Fatih Algül 🇹🇷

3K posts

Fatih Algül 🇹🇷 banner
Fatih Algül 🇹🇷

Fatih Algül 🇹🇷

@fatihalgul58

@esad_cosan talebesi, Öğretmen, @AKRA_media, TA7ALU

Katılım Haziran 2012
750 Takip Edilen843 Takipçiler
Fatih Algül 🇹🇷
Fatih Algül 🇹🇷@fatihalgul58·
@yilmaznazif Olmaktan ölmeye kadar herkes bu dünyada bir iz bırakıyor muhterem hocam. Emanet makamlar bu izler için önemli araçlar. Şahidiz siz de yevmi âhirde karşılık bulacak çok müstesna izler bıraktınız. Başta Hafız İHO projeleri olmak üzere bu ülkenin gençliğine hayredecek +
Türkçe
5
0
8
3.6K
Kuzzat Altay
Kuzzat Altay@Kuzzat_Altay·
Terki dünya olmak, gidip dağlarda yaşamak caiz midir? Yoksa, sorumluluklarımızdan kaçmış mı olacağız? Görüşleriniz nedir?
Türkçe
90
6
63
13.4K
Fatih Algül 🇹🇷
Fatih Algül 🇹🇷@fatihalgul58·
Derin tezgahlar ile gaflet arasında gidip geliyoruz. Yaşananlarda kimin hedefe konduğuna bakmak gerekir. Mayası milletin tezgahında dokunmuş yiğitleri hedefe koyanlar, kötülüğün ateşi iyilere yaklaşırken kirli hesap yapanlar da kaybedecek. Sabır! #YusufTekininyanındayız
Türkçe
0
0
0
287
Fatih Algül 🇹🇷
Fatih Algül 🇹🇷@fatihalgul58·
Müslümanca yerli ve milli duruşu sebebiyle düşmanlık edilen Milli Eğitim Bakanımız #YusufTekininyanındayız Nitekim bu güruh Ramazan etkinlikleri sebebiyle de bakanımıza saldırmışlardı. Duamız eğitimimizin tamamen İslam ahlakına uygun şekilde güncellenmesi yönündedir.
Türkçe
1
0
0
138
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
Turan Kışlakçı
Turan Kışlakçı@turankislakci·
İbn Battuta, 21 yaşında evinden ayrıldı; aslında 16 ay sürmesi gereken bir hac yolculuğunu tamamlamak üzere yola çıktı. Fakat tam 29 yıl sonra geri döndü. Haritaya bakın—gerçekten bir “odysseia” yaşamış bir adam. 117.000 kilometrelik yolculuğundan bazı önemli kesitleri derledim: 🔸 24 Şubat 1304’te Tanca’da, İslam hukukçuları ve kadılardan oluşan bir ailede doğdu. İsmi kelimenin tam anlamıyla “ördek yavrusunun oğlu” demektir. 🔸 Bir kadı (İslam hukuk hâkimi) olarak yetiştirildi. Bu unvan, ziyaret ettiği her kıtada ona kapılar açacaktı—ve o da bunun farkındaydı. 🔸 Evden tek başına, bir eşeğe binerek ayrıldı. Mekke yolunda öyle şiddetli bir ateşe yakalandı ki, düşmemek için kendini eyerine bağlamak zorunda kaldı. Yine de devam etti. Bu, yolculuğunun bir modeli hâline geldi. 🔸 Yolculuğun başlarında, İskenderiye’de, Şeyh Burhaneddin adlı bir zat ona Hindistan’a, Sind’e ve Çin’e gideceğini ve orada belirli âlimlerle karşılaşacağını söyledi. İbn Battuta tam da bunu yaptı ve bu kehaneti şaşkınlık belirtmeden kaydetti. 🔸 1326’da haccını tamamladı, ardından Mezopotamya’ya giden bir kervana katıldı. Kuzey Afrika sahillerinde bir yerde, seyahat etmeyi sevdiğini keşfetmişti. 🔸 Katıldığı kervanlardan biri adeta hareketli bir şehirdi. Durduklarında yoksullar için dev bakır kazanlarda yemek pişirilirdi. Kendi pazarları, lüks malları ve taze meyveleri vardı. Geceleri tüm kervan boyunca meşaleler yakılır, karanlık âdeta gündüze çevrilirdi. 🔸 Sonrası neredeyse özetlenemez: İran, Irak, Azerbaycan, Yemen, Afrika Boynuzu, Mogadişu, Kenya ve Tanzanya kıyıları, Kırım, İstanbul, Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Sri Lanka, Sumatra, Çin, Mali… Sahra Çölü’nü geçti, Büyük Kanal’da yol aldı, Pekin, Hangzhou ve Guangzhou’yu ziyaret etti, hatta Çin Seddi’ni gördüğü rivayet edilir. 🔸 Toplamda 117.000 kilometre. Bu, Zheng He’nin 50.000 km’sini ve Marco Polo’nun 24.000 km’sini aşar. Bunu bir görev, sponsor ya da donanma olmadan yaptı. 🔸 Yöntemi zarifti ve tek bir gerçeğe dayanıyordu: 1325’te İslam dünyası Fas’tan Malay Yarımadası’na kadar uzanıyordu ve Arapça bilen, şer‘î ilimleri bilen bir âlim her yerde misafir edilirdi. 