen sistemik hukuksuzlukları verdikleri kararlarla sürdüren savcı ve hakimlerin ortaklaşa sorumlu olduğunu kayıt altına almaktadır. Hukuku araçsallaştırarak bu sistemik probleme neden olan ve söz konusu pratiği devam ettiren yargı mensupları ile bürokratların, şahıslarını hedef alan yaptırımlarla karşılaşabilecekleri ve eylemlerinin hukuki sonuçlarıyla yüzleşecekleri gerçeği, bu tasarıyla birlikte Avrupa Konseyi'nin somut gündem maddelerinden biri haline gelmiştir.
🔗Karar Tasarısı Linki: pace.coe.int/en/files/35993…
@AYMBASKANLIGI @TCYargitay @TC_Danistay @HSKKurumsal @EnginYl @mentes70 @YilmazAkcil1968


Türkçe
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi

Adalet Eski Bakanı, DEVA Partisi Gn. Bşk. Yrd. Sadullah Ergin:
“KHK’liler, aleyhlerine herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen ‘ben senden şüpheleniyorum, suçunu ispatlayamıyorum sen suçsuzluğunu ispatlayacaksın’ denildi.
Suçsuzluğunu ispat etmelerine rağmen maalesef işlerine dönemiyorlar.
Dünyanın hiçbir hukuk sisteminde böyle bir uygulama olamaz.”
Türkçe
C-Sener retweetledi

Adalet Eski Bakanı, DEVA Partisi Gn. Bşk. Yrd. Sadullah Ergin:
“KHK’lılar, aleyhlerine herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen ‘ben senden şüpheleniyorum, suçunu ispatlayamıyorum sen suçsuzluğunu ispatlayacaksın’ denildi. Suçsuzluğunu ispat etmelerine rağmen maalesef işlerine dönemiyorlar. Dünyanın hiçbir hukuk sisteminde böyle bir uygulama olamaz.”
Türkçe
C-Sener retweetledi

🔴 Olaya Bakın !
🔺 İran, BAE'deki o gizli bulut tohumlama ve hava durumu değiştirme merkezini vurduktan sonra…
Her şey bir gecede tersine döndü.
▪️ Türkiye, Irak ve İran birdenbire her hafta şiddetli yağmur alıyor. Sıcaklıklar tam 5°C düştü — devasa bir değişim.
▪️ Bölgenin yıkıcı kuraklığı sona erdi. Sel suları o kadar güçlü geri döndü ki, hükümet su kıtlığı nedeniyle başkenti Tahran'dan taşımayı planlıyordu.
▪️ O merkez sadece araştırma değildi. yapay kuraklık ve çölleşme tetikleyerek bölgedeki ülkelerin tarımını ve hayvancılığı yok etmek için tasarlanmıştı.

