𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️

5.4K posts

𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️ banner
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️

𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️

@edicational_

Her çocuğun özel olduğuna inanmış bir eğitimci. Okuduklarım, altını çizdiklerim ve bana kalanlar burada.

Katılım Ağustos 2018
871 Takip Edilen1.6K Takipçiler
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
Kesinlikle hak veriyorum. Bir Dr kolay yetişmiyor. Ona hayvan deme haddini kendine hak gören insanlar yüzünden hiçbir genç tibbiyeli bu bölümleri seçmek istemiyor. Beğenmiyorsan değiştir. Bir Dr un hayvan hastam dediğini duymadım Haddini aşan hastalar kendinize gelin.
Tuğçe Doğan@tugcesbrain

Hayatının 6 yılını tıp fakültesine 28 ayını da kadın hastalıkları ve doğum branşına vermiş biri olarak -buna rağmen çok da haddim olmayarak- kısaca bir farkındalıktan bahsetmek istiyorum.

Türkçe
1
1
52
4.6K
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️ retweetledi
dücane cündioğlu
dücane cündioğlu@ducane·
İlber Ortaylı’yı kaybetmişiz, çok üzgünüm. Ailesinin, sevenlerinin, hepimizin başı sağ olsun! Hasetçilerin atıp tutmasına bakmayın, gerçek bir entelektüeldi. Kişisel hukukumuzdan da biliyorum, irfanı (görgüsü ve kültürü) ilminden çok ileriydi. Vasatlıktan, ukalalıktan, kasaba muhafazakarlığından yaka silktiği iyi bilinir. Ne ki tarihçiliğinin gereği ilkesel olarak geleneksel değerlere hürmet etmeyi hiç elden bırakmadı. [Cahil ve hödük sözcüklerini “bilgisiz” anlamında değil, bilakis “bilmediğini de bilmeyen” (gafil) anlamında kullanırdı.] Ülkemiz için hakikaten büyük bir kayıp! Kaybı, sanırım kolay kolay yerini dolduracak birinin olmadığı idrak edildiğinde daha iyi anlaşılacaktır. Nur içinde yatsın!
Türkçe
57
314
3.8K
148.2K
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
@yenisafakwriter Bugüne kadar bekledim derken , hocanın ölmesini bekkemişsiniz. Keşke karşılıklı konuşup fikrinizi söyleseydiniz de biz de dinleseydik. Ama siz de o cesaret nerde. Siz kimmm İlber Ortaylı kim. Geçelim efendim.
Türkçe
1
1
8
716
yusuf kaplan
yusuf kaplan@yenisafakwriter·
İLBER ORTAYLI BİR TARİH FELSEFECİSİ DEĞİLDİ İlber Ortaylı, büyük bir tarihçi değildi, iyi bir kronikçiydi, vakanüvis'ti. Bir tarih felsefesi yoktu. Bir tarih ekolü kurmuş öncü bir tarihçi değildi. Ve en önemlisi de, dünyaya bir medeniyet fikri sunacak çapta bir medeniyet felsefesine ve mefkûresine sahip bir tarih felsefecisi ve medeniyet felsefecisi hiç değildi. BİR BRAUDEL VEYA BİR TOYNBEE DEĞİLDİ Bir Braudel değildi yani. Bir Toynbee de değildi. İbn Haldun’u da hakkıyla tanıdığını, İbn Haldun’un tarih felsefesini özümsediğini ve aşma (!) kaygısı güttüğünü hiç sanmıyorum. “İbn Haldun’dan sonra yazılan bütün tarih kitapları, İbn Haldun’a düşülmüş birer dipnottur” diyecek bir tarih felsefesi birikimine ve derinliğine de, bizim medeniyetimizi yeniden üretecek bir derde, asabiye'ye (yaratıcı ruha ve kurucu iradeye) de sahip değildi. İbn Haldun'la ilgili bu sarsıcı ve ezber bozucu sözü bir Türk tarihçisi söylemeliydi oysa, değil mi? Ama Toynbee, söylemişti. Ancak Toynbee ayarında 10 ciltlik devâsâ “A Study of History” başlıklı bir şaheser yazabilmiş, İbn Haldun hayranı bir tarihçi, bir tarih felsefecisi söyleyebilirdi böylesine sarsıcı bir sözü. O yüzden “Civilisation on Trial” başlıklı kitabında “Osmanlı, insanlığın geleceğidir” diyebilmişti Toynbee. Çünkü tarih felsefesini iyi biliyordu, medeniyetler felsefesi yapıyordu, Batı uygarlığının felsefî olarak çöküşün eşiğine sürüklendiğini görüyordu; bir medeniyet fikri ve tarih felsefesi vardı çünkü. Braudel için de benzer gözlemleri yapabiliriz. Annales Okulu’nun bu en parlak zekâsı, “uzun ölçekli bakışı” tarihe girdiren “long duree” fikrini İbn Haldun’un iyi öğrencisi olduğu için geliştirebilmişti. Ve bu fikriyle çağdaş historiografi’de devrim yapmıştı. BİZE BİR TARİH FELSEFESİ VE MENDENİYET FİKRİ SUNMAMIŞTI Bize gelince: Halil İnalcık ile İlber Ortaylı karşılaştırılmaz bile. Ama Ortaylı, popülerliğinin konformizmini ve keyfini sürmeyi tercih etti. Yaşadığımız medeniyet krizini anlama, anlamlandırma ve aşma konusunda kapsamlı bir tarih felsefesi yapacak bir tarih felsefecisi de, medeniyet felsefecisi de