🔸 İbn Battuta bunu ustalıkla kullandı. Saraylara âlim olarak girdi, kadı olarak atandı, hediyeler aldı, maiyetler oluşturdu, yerel evlilikler yaptı ve sonra yola devam etti. 🔸 Gittiği her yerde ölüm ritüellerini bir antropolog soğukkanlılığıyla kaydetti. Türkiye’de hükümdar annesi için 40 gün yas, İran’da düğünü andıran cenazeler, bazı yerlerde kölelerin ölüyle birlikte gömülmesi… Hepsini yazdı ve yoluna devam etti. 🔸 Delhi’de sultan onu başkadı yaptı. Hükümdar, cömertlik ve zulmün tuhaf bir birleşimi olarak tanımlanıyordu. İbn Battuta arkadaşlarının idamını izledi, her gün kendi hayatından endişe etti ve sonunda gözden düştü. Sultanı bir psikolog hassasiyetiyle anlattı. 🔸 Sonra hayatını kurtaran gemi kazası geldi. Çin’e elçi olarak gönderildi, yüzlerce hediye yükledi—at, köle, altın… Cuma namazına gittiği için gemiyi kaçırdı. Fırtına çıktı, gemiler battı. Her şey yok oldu. O ise hayatta kaldı ama Delhi’ye dönmeye korktu, Maldivler’e gitti. 🔸 Maldivler’de kadı oldu, yönetici aileyle evlendi, siyasete karıştı, hatta sultanlık için bile hamle yapmaya yaklaştı. Durum tehlikeli hâle gelince ayrıldı. 🔸 Haydutlardan, gemi kazalarından ve sultan şüphesinden kurtuldu. Bir keresinde soyuldu ve sadece pantolonuyla kaçtı. Kervanına yürüyerek yetişti ve devam etti. 🔸 Rihle adlı eserinde 60’tan fazla sultan ve 2.000’den fazla önemli şahsiyetle karşılaşmasını anlatır. Neredeyse her sarayda kendine yer buldu. 🔸 Hiç günlük tutmadı. Tüm hatıraları zihninde taşıdı. Yıllar sonra anlattığında, 29 yıllık yolculuğunu hafızasından yeniden kurdu. 🔸 Bazı âlimler Çin kısmının başka kaynaklardan alındığını düşünür. Onun anlatımı ile Marco Polo’nunki arasında benzerlikler vardır. Notları olmadığı için bunu kanıtlayamazdı. Devamı++++++👇
Cards of History@GodPlaysCards

Ibn Battuta left home at 21 to complete a religious pilgrimage that should have taken sixteen months. He came back twenty-nine years later. Just look at the map, he is a man that truly lived an odyssey. I've gathered some highlights from his 117.000 kilometer journey. Here we go: 🔸Born February 24, 1304, in Tangier, Morocco, into a family of Islamic legal scholars and judges. His name, literally, means "son of a duckling." 🔸Trained as a qadi, a Muslim judge with authority over religious and civil matters. That credential would open doors on every continent he visited. He was smart enough to know it. 🔸Left home riding alone on a donkey. On the road to Mecca he developed a fever so severe he had to tie himself to his saddle to avoid collapsing. He kept going. That became the pattern. 🔸In Alexandria, early in the journey, a holy man named Sheikh Burhanuddin told him he would travel to India, Sind, and China, and meet specific scholars there by name. Ibn Battuta did exactly that. He recorded the prophecy without apparent amazement. 🔸Completed the hajj in 1326, then joined a caravan heading into Mesopotamia. He had discovered, somewhere along the North African coast, that he simply loved to travel. 🔸One caravan he joined functioned as a moving city. When it stopped, food was cooked in giant brass cauldrons for the poor. It had its own markets, luxury goods, and fresh fruit. At night they lit torches along the entire length of the column, turning the darkness into what he described as radiant day. 🔸What followed is almost impossible to compress. Persia. Iraq. Azerbaijan. Yemen. The Horn of Africa. Mogadishu. The coast of Kenya and Tanzania. The Crimea. Constantinople. Central Asia. India. The Maldives. Sri Lanka. Sumatra. China. Mali. He crossed the Sahara. He rode the Grand Canal. He visited Beijing, Hangzhou, and Guangzhou, and reportedly saw the Great Wall. 