Susan G
336.4K posts

Susan G retweetledi
Susan G retweetledi

Türk Gençlerine Örnek Olan Çiftçi: İsviçre ve ABD'den Başarıya Ulaşan Bir Öykü;
11 yaşında İsviçre’ye gitmiş. ABD’de Davranış Bilimleri üzerine akademik kariyer yapmış. Birkaç yabancı dili çok iyi seviyede konuşabiliyor.
Tüm dünya peşinde ama o ülkesine yatırım yapıyor.
2008’de herkesi şaşırtan bir karar alıyor: Çiftçi olacak.
Ve ülkesine dönüp Feyz Çiftliği’ni kurdu.
Bugün Sencer Solakoğlu:
📍 6000 dönüm arazide tarımsal üretim yapıyor.
📍 2000 hayvanlık süt çiftliğini besliyor.
📍 Günde inek başına 40 litre süt ortalamasına ulaşmış durumda.
Üstelik hayvan yemini de kendi üretiyor, gübresini yine tarlada değerlendiriyor.
Ahırdan sağım sistemine kadar her şeyi kendi kurdu.
Çalışanlarını kendisi yetiştirdi.
Her adımda akademik çalışmaları takip ederek, bilinçle hareket ediyor.
Sadece patron değil, gerektiğinde işçi.
Süt işiyle uğraşıyor aslında…
Kurduğu çiftlik, dünya süt verimliliğinde ilk 10 içerisinde!
Ama farkı şu: Yemini kendi yapıyor.
Toprağı ekiyor, biçiyor, araştırıyor, deniyor.
Yabancı çiftçiler ve heyetler sık sık gelip çiftliği inceliyor.
Hem teknolojik hem teknik olarak örnek bir üretim modeli ortaya koyuyor.
Ekiyor, biçiyor ve üretiyor.
Yeni üretim teknikleriyle herkese örnek oluyor.
Türkiye’yi olayların öncesinden haberdar etmeye gayret ediyor, öngörülerini iletiyor.
Başarıları daim olsun.👏🏻👏🏻

Türkçe
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi

2002 senesinde New York'ta avukatlık yapıyordum. Yüzlerce avukatın beraber çalıştığı o büroda farklı milletlerden gelen çok sayıda meslektaşım vardı.
Milli takımımız Dünya Kupası'nda Brezilya'ya kadar tırmanırken oynadığı mücadeleci futbolla da her an oradaki tüm çevremden övgüler alıyordu.
Özel bir kimliğimiz vardı. Kalecimiz Rüştü'nün savaş boyalarını, İlhan Mansız'ın sonradan rakibimiz de olacak olan Japonya'da kızların ayılıp bayıldığı samuray hallerini, Son Mohikan Ümit Davala'yı, en stresli maçlarda halı saha hareketleri yaparak kendine güven resitali veren Tugay Kerimoğlu'nu ve Hasan Şaş'ı tüm dünya konuştu. Çetin ve mücadeleci bir Türk kimliği ve algısıyla bağdaştırdılar.
Bunun yurt dışındaki Türk ve Türkiye algısına olumlu etkilerini bizzat yaşadım. Hem Dünya Kupası esnasında hem de takip eden yıllarda. Sportif başarının kendisi kadar ve hatta belki bundan daha çok, ortaya bir kimlik koymuş olmak etkiliydi. Dünya Kupası, bir vitrin. Ulusların futbol anlayışları ile kendilerini ayrıştırdıkları bir platform.
Elimizde olağanüstü kaliteli bir kadro var. 2002'de Dünya Kupası'na giden kadromuzun uluslararası tecrübesinden daha yüksek uluslararası tecrübeye sahip ve teknik olarak da ona denk bir kadro. Orta sahasında Okan Buruk ve Emre Belözoğlu olan bir milli takım kadar dirençli ve mücadeleci olamayabilir, ama tek tek bakıldığında teknik olarak ve kalite yönünden daha üstün bir milli takım bu. Ancak karakteri henüz oturmuş değil.
TFF Başkanı'nın "en karakterli milli takım" tartışmalarının içine çekilmek istemiyorum. Karakterle ilgili olarak söylemek istediğim o değil. O konuda bir cümle kuracak olursam, hukukçu yaklaşımıyla, "karakter konusunda tanıklık edecek tanığın kendisinin karakterle ilgili en ufak eksiğinin olmaması beklenir" derim. Bir TFF Başkanı için, ülkemize milli forma ile hizmet vermiş kadrolar arasında mukayese yürüterek eski Türkiye yeni Türkiye sinyallemesi yapma gayretlerine girmek başlı başına bir karakter sorunu. Bunu yapan bir kişinin karakter analizini ve tanıklığını geçerli kabul edemiyorum.
Benim kast ettiğim bu milli takımımızın henüz kendine ait bir oyun karakterini oturtamamış olması. Bunun Montella ile ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, 2002'de Dünya Kupası'na giderken de, Şenol Güneş'le ilgili olarak "bu yükü taşıyabilecek mi" tartışması çıkarıldığını ve onun "ben kamyon muyum ki yük taşıyayım" söyleminin bile vizyonsuzluk olduğunu düşünenlerin çoğunlukta olduğunu hatırlıyorum. Şu noktada "Montella değiştirilsin" diyecek değilim. Ancak bu görüntümüzle elimizdeki kadronun futbol karakteri anlamında hakkını veremediğimiz açık.
Dünya Kupası vitrininde, kendisinden söz ettiren, maçları heyecan uyandıran, ortaya bir kimlik koyan takımlar beğeni topluyor ve ülkelerine fayda getiriyor. Tipik İtalyan yaklaşımıyla "1-0 olsun bizim olsun" yolu yürümeye çalışan takımlar hem sportif başarıyı yakalayamıyor hem de vitrinde oldukları süreyi keyif ve taraftar üretme anlamında etkili kullanamıyorlar.
Bu yönden ben Montella ile veya Montella'sız olması yönünde oy kullanmaksızın Dünya Kupası'nın özelliklerine uygun ve kendini oyun kimliği ile ayrıştıran bir milli takım kurgusuna yönelmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kadro budur ve heyecan vericidir. Ancak o heyecanı veremeyecekleri kutulara ve çerçeveler sokuluyorlar.
Roberto Carlos'a Brezilya'dan futbol öğreten hareketlerle girişen kendine güven için, futbolcuları bireysel oyun karakterleri ile serbest bırakan bir modele ihtiyacımız var. Bu, disiplinsizlik değil. Bu, Dünya Kupası'nın hem ekonomisi hem de futbolu gelişmekte olan ülkeler için ne anlama geldiğini iyi anlamak. Kendini "herhangi bir takım" olmaktan ayrıştıran özelliklerini doğru vurgulamak. Milli takımımızın Dünya Kupası gelene kadar yapmaya ihtiyaç duyduğu çalışmanın bu olduğunu, belirli bazı oyuncularını renkleri ve özellikleri ile serbest bırakmaya kafa yorması gerektiğini, düşünüyorum.
Türkçe
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi

