Afşîn et-Turkî

16K posts

Afşîn et-Turkî banner
Afşîn et-Turkî

Afşîn et-Turkî

@falconofturk

Ideologue and Memer, Sunnī-Atharī-Uthmānī, Shield of Quraysh and Mawla of Umayyads, Mad Turk, buzlu intikam gurmesi, zındık avlama timi onursal başkanı, evli

Katılım Aralık 2024
1.5K Takip Edilen3.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
Uzun bir ara veriyorum. Birkaç haftaya Podcastlara kaldığım yerden devam edeceğim. Takibe almanızı ve istifade etmenizi öneririm. Sizlere bambaşka, içinde bulunduğunuz gerçekliğe cuk oturan ve tüm kafa karıştıran taşları oturtan bir bakış açısı vaad ediyorum.
Afşîn et-Turkî@falconofturk

YouTube hesabım. Özel sebeplerden ötürü birkaç ay paylaşım olmadı. İnşallah 3-4 haftaya podcastlar gelecek. 1. Gerekçeli kitap listesi (seri) 2. Suriye’yi bekleyen jeopolitik, teopolitik, sosyopolitik gelişmeler ve bizlere etkisi. 3. ACM’ye reddiye @afsinmalatiturki?si=bjsh8lDPIIo0AwHv" target="_blank" rel="nofollow noopener">youtube.com/@afsinmalatitu

Türkçe
10
3
41
241.7K
Afşîn et-Turkî retweetledi
Ender Korkmaz
Ender Korkmaz@Env1d2er·
1-) İslam öncesi Türkler tüccarların belirgin olduğu topluluklar değildi. Mesela Göktürklerde ticaret büyük oranda Soğdların elindeydi. Türkler ise ticaret yollarını korurdu. 2-) İslam’dan sonra, Emevî ve özellikle Abbasî hâkimiyeti altında Türklerde tüccar sınıfı gelişmeye başladı. 3-) Ancak Abbasîlerin son döneminden itibaren ve ardından Selçuklu düzeninde Sasani orijinli ikta sisteminin uygulanması, mülkiyet yapısını derinden yaraladı. Bu da uzun vadede ticareti ikinci plana iten bir etki doğurdu. Devlet memuru/asker olmak tüccar olmaktan avantajlı ve kolay hale geldi. 4-) Osmanlılar iktayı tımara evirerek ve Fatih'ten itibaren aşırı merkeziyetçi politikalarla Müslüman sınıfın ordu-bürokrat ve ulema sınıfların dışındaki gelişim sahalarının hemen hemen tamamının önünü kapattı. Türk unsur büyük oranda savaş ve devlet rantına bağımlı hale getirildi. 5-) Cumhuriyet döneminde özellikle Demokrat Parti sonrası sağ siyaset Türkleri yine memurluk, emeklilik gibi kamu rantiyesine bağımlı hale getirerek Türk üretici sınıfları baltaladı. #Tarih #Türk #Selçuklu #Osmanlı
Derviş Çelebi@DervisanW

Osmanlı'da müslüman nüfusun sermaye ilişkisi hakkında okuma yaparken şöyle bir tarihsel çizgi çizmek lazım; Modernite öncesi çağlarda Bursa, Erzurum, Üsküp gibi şehirlerin zengin yahut tüccar denilecek güruhu büyük ölçüde müslüman nüfustu. Ancak Kapitalist - modern sermaye kendisine bu mezkûr şehir ve nüfustan başka bir ağ yarattı. Ermeni, Yunan ve Yahudi nüfustan gelen zenginler ya da tüccarlar bu coğrafyada Kapitalist sermayenin buradaki ağının en verim alan mensupları oldular. Burda şunu eklemek lazım; Osmanlılar III. Selim ve II. Mahmud döneminde kendi sermayelerini ya da kendi sanayilerini yaratmaya çalıştılar. Hatta Osmanlı devleti İzmir gibi yabancı sermayenin olduğu şehirlerde devlete bağlı gayrimüslime ya da ayan denilecek müslümana çeşitli teşvikler veriyor. (Tâbi kendi gücü nispetinde) Yani tabiki de müslüman zengin ve tüccar var ama o da kapitalist ağın içine girerek "frenkleşiyor". 1914 e geldiğimizde İTC bu ağdaki gayrimüslim zengin nüfusun birikimini millileştiriyor. Mesela baltazzi ailesinin olması lazım 1914 deki kapitülasyon kaldırılması sonrası zararını Lozan Barış antlaşması sırasında istiyorlar ama devlet vermiyor.