🔸117,000 kilometers in total. That surpassed Zheng He's 50,000 and Marco Polo's 24,000. He did it without a mission, a sponsor, or a navy. 🔸His method was elegant and entirely parasitic on a single fact: the Islamic world in 1325 stretched from Morocco to the Malay peninsula, and everywhere within it, a scholar who could speak Arabic and recite the law was guaranteed hospitality. 🔸Ibn Battuta exploited this with genius. He arrived in courts as a learned man, was appointed qadi, collected gifts, gathered a retinue, married locally, then left. 🔸He documented death rituals everywhere he went with the detachment of an anthropologist. In Turkey, forty days of mourning for a ruler's mother. In Iran, a funeral that resembled a wedding celebration. In some regions, slaves and concubines buried alive with the deceased. He recorded all of it and moved on. 🔸In Delhi, the Sultan appointed him grand qadi of the city. His employer was a ruler described as an extraordinary mixture of generosity and cruelty. Ibn Battuta watched friends executed regularly, feared for his own life daily, and eventually fell into disgrace. He wrote about the sultan with a psychologist's precision, terror and fascination running through every line. 🔸Then came the shipwreck that saved his life. Appointed as the sultan's ambassador to China, he loaded ships with hundreds of gifts including horses, slaves, and gold. He missed the departure to attend Friday prayers. The ships sank in a storm. Everything was gone. He was alive, stranded, and too afraid to return to Delhi to explain what had happened. He sailed to the Maldives instead. 🔸In the Maldives he served as qadi, married into the ruling family, got involved in local politics, and came close to making a play for the sultanate itself. He found the situation too dangerous and moved on. 🔸He survived bandits, shipwrecks, and a sultan's suspicion. On one occasion he was robbed and escaped with nothing but his trousers. He caught up to his caravan on foot and kept going. 🔸By the end, the Rihla records encounters with over 60 sultans and more than 2,000 prominent figures. He made himself welcome, or at least useful, in virtually every court he entered. 🔸He kept no journal. Everything he recorded, he carried in his head for decades. When he finally dictated the whole account, he reconstructed twenty-nine years of travel entirely from memory. 🔸Some scholars believe sections describing China were lifted from earlier authors. His account and Marco Polo's share suspiciously similar passages. He had no notes to prove otherwise. 🔸Near the end of his life, the Sultan of Morocco insisted he dictate the whole account to a scholar. The result was titled A Gift to Those Who Contemplate the Wonders of Cities and the Marvels of Travelling, now known simply as the Rihla. 🔸Then he was appointed a judge in Morocco and vanished from history. He died in 1368 or 1369. His work was unknown outside the Muslim world until the nineteenth century. 🔸His contribution to geography is considered as great as that of any geographer, yet for centuries he appeared in no textbook, Muslim or Western. To conclude: Ibn Battuta did not set out to be an explorer. He set out to fulfill an obligation and found he could not stop. What he produced, one man's firsthand account of the medieval Islamic world from Morocco to China, is a document with no equivalent in any other civilization of its era. Marco Polo had backers, a trade route, and a famous name. Ibn Battuta had a credential, a memory, and an inability to go home. As always, if you have a figure that should be honored and immortalized with a card, I'd love to hear your suggestions.