"Romulus Aeternae nondum formaverat Urbis moenia"
-Albius Tibullus (c. 55-19-18 a. C.). Elegie
[...] Roma vivrà, Roma non perirà che con l'ultima città degli uomini".
-Marguerite Yourcenar. Memorie di Adriano.
@racic_visnja
"Roma Città Eterna"
🎥SPECTACULAR
Italiano
Susan G retweetledi

"Güzel bir akşam dileğiyle..."🌿




🌍Semih Lim 📚✏️@LimSemih
Deniz Manzarası, 🎨 John Singer Sargent, 1875 Deniz Manzarası, 📸 S.L., 31.03.2026 Güzel bir akşam dileğiyle...
Türkçe
Susan G retweetledi

Et girmeyen yere dert girer
@serefoguz ekonomim.com/kose-yazisi/et…
Türkçe
Susan G retweetledi

Türk Gençlerine Örnek Olan Çiftçi: İsviçre ve ABD'den Başarıya Ulaşan Bir Öykü
11 yaşında İsviçre’ye gitmiş. ABD’de Davranış Bilimleri üzerine akademik kariyer yapmış. Birkaç yabancı dili çok iyi seviyede konuşabiliyor.
Tüm dünya peşinde ama o ülkesine yatırım yapıyor.
2008’de herkesi şaşırtan bir karar alıyor: Çiftçi olacak.
Ve ülkesine dönüp Feyz Çiftliği’ni kurdu.
Bugün Sencer Solakoğlu:
📍 6000 dönüm arazide tarımsal üretim yapıyor.
📍 2000 hayvanlık süt çiftliğini besliyor.
📍 Günde inek başına 40 litre süt ortalamasına ulaşmış durumda.
Üstelik hayvan yemini de kendi üretiyor, gübresini yine tarlada değerlendiriyor.
Ahırdan sağım sistemine kadar her şeyi kendi kurdu.
Çalışanlarını kendisi yetiştirdi.
Her adımda akademik çalışmaları takip ederek, bilinçle hareket ediyor.
Sadece patron değil, gerektiğinde işçi.
Süt işiyle uğraşıyor aslında…
Kurduğu çiftlik, dünya süt verimliliğinde ilk 10 içerisinde!
Ama farkı şu: Yemini kendi yapıyor.
Toprağı ekiyor, biçiyor, araştırıyor, deniyor.
Yabancı çiftçiler ve heyetler sık sık gelip çiftliği inceliyor.
Hem teknolojik hem teknik olarak örnek bir üretim modeli ortaya koyuyor.
Ekiyor, biçiyor ve üretiyor.
Yeni üretim teknikleriyle herkese örnek oluyor. Türkiye’yi olayların öncesinden haberdar etmeye gayret ediyor, öngörülerini iletiyor.
Başarıları daim olsun.

Türkçe
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi
Susan G retweetledi

Ardía, en varios cercos recogido,
del crispante cabello en torno, el oro,
que en bellos lazos coronado adoro,
dichoso en el dolor del mal sufrido.
Vibraba el esplendor esclarecido
-Fernando de Herrera, 1534-97
💒Catedral de Sevilla- Puerta S. Cristóbal o Príncipe
@gueda02496042

Español
Susan G retweetledi




