Türkçe
0
3
7
170
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
@AhmetK73690 O küçük kız ve erkek için. Küçük kızdan ve erkekten kasıt buluğa henüz ermemiş kız ve erkek.
Türkçe
1
0
0
9
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
Hanefîlerin en otorite referans kitabı, Ebû Hanîfe’nin talebesi Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî’nin “Kitâb’ul Asl” adlı eserinden naklen. Not: Muhammed bin Hasan “Bize ulaştı ki” diye girdiği cümlede Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve kendisini birlikte kast ediyor. Arapça orijinali aşağıda
Afşîn et-Turkî tweet mediaAfşîn et-Turkî tweet mediaAfşîn et-Turkî tweet mediaAfşîn et-Turkî tweet media
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric

Sen dün “İmam’ı Azam şöyle dedi” diye imama söz isnad ettin. Ben de kaynak sordum. Buldun mu onu Mebsutta yoksa İmam’ın adına üfürmek caiz mi ?

Türkçe
5
2
30
7.4K
Ahmet Turan Kılınçlı
Ahmet Turan Kılınçlı@AhmetK73690·
@falconofturk Hocam kız ve erkeğin baliğa olduktan sonra seçim hakkı yok mu işte evlenmek istemezse veya her neyse çünkü İslamweb zoraki evlilik yoktur falan diyordu kız zorlanmamalı falan diyordu.
Türkçe
1
0
0
15
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
@okaykaya_58 Bu Iraklı rivayet’te Mehdî lafzı geçmediği gibi bu rivayet sadece Tirmîzî ve İbn Hanbel tarafından ilk “sahîh” denilip yaygınlaştırıldı. Iraklılar (Kûfe ve bir kısım Basra) Şîa’nın merkeziydi. Ne Muvatta ne Buhârî nede Müslim bu rivayetlerden herhangi birini almışlar.
Türkçe
0
0
0
17
Kemalist Devrimci
Kemalist Devrimci@okaykaya_58·
@falconofturk Mehdi inancı zaten Selefi Salihin döneminde girmiştir Ehli Sünnet'e ve Şia'ya. Zayıf olsa bile Ebu Hureyre'den nakledilen mehdi hadisleri var. "Kıyametten önce ümmetimden bir adam, ismimle anılan biri olarak çıkacak ve adaleti tesis edecek" gibi.
Türkçe
0
0
1
24
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
Sadece Yahudilerin „Mesîh’i“ değil. Aynı zamanda Şîa’nın “Mehdî”si. 12. İlâhçıların “Mehdî”si 1000 senedir yaşıyor ve ölmedi. Bunun batıl olduğunu söylediğinizde verdikleri örnek Deccal oluyor (evet bu oldu). Biz de “Ha yani Mehdî’niz bizzat Deccal’in kendisi” diyoruz :)
Oğuzhan@AugustSchaetz

Müslümanların ve Hristiyanların "Deccal" olarak kodladığı ahir zaman şeytanının, Yahudilerin beklediği "Mesih" olması d::