Türkçe
12
204
1K
120.7K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
TRT HABER
TRT HABER@trthaber·
“Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır...” Vatan ve millet sevdalısı #MuhsinYazıcıoğlu aramızdan ayrılalı 17 sene oldu...
Türkçe
98
1.4K
4.9K
140K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
AKRA Media
AKRA Media@AKRA_media·
Sen! Kazanırsın Allah’ım (c.c), Elyasa’ya selam olsun. Allah’ım (c.c) Zülkifl’e selam olsun. Allah’ım (c.c) Muhammed’e selam olsun. Bu; rüya değil, masal, hikâye, roman değil! Film, tiyatro değil, felsefe, ihtimaller değil, okuyarak şahit olduğun, başkasına ait bir hikâye değil! Vücuduna batan dikendeki gerçek hissiyat misali, tam manasıyla, bütün uyaranlarıyla, aklına, gönlüne, yaşam odağının eksenine hitap eden bir müjde / uyarı mesajıdır. Bilmelisin, anlamalısın, ölçüp biçmeli, analiz etmelisin. Uyandığın yeni gün, egonun, dürtülerinin, bomboş hayallerinin peşinde ziyan olmasın. Ölümün varlığı, gerçekliği ve kaçınılmazlığı gibi, aldığın kararların, çizdiğin, izlediğin, takip ettiğin yolun, yaşantının, sonrası yargılanacaksın, mes’ulsün, kaçamazsın, kurtulamazsın, tekrarı yok hayatının. Tüylerin ürpersin, kalbin korku ve endişeden güm güm atsın, yüreğin ağzına gelsin, dizinin bağı çözülsün, için cız etsin; bu sensin, yanındaki arkadaşın, dostun, yoldaşın değil. Pişman ol, çıkış ara, çabala, çamur bataklığında boğulup gitme. Allah’ın (c.c) vaadi gerçektir, haktır. O’nun ipine sarıl, o ip, o ipe sarılacak irade sende. Allah’a (c.c) yönelir, yalvarırsan, çabalarsan; bil ki, Allah (c.c) afvı sever, kuluna onun gayretini, samimiyetini görür, merhamet eder, temizler, hidayete erdirir. O severse kurtulursun, kazanırsın. Bu kazandığın beş yıldızlı tatil değil, haram para değil, anlık zevk değil, uçucu, geçici, sanal zevklerle uçmak değil. Rabbi’nin hoşnutluğu, sonsuzluk, esenlik, cennet ve nimetleri. Kazanırsın!.. Sen istersen. M.N.C. #MNC #Bayram
Türkçe
4
118
249
4.9K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
Savaş Ş. Barkçin
Savaş Ş. Barkçin@SavasSBarkcin·
Eskiden beri bizde laiklik lafını ortaya atanların büyük kısmı örtülü İslâm düşmanlarıdır. Batı'dan aldıkları bu kavramın anlamını dahi bilmezler. Laiklik devlet ile dinin değil, devlet ile kilisenin ayrılması demektir. İslâm hayatın tamamını kuşatır. O yüzden laik olamaz.