değildi. Tarihimizi iyi biliyordu ama. Dünya tarihi konusunda da yoğun bir bilgi birikimine sahipti. Fakat bir medeniyet fikri yoktu ve dünyaya biz nasıl yeniden güçlü ve kuşatıcı bir medeniyet fikri sunabiliriz, diye bir sorunu da, sorusu da, bu soruyu soracak bir derdi de, tarih felsefesi de yoktu. Türkiye’nin resmî ideolojisinin icat edilmiş kurgular üzerine inşa edildiğini adı gibi biliyordu. Ama “kültürel / entelektüel iktidar” sol-seküler aparatlarda olduğu için, bu sahte ve yapay iktidara boyun eğmeyi yeğledi. Türkiye’nin önünü tıkayan prangaları aşacak bir tarih bilgisine sahip olmasına rağmen böylesine tarihî ama zorlu bir işe soyunmayı hiçbir zaman göze alamadı. Konformizme yenildi. Ülkede seküler Kemalist kültürel iktidar değil de, şeriatçı kültürel iktidar hâkim olsaydı, bu kez bu iktidara yanaşacak, konformizminden asla taviz vermeyi düşünmeyecekti bile. Ben bugüne kadar bekledim, belki vicdanı ve hakikat derdi baskın çıkar, baklayı ağzından çıkarır ve icat edilen sahte tarihi deşifre eder diye umutlandım doğrusu. Zaman zaman bunun ipuçlarını vermiyor değildi: Sözgelişi Sultan Abdülhamid onun çabasıyla aklanmıştı büyük ölçüde. Osmanlı ve tarih ilgisi ve sevgisi de onun çabalarının eseriydi esas itibariyle. Ama bu, onun büyük tarihçi olduğunu göstermeye yetmez. “Büyük âlim”, “büyük düşünür” olması ise hiçbir zaman sözkonusu bile olmadı. Büyük bir tarihçinin bu ülkeye yapması gereken en önemli katkı, ideolojik önyargılardan azâde bir yakın ve uzak tarih muhasebesi ve bir gelecek tasavvuru, herkese hayat hakkı tanıyan, Batı uygarlığı gibi dışlayıcı (exclusivist) değil, kuşatıcı (inclusivist), yok edici değil varedici, imha edici değil ihya ve inşa edici kampsamlı bir medeniyet fikri sunması olabilirdi. Ama bu mümkün olmadı, mümkün de değildi yukarıda zikrettiğim sebeplerden ötürü. #ilberortaylı #tarihfelsefesi #tarih #medeniyettasavvuru
Türkçe
66
272
1K
45.1K
yusuf kaplan
yusuf kaplan@yenisafakwriter·
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM! Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar. Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum. “GÖREVLİ” BİR ADAMDI Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı. Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti. Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı. İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti. UCUZ KAHRAMAN Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti! Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı! Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı. İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi. Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü. O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek. FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ! Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum. Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir. Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!
yusuf kaplan tweet media
Türkçe
2.8K
3.6K
11.4K
1.3M
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
İşte bu yüzden bu millet sizi sevmedi sevmeyecek. Yüzüne söyleyemediklerinizi , öldükten sonra daha defnedilmeden kusuyorsunuz. Öyle ya en iyi müslüman en iyi tarihçi sizsiniz. Geçelim efendim.
yusuf kaplan@yenisafakwriter

MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM! Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar. Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum. “GÖREVLİ” BİR ADAMDI Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı. Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti. Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı. İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti. UCUZ KAHRAMAN Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti! Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı! Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı. İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi. Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü. O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek. FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ! Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum. Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir. Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!