Türkçe
C-Sener retweetledi
C-Sener retweetledi

Bir KHK'lının çocuğudur YUSUF TARIK GÜL...
Ölümünde bile ayrımcılığa uğrayan
Ve cansız bedeni bir kez daha kurşunlanan çocuk.
Bir çocuk ölür: bu trajedidir.
Ama çocuklar arasında ayrımcılık doğarsa
işte o, tragedyanın ikinci perdesidir.
Çocukların adı, doğduklarında henüz tarihe bulaşmamıştır.
Onlar, hiçbir ideolojinin, hiçbir dosyanın, hiçbir geçmişin yükünü taşımaz.
Yusuf’un ismi Maraş okul saldırısında hayatını kaybedenler arasında ‘küçük’ harflerle ve parantez içinde yazıldı.
Diğer bütün öğrencilerin adı ‘BÜYÜK’ harflerle yazılırken onun adının ‘küçük’ ve parantez içinde yazıldı.
‘Ayrımcılık’ bununla sınırlı kalmadı; diğer çocukların cenazesine devlet erkanı katılıp aileye taziye mesajı sunarken, Yusuf’un cenazesine hiçbir siyasi ya da bürokrat katılmadı!
Adalet sadece mahkemede olmaz.
Bazen bir isimde olur.
Bazen bir cenazede.
Bazen bir bakışta.
Bir kelimenin yazılışı bile adaletin sınavıdır.
Çünkü kelimeler, niyetlerin en sade şeklidir.
Bir çocuğun adı küçük yazıldıysa, bu sadece bir harf meselesi değildir.
Bu, bir medeniyetin vicdanını hangi puntoda tuttuğunun göstergesidir.
Çünkü çocuklar büyük harflerle doğar.
Onların isimleri henüz kirlenmemiştir, henüz taraflara bölünmemiştir, henüz kimliklerin, dosyaların, geçmişlerin yükünü taşımaz.
Ve bir gün, bir kurşun gelir.
Bir çocuğu alır.
Asıl sualin başladığı andır bu:
Ölüm, herkesi eşitlemedi mi?
Eğer eşitlemediyse, demek ki sorun ölümde değil yaşayanlardadır.
Sadî Şirazi, Gülistanda şöyle der:
“İnsanlar bir bedenin uzuvlarıdır.”
Bir uzuv acı çektiğinde, diğerleri susamaz.
Ama eğer susuyorsa o beden artık canlı değil, alışmıştır.
Feridüddün Attar'ın o meşhur Mantık-ut Tayr'ında kuşlar hakikati ararken tek tek eksilirler, ölürler.
Ama hiçbir kuş, diğerinin yokluğunu “küçük” saymaz.
Çünkü hakikat, eksileni küçültmez eksilteni ortaya çıkarır.
İnsanlık seli tarihin puslu dehlizlerinde akarken en azından bir yerde adil olmaya çalıştı: cenazelerde.
Sophokles'in Antigone’sinde Antigone, Kralın yasaklamasına rağmen kardeşini gömer.
Çünkü bilir ki gömülmeyen beden değil, insanlıktır.
Bir çocuğun cenazesi yalnız kalıyorsa, orada eksik olan kalabalık değil eşitliktir.
Daha vahimi ise insanlıktır.
Pierre Bourdieu buna “sembolik şiddet” derdi: görünmez, ama yıkan.
Bir ismin küçük yazılması, bir çocuğun hayatını küçültmez elbette ama onu küçülten bir bakışı ifşa eder.
Harfler küçüldüğünde aslında kalpler küçülmüştür.
İngiliz ressam ve şair William Blake,
Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları'nda iki dünya kurar:
biri masumiyet
biri deneyim
Ve der ki:
Masumiyet kaybolduğunda, dünya büyümez kararır.
Yusufum gibi bir çocuğun adı, masumiyetin son kalan harfidir.
O harf bile eksiltilirse, geriye sadece deneyim kalır yani soğukluk.
Hayatı acılar ve elemlerle yoğrulmuş bahtsız ressam Arshile Gorky,
çocukluk travmasını resimlerinde taşıdı.
Onun tablolarında çocuk yoktur artık ama yokluğu vardır.
Çünkü bazı acılar çizilmez, boşluk olarak kalır.
Bir çocuğun adı eksik yazıldığında da aynı şey olur: Yazı tamamdır, ama anlam eksiktir.
Arthur Schopenhauer'da ahlak tek kelimedir: Merhamet.
Ona göre ahlak, başkasının acısını gerçekten hissedebilme kapasitesidir.
Yusufumun cansız bedeni bile merhamet görmedi.
Levinas ahlak için , “ötekinin yüzü” der durur ya.
Bir çocuğun yüzüne baktığında, orada artık hiçbir kimlik kalmaz: ne geçmiş, ne aidiyet, ne taraf.
Ak saçlı bir pir-i fani olan ve son demlerini yaşayan tarih göstermiştir ki;
bir toplum, önce çocuklarını eşit görmeyi bırakır.
Sonra ölülerini.
En sonunda da canlılarını.
Gazali o meşhur İhya'sında, kalbi anlatırken çocuğu örnek verir: kirlenmemiş, yön verilmemiş, henüz şekil almamış bir cevher.
Ne istediniz bu masum yavrudan, o masum isminden ve küçük bedeninden?
Bir çocuğun kaybı, bir bireyin ölümü değildir sadece,
yüklenmemiş bir istikbalin toprağa verilmesidir.
Adalet dediğin kayıp cevher, en zayıfın hakkıyla ölçülür.
Çocuk ise en zayıf olandır.
Bir çocuğun adı eksik yazıldığında, aslında eksilen o çocuk değildir o toplumu ayakta tutan son ince çizgidir.
O çocuk şimdi toprakta değil yalnızca,
bir cümlenin içinde eksik.
bir listede boşluk,
bir duada yarım hece,
bir annenin gözünde kapanmayan bir kapı.
Arkadaşlarının yanına yazılmadıysa adı,
bilin ki gökler onu yalnız bırakmaz.
Çünkü dünya bazen ayırır, ama toprak ayırmaz.
Yazıklar olsun çocuk ayrımcılarına.
Ve yazıklar olsun masumiyete saçılan kin ve nefret tohumlarına.

Türkçe
C-Sener retweetledi