Türkçe
2
2
9
1.3K
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
@okaykaya_58 Sünnîliğin temeli Selef-i Sâlihîn’e ittibadır. O temele ittiba etmeyen her Sünnîlik iddiası en hafif tabirle hatalıdır. En azından ittiba etmediği hususta. Mevcut duruma bakıp Sünnîliği bırakmak ne ilmî nede ahlâkî. Ki “Mehdî diye bir şey varsa ben Ehl-i Sünnet olmam” diyen yok.
Türkçe
1
0
1
74
Kemalist Devrimci
Kemalist Devrimci@okaykaya_58·
@falconofturk Mehdi'nin sonradan Sünniliğe girdiği doğrudur; ancak bu inancın özüne işlemiştir. Neredeyse her muhaddis fıkıh itikat kelam alimi mehdiyi kabul eder. Sonradan girdi diye inançta olmaz diye bir şey yok. Sünnilikte mehdi vardır. Kurancılık'ta yoktur, Kurancı olursan o ayrı.
Türkçe
2
0
1
50
Yusuf Keskin
Yusuf Keskin@yusufkeskin_044·
Hanefîler Buharî hadislerini reddetme yolunu tercih etmezler. Eğer onda bulunan bir hadis ile amel etmiyorlar ise, Ya o rivayetin nesh olduğunu, Ya farklı bir uygulamaya işaret eden Buharîde bulunmayan başka bir hadise ulaştıklarını, Ya daha sahih olan başka bir rivayete+
Türkçe
2
1
27
3.5K
Afşîn et-Turkî retweetledi
Tâlib
Tâlib@TalibTRB·
⚫ ŞİRK bir felsefedir: — İlk önce ilah tenzîh edilir. — Ardından fiillerden ta'tîl edilir. — Ardından sıfatlardan ta'tîl edilir. — Ardından çok uzak görülür. — Ardından bağlantı kopar. — Ardından aracılar devreye girer. — Aracılar ulaşılamaza ulaşırlar. — Dua ve ibadet edilirler. — Dua ve ibadetleri iletirler. — Şefaat ederler. 💠 İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye bunu Nûniyyesinde şöyle tarif eder: — «Bil ki; Şirk ve Ta'tîl, var olduklarından beri hiç şüphesiz birbirinin yoldaşıdırlar. Her muattil, her zaman ve kaçınılmaz olarak (aynı zamanda) bir müşriktir; bu, apaçık bir gerçektir. Çünkü kul; belayı defedecek ve insanın muhtaçlığını giderecek bir varlığa (fıtraten) muhtaçtır. Tüm ihtiyaçlarında O’na yönelir ve güven bulmak için O’na sığınır. Şayet Allah’ın vasıfları, fiilleri ve her mekanın üzerindeki yüceliği nefyedilirse; Kullar (sığınacak bir merci bulamadıkları için) O’ndan başkasına sığınırlar. İşte bu (yöneliş), o inkar ve ta'tîl cihetindendir. Dolayısıyla sıfatları yok sayan (muattil), hakikatte tevhidi de yok saymıştır. İşte bunlar, birbirine bağlı iki "ta'tîl"dir. Bu iki durum da Nuh’tan (aleyhisselâm) Kur’an ile gönderilen (Efendimize) kadar tüm rasullerin lisanıyla reddedilmiş ve geçersiz kılınmıştır.» والله المستعان
Türkçe
0
4
14
352
Afşîn et-Turkî retweetledi
Tâlib
Tâlib@TalibTRB·
ATEİZM'DEN ŞARTLI İSTİFA Ateizm'den şartlı olarak istifa eden bir kişi, ya her ayeti ve hadisi şartlarına göre tevil eder, ya her ne zaman şartlarını ihlal eden bir ayet veya hadisle karşılaşsa, şartlı kabul ettiği dinden irtidâd eder, ya da şartlı olarak kabul ettiği dinin münafığı olur nefsî veya birtakım dünyevî menfaatleri uğruna. 