Türkçe
0
0
2
33
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
@TurkerToker Ve gerçekten nasıl bu kadar kalpleri körelmiş, gözleri görmez olmuş bunların anlamıyorum. Çamur balçıkla sıvanmaz,aslında bunun çok başka ifadesi var ama burada yazmıyacağım. Teşekkürler Türker Hocam 👏
Türkçe
0
0
2
690
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️ retweetledi
EDEB-İ YÂD
EDEB-İ YÂD@edebiyaad·
İlber Ortaylı: “Yatak odamda her zaman bir Osmanlı mezarlığı resmi vardır. Hatırlamak lazımdır…”
Türkçe
23
617
7.1K
172.8K
Hamza Aydoğdu
Hamza Aydoğdu@drhamzaydogdu·
Engel Tanımayan Bir Hikâye: Ayşe Yalçın. ​ Bazı insanlar vardır; dünyayı ayaklarıyla değil, kocaman yürekleriyle adımlarlar. 32 yaşındaki Ayşe Yalçın, o dev yürekli insanlardan biri. Ertuğrul Gazi Anadolu Lisesinde memur olarak görev yapan Ayşe kızımız, hayat enerjisini tekerlekli sandalyesine sığdıramayan, her engeli tebessümüyle aşan bir ilham kaynağı... ​ Ayşe kızımızın bir hayali vardı: Ergan Dağı’nın o bembeyaz zirvesinde özgürce süzülmek. Biz sadece o hayale eşlik ettik. Ayşe, karın üzerindeki o ilk süzülüşüyle tekerlekli sandalyenin bir engel değil, sadece bir araç olduğunu; asıl özgürlüğün ruhumuzda başladığını herkese kanıtladı. ​ "Peki ya gökyüzü?" diye sordu sonra. ​"En büyük hayalim bir kuş gibi özgürce uçmak" dediğinde, o hayali bulutlarla buluşturmak bizim için bir gönül borcu oldu. Ayşe aldığı paraşüt eğitimiyle yakında gökyüzünde hayallerine kanat açacak. ​ Hayat, "Yapamazsın." diyenlere inat, Ayşe’nin cesaretiyle çok daha güzel. ​ İyi ki varsın Ayşe! Senin cesaretin, hayal kurmaktan korkan herkese örnek olsun. Ömrün de kalbin kadar güzel olsun.
Türkçe
11
13
144
4.4K
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
@drhamzaydogdu Hayallerin gerçeğe dönüşebileceğini gösteren harika bir örnek. Tabi bu ancak nerede olabilir? Erzincan. Yine fark yaratan farkındalığın tavan yaptığı,engelli bireylerimizin hayallerini gerçeğe dönüştüren harika bir etkinlik. Tebrikler 👏👏
Türkçe
0
0
1
43
Dr.Hakan Akelma 🩺
Dr.Hakan Akelma 🩺@hakanakelma·
Çocukluğum kolay geçmedi. Üniversiteye hazırlandığım yıllara kadar sokaklarda tatlı ve simit sattım. Soğuk sabahlarda tezgâhın başında dururken içimde hep başka bir hayatın hayali vardı. Yurt dışında bir laboratuvarda, adı bilinmeyen ama yaptığı işle iz bırakan bir bilim insanı olmak istiyordum. İmkânlarım sınırlıydı. Kendi gücümle ancak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirebildim. Maddi şartlar nedeniyle yedi yıl pratisyen hekimlik yaptım. Uzmanlığı ancak 2009 yılında düşünebildim. Hayat biraz gecikmişti belki; ama insanın ayağa kalkmak için bir yaşı yoktur. Ben de geç kalmış bir hayatın içinden yeniden doğrulmaya karar verdim. Kendi başıma yazılar yazdım. Makaleler üretmeye çalıştım. Kimseden hazır bir yol almadım; tırnaklarımla kazıya kazıya ilerledim. 2017 yılında doktor öğretim üyesi oldum. Üç yıl sonra, 2020’de doçent unvanını aldım. Ve bugün… Mardin Artuklu Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’na profesör olarak atandım. Mutlu muyum? Evet, çok. Hayallerimin tamamı gerçekleşti mi? Hayır. İçimde hâlâ başka ufuklar var. Ama şunu biliyorum: İnsan, hayallerinin hepsine ulaşamasa da yürüdüğü yolu onurla yürüyebilir. Benim hikâyem tam olarak budur. Bu süreçte en büyük gücüm, her an yanımda olan, beni motive eden, arkamı toplayan kıymetli eşim oldu. Ona minnettarım. Kadro sürecinde gösterdikleri teveccüh için üniversite yönetimine teşekkür ediyorum. Ve bu başarıyı üç oğluma armağan ediyorum. Onlar bilsinler ki emek, sabır ve inat; insanı hiç ummadığı kapılardan geçirir. En çok da annemin bunu görmesini isterdim. Yaşasaydı… Ama bir yerlerden gördüğünü, gurur duyduğunu ve mutlu olduğunu hissediyorum. Bu his bana yetiyor.