Türkçe
5
281
1.3K
18.9K
Fatih Algül 🇹🇷
Fatih Algül 🇹🇷@fatihalgul58·
@mutlakmahiyet Bu fotoğraf o gün ağız kapatanlara güzel bir cevap. Kardelenler tüm olumsuzluklara rağmen açtı. Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır
Fatih Algül 🇹🇷 tweet media
Türkçe
0
1
3
654
Fatih Algül 🇹🇷
Fatih Algül 🇹🇷@fatihalgul58·
@mutlakmahiyet Kendisi Almanya'da. Tahmin edebileceğiniz gibi fonlanıyormuş. Malum sol örgüt ve dernekler tarafından.. Ama keşke zamanında suç duyurusunda bulunulsaymış. İyiki ahiret var
Türkçe
0
0
9
326
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
Serdengeçti
Serdengeçti@Serdengecti_111·
Es'ad Coşan Hocanın, 28 Şubat sürecinde yaptığı meşhur konuşması!
Türkçe
27
814
3.2K
71.2K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
ismail kılıçarslan
ismail kılıçarslan@kilicarslan_is·
Madem öyle ciddili yazayım. Ahalisi Müslüman olan bir ülkede Ramazan ayının çocuklar nezdinde bir neşeye, bir şenliğe dönüşmesi gayet doğaldır. Devletin bakanlıkları vesair mekanizmaları ile bu neşeye, bu şenliğe kaynak aktarması, imkan sağlaması tabiidir. İster Müslüman olsun, ister başka dinden gündeminde Ramazan olmayan ailelerin ve çocuklarının bu neşeye, bu şenliğe katılmaması da elbette normaldir. Normal olmayanı şudur. Sözgelimi 31 Aralık akşamları devlet bütün gücüyle meydanları, yolları, trafik düzenini yılbaşı gecesine göre düzenler ve biz yılbaşı ile hiç ilgilenmeyen insanlar olarak "buraya niye kaynak aktarıyorsun?" demeyiz devlete. Ne bileyim ben, Kars'a hiç trenle gitmedim ama devletin Kars'a tren yapmasını son derece normal bulurum mesela. Diyeceğim şudur: Ahalisi Müslüman bir ülkede Ramazan neşesi, Ramazan atmosferi var diye kızılmaz yahu. Katılmazsın, sükut geçersin falan ama mesela "niye çocuklara Ramazan ile ilgili kitap dağıtıyorsunuz?" diye yükselmenin manası nedir? Yahu şöyle düşünün. Siz senelerce bizi Kamalizmle, yılbaşı ile, Batı ile ilgili enforme ettiniz de ne oldu? Kamalist olmadık, yılbaşı kutlamadık, Batıya iman etmedik. İki kitap dağıtıldı, bi ilahi patladı gitti diye bir şey olacağı yok yani. Sadece Müslüman ahali, hassasiyetleri bunca gözetildi diye sevinçli. Sizin üzülmenizi gerektiren bir şey yok ortada.
Türkçe
37
239
1.1K
29.9K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
Server Kürsü
Server Kürsü@serverkursu·
Bu Ramazan tüketici olma durumundan, üretici olma durumuna geç... #ServerKürsü #oruç #Ramazan
Türkçe
2
67
270
5K
Fatih Algül 🇹🇷 retweetledi
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan@esad_cosan·
"Ramazan Ayı; bizim yıllık hayatımızda ibadete doğru kademe kademe, derece derece yükselişimizin merhaleleridir.." 🌙 18 Şubat Çarşamba akşamı ilk teravih namazımızı kılacağız. 🌙 19 Şubat Perşembe günü ilk orucumuzu tutacağız. #MahmudEsadCoşan #Ramazan
Türkçe
0
51
273
6.3K