💠 Allâh Te'âlâ ise Kur'ân'da bu durumu şöyle açıklar: — «İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a ancak (şekk ve şart ile) bir kıyı üzerinde ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa onunla mutmain olur. Şayet başına bir fitne gelirse, yüzüstü (irtidâd ederek dinden) döner. O, dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık hüsran budur.» (Hac Suresi, 11) 💠 İmâm es-Sem'ânî bu ayetin tefsîri hakkında şöyle demiştir: — «"İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a ancak bir kıyı/kenar üzerinde (alâ harfin) ibadet eder." (Hac, 11) Mucâhid şöyle demiştir: "Yani şekk/şüphe üzerinde (ibadet eder)." Zeccâc ise şöyle demiştir: "Bir kenar üzerinde" demek; dine tam yerleşmiş bir şekilde girmemek, ona tüm benliğiyle dahil olmamaktır. Yine denilmiştir ki: "Allah’a bir kenar üzerinde ibadet eder" ifadesi; "zayıflık üzere" demektir. Tıpkı bir şeyin tam kenarında/ucunda duran kimse gibi; ayağı zayıf basar ve (zemini) istikrarlı değildir. Bazıları da; "bir yön/taraf üzerinde" (alâ cihetin) demiş ve bu "yönü" şöyle tefsir etmişlerdir: — "Eğer kendisine (umduğu) bir hayır dokunursa onunla mutmain olur." Yani iman üzere sabit kalır, ondan razı olur ve ona sükûnetle bağlanır. — "Şayet başına bir fitne gelirse..." Yani (umduğunu bulamayıp) bir imtihan, sıkıntı veya bela gelirse; — "Yüzüstü geri döner." Yani topukları üzerinde (eski haline) geri döner ve dinden çıkıp (mürted olur). — "Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir." Dünyadaki kaybı; umduğu ve talep ettiği şeylerin elinden kaçıp gitmesidir. Ahiretteki kaybı ise; ateşte ebedi kalmasıdır.» 💠 Hâfız el-Beğavî bu âyetin tefsîri hakkında şöyle demiştir: — «"İnsanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’a ancak bir kıyı/kenar üzerinde ibadet eder." (Hac, 11) "Müfessirlerin çoğu; bunun "şüphe içinde" (alâ şekkin) demek olduğunu söylemişlerdir. Kelimenin aslı; bir şeyin kenarı, ucu, kıyısı ve tarafı manasına gelen "harf"ten gelir. Bir dağın veya duvarın kenarında durup da orada sabit/istikrarlı olamayan kimsenin durumu gibidir. Dinde şüphe içinde olan kimseye; dinin (merkezinde değil de) bir kenarında ve kıyısında olduğu, ona sebat ederek ve tam yerleşerek girmediği için "Allah’a bir kenar üzerinde ibadet ediyor" denilmiştir. Bunun asıl manası; bir dağın uçurum kenarında duran kimse gibi sarsıntılı ve kararsız olmasıdır. Duruşundaki zayıflıktan dolayı, o kenarın iki yanından birine (uçuruma) yuvarlanma ihtimali her an mevcuttur. Şayet onlar (her halükarda); bollukta şükrederek, darlıkta ise sabrederek Allah’a ibadet etselerdi, "bir kenar üzerinde" (kararsız) olmazlardı. Hasan el-Basrî şöyle demiştir: "O münafıktır; Allah’a kalbiyle değil, sadece diliyle ibadet eder."» 💠 Yine Hâfız İbn Kesîr ise bu âyetin tefsîri hakkında şöyle demiştir: — «Mucâhid, Katâde ve diğerleri; "bir kıyıdan/kenar üzerinde" (alâ harfin) ifadesini; "şüphe içinde" (alâ şekkin) şeklinde açıklamışlardır. Diğerleri ise bunu; "bir uçta/kenarda" (alâ tarafin) olarak açıklamışlardır. Dağın kenarına da "harf" denilmesi bundandır; yani dağın en uç noktası/kıyısı demektir. Bunun manası şudur: O kişi dine (tüm benliği ile değil, ancak) en uçtan/kıyıdan girmiştir. Eğer umduğu şeyi bulursa istikrar sağlar; aksi takdirde hızla uzaklaşıp (dinden çıkar).» 💠 Maverdî, Kurtubî ve Şevkânî ise, ayetteki "ala harfin"in (ala şartin, yani); şart üzere anlamına da geldiğini de belirtmişlerdir. — Şayet bu ayet ve tefsirleri üzerinde yeterince tedebbür ve tefekkür edilirse, bir çok eski şartlı ve şüpheli ateistin esasında Allah'a tüm benliğini değil, ancak şartlı imanını sunduğunu görür. Şayet hevâsı ile umduğunu bulursa kenarda kıyıda bir süre sabit kalır, şayet hevâsı ile umduğunu bulamazsa riddet uçurumuna yuvarlanıp eski haline döner. والله المستعان