Dr.Hakan Akelma 🩺 tweet media
Türkçe
397
88
3.2K
70.8K
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
@ervalilik Ne büyük olgunluk omuzlarındaki o ağırlığı bile sevgiyle yüklenmiş Çilem. İnsanlık, sevgi,merhamet, fedakarlık hepsi içiçe.Bir insanlık dersi.Allah yardımcısı olsun ve hep yanında olsun inşallah.Sayın valim @drhamzaydogdu iyi ki varsınız ,hep iyilik götürün gittiğiniz her yere
Türkçe
0
0
1
89
Erzincan Valiliği
Erzincan Valiliği@ervalilik·
Bir Güzel Aile… Ramazanın 3. günü insanlığın kalbine misafir olduk… Orada merhamet vardı. Orada fedakârlık vardı. Orada insanlığın en saf hâli vardı. Çilem… 28 yaşında. Ablası Pınar 41. Abisi Ramazan 39. İkisi de özel gereksinimli insanlar. Annelerini çocuk yaşta kaybetmişler. Babalarını ise üç yıl önce toprağa vermişler, dün gibi… Hayat, bazı insanlara erken büyümeyi öğretir. Çilem de öyle büyümüş. İşletme mezunu… Belki kendi hayatını kuracak, kendi yoluna gidecekti. Ama o sevgi ve merhamet yolunu seçmiş. Anne ve babasından gördüğü sevgiyi yarım bırakmamış. Ablası ve abisi özel ilgiye muhtaç diye çalışmayı bırakmış. Hayatını onlara adamış. Hikâyeyi dinlerken bir an… O odada nefesler tutuldu. Boğazlarımız düğümlendi. Sözler anlamını yitirdi. “Seninle gurur duyuyoruz” dediğimizde, Gözlerini indirdi ve öyle bir cümle kurdu ki… “İnsanlar beni takdir ediyor ama bu benim için sevdiğim bir sorumluluk.” İşte o an anladık… Bazı insanlar fedakârlık yaptığını bile düşünmez. Çünkü onların mayasında sevgi vardır. Bir cümle daha söyledi… Bir aileyi, bir terbiyeyi, bir mirası özetleyen cümle: “Biz sevgi dolu bir aileydik. Annemden babamdan ne gördüysem onu yapıyorum.” İnsan, gördüğünü yaşar. Gördüğünü taşır. Gördüğünü çoğaltır. Abi ve ablasının sağlık problemleri var. Ama yüzünde şikâyet yok. Yorgunluk var belki… Ama isyan yok. Biz de bu mübarek ayın bereketine sığınıp bir müjde verdik. İnşallah 15 gün içinde bu sevgi dolu aileyi yeni evlerine taşıyacağız. Çünkü bazı evler dua ile ayakta durur. Bazı insanlar alkışla değil, Allah’ın rızasıyla büyür. Bugün şunu bir kez daha gördük: Merhamet bir eğitim meselesidir ama özü Allah vergisidir. Sevgi, insanın içine yerleştirilmiş ilahi bir emanettir. Çilem… Allah senden razı olsun. Sen bu toplumun harcısın. Mayasısın. Sarsılmaz bağısın. İnsanlık hâlâ ayaktaysa, Bu senin gibi görünmeyen kahramanlar sayesinde. Bugün Ramazan’ın üçüncü günüydü. Ama biz bugün, Dağ gibi bir merhametin karşısında saygıyla eğildik…
Türkçe
31
174
1.2K
21.6K
𝓐𝔂𝓽𝓮𝓷 𝓖. 📚🖊️
Ermeni soykırımı var deyip kendi ülkesine ihanet eden ve bu sayede Nobel ödülü alan birisinin kitabını okumam.istediginiz kadar linçleyebilirsiniz. Ha bu arada, bir kitabında da Atatürk'e hakaret etmişti. Farkettiniz mi nasıl pr ve reklamı yapılıyor. #masumiyetmüzesi
Türkçe
0
0
7
144