Türkçe
0
2
7
398
Afşîn et-Turkî retweetledi
Tâlib
Tâlib@TalibTRB·
GİZLİ ATEİSTLİK; BİR NİFAK PROFİLİ Mu'tezile ve Cehmî kafalı reformistler Hanefîliği truva atı olarak kullanıp, Sünnî çizgiye bir alttan bir üstten vuruyorlar. Hanefî kitle de bunları pohpohlayıp alkışlıyor. İleride "ühü ühü" yok ama kendi kitlenizden Sahîh Buhârî ve Sahîh Muslim'i dinamitleyen gençler çıkarsa. Gizli ateistlik bir nifak profilidir. Allâh ﷻ bize bu profili şöyle açıklıyor: — «Onlara: İnsanların (yani Muhâcir ve Ensârın) iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (aklı kıt, ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Bilin ki, asıl sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).» (Bakara Sûresi, 13) Hemen devamında ise şöyle buyurur ﷻ: — «(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran küfür ve şirk önderleri) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: "Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz" , derler.» (Bakara Sûresi, 14) Saf ve katıksız, ilk dönem Sünnî literatürünü, Sahâbe, Tâbi'în, Buhârî, Muslim, Abdullah bin el-Mubârek, Sufyân es-Sevrî, İbn Uyeyne, Mâlik, eş-Şâfi'î, Ahmed, İshâk ve benzeri imamların elinden alırsanız, elinizde ne Mu'tezile, ne Cehmî, ne Murcie, ne de başka bir akımın literatürü kalmaz. Ve o dönem sadece bu iki hendek vardı. Mu'tezile ve Cehmîler de (ki çoğu Hanefî fıkhına tâbî idi) açıkça Sahâbe ve Tâbi'în imamlarını cehâletle ve kıt akıllı olmakla suçluyor ve hatta imamları tekfir ediyorlardı bir çok konuda. Daha sonra bunların tinerle inceltilmiş, lakin daha tehlikeli hale gelmiş olan kelam ekolü versiyonları ortaya çıkmıştır ve bu sefer "Sünnî" adıyla "Sünnîliğe" vurmaya başlamışlardır. Günümüzde de bir benzeri yaşanıyor ve Sünnî esas ve ilkeleriyle taban tabana zıt olan görüş ve fikirler savunmalarına rağmen, Sünnî çizgideymiş gibi meydanda at koşturuyorlar ve zehri, alıştıra alıştıra yavaş yavaş veriyorlar. İmâm Ebû Nasr es-Siczî [ö. 444] ise 1000 yıl önce bu durumu şöyle tarif ediyor: "Daha sonra Ehl-i Sünnet; bu (Mutezile ve benzerlerinden) sonra, kendilerinin 'ittibâ ehli' olduğunu iddia eden bir toplulukla imtihan edildi. Bunların zararı, Mutezile ve diğerlerinin zararından daha fazladır. Bunlar: - Ebû Muhammed bin Kullâb, Ebû’l-Abbâs el-Kalânisî ve Ebû’l-Hasan el-Eş'arî'dir. - Onlardan sonra ise: Sicistan’da Muhammed bin Ebî Terîd (Ebû Mansûr el-Mâturîdî), Basra’da Ebû Abdullah bin Mucâhid; - Bizim zamanımızda ise Bağdat’ta Ebû Bekr el-Bâkıllânî, Horasan’da Ebû İshak el-İsferâyînî ve Ebû Bekir bin Fûrek’tir. Bunlar, Mutezile'nin bazı sözlerini reddederler; fakat Ehl-i Eser’e, Mutezile'ye reddiye verdiklerinden daha fazla reddiye verirler. Bunlardan sonra ise Kerrâmiyye ve Sâlimiyye ortaya çıktı ve onlar da çirkin sözler söylediler. Bunların tamamı, insanları Sünnet’e muhalefet etmeye ve hadisi terk etmeye çağıran dalâlet önderleridir. Kendilerinden çekindikleri veya heybetinden korktukları bir 'ittibâ ehli' (hadis âlimi) onlara hitap ettiğinde: 'İnancımız aslında sizin söylediğinizdir, biz kelâmı sadece düşmanlarla münazara etmek için öğreniyoruz' derler. Oysa söyledikleri bu söz yalandır; sadece hadis ashabının kendilerini kınamaması için bu şekilde gizlenmektedirler. Kim benim bu sözümü inkar ederse, onların (kelâmcıların) söylediklerine uygun bir hadis getirsin! Allah’a hamdolsun ki buna asla bir yol bulamazlar. Ve Peygamber ﷺ’den şöyle dediği sabit olmuştur: «Ümmetim adına en çok saptırıcı imamlardan korkarım»." (es-Siczî, Risâletu's-Siczî ilâ Ehli Zebîd, s. 346) Günün sonunda bu Mutecehhim sözde Sünnî ekolü, ya aslında Sünnî olmadıklarını ve selef âlimlerine ve Ehli Hadis ulemânın akîdelerine açıkça düşman olduklarını ilan edecekler, ya da akîdelerini gizleyen münâfıklar gibi meydanda at koşturmaya devam edecekler. Bunun Elif-Bêsi böyledir. Lâmı Cîmi yoktur. Hakkı bâtıl ile, bâtıl hakk ile ancak bir yere kadar karıştırabilirler. Er ya da geç Hakk zâhir olur ve bâtıl zelîl olur, herkes de kendi hendeğinde oturur. Ama sonra olan, yine sapan kitlelere olur. Ateistken şartlı müslüman olan tiplerden hayır beklemeyin. O bir balondur. Şişer ve patlar. Sünnî menhec ve akîde ise bâkî kalır, Allah'ın emri gelinceye kadar. والله المستعان ولا حول ولا قوة إلا بالله
Türkçe
0
2
11
758
Afşîn et-Turkî retweetledi
Serdengeçti
Serdengeçti@young_ottomans·
Karadeniz'in hırçın dalgalarında takası parçalandı, altı defa uçağı düştü ama her seferinde sağ kurtuldu. Ölüm onu her zaman arzu ettiği gibi kafirler tarafından şehid edilerek buldu. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz sözünün vücud bulmuş halidir Enver Paşa.
Türkçe
0
11
66
5.8K
s.
s.@israsdiary·
Hüküm Allah'ındır. Bir kimse, bir kimsenin iman veya küfrüne hükmetme yetkisine sahip değildir. Dolayısıyla bunu yapan kişi şirke girer. Yanlışım varsa buyrun düzeltin.
Türkçe
22
1
59
3.2K
Afşîn et-Turkî retweetledi
‏المدغاوي
‏المدغاوي@frossfross1·
From 9th to 10th century the Umayyad remnants/Andalusian Muslims controlled parts d southern France, parts of northern Italy and parts of Switzerland that connected the Alpine mountains along the coast south of France. Which gave them a strong control in west of Mediterranean.
‏المدغاوي tweet media‏المدغاوي tweet media‏المدغاوي tweet media
English
2
9
40
996
ali
ali@Yolvehayat83191·
@falconofturk Bu konuda ulvan, tureyfi, İbn useymin gibi ulemaya ne diyecez şimdi.
Türkçe
1
0
0
93
Afşîn et-Turkî
Afşîn et-Turkî@falconofturk·
@AhmetK73690 Protestanlık denilince içine Kilise geleneğini komple atan da giriyor sadece ilk dönem Kilise geleneğini kabul eden de.
Türkçe
1
0
1
57
Ahmet Turan Kılınçlı
Ahmet Turan Kılınçlı@AhmetK73690·
@falconofturk İşte onu diyorum yoksa Kalvinizm Anglikanizm Presbiteryanizm falan bunlar çok Kurancı gibi. Hele Kalvinizm de Kilise Geleneğine ters olan görüş bile var yani iktisadi açıdan.
Türkçe
1
0
0
49